Türk Enstrümanların Adı Ve Görselliği |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Enstrümanların Adı Ve GörselliğiTürk Enstrümanların Adı ve Görselliği Türk Enstrümanların Adı ve Görselliği ben sanat müziğiyle ilgili sorularımı yanıtlarmısınız türk müziği enstrtürmanları nı görsel olarak araştırmam istendi bilgi verirmisiniz |
|
Türk Enstrümanların Adı Ve Görselliği |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Enstrümanların Adı Ve GörselliğiAlıntı: elif358´isimli üyeden Alıntı Türk Enstrümanların Adı ve Görselliği ben sanat müziğiyle ilgili sorularımı yanıtlarmısınız türk müziği enstrtürmanları nı görsel olarak araştırmam istendi bilgi verirmisiniz Türk Enstrümanların Adı Kanun Kemençe Ney Rebab Tanbur Ud KANUN Kökeni çok eski çağlara kadar uzanan Kanun Türkiye'nin yanı sıra Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde iran , Özbekistan , Ermenistan , Makedonya , Kosova ve Yunanistan 'da da kullanılan "kithara" cinsinden bir çalgıdır Çin , Hindistan ve Pakistan'da bu çalgının benzerlerine rastlanmaktadır Uzun geçmişi boyunca bir çok değişiklik geçiren kanunun temel yapısal özellikleri günümüzde bütün ülkelerde aynıdır Üzerine tellerin gerildiği ses kutusu işlevi gören dar ahşap kasa , dik yamuk biçimindedir Göğüs tahtasında ise standart olmayan kafesler bulunur Dik kenarlı tarafta deri gerilmiş bir bölüm vardır Üstünden tellerin geçtiği uzun köprünün ayakları bu deriye basar Tellerin çoğu üçlü pest(alt) taraftakilerin bir kaçı ise ikilidir Dik açılı bölümde bulunan tel tahtasından çıkan ve köprüyü aşan her tel eğik kenar boyunca uzanan "mızgılık" taki özel yarığından geçerek bir akort burgusuna sarılır Üç sıra oluşturan burgular , mızgılığa paralel olan burguluğa üstten girer Üst uçları kesik piramit biçiminde olan burgular özel metal akort anhtarıyla döndürülür Bağırsak teller günümüzde yerini naylon tellere bırakmıştır Günümüz kanununda üçer telli 24 ,25 veya 26 tel takımı bulunur ( genellikle toplam 75 tel) "Mızgılık" tan hemen sonra tellerin altına yerleştirilen küçük mandalların indirilip kaldırılması sayesinde seslerin tizleştirilip , pestleştirilmesi sağlanır Böylece çalgıdan seslendirme sırasına yarım tondan daha küçük aralıklar elde edilebilir Eskiden mandal sisteminin olmadığı dönemlerde perdeler sol elin baş parmak tırnağı ya da akort anahtarının kavisli kısmı ile bastırılarak sağlanırdı Bu çalgının eğik kenarlı ya da yamuk dikdörtgen şeklinde yapılmasındaki amaç , tel boylarının kısadan uzuna doğru takılması ile inceden kalına yönelen farklı seslere ayarlanabilmesidir icrac bir iskemleye oturarak dizlerine yatay durumda koyduğu kanunu her iki elinin işaret parmaklarına taktığı yüksüklere tutturduğu mızraplarla çalar Son dönemlerde bazı ustalar daha yoğun ses elde edebilmek için bu çalgıyı sehpa üzerinde de çalmaktadırlar![]() Klasik Kemençe Ney Osmanlı dönemi müziğinin en önemli üflemeli çalgılardan Ney, insanoğlunun ürettiği belkide ilk çalgılardan biri olan ve kamıştan üretilmiş üflemeli çalgılarından olup, tarihin derinliklerinden gelmiş ilkel donanımlı bir çalgı olmasına karşın, insanı etkileyen uhrevi ve doğal bir sese sahiptir Kelime olarak kamış anlamına gelen Farsça nay sözcüğünden türemiştir Ney üfleyenlere neyzen veya nayi denmektedir Ney sabit akortlu çalgılar arasında yer alır Akorda, perdelerinin açkısı sırasında gelir ve öylece kalır Yapımında kullanılacak kamışın dokuz boğumlu olması gerekir Kamışını içi boşaltılırak üretilen ney in en üstteki boğumu tam açılmaz ve yarım bırakılır Ney e ses veren delikler (perdeler) üstten alta doğru boğumlara belli bir sıra ile dağılırlar Ney de biri arkada olmak üzere toplam 7 delik bulunur Neyin ilk boğumu olan Boğaz boğumu üstünde yer alan çalgının üflenen ucuna genellikle manada boynuzundan yapılan ve başpare adı verilen bir başlık takılır Kamışın her iki ucuna, çatlamasını önlemek için gümüşten birer yüzük (parazvane) geçirilir Ney, Sağ ve sol dize dayanarak belirli bir açıyla tutulur ve dudaklar başpareye hafifiçe yandan bastırılır Pest seslere dem sesler denir Türk müziğine özgü bazı ara sesler, bazı deliklerin yarım veya çeyrek