Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsDoğu Anadolu Bölgesinin kuzeydoğusunda yer alan Kars, doğuda Ermenistan, güneydoğuda Iğdır, güneyde Ağrı, batıda Erzurum, kuzeyde de Ardahan ili ile çevrilidir İl toprakları yüksek dağlarla kuşatılmış ve genelde batı-doğu doğrultusunda uzanan akarsularla derin biçimde yarılmış geniş bir plato görünümündedir İlin Kuzeyini Kabak, Kısır ve Akbaba Dağları ebgebelendirir Dumanlı Dağı (2 699 m ) ilin başlıca yükseltisi olup, doğusunu engebelendirmektedir Güneyinde ise Karasu ile Aras Dağlarının uzantıları yer almaktadır İlin belli başlı yükseltileri ise; Sarıkamışın güneyinde Çamyazıya doğru uzanan Süphan Dağı (2 909 m ), Allahuekber Dağları üzerindeki Allahuekber Tepesi (3 120m ), Kars Ovasının yakınlarında uzanan Ağadeveler Dağı (2 423 m ), Hacıhalil Dağı (2 366 m ), bu dağın kuzeyinde yer alan Borluk Dağı (2 450 m ), Arpaçay vadisinin güney kesimlerindeki Tarhan Dağı (2 617 m), Çıldır Gölü yakınlarındaki Kısır Dağıdır Bunların yanı sıra, Karsın kuzeydoğusunda Yağlıca Dağı (2 970 m ), Sarıkamışın güneyinde ise Aladağ (3 134 m ) yer almaktadır ![]() Erzurum-Kars platolarının doğu kesimini oluşturan, il topraklarının orta kesimindeki düzlükler 2000-2200 m yüksekliğindedir Büyük bir plato özelliği gösteren il topraklarının %51i platolarla, % 19u ovalarla, %30luk kısmı ise dağlık ve tepelik alanlarla kaplıdır Karsın bulunduğu alan, jeolojik devirlerde 3 Zaman sonu ile 4 Zaman özelliği göstermektedir Bazalt, andezit ve killi bir toprak yapısı gösterir Kuzey kısımlar tamamen bazalt nitelikte olmasına karşılık vadi ve ovalarda değişik örtüler tespit edilmektedir İl alanlarında sönmüş, yuvarlak volkanik tepeler ve bunlardan çıkan lav ve küllerin çevreye yayılması sonucunda yaylalar ile ovalar oluşmuştur Türkiyede yüksek ovalara en güzel örnek olarak Kars ovaları gösterilmektedir Bu ovalar Allahuekber Dağları ile Sarıkamış-Kars platosu arasında doğuya doğru açılan büyük çöküntü oluğunda yer almaktadır Özellikle Kars Ovası 2 500 km2lik alanı ile Doğu Anadolunun en geniş ovasıdır ![]() Akarsu vadileri boyunca sıralanan ovaların arasında yer alan Kars Platoları, Aras Vadisine doğru alçalır Bu platolar doğudan kuzeydoğuya doğru genişler ve yükseklikleri de artar Kars platoları kalın bir volkanik tüf tabakası ile kaplı olup, yükseltileri 1500 ile 2000 m arasında değişir Bu platoların geniş ve dalgalı olan kesimlerinde küçük düzlükler ve çöküntü gölleri bulunmaktadır Kars platoları Sarıkamışın güneyinden başlayarak doğuda Arpaçay vadisine, kuzeyde Başgedikler düzlüğüne kadar uzanır Platonun Sarıkamışın güney ve doğusuna düşen kesimleri ormanlarla kaplıdır İl topraklarını Aras Nehri sulamaktadır Batıdan il topraklarına giren Aras Nehri, Kağızman yöresinde genişleyerek, kuzeyden gelen Arpa Çay ile birleşir, Iğdır Ovasını suladıktan sonra Türkiye sınırlarından dışarı çıkar Kars ilinde irili ufaklı çok sayıda göl bulunmaktadır Bunların başlıcaları Çıldır Gölü (bir kısmı Ardahan ili toprakları içerisinde yer alır), Aygır Gölü, Kuyucuk Gölü, Turna gölleri ve yapay Arpaçay Baraj Gölüdür Deniz seviyesinden 1 768 m yükseklikteki Karsın yüzölçümü 9 442 km2 olup, toplam nüfusu 182 495tir ![]() Doğu Anadolu Bölgesinin en soğuk bölgesinde yer alan Karsta yüksek yayla iklimi görülmektedir Kışlar uzun ve sert, yazlar ılık ve serin geçer Bu bölgenin iklim, Türkiyede soğukların en yüksek dereceye çıktığı ve uzun sürdüğü yerdir Bunun nedeni, yüksek dağ sıralarıyla denizlerin ılımanlaştırıcı etkisinden ayrılması, yüksekliğin fazla olması, Kış mevsiminde Büyük Asya Kara Kütlesi üzerinde yerleşen soğuk ve ağır hava kütlesi (Sibirya yüksek basınç merkezi)nin buraya kadar sokulmasıdır İlin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır Yetiştirilen başlıca ürünler, arpa, buğday, çavdar, fiğ, mısır, soğan, patates, şeker pancarıdır Ovalarda sebze ve meyve üretimi yapılır Kayısı, karpuz, elma, kavun, erik ve armut yetiştirilir Az miktarda da ceviz, üzüm, salatalık, domates ve lahana yetiştirilir Hayvancılıkta ise büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmaktadır Mor Karaman Koyunu, kıl keçisi, sığır ve süt ineği yetiştirilmekte olup, buna dayalı olarak mandıralarda kaymak tereyağı, peynir üretilir Ayrıca pastırma ve kavurma yapımı da çok yaygındır Kıl, yün ve yapağı da keçe, kilim, heybe dokumacılığı yapılır Arıcılık ön plandadır ![]() Karsın kalkınmada öncelikli iller arasında olmasından ötürü, Et balık Kurumu Kars Kombinası ve Süt Endüstrisi Kurumu, Kars SEK Mama Mamülleri İşletmesi, yem ve çimento fabrikaları vardır Küçük sanayi de oldukça yaygındır İl yer altı kaynakları yönünden zengin olmamakla beraber, Kağızman yöresinde kaya tuzu, asbest, magnezit; Sarıkamış yöresinde perlit, tuz yatakları ve maden suyu kaynakları bulunmaktadır Kars Anadolunun en eski yerleşim alanlarından birisidir Tarih öncesi çağlardan itibaren sürekli bir yerleşimin burada olduğu, arkeolojik araştırmalar sonucu, özellikle höyük ve mağaralardaki buluntulardan anlaşılmaktadır Alt Paleolitik Çağa ait buluntulara Susuz ilçesi, Cilavuz Dere düzlükleri ile Kars Platosunda rastlanmıştır Bunlar, şölyen-aşölyen tipte işlenmiş bir el baltası; Ağzıaçık Suyunun batısındaki düzlüklerde oval çevreli , iki yüzü çok güzel işlenmiş, ucundan biraz kırılmış bir diğer aşölyen baltası; Ani çevresinde ele geçen bir el baltası; Yazılıkayanın yaklaşık 6 km güneyinde, Tombultepe yamaçlarında püskürük kayalardan yapılmış, şölyen tipte el baltaları ve iri yongalardır ![]() Orta Paleolitik Döneme ait Musteryen tipi bir alet Borluk Vadisinde; Yazılıkaya Tombultepe yakınındaki Kurbanalan mağarasında da benzeri aletlere rastlanmıştır Yörede Üst Paleolitik Döneme ait avcılık ve toplayıcılığın farklılaştığı, araç gereç yapımının geliştiği, bulunan aletlerden anlaşılmaktadır Bu dönemde duvar resimleri de ortaya çıkmıştır Camışlı Köyünün batısında, Aladağın doğu yamaçlarındaki Yazılıkayada bazalt yapılı bir kayanın dik ve düzgün yüzünde biri büyük, biri küçük iki panoya rastlanmıştır Bu panolarda insan ve hayvan figürlerine yer verilmiştir Dağ keçileri, geyikler ve eşeklerden oluşan bu figürler, bu dönemde avcılık ve toplayıcılığın yaygın olduğunu göstermektedir Ayrıca Kurbanalan Mağarasında Prof Dr Kılıç Köktenin yaptığı araştırmalarda da Üst Paleolitik Döneme ait, taş araç ve gereçler bulunmuştur Prof Köktenin yapmış olduğu araştırmalarda Paleolitik Dönemden sonra Mezolitik ve Neolitik Döneme tarihlenen araç, gereç ve duvar resimleri ortaya çıkarılmış, çevrede menhirler, dolmenler ve kromlekler bulunmuştur Kağızmanın güneyinde Mısır Dağının olduğu yerde yapılan araştırmalar ve Ani ile Azat Gölündeki höyüklerde Kalkolitik Dönemin sürdüğünü gösteren buluntular ortaya çıkarılmıştır Bakırla kalayın karıştırılması ile elde edilen tunç aletlere Yazılıkayadaki küçük deney çukurunda ve Kurbanağa Mağarasında rastlanmıştır Ayrıca burada el yapımı çanak çömlekler ile yapı kalıntılarına ait olduğu sanılan iri taş yığınları ile karşılaşılmıştır ![]() Kars yöresi MÖ IX yüzyılda Urartu egemenliğine girmiştir Urartu Kralı II Sardur MÖ VIII yüzyılda Sevan Gölünün batısındaki toprakları ele geçirmiş, daha sonra Kimmerler ve İskitler yöreyi istila etmiş, Medler de MÖ 560da Urartu egemenliğine son vermiştir Bazı tarihlerde MÖVI Yüzyıldan başlayan Armeniai Krallığının ve Prensliklerinin burada hakim olduğundan söz etmektedirler Pers yönetimi altında Satraplık görevini üstlenen bu prensliklerin başlıcaları Orontes Hanedanı (MÖ 400-200), Artaksias Hanedanı (MÖ 200) idi Romalılar Artaksias hanedanından II Tigranı yenerek bölgeyi ele geçirmişlerdir Romanın Araxes eyaleti olan yöre, Romalılar ile Partlar arasında sürekli el değiştirmiştir Bu yöre daha sonra Sasanilerle Bizanslılar arasında da çekişmeye neden olmuştur VII yüzyılda Arap akınları buraya kadar ulaşmış ve IX yüzyıla kadar da Araplar buraya egemen olmuştur Arapların denetiminde kurulan Ermeni yönetimlerinden Bagratlı Hanedanının bir kolu Ani ve Karsta hüküm sürmüştür Bizanslılar 1045te yöreyi ele geçirmiştir XI yüzyılın ortalarında Selçuklu akınları başlamıştır Selçuklu hükümdarı Alpaslan 1064te yöreye hakim olmuş, merkezi Ani olmak üzere Selçuklulara bağlı Ani-Şeddadlılar Hükümeti kurulmuştur 1064 yılında Sultan Alparslan tarafından fethedilmesinin ardından Kars ve çevresi, Selçuklulara bağlı beylikler tarafından idare edilmeye başlanmıştır 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Sultan Alparslan Erzurum, Erzincan, Tercan ve Pasinlerle birlikte Karsı da kumandanlarından Kasım Beye vermiştir ![]() Selçuklu yönetiminden sonra Kars ve Ani Gürcülerin eline geçmiş, 1230da Moğollar buraya hakim olmuş ve şehirleri yıkmışlardır Moğol egemenliği yörede 1356ya kadar sürmüş, onu Altınordu ve Karakoyunlu yönetimleri izlemiştir Timurun 1387deki istilasından sonra yöre yine Karakoyunluların egemenliğine girmiştir Akkoyunlu ve Safevilerin yönetiminden sonra Kars, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1534te Osmanlı topraklarına katılmıştır III Muratın Lala Mustafa Paşaya verdiği emirle onarılan Kars Eyalet Merkezi konumuna getirilmiştir 1876 tarihli vilayet salnamelerine göre yöre, Erzurum vilayetine bağlı Kars sancak merkezi konumunda idi XIX yüzyıl boyunca sürekli Rusların saldırı ve kuşatmalarına uğramış, 1876da Ruslar tarafından işgal edilmiştir Karsta, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşından sonra Ruslar tarafından Kars, Ardahan, Oltu ve Kağızman Sancaklarından oluşan bir Askeri Valilik (oblast) kurulmuştur Ayastefanos Antlaşması (1878) ile Ruslara bırakılmıştır Osmanlıların I Dünya Savaşına girmesi ile birlikte Rus Çarlığı 1 Kasım 1914te Doğu Anadoluya doğru saldırıya geçmiş, 6 Kasımda başlayan ve altı gün süren Köprüköy Savaşında Ruslar yenilmiştir ![]() 1915 yılında Enver Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Karsı kurtarmak için Sarıkamış Harekâtına başlamış, Allahuekber Dağlarında doğa ile olan mücadelesinde yenik düşmesine rağmen bir kısım asker kısa bir süre de olsa Karsa girmeyi başarmıştır Ancak, Ruslar yeniden duruma hakim olmuşlardır Rusyada Çarlık rejimini sona erdiren devrim hareketinden sonra 3 Mart 1918da yapılan Brest-Litowsk Antlaşmasıyla Kars bölgesin terk etmişlerdir Bu arada Ermeniler Kars yöresine saldırarak katliam yapmışlar, şehri yakmışlardır Buna engel olmak isteyen Karslılar kendi olanakları ve Wilson Prensiplerine uygun olarak 5 Kasım 1918de Milli İslam Şurası adı ile demokratik bir yerli hükümet kurmuşlardır Batum, Artvin, Ahıska, Ahılkelek, Serdarabad ve Ordubada kadar Nahçıvan Türkleri de Karstaki bu yerli Hükümete katılarak sancak ve ilçe teşkilatını kurmuşlardır Ermeni ve Gürcüler yöreye bir süre egemen olmuşlar, 30 Ekim 1920de General Kâzım Karabekir buradaki Ermeni kuvvetlerini yenmiş ve Moskova ve Kars Antlaşmaları ile Türkiye sınırları içerisinde kalmıştır Türkiye Cumhuriyetinin bir ili olan Karstan, 1992 yılında Ardahan ve Iğdır ilçeleri ayrılarak ayrı birer il konumuna getirilmişlerdir ![]() Karsta günümüze gelebilen tarihi eserler; Kars Kalesi, Sarıkamış Micingirt Kalesi, Taş Köprü, Su Kapısı, Kümbet Camisi (Havariler Kilisesi), Ani (Ocaklı) Harabeleri, Surlar, Selçuk Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Gamuşlu Kaya Resimleri, Büyük Katedral, Surp Gregor Kilisesi, Gençkız kayalıklarındaki Kilise, Çoban Kilisesi, Keçeli Kilise, Havariler Kilisesi, Altıgen Martyon, Kral Gagikin Surp Gregor Kilisesi, Aziz Prkch Kilisesi, Abukhamrents (Polatoğlu) Kilisesi, Yanık Kilise, Bakireler Manastırı, Küçük Hamam, Ebul Muhammeran Camisi, Menü Cehr Camisi, Selçuklu Kervansarayı, Yusuf Paşa Cami, Fethiye Cami, Evliya Camisi, Av Köşkü, Kazım Karabekir Anıtıdır Ayrıca Aktaş, Kızıltaş ve Akyaka Kaplıcaları ile Sarıkamışta Karaurganlı İçmesi, Susuzdaki Çermik ildeki doğal kaynaklardır
