Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim > Tarih / Coğrafya

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
japonya, tarihi

Japonya Tarihi!

Eski 10-11-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Japonya Tarihi!





Japonya´nın ilk sakinlerinin Doğu Asya ve Güney Pasifik adalarından gelen göçmenler olduğu sanılmaktadır Japon halkının atalarının şimdi Yamato ırkı diye bilinen ve MS 3 ve 4 asırda savaşçı kabileler ve klanlar üzerine giderek üstünlük kuran aynı ırka ait insanlar olduğu zannedilmektedir

Dördüncü yüzyılın sonunda Japonya ve Kore Yarımadasındaki krallıklar arasında temas kurulmuştu Bu tarihten sonra Japonya´da Çin´in kültür etkileri görüldü Önce Konfüçyüs dini ve sonra Budizm, Hindistan, Çin, Kore yoluyla 538 yılında buraya girmişti

Ülkenin ilk ve devamlı hükumet merkezi 8 yüzyılın başında Nara´da kuruldu 710 ile 784 yılları arasında 74 sene bu imparatorluk devam etti 794 yılında ise Kyoto´da yeni bir hükumet merkezi kuruldu Burası bin yıl kadar imparatorun oturduğu yer olmuştur Başkentin Kyoto´ya taşınması, 1192 yılına kadar devam etmiş olan Heian devrinin başlangıcı olmuştur

1185 yılında Danoura Savaşında Minamotolar rakip Taira Kralını yok ederek galip gelmişlerdir Minemotoların iktidarı ele geçirmesi, Shogun denilen askeri liderler idaresi altında yedi asırlık bir feodal hakimiyet devrinin başlangıcı olmuştur 1192 yılında Minamotolar hükumet merkezini Tokyo yakınındaki Kamakura´ya kurdular

1213 yılında iktidar Minamotolardan, 1333 yılına kadar askeri yönetimi sürdüren Hogoların eline geçti Bu dönemde Moğollar, 1274 ve 1281 yıllarında olmak üzere iki defa Kuzey Kyushu´ya saldırdılar Her iki savaşta başarılı olamayan Moğollar, ayrıca meydana gelen tayfunların tesiri ile Japonya´dan çekildiler

1333 ile 1338 yılları arasında görülen kısa süreli imparatorlukları, Ashikaga Takauji tarafından Kyoto´da Muromachi´de kurulan yeni bir askeri yönetim takip etti Bu kurulan hükumet 1338´den 1578´e kadar iki yüz yıldan fazla bir süre devam etmiştir

On altıncı yüzyılda Avrupalılar Japonya topraklarına ayak bastılar Bu arada misyonerler, Hıristiyanlığı burada yaymaya çalıştılar Bunun üzerine Japon liderleri Hıristiyanlığın ve batı düşüncelerinin Japonya için zararlı olacağına inandıkları için Hollanda ve Çin tüccarı haric olmak üzere bütün yabancıların Japonya´ya girişini yasakladılar İki buçuk yüzyıl süresince Hollandalı tüccarların bulunduğu bu küçük ada, Japonya ile dış dünya arasında tek temas noktası olmuştur

1853 yılında Amerikalı Komodor Matthev CPerry dört gemiden meydana gelen donanmasıyla Tokyo Körfezine girmiş, ertesi yıl tekrar Japonya´ya gelerek, Japonları kendi ülkesiyle bir dostluk anlaşması imzalamaya ikna etmiştir Bu anlaşmayı, aynı yıl içinde Rusya, Büyük Britanya veHollanda ile imzalanan anlaşmalar takip etmiştir Bu anlaşmalar dört yıl sonra ticaret anlaşmalarına dönüşmüştür

Tokogaua Shogunluğunun derebeylik sistemi 1867 yılında yıkılmasına kadar geçen on yıllık süre içinde büyük bir karışıklık hüküm sürmüş ve 1868 yılında Meigi döneminin tekrar teşkilatlanmasıyla bütün hakimiyet yeniden imparatorun eline geçmiştir

