Osmancık-Tarık Buğra Kitabının Özeti |
11-03-2012 | #1 |
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmancık-Tarık Buğra Kitabının ÖzetiOsmancık-Tarık Buğra Kitabının Özeti ROMANIN ADI: Osmancık YAZARI: Tarık BUĞRA SAYFA ADEDİ: 350 BASIM YERİ - YILI: İstanbul - 2004 YAYINEVİ ADI: Ötüken Kitabevi YAZARLA İLGİLİ KISA BİLGİ: Tarık Buğra (Akşehir 1918 – İstanbul 26 Şubat 1994) İlk ve orta tahsilini Akşehirde tamamladı Konya lisesini bitirdi Çeşitli aralıklarla İstanbul Üniversitesi Tıp, Hukuk ve Edebiyat Fakültelerinde ikişer üçer yıl okuyup sonra vazgeçti Akşehirde çıkardığı Nasrettin Hoca gazetesi ile gazeteciliğe başladı İstanbula gelince Milliyet, Yeni İstanbul, Haber ve Tercüman gazetelerinde fıkralar yazdı, sanat sayfaları düzenledi, Haftalık Yol dergisini çıkardı “Oğlumuz” hikayesi ile Cumhuriyet gazetesinin hikaye yarışmasında ikincilik kazandı Çınaraltı dergisinde hikayeler yayınladı Sonra roman yazmaya başladı Sanat eseri için her türlü basmakalıbı reddeden, hür ve bağımsız bir sanat anlayışını benimsedi Güzel Türkçesi, derin tipleri, şiirli üslubuyla Türk tiyatro ve roman yazarlarının başında yer aldı ROMANIN ÖZETİ: Osman Gazi Hân, ölüm döşeğinde; Allahtan mehil istiyor, Bursanın fetih müjdesini alabilmek için O, tâ bahardan badem ağaçlarının çiçeğe durduğu günden seçmiştir ölümü: “Oğul, ben öldüğüm vakit, beni Bursada şu gümüşlü kubbenin altına koy!” Osman gazinin, oğlu Orhan Beğ e vasiyetidir bu Bu, Onun soy sop ülküsü yaptığı rüyasının gerçekleşmesi demektir Ancak, o zaman gülümseyerek “hoş geldin, hoşnutluk getirdin” diyebilecektir ölüme Son göçe, tek başına çıkılan yolculuğa hazırlanan Osman Gazi Hân, şimdi, hayatı boyunca dinlediklerini, gördüklerini, deliliklerini, durulup arınışını, büyük yörüngeye oturuşunu; yerleri, halleri, kişileri ve büyük ülküsünün adım adım gerçekleşmesini hatırlamamaktadır O, şimdi Uludağdan da büyük bir hatıralar dağıdır: Osmancıkın çocukluğu, herhangi bir çocukluktan farksızdır Gençliği de öyle… Ele avuca sığmaz; nerede çalgı, orada kalgı günleri Gücünün, kuvvetinin sahibi değildir; aksine gücü kuvveti, onun sahibidir Kılıçta ve yayda üstünleştikçe değil meydan okumaya, bir yan bakışa bile katlanamaz olur Gururu için yaşamaktadır Babası Ertuğrul Beğ, bir müddet Osmancıkı takip eder, öğütler verir Fakat sonradan onu kendi haline bırakır Öteki oğlu Gündüz Beğ e önem vermeğe başlar Osmancık, ağasını kıskanacak yerde rahatlamış ve mutlu olmuştur Azâd edilmiş sayar kendini ve keyfince yaşamaya başlar Tâ ki Şeyh Ede Balı ile tanışıncaya kadar Domaniç temmuzlarından birinde, Sivrikaya da Osmancık, Ede Balı ile karşılaşır Gökte ay ve yıldızlar… Osmancık, yıldızlara bakarak “dünya ne kadar büyük!” diyor Osmancıkı gizliden gizliye takip eden Ede Balı: Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüz oğul! Hırsımız, sabırsızlığımız, bencilliğimiz Önce bu yüzden küçülüyor sonra da Dünyayı çok büyük görüyoruz, der ve ilave eder: dünya bir ömür için, bir TEK İNSAN için büyüktür Bir soy için değil; bir soyun benimseyeceği, bir soya benimsetilecek bir amaç, bir inanç, bir ülkü için değil! Osmancıkın kafası ve ruhu altüst olmuştur Öfkelenir, Ede Balı ya saygıda kusur eder Ertuğrul Gazi, oğluna “Ede Balı ya sakın karşı gelme; bana karşı gel, ona gelme