|
|
Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsKars Gezgin Gözüyle ![]() Ani ( Ocaklı ) Harabeleri: Kars'a 48 km uzaklıktadır Mevcut Ocaklı Köyü yakınında Türkiye-Ermenistan sınırına yakın Arpaçay nehri kenarında konumlanan kentin kuruluşu M O 350-300 yıllarına dayanmaktadır Ani ülkemizi ziyaret eden turistlerin önemli uğrak merkezlerinden birisidir Ani'de kent surları, Ortaçağ kiliseleri Selçuklu mimari eserleri görülmeye değerdir![]() Selçuk Sarayı: Ani ören yerinin kuzeybatı ucunda yer almakta olup, oldukça görkemlidir Dış kapısında bulunan zengin mozaik şeklindeki taç kapısı geometrik motiflerle süslenmiştir İçte muhtelif odalar, galeri, depolar ile çeşmesiyle büyük bir yapı kompleksi oluşturur Surlar: Kuzey surları ilk defa 972'de yapılmıştır 977-990 yıllarında doğu surları eklenerek, güçlendirilmiştir Kuzeyde yer alan üç giriş kapısı görülmeye değerdir 12 yy da Selçuklular tarafından hastane olarak kullanılan Ejderha Kulesi Anadolu'nun en eski hastanelerindendir![]() Beylerbeyi Sarayı: Kale eteğindeki Saray, 1579'da Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır İki katlı olan yapı 1828 yılına kadar Kars Hükümet Konağı olarak kullanılmıştır Kars İl Merkezinde, Anı Ören Yerinde Görülecek Tarihi Yerler Camuşlu Kaya Resimleri : Kars ili Kağızman ilçesi Camuşlu Köyünde bulunan kaya resimleri bölgemizdeki en eski yerleşim merkezidir Yapılan arkeolojik çalışmalar mağaraların paleolitik (Yontma Taş) çağının son evresinde M Ö 13000 yıllarında iskan gördüğünü kanıtlamıştır Mağaralarda bulunan sert granit taş iki blok üzerine geyik ve dağ keçisi resimleri kazıma tekniği ile işlenmiş olup resimler oldukça realisttir Kars Kalesi: M S 1153 yılında Selçuklulara bağlı Saltuklu Sultanı Melik İzzeddinin emri ile Veziri Firuz Akay tarafından yaptırılmıştır Kenti çevreleyen dış kale surları da 12 yyda inşa edilmeye başlanmış 1386 tarihinde Timur tarafından yıkılan kale 1579 yılında Osmanlı padişahı III Muratın fermanı ile Karsa gelen Lala Mustafa Paşa tarafından kale ve dış cephe surları yeniden yaptırılmıştır 1616 ve 1636 yıllarında iki defa onarım gören kale doğu-batı istikametinde 250m, kuzey-güney istikametinde yaklaşık 90mdir Kars Kalesinin dış cephe surları kesme bazalt taştan yapılmış olupb üyük istinat duvarları ile çevrilidir Üç büyük kapısı olan kalenin kuzeydeki ana giriş kapısı kale önündeki boşluğa açılmaktadır Bu yapılar arasında kalenin en yüksek noktası olan kale burcuna doğru taş döşemeli bir cadde mevcut olup caddenin bitiminden itibaren merdivenlerle kale burcuna ulaşılmaktadır Kars Kalesi içerisinde 12 yydan kalma Celal Baba Türbesi,Askeri Koğuşlar,Tarlalar,Cephanelik ve bir adet Mescit yer almaktadır Sit alanı olarak ilan edilen Kars Kalesi kentten bakıldığında etkileyici bir görünüme sahiptir Havariler Kilisesi (Kümbet Camii): Kars Kalesinin güney eteğinde Kale içi Mahallesinde yer alan Havariler Kilisesi şehirdeki Ermeni kiliselerinden birisi olup Bagratlı Krallığı döneminde Kral Abbas tarafından M S 932-937 yılları arasında yaptırılmıştır Kilise merkezi planlı olup dört yonca yaprağını andıran, dört nişle genişleyen dik açılı bir mekana sahiptir Kubbeyi oluşturan kasnak kısmı uzun konik biçiminde olup kubbe altındaki nişler içte yuvarlak dışta beş köşeli olarak yapılmıştır Kilisenin ana giriş kapısı batı yönünde olup ayrıca güney ve kuzey yönlerinde iki giriş kapısı daha bulunmaktadır Apsis yarım daire biçiminde olup apsiside içerisine alan12m çapındaki kubbe altı ana mekanı 8 adet ince uzun tonoz kemerli pencere ile aydınlatılmıştır Havariler Kilisesi yöreye özgü düzgün kesme bazalt taşından yapılmıştır Taş Köprü : Kars Çayının Dereiçi Mahallesine akan kısmında Kaleiçi Mahallesi ile Sukapı Mahallesini ayıran dar boğaz üzerinde M S 1579 yılında Osmanlı padişahı III Muratın emri ile Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan üç tonoz kemerli olarak yaptırılan köprünün tamamı düzgün kesme bazalt taşından yapılmış olup daha sonra bir kısmı yıkılan köprüyü Karahanoğlu Hacı Ebübekir 1725 yılında yeniden yaptırmıştır Osmanlı Dönemi Hamamları : Kaleiçi Mahallesi ve Sukapı Mahallesinin kesiştiği yerde Kars Çayının doğu yanında Mazlumoğlu ve Topçuoğlu Hamamı Kars Çayının batısında ise İlbeyioğlu Hamamı bulunmaktadır Hamamlar 17 yy başında Osmanlı mimari tekniğinde yapılmış olup günümüzde bu hamamlardan Topçuoğlu ve Mazlumoğlu Hamamı hizmete açık bulunmaktadır Beylerbeyi Sarayı : Kars Kalesinin eteğinde Lala Mustafa Paşa tarafından 1579 yılında yaptırılan Saray iki katlı olup tamamı düzgün kesme bazalt taşından yapılmıştır Sarayın asıl giriş kapısı batı istikametinde olup zemin katla birinci katı ayıran ahşap tavan tamamen yıkılmıştır Saray 1878 yılına kadar Sancak Konağı olarak kullanılmış, 1918 yılına kadar Hükümet Konağı olarak kullanılmış, 1918 yılında saray terkedilmiştir Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı : Ortakapı Mahallesinde yer alan konak 19 yyın ilk çeyreğinde inşa edilmiş Osmanlı Dönemi yapılarındandır Konak 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında Karsa gelen Doğu Cephesi Komutanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa tarafından bir yıl süreyle karargah binası olarak kullanılmıştır Konak özgün Osmanlı mimari yapısıyla şehirdeki önemli sivil mimarlık örneklerinden birisi olup özellikle konağın birinci katındaki ahşap süslemeli balkon döneminin mimari özelliklerini yansıtmaktadır Konak günümüzde Kars Valiliği tarafından restore edilerek Gazi Ahmet Muhtar Paşa Sergi salonu olarak hizmete açılmıştır Evliya Camii : Kaleiçi Mahallesinde yer alan Evliya Camii Lala Mustafa Paşa tarafından 1579 yılında yaptırılan camii haziresinde yer alan Hasan-ı Harakan isimli Anadolu Evliyalarından birisi olan bu evliyanın ismine izafeten yaptırılmış olup Evliyaya ait türbede günümüzde camii hazinesi içinde yer almaktadır Camii 1998 yılında restore edilmiş olup minaresi orjinal Osmanlı mimarisini korumuştur ![]() Yusuf Paşa Camii : Yusufpaşa Mahallesinde bulunan camii Kars Beylerbeyi Seyit Yusuf Paşa tarafından kendi adına izafeten 1664 yılında yaptırılmış olup gri ve beyaz bazalt taştan inşa ettirilmiştir Caminin giriş kapısındaki Osmanlıca kitabe günümüze kadar ulaşmıştır Camii halen ibadete açık bulunmaktadır Fethiye Camii : Ortakapı Mahallesinde bulunan Fethiye Camii 19 yy sonlarında Ruslar tarafından Baltık Mimari tarzında kilise olarak yaptırılmış olup bina Cumhuriyetin ilk yıllarından sonra Kapalı Spor Salonu olarak kullanılmış 1985 yılında ise camiye çevrilmiştir Abukhamrents (Polatğolu) Kilisesi : Ören Yeririnin kuzeybatısında Bostanlar deresinin üzerindeki surlara yakın plato üzerinde kurulan kilise M S 980 yılında Prens Pahlavuni tarafından yaptırılmıştır Silindirik bir yapıya sahip olan kilise sekizgen kubbeli olup kubbenin temeli derin yüzeyi ayıran birbirine geçmiş ince sütunların desteklediği 6 kenar sütun üzerinde durmaktadır Güneydoğuya açılan tek kapısı bulunan kilisenin sekizgen kubbesinin her köşesinde birer pencere mevcuttur Kilisenin apsisinin bulunmayışı bu kilisenin bir aile mezarlığı anısına anıt mezar binası olarak kullanıldığı sonucu doğurmaktadır Kilisenin güney cephe duvarında oyma tekniği ile yapılmış bir güneş saati dikkat çekicidir ![]() Aziz Prkich Kilisesi : Anı Ören Yerinin güney doğusunda büyük Katadrale yakın bir noktada inşa edilmiş olan kilisenin yarısı sonradan yıkılmıştır Kilise M S 1036 yılında yapılmış olup zemini daire planlıdır Kilise mimarisi kubbeli ve iki kısımdan oluşmuştur İç mekanda sekiz köşegen mevcut olup doğu istikametindeki yarım kubbe diğer kubbeden daha geniştir İki düzlemden meydana gelen sütunlar bu bölümü de ayırır 1036 yılında kral III Sembat tarfından yaptırılan kilise 1291 ve 1342 yıllarında Atabekler tarafından restore etirilmiştir 1930lu yıllarda ise bir yıldırım düşmesi sonucu kilisenin yarısı yıkılmıştır Selçuklu Sarayı : Ören Yerinin kuzeybatı istikametinde sarp bir kayalık üzerinde kurulan bu muhteşem saray yapım tarihi belli olmamakla beraber muhtemelen 1064 yılında Selçukluların Anıyı fethinden sonra Ebul Menucehr Bey tarafından şehirde başlatılan imar çalışmaları sırasında yapılmış olmalıdır Orjinal iki katlı olan binanın birinci katı ahşap olduğundan yıkılmış günümüze zemin katla bodrum katı ulaşmıştır Özellikle sarayın girişini oluşturan portal kapı Selçuklu Mimarisini en güzel taş işçiliğini sergileyen yıldız motiflerden oluşmuştur Sarayın bodrum katını oluşturan tonoz kemerli bölümleri kışları ambar olarak kullanılmış L şeklindeki zemin kat ise asıl saray olarak kullanılmıştır 12 yy ın karakteristik Selçuklu süsleme tarzı ile yapılan dikdörtgen planlı saray büyük bir salon ve bu salonun etrafına dağılmış odalardan oluşmuştur Selçuklu Sarayı içerisinde bulunan şadırvan bu muhteşem yapının diğer bir dikkat çekici mimari özelliğini sergiler ![]() Selçuklu Kervan Sarayı : Anı Ören Yerinin merkezinde yer alan Kervan Saray 12 yy başlarında yapılmış olup Ören Yeri içerisinde bulunan antik ana cadde üzerinde inşa edilmiştir Kervan Sarayın taç kapısı süslemeleri orjinal Selçuklu mimarisini yansıtmaktadır Kervan Saray 10 yy da inşa edilen Arekletos Kilisesi ile daha sonra birleştirilerek yapılmıştır Küçük Hamam : Ani Ören Yerinde Arapçayın kuzey batısında Arapçayla Tatarcık deresinin birleştiği alanda bulunan Bey sekizi kapısının 100m güneyinde bulunmaktadır Selçuklu mimari tarzında yapılan hamam dört eyvan ve dört halvet odasından oluşmuş odaların kapı girişleri sivri kemerli olarak yapılmıştır Ayrıca eyvanlar beşik tonoz kemerlerle örtülmüştür Hamamın girişi batı istikametinde olup buradan bir koridorla soyunma odalarına ulaşılır Ayrıca bu koridorun kuzeyinde bir ılıklıkve ılıklığın yapısında külhan kısmı bulunmaktadır Menucehr Camii : Ören Yerinde iç kaleye çıkan yolun güneyinde bulunan pilato üzerine inşa edilen Ebul Menucehr Camii planı bilinen ve günümüze sağlam bir şekilde ulaşan en eski Selçuklu eseridir Ani şehrinin Selçuklular tarafından fetih edilmesinden sonra 1072yılında Ebul Menucehr Bey tarafından yaptırılan camii Sivas Divriği Ulu Camiinden daha önce yapıldığı için Anadoludaki ilk Türk camisi olma özelliğini de taşımaktadır Camii iki katlı ve dikdörtgen planlı olup zemin kat Arpaçay vadisine bakan kısımda toprağa gömülü olarak yapılmış olup dört odadan oluşmaktadır Camiinin bu kısmı medrese olarak kullanılmış medrese üzerindeki birinci kat ise fil ayağı sütun kemerlerle birbirne bağlanarak iç mekanda geniş kubbeyi taşımaktadır![]() Kemerler arasında kalan yıldız motifli süslemeler özellikle dikkat çekicidir Camiye bitişik olarak yapılan 99 basamaklı taş minarede günümüze kadar ayakta kalmıştır Caminin tamamı düzgün kesme tüf taşından yapılmıştır Genç Kızlar Kilisesi : Türkiye Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehri Vadisinin batı yanında bulunan kilise Ören Yerine ulaşan kervan yolunun başlangıç noktasında inşa edilmiştir Mimari yapısı ve süslemeleri dikkate alındığında 13 yyın karakteristik özelliğini taşıyan kilise silindirik bir plana sahip olup üzerindeki kubbe çadır görünümündedir Giriş kapısı kervan yoluna bakan kuzeybatı istikametinde bulunan kilisenin dış cephe duvarları üzerinden kabartma geometrik süslemeler mevcuttur Altı bölmeli dış cephe duvarının kemerleri arasında bulunan pencereler içeriyi aydınlatmaktadır Kilisenin etrafı sur duvarları ile çevrili olup kuzey