İmparator Meigi´nin idaresinde japonya, batıda gelişmesi yüzyıllar süren şeyleri kısa bir sürede başarmaya koyulmuş, modern sanayileri, politik kuruluşları ve modern bir toplum modeli ile modern bir millet meydana getirmiştir Japonya 1894-1895 yıllarında Çinlilerle, 1904 ve 1905 yıllarında da Ruslarla savaşmıştır Japonya her iki savaşı da kazanarak 1875´te Rusya´ya verdiği Sahalin Adalarını geri almış, Formosa ve Kore´yi ele geçirmiş ve Mançurya´da bazı çıkarlar elde etmişti 1920 yılında Japonya, Anglo-Japon Birleşmesi kararları gereğince Birinci Dünya Savaşına girmişti

1937´de Japonya-Çin Savaşı başladı Birinci Dünya Savaşında Almanlara karşı savaşan Japonya, 1939´da Almanya ve İtalya ile askeri bir ittifak kurdu ve 7 Aralık 1941´de Hawai Adalarına baskın yaparak Amerikan donanmasını yok etti Savaşın ilk yıllarında üstün görünen Japonlar, sonraki yıllarda ağır kayıplara uğradılar Amerikan uçaklarının 6 Ağustos 1945´te Hiroshima ve 9 Ağustosta Nagasaki´ye attıkları atom bombaları İkinci Dünya Savaşının neticesini belli etmişti 14 Ağustos 1945´te kayıtsız şartsız teslim olmayı kabul eden Japonya ile 2 Eylül 1945´te resmi teslim anlaşması imzalandı

Yedi yıl sonra, 1951 yılı Eylül ayında Japonya 48 devletle San Francisko´da Barış Antlaşmasını imzaladı 1952 yılı Nisan ayında yürürlüğe giren bu anlaşma ile Japonya tekrar istiklalini kazandı 1956 yılında ise Japonya 80 devlet olarak Birleşmiş milletlere tam üyeliğe kabul edilmiştir

Bağımsızlığını kazandıktan sonra büyük bir ekonomik gelişme ile bugünkü refah düzeyine ulaşmış ve teknik ve bilimde çok ileri gitmiş olan Japonya, hemen hemen bütün dünya pazarlarını ele geçirmiş bir devlettir Liberaller İkinci Dünya Savaşından bu yana iktidardadır 1926´da tahta geçen İmparator Hirohito, 7 Ocak 1989´da öldü Yerine büyük oğlu Prens Akihito tahta geçti ve 1990 Kasım ayında taç giydi

Alıntı Yaparak Cevapla

Japonya Tarihi!

Eski 10-11-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Japonya Tarihi!



Japonyada Din ve Felsefi Gelenekler

Japon toplumu toplumsal ilişkilerin şekillendirilmesinde dini inanışlardan çok, güçlü sosyal ve bireysel değerler üzerine kurulu bir toplumdur Uyumluluk ve karşılıklı bağımlılığın vurgulandığı eğitim sisteminin bunun sürdürebilir kılınmasında önemli bir yeri vardır Öğrencilere eğitimlerinin ilk gününden başlayarak varlıklarının meşruiyetinin “diğer”leriyle yakın bir ilişkiyle anlamlı hale geldiğini ve kendilerinin birbirleriyle karşılıklı bağımlı bir toplumun üyesi oldukları öğretilir

Konfüçyüs geleneğiyle Japon sosyal düzen anlayışı arasında sıkı bir ilişki vardır Bireylerin toplumdaki sosyal rollerine uygun davranışlar göstermesi gerekliliğinin temelinde bu dini inanış gelmektedir Buda toplumda hiyerarşiyi doğallaştırır Bu da bireyler arasında muhatabın gerçek anlamda kim olduğunun bilinmemesi durumunda doğabilecek yanlışlıklardan kaçınmak amacıyla iletişimi güçleştirir Japonca statü farlılıklarını ifade etmenin en önemli aracıdır

Buna rağmen Modern Japon toplumunun seküler olduğu söylenebilir Hastalıkların ve ölümün modern top teorileriyle açıklanmasına rağmen, hastalanmış bir Japon aynı zamanda hem tıp doktoruna, geleneksel Çin tıbbı konusunda yetkin bir “doktor”’a yada yerel bir tapınağa gitmesi çok doğaldır Tıp doktoru hastalığın bir enfeksiyondan kaynaklandığını, diğerinin vücut dengesinin sağlıklı olmadığından kaynaklandığını, tapınağa gitmenin nedeni de ilahi anlamda temizlenmenin bir aracı olarak görülebilir Üniversite giriş sınavına çalışan bir öğrencinin başarısının çok çalışmaya bağlı olduğunu bilmesinin yanında tapınağa gidip dua etmesi de aynı düzeyde normaldir