Ede Balı soyumuzun ışığıdır” diye tembih eder Osmancık, Ede Balının tekkesine gittiği bir gün Malhun Hâtunu görür ve ona âşık olur Töresince istetir Ede Balı kızını vermez: Halleri müsavi değil, diye… Bundan sonra Osmancık için değişim ve arayış dönemi başlar Yine tekkeye misafir olduğu bir gün, rüyasında Ede Balının göğsünden çıkan bir ayın kendi göğsüne girdiğini, sonra bir çınar ağacı şeklinde dünyaya dal budak saldığını görür Dört yana rahmet ve nur yağdıran bir çınar ağacıdır Rüyanın tabirine göre, bu ay Malhun Hâtun, bu çınar ağacı ise Osmancıkın kuracağı devlettir Osmancık artık değişmektedir Kılıcını, yayını, topuzunu kendisi için değil, soyu sopu için, soyunun amacı için kullanmaktadır Sonunda Ede Balı kızını Osmancıka verir Sade bir törenle evlenirler Osmancık, artık yaşlanmış ola babası Ertuğrul Gazinin yerine beğ seçilir Osman Beğ, ilk iş olarak civardaki Türk boylarını birleştirir Kendi buyruğunda ve hepsinin rızalarını alarak… Domaniç ve civarı dar gelmeye başlamıştır Her gün yeni topraklar alınır, kaleler düşürülür yeni gelenler, tâ Orta Asyadan ve daha yakın yerlerden gelenler, bu topraklara yerleştirilir Savaş, akın, ganimetin paylaşılması, yerleşme biçimi, doğumlar, evlenmeler, dostluk ve düşmanlıklar her şey bir düzene bağlanmıştır Herkes nefsini ve bencilliğini yok etmiştir; başkalarını, soylarının geleceğini düşünmektedirler Pazar yerlerinin emniyeti sağlanmıştır Yöredeki herkes ( Rumlar dahil; Osman Beğ e tâbi olan herkes ) hayatından, ırzından, malından emindir Bu günlerde Osman Beğ in anası Cankız, ardından da 90 yaşındaki Ertuğrul Gazi vefat ederler Orhan dünyaya gelir Bütün bu olup bitenler sırasında Osman Beğ in önemli meselelerinden birisi amcası Dündar Beğ dir Dündar Beğ, ağabeyi Ertuğrul Gaziden sonra beğliğin kendisinin hakkı olduğunu düşünüyor, Osman Beğ i kıskanıyor ve bozgunculuk ediyordu Osman Beğ, saygısını bir an bile ihmal etmeden, amcasını uyarıyordu Hatta bir gün Dündar Beğ e: Elin öperim amuca, dizin öperim amuca De ki davarın güdeyim, odunun kırayım amuca Amma ko ki beğliğime eller taş atsın ki beğliğimi korumam zor olmasın Ben bunda akıl isterim, rey isterim, ışık isterimYanılırsam doğruyu isterim Ben bunda takaza istemem, dokunç istemem, kakınç istemem demiştir Dündar Beğ aldırmaz, bildiğince devam eder Düşman üstüne ılgar eden savaşçıları geri çağırır Osman Beğ, bir yay darbesiyle amcası Dündar Beğ i düşürür Osman Beğ in ikinci oğlu Alaeddin dünyaya gelir Mihail Kosses Müslüman olur Töreye bağlılık şuuru, zayıfa yardım fazileti, din uğrunda göz kırpmadan ölüme gitme heyecanı Mihail i Abdullah yapmıştır İnegöl, Yarhisar, Aydos, Bilecik, İznik kaleleri alınır Zaman, geçip gitmektedir; Osman Beğ e rağmen… Alaeddin bile at bitmektedir artık Orhan Beğ, Yarhisar tekfürünün kızı Holofira ile evlenir Holofiranın rızası, arzusu, isteği ve aşkı ile… Osman Beğ, gelininin adını Nilüfer olarak değiştirir Müslüman olan Nilüfer, Osman Beğ e torunlar, Orhan Beğ e oğullar verecektir; Murad ı verecektir… Selçuklu Sultanı, bir fermanla Osman Beğ in hanlığını tebasına duyurur Artık Cuma namazlarında hutbe Osman Han adına okunmaktadır Şeyh Ede Balı rahmet-i rahmâna kavuşur Orhan yavaş yavaş pişmekte, olgunlaşmaktadır Hem gazada hem yönetimde Osman Gazi Hânın