![]() |
İ S T A N B U L V E F E T İ H |
![]() |
![]() |
#1 |
Prof. Dr. Sinsi
|
![]() İ S T A N B U L V E F E T İ Hİstanbul, sadece Türkiye’nin değil, dünya coğrafyasının gözbebeği… Süleyman Peygamberin (a ![]() ![]() Şairlere, yazarlara, edebiyatçılara ilham kaynağı, Kur’an’ın ifadesiyle “belde-i Tayyibe / güzel belde” ![]() Napolyon’a göre, “Dünya tek bir devlet olsaydı, başkenti İstanbul olurdu” ![]() Hisseden, görebilen, bakmasını becerebilen insan için her köşesi tarih, kültür, sanat, estetik kokan bir kent ![]() İstisnasız bütün insanlığın hayranlık duyduğu şehir ![]() Malum, “Güzelin talibi çok olur” ![]() ![]() Rivayete göre Sevgili Peygamberimiz Hz ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Bu müjdeye mazhar olabilmek isteyen Müslümanlar adeta yarışa girmiş, onlarca kerre muhasara edip bu güzel coğrafyaya ve o güzel övgüya sahip olmaya çalışmışlar ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Ancak fetih, ilahi takdir gereği Hacı Bayram Veli’nin (k ![]() ![]() ![]() ![]() Bu yıl (2008) İstanbul'un fethinin 555 ![]() ![]() Güzel ecdadımızın bize “emanet” ettiği bu güzide şehre layık mukimler olma yarışında olmalıyız ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() *** Evet, İstanbul dışarıdan fethedilmiş; zamanın şartlarına göre içeriden de en mükemmel tarzda imar ve inşa edilmiş… Ama hayat devam ediyor ![]() ![]() İstanbul şehircilik planında bir fetih bekliyor… Mimar-mühendis vd ![]() İstanbul sosyo-ekonomik ve kültürel açılardan yeni fetihlere âmâde… Taşradan sürüklenip gelen çirkinliklerin yerini, güzelliklere bırakmasını; “İstanbulluluk” şuurunun/bilincinin yeniden canlanıp filizlenmesini, kök salıp meyvelerini teşhir etmesini bekliyor ![]() İstanbul, gerek iç ve gerekse dış turizmi teşvik edip kendisini canlandıracak fatihlerini gözlüyor ![]() Hepsinden önemlisi bu zarf (İstanbul), mazrufunun (sakinlerinin) tıkanan gönüllerini fethedecek biz sevdalılarına kucak açıyor ![]() ![]() ![]() ![]() *** İstanbul; ilmi çalışmaların müzakere edildiği, teknolojik gelişmelerin tartışılıp konuşulduğu, ticari ve sınai görüşmelerin-anlaşmaların yapıldığı, her tür sosyal ve kültürel faaliyetlerin sahnelendiği bir dünya “kongre-turizmi” merkezi olmaya aday… Hem de bir numaralı aday! Bunu görmemek, hissedip anlamamak için insanın beş duyudan yoksun olması gerek ![]() İstanbul’da yaşayanlar olarak bizler, özellikle de yönetim kadrosunda bulunanlar, bunun bilincinde olmaları ve bu tablonun gerçekleşmesi yönünde hedefe ulaşmak için bütün benliğiyle geceli-gündüzlü büyük bir gayretin-çabanın içinde olmaları lazım ![]() *** Kısacası fetihlerin, olumlu gelişmelerin devamı için Fatih’in torunlarına ihtiyaç var ![]() ![]() Kısacası İstanbul’u aşk derecesinde sevmeliyiz ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Bu en içten duygu ve düşüncelerle İstanbul’da oturan herkesi bu güzel şehri sevmeye, ona iyi davranmaya ve gözümüz gibi bakmaya davet ediyorum ![]() ![]() ***** Yetmiş küsur yıl öncesi İstanbul’a dair ![]() ![]() ![]() Prof ![]() ![]() “Urbanisme kitabının 1971 derlemesinin 5 ![]() “Eğer New York’u İstanbul ile kıyaslayacak olursak, birisinin felâket, diğerinin ise bir yeryüzü cenneti olduğunu söyleyebiliriz ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() “Biz ise onları söküyoruz! İstanbul bir meyve bahçesidir; bizim şehirlerimiz ise taş ocakları! “İstanbul’daki evler ağaçlarla çevrilmiştir; insan ve tabiat arasındaki