Yukarıda ifade edilen değerler çeşitli dini ve felsefi geleneklerden gelir Temeli antik Japon dini olan Şintoizm tarafından şekillendirilen Japon dünya görüşü, hiyerarşi, sadakat, imparatorun tanrının oğlu olduğu anlayışlarını Konfüçyüzimden almaktadır Budizm ise toplumsal yaşamın, sanat ve tapınakların arkasındaki temel değerdir

Japonya’da İslam

Dünyadaki diğer ülkelerle mukayese edildiğinde Japonya’nın İslam’la tanışması oldukça yenidir 1868’den önce Japonya ile İslam arasında ne kayıtlarda açık bir ilişki nede diğer ülkelerdeki Müslümanlarla Japonlar arasındaki münferit düzeydeki ilişkilerin dışında dini propaganda vesilesiyle İslam’ın Japonya’ya gelişine ilişkin tarihi izler mevcuttur

Japonlar İslam ile ilk defa 1877 yılında Batılı dini düşüncelerin bir parçası olarak tanışmışlardır Yine aynı dönemde Hz Muhammed’in hayatı Japonca’ya tercüme edilmiştir Fakat bu yalnızca bir bilgi ve kjültürel tarihin bir parçası olarak kalmıştır

Japonların İslam ile tanışmalarında en önemli tarih 1890 yılında Ertuğrul Fırkateyni’nin Osmanlı İmparatorluğu ile Japonya arasında diplomatik ilişkilerin başlaması nedeniyle Japonya’ya yaptığı ziyaret ile olmuştur

Ertuğrul Fırkateyni’nin dönüşte batması ve 540 Türk denizcinin feci bir şekilde can vermesi ilişkilerin geliştirilmesinde önemeli bir rol oynamıştır Bilinen ilk Japon Müslüman 1909 yılında Müslüman olan ve ismini Ömer Yamaoka olarak değiştiren Mitsutaro Takaoka ve ticari amaçlarla Hindistan’a giden ve burada Müslüman olan adını da Ahmet Ariga olarak değiştiren Bumpaçiro Arigo’dur Son yıllarda yapılan araştırmalarda ortaya çıkan diğer bir Japon Müslüman ise Ertuğrul Fırkateyni kazasından dolayı Türkiye’ye ziyarette bulunan ve Abdul Halit ismini alan Torajiro Yamada’dır

I dünya Savaşı sırasında meydana gelen Bolşevik devriminden kaçan birkaç yüz Orta Asyalı Türkün Japonya’ya iltica etmesi azda olsa Japonya’da Müslüman bir topluluğun oluşmasına neden olmuştur Son yıllara kadar Japonya’daki en büyük İslami grup Türklerdi

Japonya’da ilk cami 1935 yılında yukarıda belirttiğimiz müslüman grup tarafından Kobe’de yapılmıştır Ayrıca 1938 yılında Tokyo’da diğer bir cami inşa edilmiştir İlginç bir nokta da bu camilerde hiçbir dönemde Japon bir kişi imamlık yapmamıştır

II Dünya Savaşı sonuna kadar Japonya’nın Güneydoğu Asya ve Çin’deki varlığı Japonya’nın Müslümanlarla formal düzeyde ilişki kurmasına neden olmuş bunun neticesinde yapılan çalışmalar savaş sonrasında duraklamıştır 1990’lı yıllarda ise Japonya'da islami kuruluşların sayısında artış olmuş nihai olarak da 2000 yılının Türk Diyaneti tarafından yaptırılan ve Ağustos ayında açılan Japonya'nın en büyük camisi olan Tokyo Camii açılmıştırSonuç olarak bugün Japonya'daki Müslüman nüfus - ki çoğunluğu Japonya’ya yerleşmiş yabacılardan oluşmaktadır- birkaç bin civarındadır