istikametteki sarp kayalıklara doğru uzayan kervan yoluna kilise bir galeri ile bağlanmıştır Üzeri kemer tonozlu olan galerinin önemli bir kısmı yıkılmıştır Bakireler Manastırı : Türkiye Ermenistan sınırının ne uç noktasında Arpaçay Nehrinin aktığı derin vadi üzerindeki sarp kayalıklar üzerine kurulan bu kilisenin yapım tarihi belli olmamakla birlikte M Ö 10 yy sonlarında yapıldığı anlaşılmaktadır Bazilikal planlı manastır özel bir ibadet yeri olup manastırın kuzey ve güney cephe duvarları yarım daire şeklindeki kemerlerle batı yönündeki galeriye ulaşmaktadır Manastırın diğer bir kapısı olan batı kapısı ise diğer kapıya göre daha küçük olup sarp kayalıklara doğru açılmaktadır Manastır Ören Yerindeki ulaşılması en zor olan sarp kayalıklar üzerine kurulduğundan günümüze sağlam bir şekilde ulaşmıştır Av Köşkü : Sarıkamış İlçesi İnönü mahallesinde bulunan Av Köşkü 19 yy sonunda Karsın kırk yıllık Rus işgalinde kaldığı dönemde Baltık Mimari tarzında tamamı ahşap hatıllarla yapılmıştır Köşk tek katlı olup kuzey yönündeki kapısına iki sütunla girilmekte olup bu cephede bulunan pencerelerin üzeri sivri kemerli yapılmıştır Köşkün zemini düzgün kesme bazalt taşından yer yer bir metre yüksekliğinde yapılmıştır Yanık Kilise : İlçe merkezinde İnönü mahallesinde bulunan kilise 19 yy sonunda Ruslar tarafından Baltık Mimari tarzında yapılmış olup kilisenin tamamı düzgün kesme bazalt taşından yapılmıştır Kilisenin duvar cephelerinde yalancı sütunlar ve çatı alınlıklarında yalancı tonoz kemer süslemeleri mevcuttur Dikdörtgen şeklindeki bazikal planlı kilise binası günümüzde camiye çevrilmiş olup, ibadete açık tutulmaktadır ![]() Kars Müzesi : İstasyon Mahallesinde bulunan Kars Müzesi 1959 yılında kurulmuş, 1969 yılında müze müdürlüğüne dönüştürülmüştür, 1978 yılında da bugünkü modern binada hizmete açılmıştır Doğu Anadolu Bölgesinin en önemli müzelerinden birisi olan Kars Müzesi genel maksatlı müzelerimizden birisi olup müze arkeoloji salonu,etnografya salonu ve müze bahçesinde sergilenen taş eserlerden oluşmaktadır Arkeoloji salonunda eski Tunç Çağı, Urartu dönemi, Roma dönemi, Pers, Part Devletleri dönemi, Sasani dönemi, Selçuklu dönemi, Karakoyunlu, Akkoyunlu dönemi ile Osmanlı dönemine ait pişmiş toprak eserler, madeni eserler, sikkeler, gözyaşı şişeleri sergilenmektedir Etnografya salonunda ise 18 ve 19 yya ait yöresel giysiler, kaftanlar, halı ve kilimler, gümüş kemerler, silahlar ve mutfak kapları sergilenmektedir Taş eserleri bölümünde ise Akkoyunlular ve Karakoyunlular dönemine ait koç, koyun ve at heykellerinden oluşan mezar taşları yer almaktadır Anı Ören Yeri : Kars iline 42 km uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içerisinde yer alan Anı Ören Yeri Türkiye-Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehrinin batı yakasında Türkiye sınırları içerisinde volkanik bir tüf tabakası üzerine kurulmuş bir ortaçağ şehridir Ören yeri Anadoluya İpek Yolu üzerinden girişte ilk konaklama merkezi olduğundan aynı zamanda bir ticaret merkezidir Antik kentin zenginliği de buradan gelmektedir Ören yerinin en eski tarihi M Ö 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır Tarih öncesi dönemde Ören yerindeki yerleşim bostanlar deresi olarak bilinen vadideki volkanik oluşumlu mağaralardan oluşmuştur Bugünkü Ören yerini oluşturan iç kale M S 4 yyda Kars şehrine ismini veren Karsaklılar tarafından yaptırılmıştır Ören yerinin dış cephe surları Bagratlı Kral Aşot tarafından M S 964 yılında yaptırılmaya başlanmış daha sonra Kral III Sembat 978 yılında ikinci takviye sur sistemini yaptırmış 1064 yılında Selçuklu Sultanı Alparslanın Aniyi feth etmesinden sonra Anı Beyi olan Ebul Menucehr tarafından 1064-1072 arasında üçüncü sur sistemini yaptırmıştır Kale surları deve tüyü ve siyah renkli tüf taşından yer yer iki ve üç sıra halinde Horasan Harcı ile yapılmıştır Kurulduğu arazi üzerine uyumu sağlamak amacıyla üçgenimsi bir şekilde inşa edilen surların yedi giriş kapısı mevcut olup bu kapıların en önemlileri Aslanlı Kapı, Kars Kapısı, Sarnıçlı Kapılardır Şehrin surları uzun kuşatmalara dayanıklı hale getirmek için surlar arasına yapılan destekleme kuleleri aynı zamanda erzak ve tahıl deposu olarak kullanılmıştır Arazinin eğimine göre yer yer 5m yüksekliğe kadar oluşan surların dış cephelerinde Haç motivleri, Aslan ve yılan kabartmalı rölyefler, çini süslemeler mevcuttur Ören yerinin ana giriş kapısı olan Aslanlı Kapı iki büyük giriş kapısından oluşmaktadır Aslanlı Kapının bulunduğu surların doğu yanındaki burç üzerinde Selçuklu Sultanı Alparslanın şehri 1064 yılında feth etmesini belgeleyen dört satırlık Kufi İslami Kitabe mevcuttur ![]() Büyük Katedral (Fethiye Camii) : Yazıtlara ve tarihçelere göre kilisenin temelleri Bagratlı Kralı II Sembat tarafından M S 990 yılında atılmış ancak Kral Sembat öldükten sonra kiliseyi eşi Kraliçe KATRANİDE tarafından 1001 yılında bitirilmiştir Kilisenin mimarı aynı yüzyılda İstanbul Ayasofya Kilisesinin tamiratını yapan TİRİDAT ustadır Kilisenin planı haç şeklinde olup ortadaki alan kemerleri taşıyan dayanıklı sütunlar ile sınırlandırılmıştır Yarım daire şeklindeki apsis kilisenin diğer kısımlarından yüksek olup, heykel oyukları ile süslenmiştir Apsisteki bu süsleme biçimi 11 yy kilise mimarisinin tipik bir örneğidir Bazilikal haç planlı binanın üç giriş kapısı mevcut olup bu kapılardan batıdaki halk kapısı, kuzeydeki patrik kapısı, güneydeki de kral kapısıdır Kilise kemerli dar ve yüksek pencereler ile aydınlatılmıştır Kilisenin cephe duvarları kemerlerle bölünmüş olup bu kemerler sütunlarla birleştirilmiştir Kilisenin apsis bölümünde iç mekandaki fresklerin 13 yyda yapıldığı tahmin edilmektedir Kırmızı renkli tüf taşından inşa edilen katedral basamaklı bir zemin üzerine kurulmuş olup kubbesi ve çan kulesi kuzey cephesindeki duvarın bir kısmı ile birlikte yıkılmıştır Katedral 1064 yılında Sultan Alparslanın Anıyı feth etmesinden sonra camiye çevrilmiş ve ilk fetih namazı kılınmıştır Bu sebeple Büyük Katedrale Fethiye Camiide denilmektedir Tigran Honents (Resimli) Kilise : Anı Ören Yerinin kuzey doğusundaki Mığmığ Deresinin Arpaçay Nehrine karıştığı yer üzerinde yükselen seki biçimindeki bir arazi üzerine kurulan kilise 1215 yılında Anılı bir tüccar olan Tigran Honents tarafından inşa ettirilmiştir Haç planı ile yapılan kilisenin zemin katının iç mekanı dört büyük sütunla kubbeye bağlanmıştır Yarım daire şeklindeki apsis sağ ve soldaki iki katlı günah çıkarma odaları ile çevrilmiştir Kilisenin çevresi dikdörtgen planlı olup cephelerin çatı alınlıklarında rölyef hayvan figürleri ile süslenmiştir Bu kilise özellikle iç mekanındaki fresklerle dikkat çekicidir Kilisenin iç cephe duvarları ile kubbe kısmında Hz İsanın doğumundan ölümüne kadar geçen olayları sembolize eden freskler mevcuttu
|
|
Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#3 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsKars Sarayları Paşa (Beylerbeyi) Sarayı (Merkez) ![]() Kars merkezinde Kars Kalesinin eteğinde, bugünkü Fen Lisesinin arkasında, Lala Mustafa Paşa tarafından Erzurum eyaleti askerlerine 1579 yılında yaptırılmıştır Beylerbeyi sarayı olarak da isimlendirilen bu saray Osmanlı döneminde Karsta yapılan en güzel sivil mimari örneklerinden birisidir Saray 1828 yılında Osmanlı-Rus Savaşı sırasında yıkılmıştır Saray kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır İki katlı olan sarayın ön cephesinde yuvarlak kemerli giriş kapısı bulunuyordu Cephe duvarları üzerinde iki sıra halinde yuvarlak kemerli pencereleri sıralanmıştır Saray yıkıldıktan sonra bir daha onarılmamış olup, günümüze yalnızca cephe duvarlarının bazı bölümleri gelebilmiştir Sultan Sarayı (Arpaçay) ![]() Kars Arpaçay ilçesinde, Aninin kuzeybatısında Bostanlar Deresine bakan kayalık üzerinde kurulmuş olan bu sarayın Selçukluların Aniyi 1064 yılında ele geçirdikten sonra şehirde başlatılan imar çalışmaları sırasında Ebul Menucehr tarafından yapıldığı sanılmaktadır Saray kesme taştan yapılmış olup, sarayın altında mahzenler, üstünde kâgir iki kat, iki de ahşap kat bulunuyordu Böylece bu saray beş katlı bir yapı idi Sarayın doğuya bakan dikdörtgen çerçeve içerisinde yuvarlak kemerli giriş kapısının bulunduğu cephesi satranç biçiminde bir sıra beyaz taş, bir sıra da köfeki taşından örülmüştür Sarayın girişindeki portal Selçuklu mimarisinin güzel örneklerinden biri olup, yıldız motifleri ile çevresi bezelidir Giriş kapısının üzerinde dikdörtgen lentolu, üzeri sağır sivri kemerli bir de penceresi bulunuyordu Sarayın ahşap olan dört ve beşinci katı yıkılmıştır Sarayın bodrum katı tonoz kemerli bölümlerden oluşmuş, ambar olarak kullanılmıştır Bodrumun üzerindeki zemin katı L planında olup, sarayın asıl kabul salonu ile onun çevresine yerleştirilmiş odalardan meydana gelmiştir Ayrıca sarayın içerisinde bulunan şadırvan da Selçuklu döneminde yapılmış ilginç bir eserdir
|
|
Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#4 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsKars Kaleleri Kars Kalesi (Merkez) ![]() Karsın kuzeyindeki dik yamaçlı bir tepe üzerinde bulunan Kars Kalesini Saltuklu Sultanı Melik İzzeddinin emri ile veziri Firuz Akay 1153 yılında yaptırmıştır Timurun Anadoluyu işgali sırasında kale yıkılmış, Osmanlı döneminde Sultan III Muratın isteği ile Lala Mustafa Paşa tarafından 1579 yılında yeniden yaptırılmıştır Osmanlı kaynakları kalenin yapımında 100 000 asker ve işçi kullanıldığını belirtmektedir Bunu belirten bir kitabe de dış surların kapısına konulmuştur Kitabe: "1152 yılında Sultan Melik İzzeddin'in emri ile Veziri Firuz Akay tarafından yaptırılmıştır Kaleyi 1386 yılında da Timur yerle bir etmiş, 1579 yılında tekrar III Murat'ın emriyle Lala Mustafa Paşa yeniden yaptırmıştır " Kars Kalesi, 1606 yılında İran Şahı I Abbas tarafından yıkılmış,1616 ve 1636 yıllarında iki kez onarılmıştır Bu onarım yapılırken de Karsa yeni yapılar eklenmiştir Kale 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşında tahribata uğramış, orijinalliğinden kısmen de olsa uzaklaşmıştır Kars Kalesinin çevre uzunluğu 3 500m olup, 220 burçla takviye edilmiştir Bu burçlardan ancak yedi tanesi günümüze gelebilmiştir Doğu-batı yönünde 250 00 m ; kuzey-güney yönünde de yaklaşık 90 m uzunluğundadır Bu durumda kalenin tam bir dikdörtgen planı bulunmamaktadır Kale iç ve dış kale olarak iki bölümden meydana gelmiştir Dış surlar beş sıra halindedir Ayrıca önüne derin hendekler kazılmıştır Asıl kale doğuya yöneliktir Kalenin 2 080 mazgalı bulunmaktadır ![]() Kalenin dış surları kesme bazalt taşından yapılmıştır Kalenin üç büyük kapısı bulunmaktadır Bu kapılardan batıdaki “Su kapısı (Çeribaşı Kapısı), güneyde Kağızman kapısı (Orta Kapı) ve doğuda Behram Kapısıdır Bunlardan kuzeydeki ana giriş kapısı kale önündeki bir uçuruma yöneliktir Kale burcuna ise taş döşeli bir yol ve yolun bitiminde de merdivenlerle ulaşılmaktadır Kale içerisinde XII yüzyıldan kalma Moğol saldırısı sırasında 1239 yılında ölen Celal Babanın çini kubbeli türbesi, askeri koğuşlar, düz tarlalık alanlar, cephanelik ve bir de mescit bulunmaktadır Günümüzde kale Kültür Bakanlığı tarafından sit alanı olarak ilan edilmiştir Ani Surları ve Kalesi (Arpaçay) ![]() Kars Arpaçay ilçesinde, Ocaklı Köyü bitişiğinde Arpaçay Nehrinin batı yakasında, Bostanlar Deresi ile Miğmığ Dereleri arasında kalan yaklaşık 5 hektarlık alanda bulunan Ani kentinin çevresini kuşatan surlar Ermeni Krallarından III Aşot tarafından yaptırılmıştır Urfalı Mateosa göre bu surların yapımı 971-972 yıllarında tamamlanmıştır Simpad II döneminde de şehrin kuzey