Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Toplum ve Yaşam > Beslenme, Diyet ve Sağlık > Cinsellik

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
cinsel, cinselliği, engelleyen, mitler, sorunlar

Cinselliği Engelleyen Sorunlar Cinsel Mitler

Eski 10-10-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Cinselliği Engelleyen Sorunlar Cinsel Mitler



Cinselliği engelleyen sorunlar Cinsel Mitler






Bir tükenmişlik ve çökkünlük tablosu oluşturan, uyku ve iştah sorunları yaşatan, hatta kişiyi intiharın eşiğine götürebilen depresyon, aynı zamanda cinsel problemlere de yol açabilir, hatta cinsel hayatı bitirebilir

Çağın hastalığı depresyonun, cinsel hayata verdiği olumsuz etkiyi anlatan Nöroloji Uzmanı Dr Mehmet Yavuz, depresyona girmiş erkeklerde başta cinsel isteksizlik, erken boşalma ve sertleşme sorunları görülürken, kadınlarda ise daha çok cinsel isteksizlik gözlendiğini söyledi

Dr Mehmet Yavuz; sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü cinselliğin; cinsel istek, uyarılma ve orgazm olmak üzere üç aşaması vardır Depresyonda başta cinsel istek libido azalır Buna bağlı olarak uyarılma ve orgazm sorunları da ortaya çıkabilir Hatta birleşme olsa bile depresyonda ki kişi bundan zevk ve tad almaz Ancak tüm bu sorunlar depresyonun tedavi edilmesiyle birlikte kendiliğinden düzelmektedir

CİNSEL SORUNLAR DEPRESYONU AĞIRLAŞTIRABİLİR
Depresyon cinsel sorunlara yol açabilirken, cinsel sorunlar da mevcut depresyonu ağırlaştırabilir
Cinsel sorunların depresyona yol açtığını bilmeyen hastaların, genellikle bu sorunların kendi yetersizliklerinden kaynaklandığını düşündüğünü açıklayan Yavuz, bu durumun da mevcut tabloyu ağırlaştırarak, kişileri umutsuzluk ve karamsarlığa sürüklediğini, daha önce var olmayan cinsel sorunlara yol açabildiğini belirtti
Dr Mehmet Yavuz; “Hasta cinsel hayatının tamamen sona erdiğini düşünerek, depresyonunu daha ağır yaşamaya başlar Bu durumda yine başarılı olamazsam düşüncesiyle performans anksiyetesine kapılan hastada, depresyon tedavi edilse bile cinsel işlev bozukluğu kalıcı olabilir

Her fert ve her vaka birbirinden farklıdır, fakat eşlerden biri depresyonda ise, tüm aile bundan etkilenir Bu durumda diğer eşin sabırlı ve anlayışlı olması, eşine yardım etmesi ve ona her konuda cesaret vermesi beklenir Depresyonda olan kişinin duygusal olarak aileden kopması sebebiyle, bu bazen güç olabilir” dedi

EVLİLİKTEKİ GERİLİM CİNSELLİĞİ ETKİLİYOR
Bazı evliliklerin ilk günlerinde, erkeklerde sertleşme sorunu nedeniyle ilişkinin gerçekleşemediğini açıklayan Mehmet Yavuz: “Evlilik sürecinde yaşanan yorgunluk, gerilim veya ilk gecede yaşanan heyecan nedeniyle ortaya çıkan bu durum karşısında bazen panik yaşanabilir Böyle durumlarda erkeğin eşine karşı duyduğu mahcubiyet, olayı daha da ağırlaştırabilir Bu geçici iktidarsızlık olayı, genellikle bir süre sonra düzelmektedir Daha uzun süren vakalarda ilaç desteği gerekli olabilir Böyle bir olay karşısında yeni evlenmiş bayanın sabırlı ve eşini destekleyici pozisyonda olması düzelmeyi hızlandırır Kırsal kesimde daha sık karşılaşılan bu durumu büyü ile “erkekliğin bağlanması’’ gibi değerlendirenlere de rastlanmaktadır Böyle yörelerde kişilerin, doktora götürülmeden geleneksel telkin yöntemleri ile iyileştirilmeye çalışıldığını üzüntüyle görmekteyiz” dedi

