Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim > Tarih / Coğrafya

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
1838, anlaşması, balta, limanı, sözleşmesi, ticaret

1838 Ticaret Sözleşmesi (Balta Limanı Anlaşması)

Eski 11-04-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

1838 Ticaret Sözleşmesi (Balta Limanı Anlaşması)



Mehmet Ali Paşa'nın Osmanlı devletini içine soktuğu zor durumdan en çok yararlanan devlet, henüz Osmanlılarla bir ittifak bağı kurmamış olsa da, Mısır valisine karşı sert bir tutum takınan İngiltere oldu Napolyon savaşları sırasında Osmanlı devletinin dış ticaretinde birinci sırayı İngiltere almıştı Bu sırayı tam yüz yıl sürdürecektir Sultan II Mahmut'un Osmanlı devletinin aleyhine olan bu son derece liberal nitelikte ticaret anlaşmasını imzalamasının nedeni, başına 10 yıldır bela olan asi Mısır valisini İngiltere'nin desteği ile yola getirmek olsa gerektir
16 Ağustos 1838 tarihinde Osmanlı devleti ile imzaladığı Balta Limanı ticaret sözleşmesi ile (Yücekök, 1968; Hurewitz, 1975: 256-7) Osmanlı gümrük duvarları indirilmiştir Böylece, zaten emekleme dönemine bile girememiş olan Osmanlı endüstrisi, Avrupa rekabeti karşısında savunmasız durumda bırakılmıştır David Urquhart'ın önerdiklerinden hangilerinin gerçekleştiği sormaya değer İngiltere, Osmanlı mallarına karşı gümrüğünü düşürmemiş ve Osmanlı devleti de, kendi gümrük resmini arttırmak şöyle dursun, büsbütün indirmişti Ama, önerilerinin bir bölümü, yani, Osmanlı iç gümrük hadlerinin düşürülmesi ve tekellerin bir bölümünün kaldırılması, kısaca devletin karşılık olarak vereceği ödünler, hiç karşılık alınmadan teslim edilmiştir Böylece, yalnız İngiltere ile Osmanlı devleti arasında birincisinin lehine sıkı ekonomik bağlar kurulmakla kalmamış, aynı zamanda Mısır valisinin Mısır'da yapageldiği ekonomik reformlara da, sözleşmenin imzalandığı yerin adına uygun olarak, balta vurulmuş ve kurduğu tekeller yıkılmıştır
Sözleşmenin sonucu olarak, İngiltere'nin Akdeniz'deki üstünlüğü, özellikle ticaret alanında, bir kere daha kurulmuştur Bundan sonra, Doğu Akdeniz'deki ekonomik çıkarlarının geleceğinden endişe duyan bölgenin bir başka güçlü devleti Fransa ile İngiltere arasında önemli ticari sürtüşmeler ortaya çıkacak ve bu sürtüşmeler Kırım Savaşı'na kadar önemini yitirmeyecektir Ayrıca, Osmanlı devleti, İngiltere'ye tanıdığı hakların benzerlerini 25 Kasım 1838 tarihinde Fransa'ya, iki yıl sonra da Hollanda'ya tanıyacaktır
Balta Limanı sözleşmesinin uzun süreli ve dolaylı bir başka sonucu ise, Osmanlı devletinin başına "dış borçlar" sorununu açmasıdır İlerde ele alınacağı gibi, Sultan Abdülmecit, dış borçlara karşı şiddetle direnmiş ve bunu ülkenin hükümranlığına bir tehdit olarak değerlendirmiştir Böylece, son derecede ilginç olarak, Batı Avrupa devletlerinin Osmanlı Devletine borç verme yolundaki çabaları bir süre sonuç vermeyecektir Ancak, sanki salt bu nedenle çıkmış gibi, Kırım savaşı ve bu savaşın Osmanlı maliyesine yüklediği ağır yük, Osmanlı yöneticilerini seçimsiz bırakacaktır