câzip dostluk devam etmektedir ![]() “İsanbul’da her yerde ağaçlar vardır ve onların arasında mimarlığın asil örnekleri yükselir ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() *** Şurası bir gerçek ki; bırakalım Batılılar’ı, kendi birçok şair ve yazarlarımız günümüzde yaşasalardı, bazı şiir ve yazılarını kaleme almazlardı ![]() “Gökyüzünde ağaç desen türkülerinde Ağaca gökyüzü Birşey değişmiş olmaz Pencereden baktığın zaman” diyemez ![]() ![]() ![]() Âsaf Hâlet Çelebi, “Bir çam vardı önünde Doğduğum odanın Çöpten yapraklarında Güneşi Rüzgârla sallayıp Kafesten İçeri dolduran çam” mısralarını söyleyemez ![]() ![]() ![]() Orhan Veli, penceresinden odasına uzanacak akasya bulamayacağı için; “Odama uzanır akasyam pencereden” diyemezdi ![]() Hele Ziya Osman Saba’nın, “Pencereden bakınca bir araya gelecek Karşıki ev, ağaçlar, yaprak, çiçek” mısraları büsbütün hamhayal olurdu ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() *** Kısacası İstanbul, bir zamanlar bir bahçe-şehirmiş ![]() ![]() ![]() “İstanbul bir meyve bahçesidir; bizim şehirlemiz ise, taş ocakları!” Ya bugün! Belki de tam tersi; onların şehirleri yavaş yavaş taş ocakları manzarasından kurtulup yeşilliğe kavuşurken, biz de betonlaştırmaya gayret ediyoruz ![]() ![]() *** N Ü K T E L E R “Tıynetin nâ pâk ise ![]() ![]() ![]() Eski İstanbul’un hamam kitâbelerinden ibrinde karakter temizliğinin ehemmiyetini ifade etmek için şu kıt'anın yazıldığını görüyoruz: “Tıynetin nâ pâk ise, Hayr umma germâbe (hamam)den Önce tahrîr-i kalb et, Sonra tahrîr-i beden ![]() (Mevlâna Güldestesi, Konya Belediyesi Yay ![]() ![]() Yani demek istiyor ki şairimiz; kötü huylu, kirli karakterli isen hamamdan bir şey bekleme! Temizlik istiyorsan, evvela kalbini temizle, sonra da bedenin ![]() ![]() ![]() *** “Biz istanbul'da soyulduk eyvâh” Dağ başında soyulur herkes âh Biz İstanbul'da soyulduk eyvâh Bayburt'lu şâir Zihnî, Sergüzeştname (1797–1859) *** Şiirlerde İSTANBUL İstanbul Yıllarca ağladım güldüm dizinde Âşıkların sesi hep âh u zârdır Gönüller çalkayan ak denizinde Kocamış Bizans'ın gölgesi vardır *** Canıma can katan ah İstanbul'um Perişan hüsnüne âşık bir kulum Hasretinle inler evli bir dulum Gönlümde kanımın gür sesi vardır *** İstanbul, ey garbın gizli beresi Söyle aşk ilinin yolu neresi? Akşam gurubunda Göksu Deresi Kayıktan kayığa siner kabarır *** Hüsnünü söylerler hep dilden dile Âşıkların çekmiş nice bin çile Göğsünde yetişen güllerde bile Ezelî bir sevda kokusu vardır ![]() İhsan Raif hanımefendi (V ![]() *** Ayrıca Yahya Kemal, Necip Fazıl gibi son dönem büyük şairlerimizin İstanbul şiirleri de malum, hemen herkesin/hepimizin dilinde ve gönlünde ![]() ![]() ![]() *** İstanbul ve mâniler Ülkemizin her yöresi gibi İstanbul’da da mâni söylemek yakın zamanlara kadar yaygında ![]() ![]() ![]() İstinye körfezin dolaş Yeniköy’de etme savaş Tarabya’da eğelenilmez Var Büyükdere’ye yanaş *** İstanbul’la ilgili tâbir ve atasözleri ■ Zeyrek’ten başka yokuş, serçeden başka kuş bilmez ![]() ■ İstanbul’un yazı kışı yoktur, lodosu poyrazı vardır ![]() ■ Rumeli’nin bozgunu, Anadolu’nun salgını, İstanbul’un yangını ![]() ■ Ayasofya’da dilenir, Sultanahmet’te sadaka verir ![]() ■ Üsküdar’ın Çamlıca’sı, Boğaziçi’nin Kanlıca’sı ![]() ■ Kasımpaşa’lı, eli maşalı ![]() ■ İstanbul’da yangın olmasa, evlerin eşiği altından olurdu ![]() ■ Baş benim olursa, Üskürar’da kazıtırım ![]() ■ Oturduğu ahır sekisi, çağırdığı İstanbul