Antidepresanlar cinsel gücü etkiliyor…
Depresyonda zaten var olan cinsel sorunların antidepresanlarla tedavi sırasında daha da artabildiğini ve depresyon ilaçlarının cinsel fonksiyon bozukluğuna yol açtığını ifade eden Yavuz; “Bugün depresyon tedavisinde kullandığımız ilaçların çoğu, cinsel sorunlara yol açmaktadır Bu yan etkilerin başlıcaları; sertleşmede azalma, istekte azalma ve orgazm yoğunluğunda düşmedir Bu durumda kişiler, depresyonun tedavisi ve cinsellik ikilemi arasında sıkışıp kalabilirler Depresyon hastalarının birçoğu kullandığı ilaçların cinsel güçlerini bozduğunu görünce tedaviyi bırakmakta ve tedavi yarım kalmaktadır Antidepresan ilaçlar nedeni ile cinsel sorun yaşayan kişilere yan etkisi olmayan ve en az ilaçlar kadar etkili olan TMS tedavisini uyguluyoruz ” diye konuştu

Cinsellik insan yaşamındaki en haz verici ve en temel gereksinimlerden biridir Kişinin başka bir kişiyi bedensel ve ruhsal olarak tanımasına, kabullenmesine ve çok özel bir haz alışverişine olanak veren, en üst yakınlaşma eylemidir

Cinsellik de yemek yemek, giyinmek, temizlenmek gibi öğrenilmesi gereken bir eylem olmasına rağmen maalesef genellikle hakkında hiç konuşulmayan, yokmuş gibi davranılan bir konudur Toplumsal bir eylem olduğu için; kültürel etkilere açıktır Kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiler kişilerin cinselliği yaşamasında önemli bir etkendir; çünkü kişiler bu bilgilerle neleri yapıp, neleri yapmamaları gerektiğini öğrenmiş olurlar Öğrenilen, bir diğer deyişle aktarılan yanlış inanışlar kişilerin cinsel yaşamlarında sorun yaşamalarına ve dahası cinsellikte haz ve doyuma ulaşmalarına engel olabilir İşte bu konudaki yaygın yanlışlara “cinsel mit” diyoruz Yapılan araştırmalar sadece cinsellikle ilgili mitlerin öğrenilmesinin bile kişilerin yaşadığı cinsel sorunları azalttığını göstermektedir

Cinsel Mitler
Cinsellik ile ilgili bilinen, çoğu zaman benimsenen ve doğru kabul edilen yanlışları şu şekilde sıralayabiliriz:

“Cinsellikte başarıya ulaşmak son derece önemlidir Bu inanış cinselliği çiftler arasında bir hazzın paylaşılmasından çıkarıp bir performans durumuna dönüştürmektedir Performansın gösterilmesi ve değerlendirilmesi söz konusu olduğunda çiftler, özellikle erkekler cinsel eylem sırasında performans kaygısı yaşamakta ve bu durum cinsellikten zevk almalarına engel olmaktadır

“Sağlıklı ve uyumlu bir erkeğin hiçbir durumda cinsel performansı bozulmaz Erkek cinsel ilişkiyi her zaman ister ve buna her zaman hazırdırErkeklerin cinsel yaşamlarına büyük bir yük getiren ve aynı zaman da erkekleri performans kaygısına da götüren bu inanış, erkeği cinsel ilişkiye girmek istemediği durumlarda mecbur bırakmaktadır Bu durum yine cinsellikten keyif alınmasını engellemektedir

“Cinsel ilişkiyi erkek başlatmalıdır, cinsel ilişkiyi başlatan kadın ahlaksızdır Bu yanlış inanış, cinsel olarak aktif olmak isteyen kadını ketlemekte, erkeğe de cinsel olarak aktif olma zorunluluğunu getirmektedir Bu inanış aynı zamanda pek çok kadının cinsel isteklerini ifade etmesini ve cinsellikten zevk almasını engellemektedir