2

1838 ticaret sözleşmesi, 1839 tarihli Tanzimat Fermanı'nın da temellerinden birini oluşturur Herşeyden önce, İngiltere, simdi yakın ticari ilişkiler kurmuş olduğu Osmanlı topraklarındaki tüccarlarının ve bunlarla iş yapacak Osmanlı bürokrasi ve ticaret erbabının temel bazı haklarının güvence altına alınmasını, çıkarları açısından gerekli görmeye başlamıştı Öyle anlaşılıyor ki, Urquhart'ın İstanbul'dayken toplumsal reform yapılması yolundaki çabaları, biraz gecikmiş de olsa ve orijinal amacından biraz sapsa da, sonuç vermeye başlamıştı Osmanlı sultanı ise, Mısır ayaklanmasında kendisine yardım eden ve devletin bu zayıf döneminde dayanabileceği tek büyük devlet olan İngiltere'ye hoş görünmek niyetindeydi İşte, bu karşılıklı hesaplar, Tanzimat'ın dış kökenini ortaya koymaktadır
Duruma Osmanlı devleti açısından baktığımızda, Fransız devriminin ortaya çıkardığı liberal düşünceler, yani yöneten ile yönetilen arasında kopuksuz, organik ve işlevsel bağların kurulması süreci, özgürlük ve eşitlik ilkeleri, Osmanlı devletinde uzun süre etkili olamadı, Belki Lale devri, giderek Osmanlı devlet yapısında ve toplumsal örgütlenme alanında kısıtlı da olsa değişikliklere yol açabilir ve 19 yüzyıla daha hazırlıklı gelinebilirdi Ama, ne yazık ki, daha önce görüldüğü gibi, bu yenilikler dönemi çok kısa ömürlü oldu Dolayısıyla, 18 yüzyılın ortasından 19 yüzyılın ortalarına kadar geçen yüz yıllık dönemde, yenileştirme hareketleri hep askerî alanda ortaya çıktı ve Osmanlı yöneticileri ya da devleti yıkılmaktan kurtarmak için devlet bünyesinde değişiklik yapmak zorunluluğunu duymadılar ya da duysalar bile tutucu çevrelerce engellendiler 19 yüzyılın ilk Osmanlı yöneticisi olan III Selim'in Nizam-ı Cedid ordusunu kurması ve ardılı 11 Mahmut'un (1808-1839) 1826 yılında Yeniçeri ocağını kaldırarak, yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adlı orduyu oluşturması, Osmanlı yöneticilerinin askeri örgütlenme ye verdikleri önemi göstermektedir
20 yıllık sürekli fırtınalardan sonra (1822-1841), Osmanlı devleti pek alışık olmadığı kadar uzun dinginlik dönemine girdi Bu, her ne kadar iki savaşla dolu dönem arasında bir geçiş noktası olmuşsa da, Sultan Abdülmecit'e "evini" düzene koyabilecek kadar uzun bir zaman kazandırdı ve Osmanlı tarihinde son derece önemli bir çağ da açtı (Marriott, 1930: 249-50)
1839 yılında II Mahmut'un yerine geçen Sultan Abdülmecit'in tek taraflı iradesi ile Mustafa Reşit Paşa tarafından 3 Kasım günü ilan edilen Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu) (Karal, 1970: 170-84; Hurewitz, 1975: 269-71; Landen, 1970: 38-41) devletin temel yapısında önemli bir değişiklik getirmemekle birlikte, can ve mal güvenliği gibi bazı haklar tanımış, vergi, eğitim, askerlik ve edebiyat konularında sınırlı da olsa yenilikler ortaya çıkarmıştır Bu reformların görünürde amacı, Hıristiyan grupların artan ulusçu duygularının yatıştırılması ve varlıklı kesimlerin mal ve mülklerinin hukuki koruma altına alınmasıydı Ancak, Osmanlı bürokratlarını yönlendirip reformların üst düzey planını hazırlayan İngiltere idi Dolayısıyla, yapılan değişiklikler aslında şu anlama geliyordu: Tüm yurttaşlar arasında hukuki eşitliğin sağlanması, özel