ve doğusuna daha geniş olarak dış surlar eklenmiştir Bu surlar oldukça yüksek burçlarla takviye edilmiştir Ani İç Kalesi ise, şehrin güney ucunda bir tepenin üzerinde ulunuyordu Surların zayıf olan yerlerine de 10-12 m derinliğinde, 500m uzunluğunda hendekler kazılmıştır Bu hendeklere yapılan su yolları ile de tehlike karşısında içleri Arpaçaydan getirilen sularla dolduruluyordu Kalenin ikisi dış, biri de iç olmak üzere üç kapısı bulunuyordu Ayrıca tehlike anlarında kullanılmak üzere bir de gizli kapısı vardı ![]() Ermeni Kralı Sımpadın şehrin çevresine yaptırılan surların uzunluğu 2500 m yüksekliği de 8-10 m , kalınlığı da l m idi Sur duvarları iki yanı cilalı kireçle karıştırılmış, volkanik kum taşından yapılmıştır Buradaki birici sur dizisinin arkasında ikinci bir sur sistemi bulunmaktadır Orta Ani surları ise X yüzyılda Kral III Aşot tarafından yaptırılmıştır Selçukluların Aniyi ele geçirmesi sırasında surların orta kapısı büyük zarar görmüştür Selçuklular Aniyi 1064de fethettikten sonra ana giriş kapısına l 50x1 00 m ölçüsünde yürür vaziyette bir aslan figürü yerleştirmiştir Şeddadilerden Ebü-Şüca Menuçehr (l064-1110) surları ve sur kapısını onararak dört satırlık bir de tarihsiz kitabe koydurmuştur Ayrıca surların içerisine sekiz köşeli kalın ve yüksek minareli Menuçehr Camisini yaptırmıştır Aninin Bagradlıların eline geçmesinden sonra Ani Kalesi hükümet merkezi konumuna getirilmiştir Bu dönemde de kale İç Kale olarak tanınmıştır Arkina Kalesi (Arpaçay) Kars, Arpaçay ilçesinde Aninin kuzeyinde, Arpaçay kıyısında bulunan Arkina Kalesinin kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir Büyük olasılıkla Ermeniler tarafından yaptırılan bu kalede yaşayan Ermeni ruhani reislerinin olduğu kaynaklardan öğrenilmektedir Bizanslıların eline geçen kale zaman zaman İran saldırılarına uğramıştır Kızıltepe Kalesi (Yervantaşad) (Arpaçay) Kars, Arpaçay ilçesinde Arpaçay ile Aras nehirlerinin birleştiği noktada bulunan Kızıltepe Kalesi, Kral Yervant tarafından M Ö I yüzyılda yaptırılmıştır VIII Yüzyılda harap olarak onarılan kale kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır Günümüze kaleden pek az bir duvar kalıntısı gelebilmiştir Marmaşen Kalesi (Arpaçay) Kars, Arpaçay ilçesinde Arpaçay Nehrinin kıyısında, Kanlıca Köyünün olduğu yerde, Ermeni prensi Krikor Bahlavuninin oğlu Vahram tarafından XI yüzyılın başlarında yaptırılmıştır Bu kale aynı zamanda Ermenilerin bir bakıma dinlenme yeri niteliğinde idi Selçuklu hükümdarı Alpaslan Aniyi ele geçirmeden önce oğlu Melikşah bu kaleyi kuşatmıştı Ancak etrafının su ve hendeklerle çevrili oluşundan ötürü bir sonuç alamamıştı Ardından kalenin bulunduğu kayalıklar tarafından saldırmış, oradan da bir sonuç elde edememiştir O günlerde meydana gelen bir deprem kale surlarının bir bölümünü yıkmış ve Melikşah da buradan şehre girmiştir Kesme taş ve molozdan yapılan etrafı su dolu hendeklerle çevrili kaleden günümüze çok az duvar kalıntısı gelebilmiştir Pakaran Kalesi (Arpaçay) Kars Arapaçay ilçesinde Arpaçayın kıyısında, Aniden 3-4 km uzaklıkta bulunan Pakaran Kalesinin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir Kaynaklardan XIII yüzyılın başlarında Gürcülerin bu kaleyi ele geçirdiği, ardından Ermeni Prensi Vartanın kaleyi geri aldığı öğrenilmektedir Timurun Anadolu istilası sırasında kale, 1394 de Timur tarafından yıktırılmıştır Tunçkaya-Kaçivan Kalesi (Kağızman) Kars, Kağızman ilçesine 40 km uzaklıkta, Tunçkaya Köyünde bulunan bu kale Selçuklular döneminde kullanılmıştır Ancak kalenin daha eski dönemlere kadar indiği sanılmaktadır Osmanlılar da kaleyi sürekli onarmışlardır Bu da kalenin önemli bir stratejik konumda olduğunu göstermektedir Kalenin düzgün bir planı bulunmamaktadır Kesme taş ve moloz taştan yapılan, dört yönden surlarla çevrili kalenin iki giriş kapısı bulunmaktadır Günümüze harap bir durumda gelen kale içerisinde bir kilise ile mescit kalıntısı bulunmaktadır Keçivan Kalesi Kağızman ilçesinin kuzeybatısında yer alan Aladağın hemen eteğindedir Eski sancak merkezi bir kaledir Kaynaklar ve halk arasında Keçivan, Geçivan, Geçvan adları ile anılmakta olup, kalenin bulunduğu yerleşim yeri 1960 sonrası Tunçkaya Köyü olarak isim almıştır Artakers Kalesi (Kağızman) Kars Kağızman ilçesinde, Günindi Köyü (Kers) bulunan bu kalenin yapım tarihi bilinmemektedir Yüksek kayalık bir alanda bulunan kale kaba taşlardan örülmüştür Kale yakınında Buzhane denilen mevkide de mağara bulunmaktadır Kalenin yapımı ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır Günümüze taş duvarlarından bazı kalıntılar gelebilmiştir Ağcakale (Kağızman) Kars Kağızman ilçesinde bulunan Ağcakalesinin ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir Bunu belirten bir kitabesi ve kaynaklarda da herhangi bir bilgiye rastlanmamaktadır Kale kayalık bir tepe üzerinde olup, günümüze ulaşan duvar yükseklikleri 7-8 m , genişliği de ortalama 5-6 m dir Sarımsı beyaz taşlardan örülmüş olan kalenin dikdörtgen planlı olduğu sanılmaktadır Kozlu Kalesi (Kağızman) Kars Kağızman ilçesinin Kuzlu Köyünün batısında bulunan kalenin eski bir tarihi olduğu sanılmaktadır Ancak buna açıklık getirecek bir belgeye de rastlanmamıştır Kesin olmamakla birlikte, kalenin Urartular döneminden kaldığı sanılmaktadır Kalenin kuzeybatısında bulunan mağaralardan, tarih öncesi çağlarda bir yerleşim olduğu anlaşılmaktadır Bu mağaralar iki ve üç katlıdır Kalenin yanında bir de göl vardır Moloz taştan duvarları örülmüş ve oldukça yüksek olduğu da günümüze gelen kalıntılarından anlaşılmaktadır Kötek-Köroğlu Kalesi (Kağızman) Kars Kağızman ilçesinde Kötek Köyünün bir kaç km batısında bulunan ve yüksekliği 150 m yi bulan kalenin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir Yapımıyla ilgili bir kitabeye rastlanmadığı gibi kaynaklarda da onunla ilgili yeterli bir bilgiye rastlanamamıştır Kalenin günümüze gelen kalıntılarından planını çıkarabilmek de mümkün olamamıştır Moloz taştan yapılan kalede yer yer harç da kullanılmıştır İnkaya-Micingirt Kalesi (Sarıkamış) Kars, Sarıkamış ilçesinde, İnkaya (Micingirt) Köyünde bulunan kale Saltuklu Mansur Ergin tarafından 1232 yılında yaptırılmıştır Kayalık bir tepe üzerindeki kalenin bulunduğu alanın çevresinde Urartu kaya mezarları ve Urartu sarnıcının bulunuşu, bu bölgeye daha önceden Urartular tarafından yerleşildiğini göstermektedir Sonraki dönemlerde bu kaleyi Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Saltuklular ve Osmanlılar kullanmışlardır Bunu belirten bazı İslam ve Hıristiyan yazılarına taşlar üzerinde rastlanmıştır Kale dikdörtgen planlı olup, günümüze yalnızca sur duvarlarının bazı bölümleri ulaşabilmiştir Duvarları kesme ve moloz taştan yapılmıştır Bugünkü konumuyla kalenin planını çıkarabilmek mümkün değildir Zivin Kalesi (Süngü Taşı) (Sarıkamış) Kars Sarıkamış ilçesi, Zivin Köyünün doğusunda sarp kayalar üzerine kurulan bu kalenin ne zaman yapıldığı kesinlik kazanamamıştır Bununla beraber, kale çevresinde Urartulara ait keramik parçaları bulunmuştur Buna dayanarak kalenin Urartu döneminde kurulup Selçuklu ve Osmanlı döneminde de kullanıldığı sanılmaktadır Günümüze son derece harap bir durumda gelmiş olan kalenin sur duvarları büyük ölçüde yıkılmıştır Kaba moloz taştan yapılan kalede yer yer arazideki kayalardan da yararlanılmıştır
|
|
Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#5 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsKars Kiliseleri Havariler Kilisesi (Kümbet Cami) (Merkez) ![]() Kars Kalesinin güneyinde, Kaleiçi Mahallesinde bulunan Havariler Kilisesini, eski gravürler surların hemen içerisinde göstermektedir Günümüze iyi korunarak gelebilen, Selçuklu kümbetlerine benzemesinden ötürü Kümbet Camisi olarak isimlendirilmiştir Bu yapıyı Bagrat Kralı Abbas II Takvor Karsı başkent yaptığı sırada, 932-937 yılları arasında 12 Havari adına yaptırmıştır Selçukluların Karsı ele geçirmesinden sonra 1064 yılında camiye çevrilmiş, sonraki yıllarda yine kilise olarak kullanılmış, Osmanlı döneminde 1579 yılında yeniden camiye dönüştürülmüştür 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ruslar tarafından Rum Ortodoks Kilisesine çevrilmiş ve onarılmıştır 1890 yılında da yanına bir çan kulesi yapılmıştır Ancak bu kule 1918 yılında yıkılmıştır Karsın 1918de Türklerin eline geçmesi ile yeniden camiye çevrilmiş, 1919da Ermenilerin buraya hakim olması ile bu kez Ermeni Kilisesine dönüştürülmüştür Karsın 1920de yeniden Türk egemenliğine geçmesi ile de bir kez daha cami olmuştur Yapı 1960-1970 yıllarında müze olarak kullanılmış, Kars Müzesinin yapılmasından sonra kilise kendi haline terk edilmiş ve 1999 yılında yeniden cami olarak kullanılmaya başlanmıştır Yapının günümüze gelen bir kitabesi bulunmamaktadır ortaçağ araştırmacıları bu yapıdan katedral olarak söz etmektedirler Havariler ismi ilk defa XIX yüzyılda bu yapıya verilmiş olup, bunun da nedeni kubbe altında bulunan 12 Havari figüründen ötürüdür ![]() Yapı dört yapraklı yonca ve haç planının birbirine karışması ile oluşan bir plan düzenindedir İç mekanını örten merkezi kubbe, kare planlı bir nef görünümündedir Kare plandan kubbe yuvarlağına karenin her köşesinden çıkan köşe kemerleri ile geçilmektedir Apsid dört cephelidir Yapımında düzgün taş bloklar ve moloz taş kullanılmıştır İç mekan 12 pencere ve apsisin kuzey ve güney apsislerle birleşen duvarlarında bulunan pencerelerle aydınlatılmıştır Ayrıca yapının güney ve doğu apsislerini birleştiren duvarlarda da yuvarlak mazgal pencereler bulunmaktadır Apsidin yanlarında küçük odalar bulunmaktadır Bu bölümde Rus mimarlarının yaptığı bazı eklemeler vardır ve bunlar yapının bütününü bozmuştur İç mekandaki 12 gömme sütun, 12 kemerle bir dizi oluşturmaktadır Bu sütunların gövdeleri sarmal süsler, kemerler ve kordonlarla çevrelenmiş, palmet motifleri de onları tamamlamıştır Buradaki her çift sütunun üzerinde bulunan kemer kıvrımlarında ayakta duran insan figürleri kabartma halinde görülmektedir Batı girişinin üzerindeki figür diğerlerinden ayrılmakta ve kuşlarla şekillendirilmiştir Ayrıca burada yılan motiflerine de yer verilmiştir Meryem Ana (Surp Asdvadzadzin- Ani) Katedrali (Arpaçay) ![]() Kars Arpaçay ilçesi, Ani surları içerisinde şehir merkezinde bulunan bu katedral, kilisenin güney duvarında bulunan bir kitabeden öğrenildiğine göre Kral Sımbad II zamanında, yapımına başlanmış, Kral Kakig Iin (898-1020) eşi Kraliçe Gadalina tarafından 1001 yılında tamamlanmıştır Ani kentindeki yapıların çoğunun mimarı olan Dırtad tarafından yapılmıştır Anideki Ermeni mimarisinin en gelişmiş kilise örneklerinden biri olarak nitelenen bu yapı, kubbeli bazilika ile kapalı Yunan haçının bir arada kullanılmasından meydana gelmiş bir plan düzenine sahiptir Katedral kırmızı tüf taşından yapılmış ve basamaklı bir zemin üzerine oturtulmuştur Orta nef diğer neflere göre daha geniş olup, üzeri kubbe ile örtülmüştür Apsisin iki yanına da hücreler eklenmiştir Katedralin üç giriş kapısı vardır Bunlardan batıdaki Halk Kapısı, kuzeydeki Patrik Kapısı, güneydeki de Kral Kapısıdır Katedralin cephe mimarisi üzerinde özellikle durulmuştur Burada alçak röliyefler halinde örgü ve yaprak motifleri, sitilize edilmiş şekillerde adeta bir dantel gibi işlenmiştir Yapının ince uzun pencereleri sağır yuvarlak kemerler içerisine alınmıştır Ayrıca üçgen şeklinde nişler ince dekoratif sütunlarla da cepheye hareketli bir görünüm verilmiştir Burada görülen vertikal ve horizantal hatlar, sivri profilli kemerler belki de Gotik mimarinin en erken örneklerinden birisi burada uygulanmıştır ![]() Katedralin yarım daire şeklindeki apsidi