Şintoizm

Şinto (Tanrının yolu) Budizm’in ülkeye ulaşmasından önce salt Japonya’ya çzgü inançlar ve değerleri ifade etmektedir Fakat Budizm ülkeye geldikten sonra bu dinden derinden etkilenmiştir Şinto öteki dünyadan çok bu dünya ile ilgilidir Altıncı ve yedinci yüzyılda Şinto Çin Kofüçyüzmi ve Budizmi etkisine girdi Çin’den gelen ahlaki ve felsefi inanışların popülaritesinin yüksekliği kraliyet ailesinin etkisini çekince Şinto ileriki bin yıl boyunca Budizmin gölgesinde kaldı

Tokugava Dönemi’nin sonlarına doğru milliyetçi akımların güçlenmesi ve Meiji Restorasyonu (1868) nun etkisiyle Şinto 1945 yılına kadar ülkede resmi din haline geldi

Günümüzde Japonya’da 80000 civarında Şinto tapınağı ve 100000 civarında da bu tapınaklarda görevli din adamı vardır II Dünya Savaşı’ndan sonra Şinto tapınağına üye olma zorunluluğu kaldırıldı Bazı Şinto tarikatları farklı bir din olarak kabul edilmektedir

Budizm

Ortaya çıkış yeri Hindistan olan Budizm ile Japonya’nın tanışması altıncı yüzyılda Çin ve Kore aracılığı ile olmuştur Budizm aracılığıyla Japonya’ya yerleşen düşünce ve inanışlar Japon kültür dini değerlerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir Yönetici sınıfın da desteğiyle hızla ülkeye yerleşen Budizm, tapınakların inşa edilmesiyle Japon mimar ve sanatının şekillenmesinde etkili tol oynamıştır

Kısmen Budizmin toplu ibadete çok fazla önmem vermesinden dolayı düzenli olarak Budist tapınaklarında ibadet eden kişi sayısı oldukça azdır Günümüzde Japonya’ya da 75000 civarında Budist tapınak ve 200000 civarında Budist din görevlisi vardır

Konfüçyüs

Geleneksel anlamda bir din olarak algılanmayan Kofüçyizm Japon düşünce sitemini derinden etkilemiştir Özellikle sosyal ve aile ilişkilerinde genel anlamda toplumsal davranış kalıplarının kaynağını oluşturmaktadır Kofüçyizm devlete sadakatın, antik Japonya’da bulunmayan toplumsal katmanların ve sınıfların oluşmasında bireylerin sosyal statülerinin şekillendirilmesinde belirleyici rol oynamaktadır Doğal ve sosyal düzenin sürdürülmesinin gerekliliği çeşitli metafizik kavramlarla açıklanmaktadır ve sosyal sorumluluklar ve sıkı aile bağlarının insani bir zorunluluk olduğu vurgulanır

Hıristiyanlık

Hıristiyanlık Japonya’ya on altıncı yüzyılda Portekizli ve İspanyol Katolik misyonerler tarafından sokulmuştur Batı Avrupa ülkelerinin on altıncı ve on yedinci yüzyıldaki sömürgecik anlayışlarından dolayı Hıristiyanlık ülkede siyasi sisteme karşı tehdit olarak kabul edilmiş ve on yedinci yüzyılın ortasından itibaren 200 yüzyıla yakın bir süre yasaklanmıştır Meiji döneminin başlamasıyla Hıristiyan misyonerler ülkeye tekrar gelmiş ve misyonerlik faaliyetlerini devam ettirmişlerdir Günümüzde Japonya’da 7500 civarında kilise ve 800000 civarında da Hıristiyan bulunmaktadır

Dini Pratikler ve İbadet

Dinlerin içi içe geçtiği birbirleriyle karşıtlıklarının yada çelişkilerinin Japon din ve felsefi anlayışıyla birbirleriyle çatışmadan bir arada barındığı Japonya’da insanlarını çoğu bu dinlerin ibadethanelerine düzenli olarak olmasa bile gitmekte ve seremonilere katılmaktadır

Yeni doğan çocuklar on aylık iken doğumları Şinto tapınağında kutlanmaktadır Düğünler genellikle Şinto rahiplerin katıldığı tapınaklarda yapılmaktadır Hıristiyan düğün merasimleri de ayrıca popülerdir Cenaze merasimleri ise Budist rahipler tarafından yapılmaktadır

Japonya’da iki tür “bayram” vardır Şinto orijinli Matsuri festivalleri ve Çin ve Budist orijinli nenço gyo Tatillerin çoğu ise seküler kaynaklıdır

Alıntı Yaparak Cevapla

Japonya Tarihi!

