Peygamberimizin'in Hz. Hatice İle Evlenmesi |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Peygamberimizin'in Hz. Hatice İle EvlenmesiPeygamberimizin(a s )in Hz Hatice İle EvlenmesiPeygamberimizin'in Hz Hatice ile Evlenmesi Hz Hatice´nin Kimliği, Üstün Kişiliği ve Peygamberimiz (a s )la Evlenmek İsteyişiHz Hatice; Cahiliye devrinde Tahine diye anılırdı![]() İki kere evlenmiş ve dul kalmıştı [1]Nefise binti Münye (Ümeyye) der ki: "Hatice binti Huveylid, b Esed, b Abduluzza, b Kusayy; işini bilir ve sıkı tutar, sağlam karakterli ve şerefli bir kadındı![]() Yüce Allah; onu, bu m eziyeti eriyle birlikte, daha da şereflendirmeyi ve hayra erdirmeyi diledi ![]() Hatice, o zaman, Kureyş kadınlarının soy sopça en seçkin ve üstünü, şerefçe en büyüğü, mal bakımından da en zengini idi ![]() Bunun için, kavminin her erkeği, elinden gelse, onunla evlenmeye can atar, onunla evlenebilmek için servetini saçardı ![]() Muhammed ((a s )) Hatice´nin Şam ticaretinden döndükten sonra, Hatice kendisiyle evlen*mek isteyip istemeyeceğini anlamak maksadıyla yoklama yapmak üzere, beni Muhammed ((a s ))´e gönderdi![]() Ona: ´Ey Muhammedi Seni evlenmekten alıkoyan nedir?´ diye sordum ![]() ´Elimde param yok! Ben nasıl evlenebilirim?´ dedi ![]() ´Eğer sana evlenme masrafı sağlansa da, sen cemale, mala, şerefe, denkliğe davet olunsan, ica*bet etmez misin?´ diye sordum ![]() ´Kim bu kadın?´ dedi ![]() ´Hatice´dir!´ dedim ![]() ´Bu, sence, benim için nasıl olabilir?1 dedi ![]() ´Orası, bana düşen bir vazifedir1 dedim ![]() ´O halde, ben de senin dediğini yaparım!´ dedi ![]() Hemen gidip durumu Hatice´ye bildirdim "[2]Hz Hatice, Nefise Hatun aracılığıyla yaptığı yoklama sonucunda Peygamberimiz (a s ) m kendisiyle evlenmeye razı olacağını anlayınca3]"Ey amcamın oğlu! Akrabam olduğun kavminin arasında şerefli, emniyetli, güzel huylu ve doğru sözlü olduğun için seninle evlenmeyi arzu etmiş bulunuyorum [4] Amcam Amr b Esed´e gidip beni iste![5] Sen de, şu saatte gel!" diyerek Peygamberimiz (a s )a; nikâhını kıyması için de amcası Amr b Esed, b Abduluzza, b Kusayy´a haber gönderdi [6]Peygamberimiz (a s ), Hz Hatice´nin evlenme teklifini amcalarına duyurdu [7]Ebu Talib, durumu iyice öğrenmek üzere, Peygamberimiz (a s )ı yanına alıp Hz Hatice´nin evine vardı![]() Hz Hatice, Ebu Talib´e:"Ey Ebu Talib! Amcamın yanına var da, kardeşinin oğlu Muhammed b Abdullah´la benim nikâhımı kıysın" dedi![]() Ebu Talib, o zaman Mudar´ların başkanları olan Hâşim oğullarından on kişilik bir toplulukla, Hz Hatice´nin amcasının yanına vardı [8]Gidenler arasında Peygamberimiz (a s )la bütün amcaları bulunuyordu [9]Hz Hatice´nin amcası Amr b Esed, o zaman çok yaşlı idi [10] Esed´in, hayatta olan, ondan başka oğlu kalmamıştı [11]Dünürlük ve Nikâh Töreni Dünürlük ve nikâh töreninde Hz Hatice´nin amcası Amr b Esed ile Peygamberimiz (a s ) ve amcaları hazır bulundular [12]Amr b Esed; sakalını sarı yağla yağlayıp taramış, üzerine de Bürd-ü Yemanî diye anılan Yemen işi alacalı kumaştan ağır bir elbise giymişti [13]Hz Hatice´nin koyun etinden yaptırdığı yemekler yenildikten sonra, Hz Hatice Peygamberimiz (a s )a:"Amcan Ebu Talib´e söyle de, şu mecliste beni sana, amcamdan istesin!" dedi [14]Ebu Talib hemen ayağa kalkıp şöyle konuştu: "Hamd olsun Allah´a ki, bizi, İbrahim´in zürriyetinden, İsmail´in neslinden,[15] Maad´in mâdeninden ve Mudar´ın aslından yarattı ![]() Bize; hac ve ziyaret edilecek