mülkiyet hakkının tanınması, devlet topraklarının özel kişilere devredilmesi, ceza ve taret yasalarının yeniden düzenlenmesi, ekonomik ilişkilerin Avrupa usullerine göre ayarlanması ve liberal ekonomik politikanın kabul edilmesi Ayrıca, İngiltere'ye göre, modern (pazar) toplumu, eşit derecede modern ve etkili bir bürokrasiyi gerektiriyordu Dolayısıyla, bunlar Sultan'ın değil, toplumun memurları durumuna getirilmeliydi (Sunar, 1974:53) 1856 Islahat Fermanı da dahil, 1839-1876 arasındaki Tanzimat reformlarının özü budur
Üstelik, Tanzimat, Fransız devriminde ilan edilen Haklar Bildirisi gibi bir halk hareketi sonucu ortaya çıkmış olmayıp, yönetici tarafından tek-taraflı olarak verilen ve dolayısıyla gerektiğinde geri alınabilecek olan bazı temel hakları tanımış oluyordu Temel bir nedeni yabancı sempatisi kazanmak olduğundan, Tanzimat ve daha sonraki reform belgeleri, Avrupa'nın büyük devletlerinin zaman zaman Osmanlı devletinin içişlerine karışmalarına da ek bir olanak sağlamıştır
Olumlu yönlerine gelince, 18 yüzyılın ilk yarısından itibaren yavaş benimsenmeye başlayan yeni bir dünya görüşü, sonunda yeniliğe dönük padişahlar tarafından onaylanmış oluyordu Devleti kurtarmak için, yozlaşmış eski düzenden hiç değilse belirli bir ölçüde vazgeçiliyordu Belirli alanlarda Avrupa'nın üstünlüğü kabul ediliyor, önce bazı tekniklerin sonra kurumların alınması öneriliyordu Bu reformlara "kısmî Batılılaşma" denebilir, çünkü İslami normların üstünlüğünden vazgeçilemediği için tüm bir Batılılaşma gerçekleşememiştir Ancak, 1830'larla birlikte Batı'dan "aktarmaların" sayısı ve kapsamı giderek artacaktır 1843 yılında geniş ölçekli bir askerî reform da yürürlüğe kondu Avrupa uygulamalarına uygun olarak askerlerin silah altına alındığı ordu, iki önemli bölüme ayrıldı: askerlerin beş yıl süreyle hizmet verdiği etkin Nizam ordusu ve yedi yıl daha silah altına alınan ve bir cins yedek ordu niteliğindeki Redif ordusu Daha sonra zenci tutsakların ticareti yasaklandı Eğitim üzerinde şeriatın tekeli kırılarak bir tıp okulu ve askerî akademi kuruldu ve ayrıca ticaret, bilim ve sanat alanlarında teknik eğitim canlandırıldı (Marriott, 1930: 250) Kısaca, döneme egemen olan stratejik karar, sınırlı bir laikleşmeyi önererek şeriattan bağımsız karar alma alanını genişletmeye yönelmiştir Ancak, yine de her yeni atılım, son aşamada dini bürokrasinin onayına sunulmak zorundaydı (Heper, 1974:53-5)
Tüm bu anlatılanlardan sonra, Tanzimat dönemi, Osmanlı reform çizgisi üzerinde, temel haklan ilk kez sağlayan, ancak devletin temel yapısında bir değişiklik getirmeyen ve bu yüzden zayıf yönleri de bulunan bir dönem, Fermanı da belge olarak kabul etmek yanlış olmaz Belki de en önemli özelliği, Avrupa'da ortaya çıkan yeni düşüncelerin, 19 yüzyılın ilk yarısında Osmanlı sınırları içine girmekle kalmayıp, merkezi otoriteyi de etkilemiş olmasıdır Modern çağın temel siyasal örgütlenme ilkeleri, Asya'nın öteki bölgelerine ve Afrika'ya geçmeden önce, 19 yüzyılın ilk yarısında Osmanlı devletinin sınırları içinde dolaşmaya başlayacak ve böylece, 20 yüzyılda Türkiye Cumhuriyeti "binasının" oturacağı temele ilk taş konmuş olacaktır

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.