Eski 10-11-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Japonya Tarihi!



SENTO

Sento geleneksel Japon hamamıdır Evlerinde ofuro (banyo ) bulunmayan Japonlar günlük banyolarını yapmak için giderler Eskiden aynı Türk veya Roma hamamlarında olduğu gibi sentolar insanların buluşup konuştukları, dedikodu yaptıkları yerlerdi
Zamanımızda hemen hemen her evde banyo olduğundan sentolar giderek azalmaya başlamıştır Fakat buna rağmen geleneksel sentoların yerini içerlerinde değişik atmosferli havuzları, saunaları, masaj ve fitness salonları olan yeni tip hamamlar giderek artmaktadır

Sentoya ilk geldiğinizde girişte iki kapı görürsünüz, bunlardan biri kadınlar için diğeri erkekler için ayrılmıştır Girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarıp girişteki emanet dolabına koyarsınız
Daha sonra erkek veya kadın kapısından girer ve ortada hem kadın hem erkek kısmını görebilecek şekilde yüksek bir platformda oturan kişiye ücreti ödeyerek giyinme odasına geçersiniz
Soyunduktan sonra elbiselerinizi dolaba kilitler ve yanınıza sadece vücudunuzu yıkamak için kullanacağınız küçük bir havlu ile çıplak olarak yıkanma bölümüne geçersiniz(Türk hamamlarındaki peştamal adeti yoktur



Yıkanma bölümü sağlı sollu dizilmiş önünde küçük bir tabure olan musluk veya duşlar, en dipte ise içine girip rahatlamak için yapılmış bir sıcak su (40-45 derece) havuzcuğundan oluşur En çok dikkat etmeniz gereken husus kesinlikle sabunlu vücutla veya vücudunuzu yıkamadan bu havuza girmemektir Havuza girerken ve vücudunuzu yıkarken etrafınızda yıkanan diğer kişilere su sıçratmamaya özen göstermeniz gerekir

Bu havuzcuğun bir cephesinde güzel manzaralı geniş bir pencere bulunur, eğer sento şehir içinde ise veya etrafında manzara yok ise duvarda genelde Fuji dağı veya başka manzara resmi olan bir duvar bulunur

İstediğiniz kadar yıkanıp tekrar tekrar havuza girebilirsiniz Su çok sıcak olduğundan uzun süre kalmamalı onun yerine gidip gelerek birçok defa girmenizi tavsiye ederiz Havuzlarda suyun havuza aktığı yere yaklaştıkça suyun sıcaklığı artar

Alıntı Yaparak Cevapla

Japonya Tarihi!

Eski 10-11-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Japonya Tarihi!



Bebek yapımı Japonya’da eski çağlardan beri devam eden bir gelenektir Eskiçağlarda Japonlar dinsel törenler veya krallar ve diğer soylu kişilerin mezarlarına koymak için çamur, kağıt vb malzemeler kullanarak bebekler yapmışlardır Bunlara örnek olarak 4 ile 6 yy arasında çamurdan yapılmış Haniwa’lar verilebilir

Bebekler daha sonra festival süsü, dinsel adetler, uğur sembolü vb olarak gelişim göstermiş, ve bugünde Japon kültüründe önemli bir yeri olan geleneksel sanat eserleri içinde yer almışlardırAşağıda Japonya’nın ünlü bebeklerinin bazılarının açıklamalarını bulabilirsiniz

(İsimlerin linkine basarak bir örneğini ayrı bir pencerede görebilirsiniz)

Gosho bebekleri başlangıçta İmparatorluk Sarayını süslemek için hazırlanan hediyelerdi

Kyou bebekleri Kyoto’da üretilirler ve özel olarak işlenmiş muhteşem kıyafetleri ile ünlüdürDaha çok maiko ve geisha figürleri olarak yapılırlar

Hakata bebekleri Fukuoka bölgesinde kilden yapılırlar Bu bebekler özellikle ince detay ve sabır gerektiren bitirme işlemi ile ünlüdür

Saga bebekleri ilk olarak budist görüntüleri yansıtan heykeltraşlar tarafından yapılmışlardır