diğer bölümlerden daha yüksek olup, içerisi heykellerin konulduğu oyuklarla süslenmiştir Apsisteki bu süsleme unsuru, XI yüzyıl kilise mimarisinin tipik bir örneğidir Apsis bölümünün içerisinde XIII yüzyılda yapıldığı sanılan freskler bulunmaktadır Alpaslanın 1064 yılında Aniyi fethetmesinden sonra katedral camiye çevrilmiş ve içerisine geçici olarak minber ve mihrap konulmuştur Bundan sonra da Fethiye Cami ismi buraya verilmiştir Yapı 1124 yılındaki Kıpçaklı istilasına kadar 60 yıl cami olarak kullanılmıştır Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi (Şırlı Kilise) (Arpaçay) ![]() Kars Arpaçay ilçesinde Ani şehrinin doğu kesiminde yer alan bu kilise Arpaçaya kadar inen sarp kayalıkların eteğinde bulunmaktadır Kilisenin güney cephesindeki 25 satırlık Ermenice kitabede, 1215 yılında Ermeni devletinin başı olan Zaharca ve oğlu Saharsak devrinde, Tigranın Zaharcanın oğluna ve ailesine uzun ömürler vermesi dileğiyle yaptırıldığı yazılıdır XII yüzyılda Dikran isimli bir prensin yaptırdığı anlaşılan bu kilisede Ermeni mimarları ibadet mekanının ortasındaki kare mekanı örten yüksek kubbe düşüncesini ilk kez burada benimsemişlerdir Bu nedenle de Surp Krikor Kilisesinde kubbe ağırlığı dört köşedeki yarım sütunlarla takviye edilmiş duvarlara bitişik payeler üzerine oturtulmuştur Ana mekanın üzerini örten onaltıgen kasnaklı yalancı kemerlerle dekore edilmiş kubbe dışarıdan konik bir külahla örtülmüştür Kilisenin dış cepheleri yalancı kemerler, birbirlerine simetrik iki sütunlar ve bunları birbirine bağlayan kemerlerle dekore edilmiştir Bunların yanı sıra güney cephesindeki çift yarım sütuncuklar üzerine de yalancı kemerlerin birleştikleri yerlere hayvan ve kuş motifleri yerleştirilmiştir Kilise içerisinde İncilden alınmış dini temalarla ilgili freskler bulunmaktadır Bu freskler arasında yer yer stilize bitki ve haç motifleri de eklenmiştir Anide yaşayan Dikran Honents isimli bir zenginin yaptırdığı bu resim ve kabartmalardan ötürü de buraya Nakışlı Kilise ismi de verilmiştir Aynı zamanda kilisenin yaşayabilmesi için Dikran Honents buraya köyler, çiftlikler, değirmenler, hanlar, dükkanlar ve hamamlar vakfetmiştir Genç Kızlar Kayalıklarındaki Kilise (Güvercinli Kilise) (Arpaçay) ![]() Kars Arpaçay ilçesinde, Ani şehrinin güneyinde kayalık bir tepe üzerinde bulunan bu kilisenin yapım kitabesi olmamakla beraber, mimari yapısından XIII yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır Günümüze oldukça harap bir durumda gelen bu kilise XIII yüzyıl Ermeni kilise mimarisinin tüm özelliklerini yansıtmaktadır Üst örtüsü çökmüş olmasına rağmen bazı duvar parçalarından kiborion tipinde bir yapı olduğuna işaret etmektedir Kilisenin yuvarlak bir planı vardır Kalıntılarından üzerinin konik bir çatı ile örtüldüğü anlaşılmaktadır Kilisenin giriş kapısı Anideki kervan yolunun başlangıcına açılmıştır Kesme taştan yapılan dış cephe duvarları üzerinde kabartma geometrik süslemelere yer verilmiştir Altı bölmeli olan cephe duvarlarında kemerler arasına pencereler açılmış ve bunların çevresi kabartma bezemelerle doldurulmuştur Kilisenin tonozlu galerisinin büyük bir bölümü yıkılmıştır Çoban Kilisesi (Arpaçay) Kars Arpaçay ilçesinde, Ani surlarının dışında ve surların kuzeydoğusunda bulunan bu kilisenin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır Bununla beraber J Strzygowski bu kilisenin X yüzyıl sonu veya XI yüzyıl başlarında yapıldığını ileri sürmektedir Onun yanı sıra, A Khatchatrıan bu yapının XII yüzyılda yapıldığını belirtmiştir Çoban Kilisesi merkezi planlı bir yapı olup, onikigen içerisinde altıgen bir plan düzenindedir Kilisenin büyük bir bölümü yıkılmış olmasına rağmen yine de yapısı ile ilgili yeterli bilgi vermektedir Birbirine simetrik olan altıgenin kolları içerisine üçgen şekilde nişler açılmıştır İkinci katın ağırlığını taşıyan dayanaklar sütunlarla takviye edilmiş ve bunlar kalın duvarlar üzerine oturmuştur Surp Pırgiç Kilisesi (Halaskâr Kilisesi-Keseli Kilise) (Arpaçay) ![]() Kars Arpaçay ilçesinde Anide bulunan kiliseyi J Strzygowski 1035-1036 yıllarında Bagratlılardan Abulgarib döneminde yapıldığı ve Hz İsanın adına yapıldığını belirtmiştir Kilise 19 köşeli, poligonal bir plan düzeninde olup, içerisi nişlere bölünmüştür İbadet mekanını örten kubbe yüksek bir kasnak üzerine oturmuştur Ayrıca bu kasnak kilisenin duvarları ile niş kemerlerini köşelere bağlayan sütunlar üzerine oturtulmuştur Bu kilise de Anideki diğer yapılarda olduğu gibi oldukça hareketli bir cephe görünümüne sahiptir Dış cephesinde yarım yuvarlak çift sütunların taşıdığı sağır kemerler kilisenin tüm yüzeyini çepeçevre dolaşmaktadır Böylece kilisenin dış cephesi oldukça gösterişli bir konuma getirilmiştir Kilise 1073 yılında papaz Tridot tarafından onarılmış 1291 yılında yapıya bir çan kulesi eklenmiş, 1342 yılında da kilise Atabekler tarafından tümüyle onarılmıştır Bu kilise 1930lu yıllarda yıldırım düşmesi sonucunda yıkılmış olup günümüzde harap durumdadır Surp Krikor Abuğamrents Kilisesi (Arpaçay) ![]() Kars, Arpaçay ilçesinde Ani surları içerisinde, Ani Çayının meydana getirdiği vadide bulunan bu kilisenin kitabesinden öğrenildiğine göre; Ermeni Bahlavuni hanedanından Prens Krikorun emriyle kardeşi Hamze ile kızkardeşi Seta için dinlenme yeri olarak yaptırılmış ve Aziz Krikor Lusavoriçin adına sunulmuştur Kilise 994 yılında yapılmış, daha çok XVII yüzyılın çok apsitli kilise tipleri örnek alınmıştır Kilisedeki kitabelerde 1047 yılında Selçuklularla yapılan bir savaşta ölen Ermeni kahramanlardan Vahram Bahlavuninin ismi sık sık geçmektedir Kilise içten daire, dıştan yonca planlı altı apsitli bir yapıdır Bu plan şekli merkezi planlı, rotundalardaki nişlerin derinleştirilmesi sonucu meydana gelmiştir Taş yontma sanatının en güzel örneklerini ortaya koyan bu yapının masif duvarları üçgen nişlerle hafifletilmiş ve buralara açılan ince uzun altı pencere ile de ibadet mekanı aydınlatılmıştır Yapının üst örtüsünü oldukça yüksek kasnaklı konik bir çatı meydana getirmektedir Bu çatıya da 12 pencere açılmıştır Surp Hovhannes Kilisesi (Apostol Kilisesi, Havariler-Arakelots Kilisesi) (Arpaçay) Kars Arpaçay ilçesinde Aninin merkezinde bulunan Surp Hovhannes Kilisesini N Marr X yüzyıla tarihlendirmiştir Bunun yanı sıra N Tokarski bu kilise ile ilgili 1031 tarihli bir kitabeden söz etmiştir Kilisenin yapımı 1038 yılında tamamlanmıştır Dört yapraklı yonca planı düzenindeki kilisenin köşelerine birer hücre yerleştirilmiş ve bunun sonucu olarak ta yonca planı tam ortaya çıkmamıştır Kilisenin güneyine eklenen büyük boyuttaki bir yapının mezar olduğu sanılmaktadır Jamudun ismi verilen bu yapının doğusunda girişi ve cephesinin tümü, kilisenin kubbesi ve ona dayanan ayaklar günümüze gelebilen kalıntılardır Bunların dışında kiliseden fazla bir kalıntı bulunmamaktadır Kilisenin köşesinde kubbeli bir şapel, batısında da Başpiskopos Parsehin 1184te yaptığı bir anıt bulunmaktadır Ayrıca kilisenin kuzey ve güney yönüne de XII yüzyılda yapılmış iki avlu eklenmiştir Hoşavank Şapeli (Arpaçay) Kars Arpaçayın batısındaki vadide bulunan Hoşavank Şapeli Altıgen Şapel olarak da tanınmaktadır Kitabesi günümüze gelememiş olmakla beraber, çeşitli Ermeni kaynakları bu şapelin XI -XIII yüzyıllar arasında yapıldığını belirtmektedir Şapel küçük merkezi planlı bir yapıdır Anideki eserlerin süsleme yönünden en ilgi çekenlerinden birisidir Bu yapıda süsleme ve taş işçiliğinin son derece ileri düzeye çıktığı görülmektedir Şapelin çevresini dolaşan iki sütuncukların oldukça sade olmasına karşılık, üzerlerinde alçak kabarma halinde geometrik sağır kemerlere yer verilmiştir Bu kemerlerin birleştiği yerlere de stilize edilmiş palmet ve Rumilerden oluşan bir bezeme yapılmıştır İbadet mekanının üzerini örten konik çatı kasnağı da yarım sütunlarla 12 bölüme ayrılmıştır Bazı kaynaklar da bu yapıya bitişik bir mezar anıtının da olduğundan söz etmektedirler Surp Krikor (Gagik) Kilisesi (Arpaçay) ![]() Kars Arpaçay ilçesinde, Aninin merkezinde, surların kuzeyinde yapılan bu kiliseden günümüze yalnızca temel kalıntıları ile bazı duvar kalıntıları gelebilmiştir Kral II Gagik tarafından yaptırıldığı sanılan bu kiliseyi J Strzygowski 1001 yılına tarihlendirmiştir Kesme taştan yapılan bu kilisenin temel kalıntılarından merkezi planlı bir yapı olduğu anlaşılmaktadır Yanık Kilise (Sarıkamış) ![]() Kars Sarıkamış ilçe merkezinde bulunan Yanık Kilise, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşında Rus işgaline uğrayan Sarıkamışta Ruslar tarafından yapılmıştır Yapı moloz taş, kesme taş ve tuğladan, dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır Yapının girişi tuğla çerçeveli yuvarlak kemerli ve üzeri küçük bir çatı ile örtülüdür Girişin iki yanında dikdörtgen tuğla çerçeveli birer pencere bulunmaktadır Giriş kapısının üzerinde çıkıntılı bir bölüme yuvarlak kemerli üçüz pencere yerleştirilmiştir İlk yapımındaki çan kuleleri günümüze gelememiştir Sarıkamışta Rus işgalinin sona ermesinden sonra yapı bir süre kendi haline bırakılmış, ardından Sarıkamış Belediyesi tarafından sinema olarak kullanılmıştır Bir süre de yanına bir minare eklenerek cami olarak da kullanılmıştır 1970li yıllarda yangın geçirmiş, günümüze yalnızca ana duvarları gelebilmiştir Cengilli Kilise (Kağızman) ![]() Kars Kağızman ilçesinin Çengili Köyünde bulunan bu kilise X -XI Yüzyılda Bagratlılar tarafından yapılmış bir Ermeni kilisesidir Kilise üzerindeki Gürcü dilinde yazılmış iki kitabede Molla Zibiada ve Ruben isimli iki kişi tarafından onarıldığı belirtilmektedir Kilisenin 1791 tarihli Ermenice yapım kitabesi günümüze gelememiştir Kilise 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Kağızmanı işgal eden Ruslar ve ardından da Ermeniler tarafından kilise olarak kullanılmıştır İşgalin sona ermesinden sonra cami olarak kullanılmıştır Kilise serbest Yunan Haçı planında, üç basamaklı bir kaide üzerine bazalt taş ve tuğladan yapılmıştır Duvar kalınlığı 1 m ye yakındır Yüksek bir kasnak üzerine oturan konik bir çatı ile de üst örtüsü tamamlanmıştır Kilisenin ana girişi batıdan olup, ayrıca kuzey ve güney yönlerinde de birer girişi bulunmaktadır İbadet mekanı 20x15 m ölçüsünde, naos kısmını yüksek kasnaklı bir kubbe örtmektedir Kilisenin doğu cephesinin yeknesaklığı üç yuvarlak kemerle giderilmiştir Bunlardan ortadaki kemerin içerisine dar ve uzun mazgal pencere açılmıştır Kilisenin içerisinde, apsidin iki yanındaki Diakonikon (papaz hücreleri) hücresinin üzeri ve çevresi figürlü kabartmalarla bezenmiştir Burada Hz Meryem, Çocuk İsa ve bitkisel motiflere yer verilmiştir
|
|
Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#6 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsKars Köprüleri Taş Köprü (Merkez) ![]() Kars İç Kale Mahallesinde, Kars Çayı üzerinde iki köprü bulunmaktadır Bu köprüler 1579 yılında Osmanlılar tarafından yapılmıştır Sonraki yıllarda deprem sonucu yıkılmış, bugünkü köprü 1719 yılında Karahanoğlu Hacı Ebubekir tarafından yapılmıştır Köprü üzerindeki kitabesi günümüze ulaşmışsa da üzerindeki yazılar Ermeni işgali sırasında, Ermeniler tarafından yazılar kazınmıştır Köprülerden biri üç gözlü olup, 53 70 m uzunluğunda, 8 m genişliğindedir Köprünün yuvarlak kemerlerinden ortadakinin kemer açıklığı 13 m dir Diğer iki kemer daha küçük olup, yol seviyesindeki toprak üzerine bir kenarları ile oturmuştur Bu kemerler tempan duvarlarına göre daha içeridedir Yapımında kesme bazalt taşı kullanılmıştır Bu taşlar arasındaki derzler açıkça görülmektedir Köprünün iki yanındaki tempan duvarlarının yükseltilmesi ile korkuluklar meydana getirilmiştir Ayrıca ortadaki ayağın iki yanında birer köşeli ve yüksekliği kemerin üst seviyesine kadar çıkan iki selyaran bulunmaktadır İpekyolu Köprüsü (Arpaçay) Kars Arpaçay ilçesinde, Ani örenyerinde, Arpaçay Vadisinde bulunan İpekyolu Köprüsü Arpaçay Nehrinin üzerindedir Köprü, X yüzyılda Ermeni Bagrat Krallığı döneminde yapılmıştır Kitabesi bulunmamaktadır Köprü kesme taştan yapılmış olup, günümüze yalnızca ayakları gelebilmiştir
