Eşref Edîb Bedîüzzamanı Anlatıyor |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Eşref Edîb Bedîüzzamanı AnlatıyorEşref edîb bedîüzzamanı anlatıyor Millet ve memleket için canını vermekten zerre kadar çekinmeyen bir fedâî Fitnenin, bozgunculuğun en müthiş düşmanı Milletin menfaati için, her türlü zulme, işkenceye tahammül ediyor Ona zulmedenlere bedduâ bile etmez Onu zindanlara atanlara, ancak salâh ve îmân temennî eder Gaye uğrunda ölüm, onun için basit bir şeydir Üstâd kendisi bir çanak çorba, bir bardak su, bir lokma ekmekle tegaddî eder Elbisesi pek basit ve fakirânedir Beyaz Amerikan bezinden pamuklu bir hırka Çamaşırını kirlenmeden değiştirir ve temizletir Temizliğe fevkalâde itinâ eder Kâğıt parayı tutmaz ve üstünde taşımaz Mâmelek nâmına dünyada hiçbir şeyi yok Kendi için yaşamaz, cemiyet için yaşar![]() Yapısı ufak tefektir, fakat heybetlidir, haşmetlidir Gözleri birer şems-i tâban gibi nûr saçar Bakışları şâhânedir Maddeten, belki dünyanın en fakir âdemidır; fakat maneviyât âleminin sultanıdır![]() Seksen küsûr senenin âlâmı yüzünde bir buruşuk yapamamış, yalnız saçlarını ağartmıştır Rengi, pembe beyazdır Sakalı yoktur Bir delikanlı kadar zindedir Halîm ve selîmdir Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur![]() En sevmediği şey siyâsettir 35 senedir bir gazeteyi eline almış değildir Dünya şuûnu ile alâkasını kesmiştir Akşam namazından sonra ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabul etmez, ibâdetle meşgul olur Pek az uyur Talebelerini de siyâsetten şiddetle men eder Memleketin her tarafında 600 bini mütecâviz, belki bir milyonu bulan talebeleri memleketin en fazîletli evlâdlarıdır Üniversitenin muhtelif Fakültelerinde müsbet ilimler tahsîl eden şâkirdleri pek çoktur, yüzlercedir, binlercedir Hiçbir Nûr talebesi yoktur ki, sınıfının en fazîletlisi, en çalışkanı olmasın![]() Eşref Edîb-1952 |
|
Eşref Edîb Bedîüzzamanı Anlatıyor |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Eşref Edîb Bedîüzzamanı AnlatıyorÜstâdla tanışmamız kırk seneyi geçti O zamanlar hemen her gün idârehâneye gelir; Âkifler, Nâimler, Feridler, İzmirlilerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musâhabelerde bulunurduk Üstad, kendine mahsus şivesiyle yüksek ilmî meselelerden konuşur, onun, konuşmasındaki celâdet ve şehâmet bizi de heyecanlandırırdı![]() Hârikulâde fıtrî bir zekâ, İlâhî bir mevhibe En mu'dil meselelerde, zekâsının kudret ve azameti kendisini gösterir Dâimâ işleyen ve düşünen bir kafa Nakillerle pek meşgul değil Onun rehberi yalnız Kur'ân Bütün feyiz ve zekâ kaynağı bu Bütün o lem'alar, doğrudan doğruya bu kaynaktan nebeân ediyor Bir müctehid, bir imam kadar rey sâhibi Kalbi bir sahâbî kadar îmânla dolu Ruhunda Ömer'in şehâmeti var Yirminci Asırda Devr-i Saadeti nefsinde yaşatan bir mü'min, bütün hedefi îmân ve Kur'ân![]() İslâmın gāyet-ül-gāyesi olan"Tevhîd" ve"Allaha Îmân" esası, onun ve Risâle-i Nûr'un en büyük umdesidir Devr-i Saadette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazreti Peygamber, Kabe'deki putların parçalanması vazîfesini ona verirdi Şirk'e ve putperestliğe o derece düşmandır![]() Mücâhede ile, gönüllerde îmân ve Kur'ân hakîkatlerini yerleştirmek için geçen uzun, bir asra yakın bir ömür Fazîlet ve şehâmetle geçen bir ömür Harb meydanlarında, mücâhidlerin önünde, kılınç elinde, dimdik ayakta düşmana saldıran bir kahraman Esarette, düşman kumandanına karşı koyan bir kahraman![]() Eşref Edîb- 1952 |
|
|
|