Kokeshi bebekleri Japon bebekleri içinde en tipik olanlarıdır Silindirik olarak ağaçtan yapılırlar ve Japonya’nın birçok bölgelerinde üretilir

Daruma bebekleri yuvarlak kırmızı gövdesi, beyaz bir suratı olan fakat göz bebekleri olmayan bebeklerdir Bu bebekler uzun süre meditasyon yaptıktan sonra ayaklarını kullanamaz hale gelen Zen rahibi Bodhidharma’yı temsil ederlerDaruma bebeklerinin çoğu Gumma bölgesinde el ile yapılırlar Japonlar genelde bir dilek tuttuktan sonra Daruma bebeğinin yüzündeki bir göz bebeğini boyarlar Eğer dilek gerçekleşirse diğer gözünü de boyadıktan sonra çöpe atarlar

Hinaningyou bebekleri Martın üçünde kutlanan Kızlar festivalinde ("Hina matsuri") sergilenmek için yapılmışlardır Gene buna benzer Mayısın beşinde kutlanan erkek çocuk festivali için Samurai bebekleri de vardır

Maneki-neko Siyah maneki-nekolara daha çok geisha evlerinde rastlanılmaktadır Fakat aynı beyaz Maneki-neko gibi, siyah da iş hayatında uğur sembolü olarak kullanılmaktadır Aynı zamanda Siyah Maneki-neko sağlık beyaz Maneki-neko mutluluğu sembolize eder Maneki-neko sağ kolu ile para, sol kolu ile bereketi çağırır Taşıdıkları altın kasesi çağırdıkları para sayesinde elde ettikleri zenginliğin sembolüdür Günümüzde birçok Japon şirketinin girişinde, iş adamlarının masalarında Maneki-nekolar bolluk, bereket ve kazanç çağırmaktadırlar


Alıntı Yaparak Cevapla

Japonya Tarihi!

Eski 10-11-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Japonya Tarihi!



Geisha



Japonca’da Gei sanat veya gösteri,sha ise kişi anlamına gelir Geisha’lar konukları çeşitli sanat gösterileri ile eğlendiren profesyonel konsomatrislerdir Geisha kızları ve kadınları sıradan konsomatris veya hayat kadını değillerdir

Geisha geleneğinin atalarının 11 yüzyılda savaşçıları eğlendiren kadınlar olduğu varsayılmaktadır

Geisha olmak isteyen kızlar çok sıkı disiplinli bir eğitim ve çıraklıktan geçerek değişik birçok geleneksel Japon sanatlarını öğrenirler Bu sanatlara örnek olarak şarkı söyleme, dans etme, müzik aletleri özellikle Shamisen çalma verilebilir Fakat Geisha olabilmek için sadece bu kadarı da yeterli değildir Geishaların aynı zamanda çok iyi sosyal becerileri olması gerekmektedir

Bir Geisha’nın en büyük amacı konuklarını rahatlatmak olduğundan (lütfen buradaki rahatlatmak sözünü fiziksel rahatlatmak ile karıştırmayınız), konuklarının işleri, hobileri, ilgi alanları kısaca neredeyse hemen hemen her konuda bilgi sahibi olmaları gerekmektedir Hatta günümüzde yabancı konukları eğlendirmek amacı ile İngilizce öğrenen veya bilgisayar kurslarına giden Geishalara rastlayabilirsiniz

Geisha’lar Kimono giyerler ve yüzlerine solgun bir makyaj yaparlar Bu makyajın geleneksel amacı konuğuna karşı duygularını gizlemektir

Geisha Evleri (o-chaya)

[B]Birçok Geisha kız ve kadının toplandıkları semtlere hana-machi (çiçek şehri) adı verilir O-chaya (Çay evi) normal çay evlerinden farklıdır Genelde geleneksel Japon ahşap evlerinden oluşurlar ve içerlerinde her konuk veya konuklar için geleneksel tahta kapılı ve yerleri tatami kaplı odalar veya geleneksel Japon stili bahçeler bulunur

Maiko (genç Geisha kız) yetiştiren o-chaya’lar da bulunmaktadır Bunlara okiya denilir