açılmasıyla elde edilir Başın eğilmesiyle veya açının değiştirilmesiyle bulunan perdeler de vardır Kudüm ile birlikte Mevlevi müziğinin iki ana çalgısını oluşturan ney, çok uzun bir süreden beri dindışı müzikte de yaygın olarak kullanılmaktadır Değişik boyda neyler yapılmış ve bunlara pesten tize doğru, bolahenk, davud, şah, mansur, kız ney müstahsen, süpürde gibi özel adlar verilmiştir ![]() REBAB Rebap, çoğunlukla Orta Asya'da kullanılan, çeşitli biçimleri olan telli bir çalgı türüdür ![]() Bir saz türüdür, gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılır Türkiye, İran, Arabistan, Kuzey Afrika, Afganistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkelerde bazı mızraplı ya da yaylı çalgılara verilen ortak bir isimdir Tel sayısı bir ile beş arasında değişir, ama çoğunlukla üç tellidir![]() Organlojinin "Ayaklı Kemaneler" arasında incelediği çalgılardandır Ayaklı Kemane silindirik biçiminde bir gövde ile uzunca bir saptan oluşmaktadır Rebab (Kemançe) köken bakımından "küçük yay" anlamına gelen Farsça bir sözcük olup, daha çok "küçük yaylı çalgı" anlamında kullanılır Kesik küre biçimindeki gövdesi, genellikle hindistan cevizi kabuğundan ve göğsü deridendir İki ya da üç telli olan çalgının tornada yapılan iri burguları sapa yandan girer Geçmişte kemançeye at kılı demetinden ya da ibrişimden teller takılmıştır Yuvarlak sap gövdeye üsten girip alttan çıkar Sapın gövdeden çıkan uzantısı bir tür dayama çubuğudur İki diz arasında sapı yere dik olacak şekilde tutularak çalınan Rebabın ses alanı iki veya bir buçuk sekizliği kapsar 18 yüzyıla kadar Türk Müziğinin tek yaylı çalgısı olan Rebab din dışı olduğðu gibi Tasavvuf Müziğinde de büyük bir ilgiyle kullanılmıştır Hatta Rebab adıyla kullnıldığı Mevlevî dergâhlarında bu çalgıya kutsallık bile yakıştırılmıştır 18 yüzyılın ikinci yarısında Avrupa'dan gelen Sine Kemanının din dışı müzikte büyük ilgi görmesi üzerine gözden düşen ve terk edilen Rebab daha sonra yalnızca Mevlevi müziğinde kullanılmıştır Günümüzde ise çoğunlukla kürtler ve araplar arasında kullanılmaktadır [kaynak belirtilmeli] Türkiyede; Mardin, Şırnak, Batman gibi illerde kullanılmaktadır (özellikle düğünlerde)TANBUR UD Türkiye'nin yanı sıra Tunus,Fas ve Cezayir de dahil olmak üzere bütün Arap ülkelerinde İran ve Ermenistanda da aynI adla kullanılmakta olan iri gövdeli ,kısa saplı telli bir çalgıdır Bu çalgı İranda "Barbat "adıyla da bilinmektedir Avrupa "lavta" sı yalnız biçimini değil adını da ud dan almıþtır Bu gün Türkiye'de kullanılmakta olan udun diğer ülkelerdeki udlardan hemen hiç bir yapısal farkı yoktur Ancak şunu da belirmek gerekir ki , Arap udlarının gövdeleri biraz daha iridir ve göğüslerinde de çoğunlukla iki küçük bir büyük delik yerine tek büyük delik vardır Gerek Türk ,gerek Arap, İran ,Ermeni ve Yunan(uti) udlarında bu dairesel göğüs delikleri birer gül ile süslenir Ud bugünkü yapsını bir iki küçük değişiklik dışında çok eski dönemlerden beri korumaktadır Çalgının insan kucağını dolduran büyük armudi gövdesini 20 kadar hilal biçimli ahşap dilim oluşturmaktadır Kısa yassı sap , bir takoz aracılığıyla gövdeye takılır Burguluğa doğru daralan sapın gövde ile birliştiği yerdeki genişliği yaklaşık dört parmaktır Sap ile yaklaşık 45 derecelik bir açı yapan burguluk belli belirsiz bir S çizer ve burgular buraya yandan girer Bam teli ( Fa#) teli dışındaki teller çifttir Teller Türk Müziğine göre inceden kalına doğru ( SOL-RE-LA-Mi-Si-FA#) şeklinde sıralanır En alttaki iki çift eskiden bağırsaktan yapılırmış Günümüzde misinadan üretilmektedir Diğer teller ipek üstüne gümüş veya bakır sargılıdır Bu teller en yaygın olarak tizden peste doğru akortlanır Her tel doğrudan göğüse yapışık tel takozundan çıkar,burgulukta spın birleştiği yerdeki baş eşikten aşarak kendi burgusuna sarılır Udun göğsü yaklaşık 1 mm kalınlığında ladin ağacından düzgün elyaflı bir levhadır Göğsü alttan destekleyen çıtalara "balkon" denir Ud önceleri tavuk ve kartal kanadı ile çalınırdı Bazı ustalar , sert köseleden ya da kiraz kabuğundan yapılmış mızraplar da kullanmışlardır Günümüzde ise plastik mızraplar kullanılmaktadır |
|
|
|