Necip Fazıl Kısakürek Sözleri Şiirleri - Necip Fazıl Kısakürek Kitapları Eserleri |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Necip Fazıl Kısakürek Sözleri Şiirleri - Necip Fazıl Kısakürek Kitapları EserleriNecip Fazıl Kısakürek Sözleri Şiirleri - Necip Fazıl Kısakürek Kitapları Eserleri Necip Fazıl Kısakürek Sözleri Şiirleri - Necip Fazıl Kısakürek Kitapları Eserleri Necip Fazıl Kısakürek'in Söylediği Sözleri ve Şiirleri Kendinden geçmek iman, kendinde olmak küfür Sonum yokluk olsa, bu varlık niye…? Yarın elbet bizim, elbet bizimdir; Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir! ‘Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur’ ” Necip Fazıl Kısakürek ” Tam 30 yıl saatim işlemiş ben durmuşum, Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum Marifetli hokkabaz başını kaldır da bak Gökte bir oynayan var yıldızlarla kaydırak ÜSTAD Kadın ; Hristiyanlıkta yol kesici bir engel, islamda ise yol açıcı bir kanattır Kalbimi ve aklımı hep sağ elime verdim Görevi olmasaydı, sol elimi keserdim Gözler, ya merhamet ya da neferetin ışıldadığı bir kandildir Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın Fikir besler, siyaset öldürür Siyaset, fikrin kendisi değil; posasıdır Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya Alsa buz gibi taşlar, alnımdan bu ateşi Dalıp; sokaklar kadar esrarlı bir uykuya Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi! imanın ticaretini yapanda, iman arama ! 1400 e bir yıl var, yaklaştı zamanımız Bu asırda gelir mi dersin kahramanımız Bir hadiseyi düşünebilmek için filozof olmaktan başka çare görmemek, düşünme hakkından vazgeçmek değil midir ? Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar Onu ‘İstanbul’ diye toprağa kondurmuşlar Bir tohumda ; gövdesi, dalları, yaprakları ve meyvesiyle bütün bir ağaç gizlidir Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı Elindeyse beyazdan, gel de sıyır beyazı Ruh, dal budak salmış bir ağaç gibi göz önünde bulunan hakikatlerde değil, en derin ve en gizli yerdedir Ruh, insanın tohumudur Ne hasta bekler sabahı Ne taze ölüyü mezar Ne de şeytan bir günahı Seni beklediğim kadar Sabır, çekilen şeyi duymamak değil, ona dayanmayı bilmektir Arı bal yapar, fakat balı izah edemez Beni kimsecikler okşamaz madem Öp beni alnımdan, sen öp seccadem Zaman insanları değil armutları olgunlaştırır Şiir, Allah’ı sır ve güzellik yolundan arama işidir Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan Dakika düşelim senelik paydan Zindanda dakika, farksızdır aydan Karıştır çayını zaman erisin Köpük köpük, duman duman erisin Biz hohlaya hohlaya buz dağlarını erittik; şimdi ortalık çamurdan geçilmiyor Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber( sav )? İhya etmek için ne kadar ilim lazımsa imha için de o kadar cehalet kafidir Dağı tanıyan, nasıl tanımaz uçurumu? Madem ki yükseliş var, iniş olmaz olur mu? Akıldan büyük nimet, zekâdan da ağır yük tanımıyorum Tutuşturanşlar lügat kitabını elime Bilsin, Allah’tan başka bilmiyorum kelime Olunmayacak herşeyle olabilecek herşeyin kefalet ve keyfiyeti islamda Herşey islamda Geçti, istemem gelmeni Yokluğunda buldum seni Bir kalbim var ki benim,sevdiğinden burkulurKahredenden ziyade,sevilenden korkulur Kapı kapı bu yolun son kapısı ölümse Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse Anladım işi ; San’at ALLAH ı aramakmış, Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış Dipsiz hasrete tuzak En yakınken en uzak Tadı zehrinde erzak; KADIN! Gençliğine güvenipte vakit çok erken derken; Bir bakmışsın elveda bile diyememişsin giderken ALLAH bir demektense, ecel teri dökerken Ölüversem, beklenmez bir anda ALLAH bir derken Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın Gündüz geceye muhtaç bana da sen lazımsın Bu yük senden Allah’ım, çekeceğim, naçarım Senden Sana sığınır, Senden Sana kaçarım Annesi gül koklasa ağzı gül kokan çocuk Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk Çocukta uçurtmayla göğe çıkmaya gayret Karıncaya göz atsa niçin? Nasıl? ne hayret Ölenler yeniden doğarmış, gerçek! Tabut değildir bu, bir tahta kundak Bu ağır hediye kime gidecek Çakılır çakılmaz üstüne kapak? Sual = ey veli, insan nasıl olmalı, söyle! Cevap = son anda nasıl olacaksa hep öyle! Dostlarım ev eşyamdı, bir bir gitti diyorum Artık boş odalarda ölümü bekliyorum Bir anlık emanete ne türlü övünelim Gel, rahmet kapısında ağlaşıp dövünelim Tel tel ve iple iplik dikseler de ağzımı Tek ses duyarlar, ALLAH ![]() yoklayanlar nabzımıAnlamak yok çocuğum, anlar gibi olmak var Akıl için son tavır, saçlarını yolmak var Ellerime uzanan dudakları tepeyim Allah diyen, gel, seni ayağından öpeyim Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık Anla ki yok, Allah’tan başkasıyla yakınlık Aşk korkuya peçedir, korku da aşka perde Allah’tan nasıl korkmaz, insan onu sevse de Bal Sensin ( sav ), varlık petek Ben, haritada deniz görmüş boğulmuş Dokuz köyün sahibi dokuz köyden kovulmuş ” Nefis için yazdığı Şiir’i” Güneşle bir tutsam girmez hizaya Dar bulur sığmam der, dipsiz fezaya Kuyruk salar, sonra hırlar ezaya Benim nefsim, benim nefsim ![]() ne köpekNefsimin ardından koştum perişan Ondan bir kıl bile avlayamadım Her ağızda her telde fanilik dırıltısı Sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür Sana çöl gibi gelen, o göl diyorsa göldür Tahtadan yapılmış bir uzun kutu Baş tarafı geniş, ayak ucu dar Çakanlar bilir ki bu boş tabutu Bir gün kendileri dolduracaklar Allah dostu odur ki nefsine tek pay biçmez Kırk yıl bir ekşi ayran özler de onu içmez Cılız vücuduma tam görünse de İçim bu dar yere sığılmaz diyor Geride kalanlar hep dövünse de İnsan birer bire yine giriyor Eklense de başıma, dünyada kaç baş varsa Başım, onların hepsi için secdeye varsa Açı doyurmaksa kabirde meram Yemeğim fatiha, günde beş öğün Öyle bir devim ki, hakikatte pireyim Bir delik gösterin de utancımdan gireyim Minarede ‘ölü var’ diye bir acı sala Er kişi niyetine saf saf namaz ![]() ne alaBöyledir de ölüme kimse inanmaz hala Ne tabutu taşıyan, ne de toprağı kazan Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam Alıp beni götürsün, tam 4 inanmış adam |
|
|
|