etrafı boşalıyor Baba dostları, yola beraber çıktığı yoldaşları birer birer âhirete intikal ediyorlar Malhun Hâtun da vefat ediyor Osman Gazi Hân, hasta yatağında, iki aydır yatmaktadır Kulakları nal seslerinde, Bursanın fetih müjdesini bekliyor Derken ,müjdelerin hası, nal sesleri… Sungur dışarı fırlıyor ve göz açıp kapayıncaya kadar da geri dönüyor Nefes nefesedir: Gözün aydın Hânım! Bursa bizimdir! Osmancık, Osman Beğ, Osman gazi Hân; babası Ertuğrul Gaziye, şeyhi ve kayınpederi Ede Balı ya, kendinden önce giden baba dostlarına, yoldaşlarına ve Zümrüdü Ankası Malhun Hâtuna mülâki olmak için gözlerini yumuyor Mesut ve huzurlu… ÂLAMLERİMİZDEN SEFER EYLER OSMAN GAZİ HÂN; BİR GARİP YOLCU GİBİ… TAHLİL ROMAN KİŞİLERİ: Osman Beğ: Osmanlı Devletinin kurucusu Bileği ve yüreği kuvvetli, âdil, nefsini yenmiş; kendini, soyuna ve soyunun ülküsüne adamış; dindar, neyzen, cömert, ahlaklı, dünya malına kayıtsız, yoksul, ataya ve anaya son derce saygılı, eşi bulunmaz baba;vefalı, muhabbetli, karısına deliler gibi aşık bir koca… Osmancık, Osman Beğ, Osman Gazi Hân Uludağdan da büyük bir hatıralar dağı… Ve Hâdis-i Şerifin sıfatlandırdığı gibi: Tam bir garip yolcu Şeyh Ede Balı: Osmancıkın kayınpederi Devletin mimarı Allah aşkı ve Kuran adaletini temsil eden büyük mürebbi Malhun Hâtun: Ede Balının kızı, Osman Beğ in hanımı, Zümrüdü Ankası… Güzelliği, hanımlığı, anneliği ile bir timsal Orhan Beğ: Osman Gazi Hânın büyük oğlu Babası ve dedesi Ede Balının manevi mirasçısı Bursa fatihi Nilüfer: Asıl adı Holofira Osman Gazinin “Nilüferleri pek andırır” dediği bir Rum kızı Orhan Beğ in hanımı Aşkı ve İslamı seçmiş ve buna layık olmuş bir güzeller güzeli Ertuğrul Beğ: Osman Gazi Hânın babası Osmanı yetiştiren adam Orta Asyayı, Söğüd e şahsında ve şahsiyetinde taşıyan insan Ve diğerleri; Cankız (Osman Gazinin annesi), Dündar Beğ (Osman Gazinin amcası), Mihail Koses (sonradan Müslüman ve Abdullah olan bir Rum),Osman Gazi ve Ertuğrul Beğ in silah ve gönül dostları; Sungur, Akça Koca, Gazi Rahman, Derviş Uruz, Şeyh Mahmud, Ak Temür… ROMAN MEKANI: Romanın büyük bölümü Osmancıkın çocukluğunu ve gençliğini geçirdiği Söğütte ve Domaniçte geçmektedirBuraları aynı zamanda beğliğin ilk merkezidir Beğliğin büyümesi ve buna bağlı olarak beğliğin merkezinin değişmesi ile romanda mekan sürekli değişmektedir ROMAN ZAMANI: Romanda olay süresi Osman Beğ in yaşamı boyunca geçen süreyi kapsamaktadır Romanda Osman Beğ in doğumu ve ölümü ilgili tam bir bilgi olmadığından geçen süre bilinmemektedir ROMANDA OLAY: Roman, Osman Beğ in yaşadıklarını, gördüklerini anlatmaktadır Dünyaya sımsıkı bağlı olan bir insanın dünyada garip bir yolcu haline gelmesini anlatmaktadır Cîhan devletini kuran irâde, şuûr ve karakteri anlatmaktadır ROMANDA ÜSLÛP: Yazar romanda çok sade bir dil kullanmış, anlaşılmayan kelimelerden kaçınmıştır Romanda yöresel ağzı bozmaması kullanılan sade dili bozmamış aksine romana akıcılık kazandırmaktadır Ayrıca Şeyh Ede Balı gibi büyük bir şeyhin o insanı alıp başka dünyalara götüren sözleri insanı kitaba iyice bağlamaktadır ROMANIN ANAFİKRİNİN TESPİTİ: Yazar, tarih boyunca görülmemiş bir devleti yani Osmanlı gibi bir cihan devletini kuran irâdeyi, bu irâdenin yaşadıklarını ve bu irâdeyi yetiştiren insanları anlatmıştır |
|