türküsü ![]() *** İstanbul bilmeceleri ☻Lodos poyraz karışır / Tophane ile Kız Kulesi dövüşür / Sepetçiler’de kavga olur / İpçiler’de barışır ![]() Bu bilmece çamaşır için düzenlenmekle beraber bunda, İstanbul semtlerinin özellikleriyle günlük hayatını alt üst eden lodos ve poyraz vurgulanmıştır ![]() ☻Karşıda bir nesne görürüm / Uzunca zinciri var Altı mecnunlar yuvası / Üstünde feneri var Bazan açılır kapanır / Dünya kadar hayranı var Bu bilmeceyi bilenin / Gayet büyük irfanı var ![]() Bununla Galata Köprüsü anlatılmak istenmiştir ![]() ☻Benzer bir minareye / Deniz girmiş araya Gökte yıldız, yerde buz / Bir padişah bir o kız ![]() Cevabı: Kız Kulesi’dir ![]() *** Anadolu’da söylenen birçok bilmecede ise İstanbul, değişik durumları ifade etmek için sembol olarak kullanılmıştır Bunlardan bazıları şöyledir: ☻İstanbul’da at kişner / Kokusu buraya düşer ![]() ☻Kaleden attım kılıcı / İstanbul’a vurdu ucu ![]() ☻Beyaz atı nalladım / İstanbul’a yolladım ![]() ☻ Herkeste bir tane / Türkiye’de iki tane ![]() *** Sözlü çocuk edebiyatına ait bir tekerlemede İstanbul Ne ne Nermin’i Çok yeme peyniri Peynir seni öldürür Cehenneme götürür İstanbul’un cadıları Ik mık Kara kedi sen oyundan çık ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
İ S T A N B U L V E F E T İ H |
![]() |
![]() |
#2 |
Prof. Dr. Sinsi
|
![]() İ S T A N B U L V E F E T İ Hİstanbul'un ismiyle alakalı etimolojik bilgiler M ![]() ![]() ![]() M ![]() ![]() ![]() ![]() Her ne kadar Severus şehre oğlunun ismi Augusta Antonina (İmparator olunca ismi Antoninus Caracalla olmuştur) vermek istese de rivayete göre, Konstantin şehre Konstantinopolis ismini vermesinden öncesine kadar halk arasında bu şehre Nova Roma (Yeni Roma) deniliyordu ![]() Konstantin de en başında şehrin resmi ismini Nova Roma koymak istedi; ancak dini anlaşmazlıklar çıkınca bundan vazgeçti ![]() İstanbul adının kökeninin Antik Yunancaya da dayandığı rivayet edilir ![]() Türkler İstanbul'u ele geçirmesi sırasında ve öncesinde; Selçuklularda olduğu gibi şehre Stamboul-Stambul demekteydiler ![]() Türklerin yanı sıra; 10'uncu yüzyılda Arapların 12'inci yüzyılda da Ermenilerin şehre bu isimle çağırdıklarını öngörürler ![]() ![]() Şehrin İstanbul-İstambol ismini sık kullanması ise 17'inci yüzyılda; Evliya Çelebi'nin şehirden bu isimle bahsetmesiyle başlar ![]() İstanbul kelimesi Yunanca "εις την Πόλιν" ya da "στην Πόλη" (eis tén pólin ya da sten pole =şehire doğru ya da şehirde ) cümlesinden gelir ![]() ![]() ![]() *** İstanbul'un farklı isimleri İstanbul'a farklı isimler veren pek çok dil vardır ![]() Rumca: Konstantinopolis, Istinpolin, Megali Polis, Kalipolis, Vizantion Latince: Bizantium, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma Slavca: Çargrad, Konstantingrad İbranice: איסטנבול (İs-tan-bul), Ortaçağ'da קושטא (Kuş-ta) Vikingce: Miklagard Ermenice: Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli Arapça: Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma Selçuklular zamanında: Konstantiniyye, Mahrusa-i Konstantiniyye, Stambul Eski Rusça: Çargrad, Vizantiy, Konstantinopol, Stambul Osmanlıcada: 'a farklı isimler veren pek çok dil vardır ![]() İstanbul Fransızca : Stamboul İspanyolca : Estambul Macarca : Isztambul Litvanca : Stambulas Letonyaca : Stambula Arnavutça : Stambolli Galce : Iostanbúl Loglanca: Gonstantinupol Lazca: Poli Ladino: Estanbol Farsça: Estanbol Rumence: İstambul Halis ECE |
![]() |
![]() |
|