Son zamanlarda bu zor koşullar gerektiren eğitime dayanabilen kızlar az olduğundan gerçek Geishalar gitgide azalmaktadır Geisha olmaya karar veren kız genelde o-chaya’ya bir tanıdık aracılığı ile tanıştırılır O-chaya’ baş kadını (okami) kız ve ailesi ile bir görüşme yapar ve eğitimin nasıl olacağını anlatır

Eğer okami kızı kabul ederse ve kızda ortaokulu bitirmiş ise hemen eğitimine ve çıraklığına başlar Bir kere eğitime başladıktan sonra kız evi yaklaşık beş altı sene terk edemez Yaklaşık altı ay sonra kız Maiko olur ve diğer Geishalara eşlik ederek müşterilere nasıl davranılacağını ve bu mesleğin inceliklerini öğrenir

Genellikle Maiko yirmi yaşına geldiğinde Geisha mesleğine devam edip etmeyeceğine karar verir Eğer devam etmeye karar verirse erigae (yaka değiştirme) denilen tören düzenlenir




Alıntı Yaparak Cevapla

Japonya Tarihi!

Eski 10-11-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Japonya Tarihi!





Japonyanın Giyim Kültürü (Kimono)

Kimono (Japonca: -, kiru ve mono , kelime kelime çevirisi "giyilen eşya" yani "elbise" Kelimenin etimolojik kökeni ki yani "giymek" ve mono yani "şey"dir) Japonya'nın geleneksel giysisidir Aslında tüm giysi çeşitleri için kullanılan kimono sözcüğü sonradan hâlâ kadın, erkek ve çocuklar tarafından giyilen uzun giysiyi tanımlamak için kullanılmaya başlamıştır

Kimono T şeklinde, ayak bileğine kadar uzanan düz hatlı, yakalı ve uzun kollu bir giysidir Kollar özellikle bileklerde çok geniştir, genişliği yaklaşık olarak yarım metreye kadar varır Geleneksel olarak, özel günlerde evlenmemiş kadınlar hemen hemen yere kadar uzanan çok geniş kollu kimonolar giyer Giysi gövde etrafına sarılır ve her zaman sol taraf sağın üstüne gelir Obi adı verilen geniş bir kuşak ile arkadan bağlanır Kimonolar genellikle geta veya zori adı verilen geleneksel tahta sandallar ve tabi adı verilen çoraplarla giyilir Kimononun içine, nagajuban denilen daha kısa bir kimono içlik olarak giyilir



Tarihçe ve tanım

Kimono 5 yydan itibaren Çin ile Japonya arasında başlayan yoğun kültürel ilişkiler sırasında Çin hanfusundan etkilenme yoluyla ortaya çıkmıştır Kimono, kosode adı verilen ve iç çamaşırı niyetine kullanılan giysiden türemiştir Modern kimono Japonya'nın Heian794–1192) günümüzdeki şeklini almaya başlamıştır O dönemden beri hem erkek hem de kadın kimonosunun temel biçimi değişikliğe uğramadan kalmıştır döneminde (

Geleneksel olarak tüm kadın kimonoları tek bedendir Kimono giyenler, kendi bedenlerine uydurabilmek için kumaşı katlayarak vücutlarına sarar Kimono tek bir kimono kumaşı topundan üretilir Kumaş topları standart boyutlarda üretilir ve kumaşın tamamı tek bir kimono yapmak için kullanılır Tüm geleneksel kimonolar elde dikilir, hatta kimono kumaşları da genellikle elde dokunup bezenir Kimono kumaşı üretilirken, pirinç kolası ile yapılan Yuzen boya koruma tekniği, shibori ve el ile boyama teknikleri kullanılır
Geçmişte, kimonolar yıkanmak için tamamen sökülür, sonra tekrar dikilirdi Modern kumaşlar ve temizleme yöntemleri buna gerek bırakmasa da, geleneksel kimono temizliği hâlâ uygulanmaktadır Kimonoyu saklamak amacıyla bazen dış hatlara teyelleme yapılır, böylece buruşup kırışması önlenir ve kimononun katları düzgün şekilde korunur

