Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Kültür - San'at & Eğitim > Kültür-Sanat > Makaleler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
felsefederrida, futbol, olsaydı, oynamış

Felsefe-Derrida Futbol Oynamış Olsaydı

Eski 10-24-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Felsefe-Derrida Futbol Oynamış Olsaydı




“Futbol bir ölüm kalım meselesi mi?
Hayır, bundan çok daha önemli
Bill Shankly

Jacques Derrida, 60 yaşında olduğu 1991 yılında verdiği samimi bir mülakatta ağzındaki baklayı çıkarmıştı Akademik alanda birçok başarı elde etmiş ve pek çok kişi tarafından takdir ediliyor olmasına rağmen, gençliğindeki “profesyonel futbolcu” olma hayalinin oldum olası peşini bırakmadığını belirtmişti

Tıpkı neredeyse yazdığı tüm makaleler, eleştiri yazıları, yaptığı konuşmalar ve verdiği mülakatlarda olduğu gibi, laf arasında söylediği bu sözle de kendini hem bir felsefeci hem bir insan olarak (ki bunlar herhalde birbirinden ayrı görülemez) ortaya koyuyordu

Dolayısıyla, bir an için söylenivermiş bu söz bizi tam da kâğıda dökülmüş kelimelerden bu düşünce adamının huzur bozucu yüreğine götürebilir ve onu hayal kırıklığına uğramış bir eylem adamı olarak gösterebilir; felsefi hayat, bir spor kahramanı olarak daha dolu dolu yaşanabilecek bir hayatın tesellisinden ibaretti

Fakat Derrida’ya, ömrünü sınıflıklar ve dünyadaki kütüphaneler yerine sahalarda tüketmiş bir futbolcu gözüyle bakarsak, pek çok açıdan, onun yazıp çizdiklerinden çok şey öğrenip anlayabiliriz

Derrida gerçekten de futbol oynamış olsaydı, felsefe de hayatın kendisi de bundan çok şey kazanırdı Böyle yapmış olsa felsefi sorgulamalarını bir kenara bırakmış olmazdı
Bilakis, içinde yaşadığı zamanın hassasiyetleri ve hisleri üzerinde daha fazla etki yaratmış olabilirdi

Ben Derrida’yı daha ziyade, savunmacı bir mirasın entelektüeli olarak değil hücum becerisi olan bir futbolcu olarak hatırlayacağım Kabul ediyorum ki hoş tavırlı, tatlı dilli Derrida’yı en sevdiği takımın, arkasında adının yazılı olduğu “7” numaralı cafcaflı sentetik forması içinde hayal etmek zor, ama onu kendi “güzel oyunu”yla rakip takım oyuncularını peşinden koşturup hallaç pamuğu gibi atabileceğini düşünürken sahiden heyecanlanıyorum

Futbol hakkında hiçbir şey bilmeyenlerin hayat hakkında hiçbir şey bilmediğini biliyordu Derrida

Her insanın, karşısına alarak kendi yeteneklerini geliştirip sergileyebileceği bir kıyas örneği, bir kişi ya da bir tarza ihtiyacı vardır

Derrida’nın gözünde Platon ve takipçileri, futbolun sorun teşkil ettiği ne varsa hepsini cisimleştiriyordu

Platon oyunların oyunu olan kusursuz oyunu, oyunu oynamanın tek hakiki ve gerçek yolunu bulmayı, oyuna Tanrı’nın gözünden bakabilmeyi istiyordu Kendine biçtiği vazife, zorunlu olanı zorunsuz olandan, evrensel olanı tikel olandan ve kavramsal olanı somut olandan ayırmaktı

Oyunların tek bir Oyunu ve o oyunu oynamanın tek bir yolu olduğuna inanıyordu Platon

“Hayret”ten bahsetmiş olsa da, böyle bir ideal olasılığın yokluğunda, gösterinin sona ereceğinden, her türlü oyun şeklinin birbirinden farkı olmayacağından ve bundan dolayı genel ya da nesnel bir anlamda herhangi bir oyun şeklini onaylama ya da eleştirme imkânının kalmayacağından korkuyordu Platon oyuncuların çalıştırılmasına ve oyunun ortaya konma şekline korkunç bir gölge düşürmüştü Derrida ise bütün bunları değiştirmeye kararlıydı

Derrida’ya göre Platon’un yaklaşımındaki sorun, dünyayı kategorilere bölme cazibesinden uzak duramamasıydı Platoncular dünyayı anlayıp denetimleri altında tutabilmek için, nesnel ile öznel, akıl ile duygu ve zihin ile beden gibi sorgusuz sualsiz kabul edilen bir dizi katı ayrımlara başvurur

“Doğal olan”, kurulmuş ya da oluşturulmuş olanla karşılaştırma sürecinde bilhassa değer verilen bir kategoridir gerçekten

Bu şu anlama gelir:

Sabit anlama ve temellendirilmiş bilgiye dair söylenecek her tutarlı ve ikna edici söz, bu karşıtlıklar arasındaki kati ve durağan ilişkileri açıklamak zorunda olduğu gibi, bunlar hakkında konuşmanın bir yolunu da bulmak zorundadır Bu yolun kendisi de kati ve durağan olmak durumundadır

Felsefeciler, aslında Batı düşüncesinin temelini oluşturup odağını kaydırmış esaslı bir hamleyle bunu başardıklarını iddia eder ve bunu bir kutbun ötesinde diğer kutba ayrıcalık tanıyıp ona metafizik bir yetki atfederek yaptıklarını söylerler: nesnel, öznelin önüne geçer; akıl duygunun, zihin de bedenin

Ve elbette, insanlara değer verme ve dünyayı düzenleme şeklimiz açısından bunun belirli etkileri olmuştur

Söz gelimi, nesnellik, rasyonellik ve entelektüelliği titiz düşünce ile özdeşleştirmeye meyilliyizdir; öznelliğe, duygulara ve fiziksel içgüdüye ise daha az değer veririz

*
Cogito(alıntı)



Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.