|
|
Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#7 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsKars Müzeleri ![]() Kars Müzesi ilk defa Eski Vilayet Konağının bir odasında, “Eski Eserleri Koruma ve Müze Memurluğu” adı altında 1959 yılında Kars Müzesi'nin çekirdeği oluşturulmuştur Kars çevresinden toplanan eserlerin artması ile yeni bir müzeye gereksinim duyulmuş, burada toplanan eserler Kümbet Camisinde (Havariler Kilisesi) yeniden düzenlenerek 1964 yılında ziyarete açılmış, 1969 yılında da Müze Memurluğu, Müze Müdürlüğüne dönüştürülmüştür Prof Dr İ Kılıç Köktenin 1965-1971 yıllarında Kağızman Camuşlu Yazılıkaya ve Kurban Ağa Mağarasında yapmış olduğu kazı ve araştırmalarında ortaya çıkan eserler müzeye getirilmiştir Kümbet Camisi de bir süre sonra eserlere yeterli gelmeyince, Kars Müzesinin yeni binasının yapımına 1871 yılında başlanmış, yapım çalışmaları 1978 yılında bitirilmiştir Bundan sonra müzenin teşhir ve tanzim çalışmalarına başlanmış ve Kars Müzesi 22 Nisan 1981de ziyarete açılmıştır ![]() Kars Müzesi arkeoloji ve etnoğrafya bölümleri ile müze bahçesindeki eserlerden oluşan üç bölüm halindedir Arkeoloji bölümünde Prehistorik, kalkolitik, Eski Tunç, Urartu, Roma ve Bizans eserleri bulunmaktadır Bu eserler arasında taştan değirmenler, obsidiyenler, çeşitli aletler, pişmiş topraktan kap ve kacaklar; kemik, cam, boncuk ve bronzdan süs eşyaları; gözyaşı şişeleri, baltalar, ok uçları, mızraklar, kandiller, bronz iğneler, bronz aletler ve mühürler bulunmaktadır Ayrıca Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı sikke ve paraları da bu bölümde yer almaktadır ![]() Müzenin etnoğrafik bölümünde, Geç Hıristiyan dönemine ait ahşap bir kapı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine tarihlenen yapı kitabeleri bulunmaktadır Kars yöresinin dokuma örneklerinden halı, kilim, heybe, at çulu, farma halı ve kilim yastık yüzleri, seccadeler; bakır mutfak eşyalarından kazanlar, siniler, tepsiler, taslar, ibrikler, yamaklar, (küçük kazan veya yardımcı kap) debbeler (kavurma kabı), kevgir leğen, sahan, havan ve kaşıklar; çeşitli kesici ve ateşli silahlardan altın ve gümüş işlemeli hançer, kama ve kılıç filintalar, çakmaklı ve toplu tabancalar, demir ve tunç baltalar ile barutluklar; el yazması Kuran başta olmak üzere çeşitli yazmalar, basılı eski kitaplar, fermanlar, yazı takımları, yöresel giysilerden kaftan, cepken, üç etek, bel kuşağı, baş örtüsü, göğüslük (tor) duluk ipi, saç bağı, şal kuşak, kadın başlıkları (kofik), tepelikler ve çoraplar; gümüş işlemeli eğerler, deve çakları, ahşap baston, sopa ve gümüş kırbaç, fayton fenerleri, saatler, gümüş tütün tabakaları, yöresel taşlardan ağızlıklar, tespihler, semaverler, gümüş bilezikler, tepelikler, başlıklar ve gerdanlıklar bulunmaktadır Teşhir vitrinleri dışında dokuma aletlerinden teşri, kirman ve çıkrık ile yöresel halı tezgahı ve dokumada kullanılan aletler onları tamamlamaktadır Ayrıca Kars tarihini içeren kitaplar ile eski gazeteler de bu bölümde sergilenmektedir Müze bahçesinde ise; Anadolu Selçukluları ve Beylikler dönemine ait mezar taşları, mimari yapı taşları bulunmaktadır Doğu Anadolu yöresine özgü Selçuklu ve Artuklu dönemine ait koç, koyun, kuzu ve at şeklindeki mezar taşları, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çeşitli kitabeler ile mezar taşları da burada teşhir edilmektedir Ayrıca bahçenin kuzeyinde müze duvarına bitişik özel ray sisteminin üzerinde; Kazım Karabekir Paşaya 1921 Kars Antlaşması sırasında Ruslar tarafından hediye edilen tarihi Beyaz Vagon da bulunmaktadır İstasyon Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi No:365 Kars Tel-Faks: (0474) 212 38 17 Gazi Ahmet Muhtar Paşa Müzesi (Merkez) ![]() Gazi Ahmet Muhtar paşa 1877 yılında Osmanlı-Rus Savaşında Karsı Ruslara karşı yapılan Başgedikler, Zivin ve yahni Savaşlarını kazanmış ve bu nedenle de gazi unvanını almıştır Ancak Alacadağ Savaşında Osmanlı ordusu yenilince Ahmet Muhtar paşa ordusu ile Erzuruma çekilmiştir Karsta Gazi Ahmet Muhtar Paşanın karargah binası olarak kullandığı Konak, XIX yüzyılın ikinci yarısında yapılmış iki katlı, dikdörtgen planlı bir yapıdır Konağın dış cephesi bazalt taşından, çatısı da toprak damla örtülüdür Girişi güney yönünde olan konağın zemin katında iki, birinci katında da bir salon ve üç oda bulunmaktadır Kars Valiliği ve Kars Tugay Komutanlığı 2001 yılında bu konağı restore ederek müze konumuna getirmiştir Konağın birinci katında 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşında Kars il merkezi ile Yahnılar Tepesindeki tabyalarda bulunmuş, bu savaşla ilgili askeri malzemeler, Gazi Ahmet Muhtar Paşanın fotoğrafları, haritaları, Osmanlı ordusunun hareket planları, savaş resimleri ve gravürler sergilenmektedir Vitrinler içerisinde de top mermileri, fişekler, süvari atlarının nalları başta olmak üzere savaş alanlarından toplanan askeri malzemeler bir araya getirilmiştir Müzenin diğer salonu da sergi salonu olarak düzenlenmiştir Ani Eski Eserler Müzesi (Arpaçay) Kars Arpaçay ilçesindeki Anide N Marr tarafından 1904 yılında Eski Eserler Müzesi kurulmuş, bunun başına da Ani kazılarına katılan Leningrad Hermitage Müzesinde yöneticilik yapan H Orbeli getirilmiştir Bu müze önce Menucehr Camisinde kurulmuş, eserler burada bir araya getirilmiş ve daha sonra Anideki yeni müze binası tamamlanınca da 1908de buraya taşınmıştır Bu müzede 1892 yılından beri ele geçen yöredeki eserler toplanmıştır 1917 yılında Anide N Marr bir de bilimsel araştırma enstitüsü kurmuştur Daha sonra bu arşivi Tiflise göndermiştir I Dünya Savaşının başlaması ile 1918 yılında bu müze kapatılmış ve Ani savaş alanının içerisinde kalmıştır Rusların Karstan çekilmesi ve Ani Müzesinin boşaltılması sırasında 1918 yılında çevredeki aşiretlerin ve Ermenilerin saldırısına uğrayan müze ile arkeoloji enstitüsü yıkılmış, koleksiyonlarının büyük bir bölümü vagonlara doldurularak Tiflisteki Kafkas Enstitüsüne götürülmüştür Bu arada müzedeki eserlerin çoğu da yok olmuştur
|
|
Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#8 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsKars Hamamları Cuma Hamamı (Merkez) ![]() Kars il merkezinde, Kars Çayı kenarında, Atatürk Köprüsünün solunda bulunan Cuma Hamamının kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır Bununla beraber yapı üslubundan XVII yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır Bu hamam plan düzeni olarak yakınındaki İlbeğioğlu Hamamı ile benzerlik göstermektedir Osmanlı hamam mimarisi üslubunda, dikdörtgen planlı, kesme taştan yapılan hamam soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir Yuvarlak kemerli bir kapıdan girilen soğukluğun üzeri kubbe ile örtülüdür Buradan bir koridorla geçilen ılıklık ve sıcaklık ikinci bir kubbe ile örtülmüştür Bu kubbeler kasnaksız olup, içeriden Türk üçgenlerine oturmaktadır İlbeğioğlu Hamamı (Merkez) ![]() Karsta Taş Köprünün yanında bulunan bu hamamın kitabesi günümüze gelemediğinden ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir Halk arasında Muradiye ve Balkonlu Hamam isimleri ile tanınmaktadır Yapı üslubundan XVII yüzyılın sonu ile XVIII yüzyılın başına tarihlendirilmektedir Osmanlı hamam mimarisi örneklerinden olup, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşmuştur Dikdörtgen planlı olan hamam, Cuma Hamamı ile aynı plan düzenindedir Yuvarlak kemerli bir kapıdan girilen soğukluk kısmının üzeri içten Türk üçgenlerinin taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür Sıcaklık bölümü de diğerinden daha küçük kubbe ile örtülmüştür Hamamın içerisindeki günümüze gelen bezemeler XVIII yüzyıla tarihlendirilmektedir Mazlum Ağa Hamamı (Merkez) ![]() Kars il merkezinde, Taş Köprünün solunda bulunan Mazlum Ağa Hamamının ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı, kitabesi bulunmadığından kesinlik kazanamamıştır Bununla birlikte, Sultan III Murad (1574-1595) zamanında, Karsın onarımı sırasında yapıldığı bilinmektedir Osmanlı hamam mimarisi örneklerinden olup, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir Kesme taş ve moloz taştan yapılan hamamın üzeri merkezi bir kubbe ile örtülüdür Hamam 1918 yılında Ermeniler tarafından tahrip edilmiş, daha sonra onarılmıştır Yakın tarihlere kadar işlevini sürdüren bu hamam günümüzde kullanılmamaktadır Selçuklu Hamamı I (Arpaçay) Kars Arpaçay ilçesindeki Ani Örenyerinde, Büyük katedralin 30 m batısında bulunan bu hamam Selçuklu döneminde, XII yüzyılda yapılmıştır Bu hamam yanındaki diğer hamam ile birlikte Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümünün 1966-1967 yıllarında yaptığı kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır Bu hamam Ani surlarının şehre giriş kapılarından en önemlilerinden biri olan Aslanlı Kapıdan Ebül Muammeran Camisi ile İç Kaleye giden yakın bir yerdedir Hamamın plan düzeni, su ve ısıtma tesisleri, iç süslemeleri ve mimari özellikleri yönünden Anadolu Türk hamamları ile benzerlik göstermektedir Kazılar sırasında hamamın sıcaklık bölümü, su sarnıcı, soğuk su depoları bütünüyle, ılıklık bölümü de kısmen ortaya çıkarılmıştır Dikdörtgen biçimindeki sıcaklık bölümünün köşelerinde birbirlerine eşit dört yıkanma odası, halveti bulunmaktadır Bu bölüm birbirlerine eşit dört eyvanlıdır Bu eyvanların birbirlerini dikey olarak kesmesi ile hamam haçvari bir görünüm kazanmıştır Yıkanma odalarına orta mekandan, diğer kısımlara da köşelerdeki kapılardan girilmektedir Üst örtüdeki kubbelerin dış kademelerine maden cürufu dökülmüştür Böylece cürufun ve kubbelerin üzerine serilen kalın toprak tabakası hamam sıcaklığının dışarıya sızmasını önlemektedir Aynı zamanda bu şekilde içeriye akıntının olması da önlenmiştir Selçuklu (Küçük Hamam) Hamamı II (Arpaçay) Kars Arpaçay ilçesindeki Ani Örenyerinde, Arpaçay ile Tatarcık Deresinin birleştiği alandaki Bey Sekizi Kapısının 100 m güneyinde bulunan bu hamam, XII yüzyılda, Selçuklular döneminde yapılmıştır Selçuklu mimari üslubunu yansıtan bu hamam mimari yönden diğeri ile benzerlik göstermektedir Bu hamamı 1844 yılında Abiç isimli bir gezgin görmüş ve planını çıkarmıştır Daha sonra hamamı inceleyen Strzygowski ve Harutyunyan yapının tanımını yapmış ve bunun Anideki Ermeni yapılarından ayrıldığını belirtmiştir Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümünün 1966-1967 yıllarında yaptığı kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılmıştır Hamam soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiş, kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır Sıcaklık bölümü planı ve ölçüleri bakımından diğer hamamın tam bir benzeridir Burada Selçuklu ve Osmanlı döneminde sıkça rastlanan haç biçimli, dört eyvanlı ve köşe halvetlidir Yıkanma odalarına açılan kapılar Selçuklu mimarisinde görüldüğü gibi sivri kemerli, dar ve alçak tonozludur Odaların üzerleri birer kubbe ile örtülmüştür Eyvanlara olduğu gibi halvetlere de su taşıyan künkler duvarların içerisine yerleştirilmiştir Üst örtüde kubbe geçişini sağlayan tromplar birbirlerinden farklı biçimlerde stalaktitlerle süslenmiştir Tromplarda her halvette farklı stalaktitlerin kullanılması hamam içerisindeki yeknesaklığı ortadan kaldırmıştır Arpaçayda bulunan bu hamamların XIII yüzyılda kullanıldığı Dikran Honentsin bir yazıtından anlaşılmaktadır İkinci hamamda görülen trompların birinci hamamdakilere göre daha gelişmiş olmasından ötürü, ikincisinin daha geç bir tarihte yapıldığı sanılmaktadır Pars Tuğlacıya göre, birinci hamamın, Anide Şeddadi Hanedanının il beyi olan Abû Şûca Menûçehrin onarım çalışmaları yaptığı tarihlerde, XI yüzyılın sonlarında, 1080-1090 yıllarında yapılmıştır