Renk, kumaş ve stil ile obi gibi aksesuarlar zamanla çeşitlilik göstermiştir
Değişik kullanım yerleri için çok resmîden gündelik kullanıma çeşitli kimonolar vardır Bir kadın kimonosunun resmiyet derecesini genellikle kumaşın cinsi ve deseni ile rengi belirler Genç kadınların kimonosu daha uzun kollu olur ve daha yaşlı kadınların oldukça resmî kimonolarından daha fazla işlemelidir Erkek kimonoları genellikle tek bir temel biçimdedir ve genellikle aşırıya kaçmayan renklerde olur Resmiyet derecesi aynı zamanda aksesuarların tipi ve rengiyle, kumaşın cinsi, kamonun (aile arması) sayısı ya da olmamasıyla da belirlenir İpek en çok arzulanan ve en resmî kumaştır Pamuklu gündelik kimonolarda kullanılır Günümüzde polyester kimonolar da gündelik amaçlı kullanılmaktadır

Günümüzde artık hem erkek hem de kadın kimonoları değişik boy ve bedenlerde bulunmaktadır Tek bir kumaş topundan kimono yapılma geleneği nedeniyle büyük bedenleri bulmak çok zordur ve ısmarlama yaptırmak da çok pahalıdır Sumo güreşçileri gibi çok uzun boylu ya da iriyarı kişiler kimonolarını ısmarlama yaptırmak zorundadır
Kimonolar pahalı olabilir Bir kadın kimonosu kolaylıkla 10000 ABD dolarının üzerine çıkabilir Kimono ile birlikte, içlikler, obi, bağlar, çorap, sandal ve diğer aksesuarların tamamı 20000 ABD dolarının üzerinde satılabilir Bir tek obi birkaç bin dolara satılabilir Tipik kimonolar, ya da geleneksel sanatları icra edenlerin giydiği kimonolar çok daha ucuzdur Bazıları kimonosunu kendisi yapar ve eski kimonolarını tekrar tekrar kullanır Daha ucuz ve makine ile dokunan kumaşlar el ile boyanan geleneksel ipek kumaşların yerini almaktadır Japonya'daki kullanılmış kimono pazarında ikinci el kimonolar 500 yene satılmaktadır Kadınlar için yapılan obi genelde pahalıdır Basit desenli veya düz renklileri 1500 yen kadar düşük fiyata olsa da yüzlerce dolara da satılırlar ve üstelik deneyimsizler için obi yapmak kolay değildir Erkekler için yapılan obiler ise ipek bile olsa daha ucuzdur çünkü erkekler kadınlardan daha dar ve kısa obi kullanırlar
Kimonolar hiçbir zaman israf edilmez Eski kimonolar değişik şekillerde tekrar kullanılır Değiştirilerek haori, hiyoku ya da çocuklar için kimono yapılabilir Kumaşı, benzer kimonoları yamamak için, el çantası ya da benzeri kimono aksesuarları yapmak için kullanılır Daha küçük parçalardan değişik örtü, çanta ya da çay seremonisinde kullanılan peçeteler yapılır Bel bölgesinden aşağısı zarar görmüş kimonolor hakamanın altına giyilerek zarar görmüş bölge saklanır Hatta eski kimonolardaki ipek ipliği çözüp, erkek kimonoları için heku obi genişliğinde kumaş dokuyanlar bile vardır Bu çözme-yeniden dokuma tekniğine "Saki-Ori" denir
Günümüzde kimono genellikle özel günlerde ve kadınlar tarafından giyilir Az sayıda yaşlı adam ve daha da az sayıda erkek günlük olarak kimono giymektedir Erkekler kimonoyu daha çok evlilik törenlerinde ve çay seremonisinde giyer Kimono hem erkek hem de kadınlar tarafından kendo gibi bazı sporlarda giysi olarak kullanılır Profesyonel sumo güreşçileri de, ring dışında toplum önüne çıktıklarında geleneksel Japon giysileri giymeleri gerektiği için genellikle kimono giyerler

Japonya'da kimono ile hobi olarak ilgilenen birçok kişi vardır, hatta yalnızca kimononun nasıl giyildiğini öğreten kurslar bile bulunmaktadır Bu sınıflarda mevsime ve özel günlere uygun desenlerin ve kumaşların seçilmesi, kimono içliklerinin ve aksesuarlarının uyumu, gizli anlamlarına dikkat ederek kimono ve hiyokuların giyilmesi, obi seçimi ve kuşanması ve diğer konular öğretilmektedir Kimono de Ginza gibi yalnızca kimono kültürü ile ilgilenen klüpler de bulunmaktadır

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.