“Erkeğin penisinde sertleşme kaybı eşini çekici bulmadığı anlamına gelir Sevişme sırasında her hangi bir nedenle ( örn; dikkatin azalması vb ) erkeğin ereksiyonu ortadan kalkabilir Bu yanlış inanış özellikle kadınların kendileri ile ilgili algılarını etkilemekte ve cinsel ilişkiye olan isteği azaltmaktadır Oysaki erkeğin cinsel arzusu varsa, sevişmeye devam edildiğinde ereksiyon yeniden sağlanacaktır

“Cinsel organın boyutu, cinsel zevkin göstergesidir Erkeklerin cinsellikle ilgili en büyük kaygıları da cinsel organın büyük olup olmaması ile ilgilidir Penis boyutu cinsel güçle ve partnere zevk verme ile bir tutulmaktadır Oysa vajinada en duyarlı damarlar ( ki bunlar kadına en yoğun zevk veren bölgedir) vajinanın girişinde bulunmaktadır

“İlk cinsel birleşmede başarılı olunması, sonraki cinsel yaşam boyunca da başarılı olacağının göstergesidir Özellikle bu yanlış inanış, kişilerin sevişirken kaygılı olmalarına yol açmakta ve kendini gerçekleştiren bir kehanet haline gelmektedir

Erkeklerde cinsel ilişkide yalnızca cinsel birleşme ve orgazm ile ilgilidir Duygusallık ve haz alma daha çok kadınlarda görülürBu inanış özellikle erkeklerin duygularını ifade etmelerine engel olmakta, partnerleri ile sorun yaşamalarına ve cinsellikte keyif almalarını engellemektedir

“Sevişme sırasında fantezi kurmak yanlıştır Bu inanış çiftlerin kendilerini uyaran durumları engellemelerine ve cinsellikte kendilerini keşfetmelerine engel olmaktadır

“Cinsel ilişki demek cinsel birleşme demektir Cinsel ilişki sadece cinsel organı içermeyen tüm beden, duygu ve duyumları içeren bir eylemdir İlgi, istek, uyarılma, doyum ve rahatlama gibi bölümleri vardır ve her bir safta haz verici ve önemlidir

“Tüm fiziksel yaklaşımlar cinsel birleşme ile bitmelidir Kadınların kendilerine yaklaşan her erkeğin her zaman cinsel ilişki talebiyle yakınlaştığını düşünmelerine, erkeklerin de kendilerine yakınlık gösteren her kadına cinsel ilgi duymaları gerektiğine inanmalarına yol açmaktadır Bu durum cinsel ilişkinin zorunlu bir eylem gibi algılanmasını sağlamaktadır

“Bir çift için ‘aynı anda orgazm’ gerçekleştirilmesi gereken en önemli amaç olmalıdır Özellikle son zamanlarda yaygınlaşan yanlış inanışlardan birdir Çiftler bu inanışları neticesinde aynı anda orgazm olamadıklarında sevişmelerini başarısız olarak nitelendirmekte ve bir sorun olduğunu düşünmektedirler

“Eşler birbirlerini sevdikleri taktirde seviştiklerinde nasıl zevk alacaklarını bilirler Cinsellik kişinin hem haz aldığı, hem de haz verdiği bir eylemdir Sevişme sırasında kişi kendi bedenini ve partnerinin bedenini, keyif veren bölgelerini keşfeder, öğrenir Dolayısıyla partnerlerin birbirlerine zevk vermeleri, birbirlerinin bedenlerini ve haz bölgelerini keşfettikçe sağlayacakları bir durumdur

“Menopoz cinsel isteği ortadan kaldırır Bu inanış nedeniyle menopoz sonrasında kadınlar cinsel isteklerini bastırmak durumunda kalıp, erkekler ise partneriyle sevişme isteğini daha çekinerek dile getirmektedir Oysa menopoz sonrasında da kadınların cinsel istekleri devam etmektedir

Uzman Psikolog Şeyma Çavuşoğlu




Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.