|
|
Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#9 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsKars Selçuklu Kervansarayı ![]() Kars, Arpaçay ilçesinde Aninin merkezinde yer alan kervansaray XII yüzyılın başlarında yapılmıştır Ani şehrinin merkezindeki ana cadde üzerindeki kervansaray yöresel sarımtırak kesme taştan yapılmıştır Düzgün bir taş işçiliği bulunmaktadır Dikdörtgen planlı kervansarayın yan duvarları dışa kapalı olup, adeta bir kale görünümündedir Ancak bunların büyük çoğunluğu yıkılmış ve günümüze gelememiştir Kaplama taşların altında moloz taş duvarların olduğu kalıntılarından anlaşılmaktadır Kervansarayın giriş kapısı üzerindeki bezemeler Selçuklu Mimari cephe görünümü yansıtmaktadır Sarı taştan oldukça görkemli olan giriş kapısının çevresi dikdörtgen söveler içerisinde geometrik bezemelerle çevrelenmiştir Hafif sivri kemerli kapının üstü Selçuklu dönemi mukarnasları ile bezelidir Bu yapının sonradan kiliseye çevrildiği sanılmaktadır
|
|
Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#10 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsKars Türbeleri Hasan-ı Harakâni Türbesi (Merkez) Kars Kaleiçi Mahallesinde, Evliya Camisinin avlusunda bulunan Hasan-ı Harakâni Türbesi, Selçuklulardan önce Anadoludaki Oğuz Beylerinin yapmış olduğu savaşlarda şehet düşen Hasan-ı Harakaniye aittir Hasan-ı Harakaninin mezarı XVI yüzyılda bulunmuş ve Serdar Lala Mustafa Paşa tarafından 1579da türbesi yapılmıştır Bu türbeden ötürü de yanındaki camiye Evliya Camisi ismi verilmiştir Hasan-ı Harakani Türbesinin çevresinde 21 adet mezar daha bulunmaktadır Türbe, 3 80x5 80 m ölçüsünde dikdörtgen planlıdır Türbenin üzeri kubbe ile örtülü olup, bu kubbe dıştan çinilerle kaplanmıştır Türbe duvarlarında 3 küçük pencere ve bir de giriş kapısı bulunmaktadır Türbenin giriş kapısı üzerine kitabesi yerleştirilmiştir Ayrıca türbe avlusunun girişinde de h 972 (1564) tarihli bir kitabe daha bulunmaktadır Celal Baba Türbesi (Merkez) Kars, Kaleiçi Mahallesinde, Kars Kalesinin güneyinde, giriş kapısının arka kısmında bulunan türbe XII yüzyılda Karsın istilasında şehit düşen Oğuz boylarından Celal Babanın mezarıdır Türbe kesme taştan yapılmış, üzeri çini örtülü bir kubbe ile kapatılmıştır Sultan III Murad zamanında Karsın imarı yapılırken bu türbeyi de Lala Mustafa Paşa onarmıştır 1878 Rus İhtilali sırasında, Ruslar tarafından mezarı ve türbesi tahrip edilmiştir Sonraki dönemlerde de türbe yeniden yaptırılmıştır
|
|
Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#11 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsKars Tabyaları Kars ve yöresi Ortaçağdan sonra Anadolunun doğuya açılan sınır kenti olmuş bu yüzden de çeşitli dönemlerde Anadoluya yönelik savaşlar bu bölgede olmuştur Osmanlılar Anadoluyu savunabilmek için bu bölgenin korunmasına önem vermiş, bundan ötürü de bir takım savunma tesisleri yapılmıştır XVIII yüzyıldan itibaren yörede bir çok tabya yapılmıştır Özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşları ardından I Dünya Savaşı sırasındaki doğudan gelen Rus ve Ermeni saldırılarını önlemek amacı ile bu tabyaların sayıları arttırılmıştır Kars ilinde 23 tabya bulunmakta olup, bunlardan 14ü büyük ölçüde tahrip olmuş ve 10 tanesi de iyi bir durumda günümüze ulaşmıştır Kars Tabyalarının belli başlıları; İnönü Tabyası, Karadağ Tabyası, Hafız Paşa Tabyası, Arap Tabyası, Gaziler Tabyası, Kerim Paşa Tabyası, Kanlı Tabya, Cenup Tabyası, Çukur Tabya, Fevzi Paşa Tabyası, Hüseyin Paşa Tabyası, Kerim Paşa Tabyası, Thomson Tabyası, Dik Tabya, Veli Paşa Tabyası, Şimendifer Tabyası, Çakmak Tabyası, Çifte Gögüs Tabyası, Muhlis Paşa Tabyası, Churcil Tabyası, Süvari Tabyası ve bugün üzerinde Veteriner Fakültesinin bulunduğu Çim Tabyadır Bu tabyalardan İnönü Tabyası Karsın Dereiçi Mevkiindeki sırtta Sultan Abdülmecit zamanında 1848-1853 yılları arasında yapılmıştır Bu tabyada 1855 Osmanlı-Rus, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır Yaklaşık 250 kişiyi barındıran bu tabyanın bağlantı hendekleri bulunduğu gibi açık araziyi ateş altında tutacak koruganları bulunmaktadır Aynı zamanda da Karadağ ile Arap Tabya arasında bir üçgen alanı oluşturmaktadır Kars il merkezindeki Atatürk Mahallesinde, tepede yer alan Arap tabya Sultan Abdülmecit zamanında 1848-1853 tarihleri arasında yaptırılmıştır Bu tabyanın 250 kişilik bir kapasitesi olup, burada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır Tabyanın çevresi hendek ile çevrili olup, top ve makineli tüfek mevzileri burada bulunmaktadır Tabyanın kışlası bulunduğu gibi çevresindeki İnönü ve Karadağ tabyaları ile birlikte çevreyi savunma olanağı çok yüksektir Ayrıca tabyanın bir bölümü uçuruma dayandırılmıştır ![]() Karabağ Tabyası da Kars Atatürk mahallesinde bir tepe üzerindedir Sultan Abdülmecit tarafından 1848, 1853 tarihlerinde yaptırılmıştır Bu tabya da 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır Tabya 250 kişilik olup, yöredeki en büyük tabyalardan birisidir Arap ve İnönü Tabyaları ile birlikte bölgede en geniş savunma olanağını sağlamaktadır Tabya içerisinde sığınak, kışla binası, süvari hendeği, mazgallar ve irtibat hendekleri bulunmaktadır Bu tabyada Arap Baba olarak bilinen, Karadağ Muhafız ve Topçu Takım Komutanı M Haşimi Kanevi'nin mezarı da bulunmaktadır XX yüzyılın başlarında bu tabya bir süre Ermeni Hapishanesi olarak kullanılmıştır Hafız Paşa Tabyası, Hafız Paşa Kışlası içerisinde olup, 1853 yılında Hafız Paşa tarafından yaptırılmıştır Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı cereyan etmiştir Tabya yaklaşık bir bölük, 70-80 kişi kapasiteli olup, 2 bölümden oluşmaktadır Tabya içerisinde makineli tüfek yuvası ile bir de komuta yeri vardır Günümüze bu tabyanın yalnızca kalıntıları gelebilmiştir ![]() Kerim Paşa Tabyası, Karsın Dereiçi mevkiinde Kerim Paşa tarafından 1854 yılında yaptırılmıştır Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmış olup, yaklaşık bir bölük kapasiteli, 70-80 kişiliktir Tabyanın kuzeyi uçurum ile sınırlandırılmıştır Kışla binasının çevresi yüksek bir koruganla çevrelenmiştir Dereiçi mevkiine hakim bir makineli tüfek yuvası bulunmaktadır Kanlı Tabya Karsın Bülbül Mahallesinde olup, 1722-1732 tarihlerinde yapılmıştır Bu tabyada 1722 - 1732 Osmanlı - İran Savaşı, 1807 Osmanlı - Rus Savaşı, 1823 Osmanlı - İran Savaşı, 1828 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877-1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918-1920 Osmanlı-Ermeni savaşları yapılmıştır İran Hükümdarı II Tahmasbın Kars kalesini kuşattığı sırada bir karargah olarak yaptırılmıştır Osmanlı - Rus Savaşlarında (1827-1828) en çetin çarpışmalardan biri bu Tabya'da yapıldığından eski ismi Büyük Tabya iken, halk tarafından Kanlı Tabya olarak anılmıştır Karsın Karacaören Köyünün 500 m kuzeydoğusunda bulunan Cenup Tabyası Sultan Abdülmecit zamanında, 1848-1853 tarihleri arasında yapılmıştır Bu tabyada 1855 Osmanlı-Rus Savaşı, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı,1918-1920 Osmanlı-Ermeni Savaşı yapılmıştır Tabya 200 kişi kapasiteli olup, iki bölümü hendekle çevrilmiştir Tabyada makineli tüfek yuvaları bulunmaktadır Karsın güney düzlüğüne hakim bir noktadadır ![]() Süvari Tabyası eski Kars-Erzurum yolunun sağında, Kars Çayının kenarındadır İran Hükümdarı II Tahmasb tarafından yaptırılmıştır Bu tabyada 1722 - 1732 Osmanlı - İran Savaşı, 1807 Osmanlı - Rus Savaşı, 1823 Osmanlı - İran Savaşı, 1828 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı – Ermeni Savaşı yapılmıştır Tabyanın mazgallı sığınakları olup, etrafı hendeklerle çevrilmiştir Sığınağın mazgalı ve kapısı sağlam durumda olup, restore edilmiş ve turizme açılmıştır ![]() Hüseyin Paşa Tabyası Karsta Sultan Abdülmecit tarafından1848 - 1853 tarihleri arasında yaptırılmıştır Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmış olup, yaklaşık 200 kişiliktir Tabyanın içerisinde sığınak, kışla binası bulunmakta olup etrafı hendeklerle çevrilmiştir Sekiz koruganı, 4 makineli tüfek yuvası bulunmaktadır Günümüzde askeri amaçlı olarak kullanılmaktadır ![]() Veli Paşa Tabyası Karsta Çakmak Doğu Kışlası içerisinde bulunmaktadır Tabya Veliyüddin Paşa tarafından 1854 tarihinde yapılmıştır Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmış olup, 200-250 kişiliktir Hendeklerle çevrili olan tabya iki ayrı korugandan meydana gelmiştir Tabyanın güneydoğusu uçurumdur Tabyanın iki makineli tüfek yuvası bulunmaktadır Günümüzde askeri amaçlı kullanılmaktadır ![]() Çakmak Tabya Çakmak Batı Kışlasının kuzeyinde bulunan bu tabya Sultan Abdülmecit tarafından 1848-1853 yıllarında yaptırılmıştır Tabyada, 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır Tabya yaklaşık 200 kişilik olup, U şeklinde bir hendeği, beş koruganı ve 550 m boyunda da ikinci bir hendeği ile 2 makineli tüfek yuvası, tabyanın güneydoğusunu koruyan bir başka makineli tüfek yuvası daha bulunmaktadır ![]() Williams Tabya, Çakmak Doğu Kışla içerisinde bulunmaktadır Sultan Abdülmecit tarafından 1848 - 1853 tarihleri arasında yaptırılmıştır Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmış olup, bu tabya 200 kişiliktir Tabyanın içerisinde sığınak, kışla binası, tabyayı çevreleyen taş duvarlarla sağlamlaştırılmış hendekler, mazgallar ve iki makineli tüfek yuvası bulunmaktadır ![]() Muhlis Paşa Tabyası, Karsta Çakmak Doğu Kışla içerisinde bulunmaktadır Sultan Abdulmecid tarafından 1848 - 1853 tarihleri arasında yaptırılmıştır Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır Tabya yaklaşık 200-250 kişiliktir Tabyanın beş koruganı ve çevresinde hendekler bulunmaktadır Güneydoğusu uçurumdur Günümüzde askeri amaçlı kullanılmaktadır
|
|
Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#12 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsKars Anıt ve Şehitlikleri Kazım Karabekir Anıtı (Merkez) Kars il merkezinde General Kazım Karabekir (1882-1948) için Cumhuriyetin ilanından sonra bir anıt dikilmiştir Kazım Karabekir 30 Ekim 1920de karsı Ruslardan kurtarmış ve aynı zamanda da TBMM Başkanlığı yapmıştır Mermer bir kaide üzerinde General Kazım Karabekir Kurtuluş Savaşında giymiş olduğu askeri üniforması ile tasvir edilmiştir Sol eli manevra kayışında, ayakta durmaktadır Heykelin kaidesinde “Şarkın kurtarıcısı Kazım Karabekir Paşa” yazılıdır Kazım Karabekirin anıt mezarı Ankarada Cebeci Şehitliğindedir Meçhul Asker Anıtı (Merkez) Kars Bülbül mahallesinde bulunan bu anıt, dikdörtgen bir sığınağın üzerinde yapılmıştır Buradaki taş ve beton korunağın üzeri toprakla örtülerek bir tepecik haline getirilmiştir Etrafı dayanak duvarları ile çevrilmiş ve böylece bir meydan oluşturulmuştur Bu anıta doğu yönündeki geniş bir merdivenden çıkılmaktadır Zemin taş döşelidir Gri renkli kesme taştan yapılan anıt 9 10 m yüksekliğindedir Anıta kuzeydoğu ve güney duvarında da iki kemerli geçit bulunmaktadır Anıtın arka kısmı genişletilmiş ve yine gri renkli taştan saçaklı bir örtü görüntüsü verilmiştir Anıtın altındaki madeni levhada da “Meçhul Asker Anıtı” yazılıdır Kars Şehitliği (Merkez) Kars Bülbül Mahallesinde, yaklaşık 7-8 dekar büyüklüğündeki şehir mezarlığının doğu köşesi Kars Şehitleri için ayrılmıştır Taş ve beton duvarlar 50 cm genişliğinde ve 1 m yüksekliğindeki şehitliğin ayrı bir demir kapısı bulunmaktadır Aynı zamanda buraya 5 m yüksekliğinde kesme taştan bir de anıt dikilmiştir Anıt kesik bir prizma şeklindedir Tabanı 70 00x70 00 m ölçüsünde olup, tüm yüksekliği 1 55x1 55 m dir yedi basamakla çıkılan podyumdaki meşale yeri ise 1 15 m dir Bu podyumun önünde 80 00x2 70 ölçüsünde bir musalla taşı bulunmaktadır Şehitlikte 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşında ve Milli Mücadele sırasında ölen 100den fazla şehidin mezarı bulunmaktadır Bu mezarlar 35-40 cm yüksekliğinde, 1 35x2 65 m ölçüsünde olup üzerlerine 26x36 cm genişliğinde kitabeler yerleştirilmiştir Mezarların dokuzunun üzerinde kitabe olup, diğerleri boş ve kime ait oldukları bilinmemektedir Üçler Şehitliği (Üç Şehitler) (Merkez) Kars Sukapı mahallesinde bulunan Üç Şehitler Şehitliğininin üzerinde kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir Halk arasındaki söylentiye göre; burada yaşayan birisi rüyasında görerek evinin altını kazmış ve üç mezarla karşılaşmış ve burasını mezarlık haline getirerek evini terk etmiştir Buradaki mezarlardan biri çevre duvarlarının altında kalmış, diğerlerinin de üzeri taşla örülmüştür Bu şehitlerin aynı yerde ve aynı anda düşman tarafından öldürüldükleri ve buraya gömüldükleri söylenmektedir Allahuekber Dağı Şehitliği (Sarıkamış) ![]() Birinci Dünya savaşı sırasında Kars, Sarıkamış ve Ardahanı Rus işgalinden kurtarmak isteyen Osmanlı Devleti Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver paşanın emriyle 118 000 kişilik 3 Ordu, 22 Aralık 1914te Sarıkamış Dağlarını aşarak hedefe ulaşmaya çalışmıştır Enver Paşa yönetimindeki 3 Ordu savaşa hazırlıksız başlamış, 9,10 ve 11 Kolordular 40-50 C lik soğukta kar üzerinde Rus birlikleri ile savaşmış ve bu savaşta 37 000 şehit verilmiştir Ancak Sarıkamış harekatı aşırı soğuk, açlık ve hastalık yüzünden başarısızlıkla sonuçlandı ve 5 Ocak 1915te sona ermiştir Sarıkamış dağlarında hastalanarak ve donarak savaşmadan 60 000 şehit verilmiştir Sarıkamış harekatında ölenlerin anısına Kültür Bakanlığı biraz geç de olsa, bir anıt yaptırmıştır Bu anıt 10 Ekim 1996da ziyarete açılmıştır
|
|
Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#13 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsKars Mağaraları Kurbanağa Mağarası (Kağızman) Kars ili Kağızman ilçesi, Camuşlu Köyünde bulunan Kurbanağa Mağarası 3 135 m yüksekliğindeki Aladağda bulunmaktadır Bu mağara deniz seviyesinden 2000 m yükseklikte olup, burada Paleolitik çağlardan kalma kaya resimleri ile karşılaşılmıştır Kurbanağa mağarasında ayrıca, tunç çağına ait çanak-çömlek ve kement file gibi avlanma araçlarını gösteren duvar resimleri bulunmaktadır Yazılıkaya, Bazalt yapılı bir kayanın dik ve düzgün yüzünde, biri büyük, diğeri küçük iki panodan oluşmaktadır Mağara 11 30 m derinliğinde, 8 50 m genişliğindedir Mağara girişi ise 4 50 m çapındadır Ağkeran Mağarası (Kağızman) Kars Kağızman ilçesinin kuzeybatısındaki Çukurayva (Purut) ile Camuşlu Köyü arasında bulunan Ağkeran Mağarası, Hıristiyanlığın ilk yıllarında gizli ibadet eden Hıristiyanlar tarafından kullanılmıştır Bu nedenle de mağaranın tavanında haç motifleri ve Grekçe yazılar bulunmaktadır Mağara içerisine sonraki yıllarda bir takım hücreler yapılmıştır Mağara 6-7 m eninde, 5-6 m uzunluğundadır Duvanoğlu Mağarası (Kağızman) Kars Kağızman ilçesi, paslı Köyünün kuzeydoğusunda bulunan mağara, kapalı mağara grubundandır Girişinde taştan yapılmış 1 50 m yüksekliğinde ve 1 00 m genişliğinde ve 30 cm kalınlığında menteşeli bir kapısı bulunmaktadır Mağaranın kenarları taşlarla örülerek kapatılmıştır Genişliği 3-4 m , uzunluğu 15 m , yüksekliği de 3 m dir
|
|
Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#14 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsKars Sivil Mimari Örnekleri ![]() Anadolu ile Kafkas kültürünü birleştiren sivil mimarlık örneklerini ortaya koyması yönünden Kars ve yöresi çok önemli bir bölgedir Ancak sınır kenti olması ve sürekli savaşlara sahne oluşundan ötürü de büyük zorluklar yaşamıştır Karstaki sivil mimari günümüzde eski ve yeni olmak üzere iki ayrı şehir olarak sivil mimari yönünden incelenmelidir Eski Kars bugün kale içerisinde ve onun eteklerinde olup Kaleiçi Mahallesi de bu yerleşimin ana noktasıdır Günümüzde buradaki yerleşim eğri ve dar yolların iki yanında sıralanmış evleri ile sıkışık bir yapılanmayı göstermektedir Kırsal kesimlerde ise iklim yerleşimi büyük ölçüde etkilemiş, bu nedenle de toplu yerleşime geniş yer verilmiştir Bu tür yerleşimlerde bir alanın çevresinde çember biçiminde evler bir arada toplanmışlardır Bu yerleşimlerin orta noktasını da cami oluşturmaktadır Evler tek katlı toprak damlı taş yapılardır Yapılarda yörede çok olan bazalt, andezit, tüf, aglomera taşları sık kullanılmıştır Ayrıca çamur harçla örülü duvarlar çam veya kavak ağacından hatıllarla desteklenmiş, üst örtüyü ise toprak damlar oluşturmuştur ![]() Geleneksel Kars evlerinde iki ayrı plan tipinin uygulandığı görülmektedir Bunlardan birincisinde giriş holleri yapının bir köşesine yerleştirilmiştir Giriş holü yapının sağ veya sol köşesinde olanlarda odalardan biri bu girişin yanındadır Giriş holünden çift kanatlı bir kapı ile salona, salondan da yine girişe benzer bir kapı ile yanındaki odaya geçilir Yana yana dizilmiş odalardan diğerlerine daima bir geçiş vardır Böylece ev içerisinde dairevi bir dolaşım sağlanır Diğer tiplerde ise, giriş holünün bir tarafından salona, diğer taraftan da misafir odasına geçilmektedir Bu tip evlerin birbirleri ile bağlantılı olduğu açıkça görülmektedir Karsın sivil mimari örneklerini oluşturan, Rusların yapmış olduğu evler çoğunlukla taş ve kerpiçten yapılmıştır Karsın eski evleri 1878-1918 arasında Karsın Rus işgaline uğradığı sırada eski evler olduğu gibi bırakılmış, yeni yerleşim Taht Düzü denilen güneydeki alana kurulmuştur Osmanlı sivil mimarisine benzemeyen, üst düzey memur, subay ve yabancı ailelerin yaşamaya başladığı yeni binalar bu yeni yerleşim alanında yapılmıştır ![]() Rusların askeri vilayeti olan ve 40 yıl işgal ettikleri bu şehirde yeni bir yapılanmaya gitmişlerdir Bugünkü Yusufpaşa, Ortakapı ve Cumhuriyet mahallelerinin bulunduğu alanlara 1890 yıllarında Hollandadan getirilen mimar ve mühendislere ızgara planlı, birbirini kesen caddelerden oluşan yeni bir şehir kurdurmuşlardır Geniş ve düzgün taş kaldırımlı caddeler ile geniş parklar ile şehrin görünümü değişmiştir Karsın yeni yapılanmasında Kuzey Avrupa mimarisi üslubundan yararlanılmış, düzgün bazalt taşından iki ve üç katlı binalar yapılmıştır Bunların yanı sıra villa tipi evlere de geniş yer verilmiştir Bu evlerin bazıları cadde üzerinde olmalarına karşılık geniş bahçe içerisinde olanları da bulunmaktadır Bu yapıların geniş cepheleri duvara dayalı yarım sütunlarla ve kabartma bordürlerle bezenmiş, iç mekanlarda ise odalar uzun koridorların çevresinde sıralanmıştır Bu koridorun çevresinde birbirlerine açılan odalar, salonlar bulunmaktadır ![]() Ayrıca Peç ismi verilen şömine biçiminde yeni bir ısıtma sistemi burada uygulanmıştır Bu sistemde Peçlerin içerisinde yakılan kömürlerin çıkardığı sıcaklık iç mekan duvarlarından geçirilen borularla yapıların tümünü ısıtmıştır Kışların soğuk ve uzun geçtiği Karsta Peçlerin yanı sıra daha değişik ısıtma sistemleri de geliştirilmiştir Odaları birbirinden ayıran duvarların köşesine yarım daire biçimli ve çıkıntılı “galanka” denilen büyük bir soba yerleştirilmiştir Altı demir döküm olan ve yüksekliği tavana kadar ulaşan, yukarıya doğru daralan ve boruya dönüşen sobalarla evler ısıtılmıştır XIX yüzyıldan günümüze gelen kesme taşların kullanıldığı yapılardan birisi Rus Konsolosluğu olarak yapılan iki katlı yapıdır Yapının cephesi siyah ve deve tüyü renginde tüf taşı ile kaplanmıştır Diğer cepheler de moloz taş duvarlıdır Üst katların köşe balkonlarının korkulukları dökme demirden olup, kendine özgü şekiller içermektedir XIX yüzyıldan günümüze kalan Devlet demir Yolları binaları ise Rus işgali sırasında Ruslar tarafından yapılmıştır Bu yapılarda siyah kesme taşlar cephelerde ağırlıklı olarak kullanılmıştır ![]() XIX yüzyıldan kalan Osmanlı yapılarından bazılarının avlulu olduğu görülmektedir Bu evlere genellikle sokaktan bir duvar ile ayrılan avludan girilmektedir Ahşap bir merdiven üst kattaki açık sofaya çıkışı sağlamaktadır Bu açık sofalar boydan boya cepheyi doldurmaktadır Aynı zamanda bunlar direklerin taşıdığı ahşap balkonlar halindedir Direklerin arasındaki kirişler adeta bir dantel gibi oyulmuş ahşap süslemelerle bezelidir Bunlardan Gazi Ahmet Muhtar Paşanın XIX yüzyıl sonlarına tarihlenen köşkü, burmalı sütunları, ajurlu süslemeleri ve diğer evlerden farklı ahşap bezemeleri ile dikkati çekmektedir XIX yüzyılda Çarlık Rusyasının şehri yönetenler için Kaleiçi Mahallesinde yaptırdığı köşk dönemin mimarisini en güzel biçimde yansıtan bir yapıdır Konak ismi verilen bu yapı çatı katıyla birlikte üç katlıdır Köşkün L şeklindeki avlusunda müştemilat binaları bulunmaktadır Bu yapı günümüze çok harap durumda gelmiştir ![]() Kars evleri arasında Namık Kemalin dedesi Abdüllatif Paşanın Kars Mutasarrıfı olduğu ve 1853 yılında yaşadığı üç katlı binanın yalnızca zemin katı günümüze gelebilmiştir Namık Kemal bu evde küçük yaşlarda yaşamış ve ilk şiirini de burada yazmıştır Yusufpaşa Mahallesi, Ordu Caddesi üzerinde bulunan Eski Hastane binasının ön cephesi andezit taşından yapılmıştır Cephe tamamen oyma ve kabartma bezeme ile kaplanmıştır Bu bezemede stilize edilmiş ve geometrik motifler dikkati çekmektedir Yapının diğer cepheleri bazalt taşından düz duvarlar şeklinde örülmüştür Üç katlı olan bu bina L şeklinde bir plan düzenindedir Yapı 1985 yılında restore edilmiş olup, günümüzde Kars İl Sağlık Müdürlüğü hizmet binası olarak kullanılmaktadır Kars sivil mimari örnekleri arasında Katerina Köşkü, Hekimler Evi olarak kullanılan yapı, İsmet Paşa İlköğretim Okulu, Defterdarlık Binası, Taşkahve, Kars Anadolu Lisesi bulunmaktadır
|
|
Geçmişten Bugune Kars |
|
|
#15 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Geçmişten Bugune KarsKars Kaplıcaları Akyaka Kaplıcaları (Akyaka) Kars ili Akyaka ilçesinin 1 km doğusunda bulunan Akyaka Kaplıcaları, açık hava havuzu şeklindedir Bu nedenle de yaz aylarında kullanılmaktadır Kaplıca suyunun romatizma, sinir ve deri hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir Susuz Kaplıcaları (Sususz) Kars Susuz ilçe merkezinin 2 km yakınında bulunan bu kaplıca, dere içerisinde ve üzeri açık bir kaplıcadır Bu kaplıcanın suyu sıcaktır Kaplıca suyunun romatizma, sinir ve deri hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir Kağızman İçmesi ve Kötek Kaplıcası (Kağızman) Kars-Kağızman yolu üzerinde, il merkezine 65 km uzaklıkta morpet boğazında bulunan içme suyunun, hazımsızlığa çok iyi geldiği söylenmektedir Ayrıca Kötek Kapalı Kaplıcaları da cilt hastalıkları ile romatizmal hastalıkların tedavisinde etkili olup, suyu oldukça sıcaktır Dölbentli Köyü Kaplıcası (Selim) Kars Selim ilçesinin Dölbentli Köyünde bulunan bu kaplıca ile ilgili bir söylence bulunmaktadır Buna göre; bu kaplıca suyu içerisinde yaşayan balıkların sırtlarındaki yara izlerinden, bunların daha önce şehit olmuş kişiler oldukları söylenmektedir Ayrıca bu balıklar ürememekte, sayıları da artmamaktadır Bu balıklar başka sularda yaşayamadıkları gibi avlanmaları da halk arasında günah sayılmaktadır Kaplıca suyunun başta romatizma olmak üzere çeşitli hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir
|
|
|
|