bir beyt (Mabed), içinde emniyet ve huzura kavuşulacak bir Harem ihsan etti ![]() Bizi; Beyt´inin bakıcısı ve Harem´inin yöneticisi kıldı [16]Bizi; böylece, halkın hâkimi ve başkanı yaptı [17]İçinde bulunduğumuz beldemizi, bize bereketli kıldı [18]İmdi, kardeşimin oğlu Muhammed b Abdullah´la Kureyşten kim tartılsa [19] muhakkak, bu, soy sopça, akıl ve faziletçe[20] ona üstün tutulur;[21] kendisiyle kim ölçülse, bu, ondan büyük gelir [22]Malı az olsa da, mal dediğin nedir ki? Tez geçici bir gölgedir; alınır verilir iğreti birşeydir![23] Muhammed´in, Abdulmuttalib ve Hâşim gibi şanlı ataların torunu olduğunu bilirsiniz [24]Kendisi, şimdi, kızınız[25] Hatice binti Huveylid´le evlenmeyi arzu etmektedir [26]Aynı şekilde,[27] Hatice de, onunla evlenmeyi istemektedir [28]Hatice´ye, kendi malımdan, mehir olarak ne vermemi istersiniz?[29] Vallahi, bundan sonra, onun (yeğenimin) haberi büyük, hal ve şanı ulu olacaktır!" dedi [30]Ebu Talib konuşmasını tamamlayınca, Hz Hatice´nin amcasının oğlu Varaka b Nevfel kalkıp şöyle konuştu:"Allah´a hamd olsun ki, bizi de, anlattığın gibi yarattı ![]() Saydığın fazl ve şereflerle de, mümtaz kıldı ![]() Biz de, Arapların ulu kişisi ve başkanıyız ![]() Siz de, böylesiniz ![]() Ne Araplar sizin faziletinizi inkâr, ne de insanlardan hiçbiri sizin iftihar ettiğiniz şeyleri, şerefinizi red eder ![]() Biz de, sizinle hısımlık kurmayı ve şereflenmeyi arzu ediyoruz ![]() Ey Kureyş cemaatı! Şahit olunuz ki; ben, Hatice binti Huveylid´i, dörtyüz dinar mehirle Muhammed b Abdullah´a nikahladım!" dedi, sustu![]() Ebu Talib: "Ben, Hatice´nin amcasının da konuşmasını istiyorum!" dedi ![]() Bunun üzerine, Amr b Esed:"Ey Kureyş cemaatı! Siz şahit olunuz ki; ben de, Hatice binti Huveylid´i, Muhammed b Abdullah´a nikahladım!" dedi![]() Hazır bulunan Kureyş uluları, buna şahit oldular [31]Hz Hatice´ye mehir olarak 12 ukıyye[32] ve 1 neş altın verildiği,[33] 20 genç ve yiğit deve verilmesinin taahhüt edildiği de rivayet edilir [34]Sanıldığına göre; develer, Peygamberimiz (a s ) tarafından mehre ilave edilmiştir [35]Bir ukıyye 40 dirhemdir;[36] bir neş de, yarım ukıyye, yani 20 dirhemdir [37]Peygamberimiz (a s )ın zevcelerinden çoğunun mehri, onikişer ukıyye birer neş idi [38]Düğün Şenliği ve Velime Cemiyeti Hz Hatice; cariyelerine defler çaldırdı, oyunlar oynattı Peygamberimiz (a s ), evden dışarı çıkacağı sırada, Hz Hatice:"Ey Muhammedi Nereye gidiyorsun? Amcan Ebu Talib´e uğra da, senin develerinden bir veya iki deve kessin ve halka yemek yedirsin!" dedi Peygamberimiz (a s ), öyle yaptı![]() Bu ziyafet, Peygamberimiz Aleyhiselamın verdiği ilk velime ziyafeti idi ![]() Peygamberimiz (a s ) Hz Hatice ile evlendiği zaman, Ebu Talib son derecede sevindi ve: "Allah´a hamd olsun ki, bizden bütün sıkıntıları ve üzüntüleri giderdi" dedi [39]Evlenme Tarihi ve Eşlerin Yaşları Evlenme tarihi; Peygamberimiz (a s )ın Busra dönüşünden 2 ay 24-25 gün sonra olup,[40] o zaman Peygamberimiz (a s ) 25 yaşında,[41] Hz Hatice ise 40 yaşında idi [42]Kutlu Evlenmenin Yapıldığı Ev Peygamberimiz (a s )ın gerdeğe girdiği ev Hz Hatice´nin evi olup, Safa ile Metve´nin arasındaki Attarlar Çarşısının arkasında,[43] Adiyy b Hamraü´s-Sakafî´nin evinin arkasında idi![]() Eve girilince, kapının sol tarafında[44] bir arşın bir karış çapında birtaş vardı ![]() Hz Hatice ve kızları, daima bu evde oturmuşlar, Hz Hatice bütün çocuklarını bu evde dünyaya getirmiş, kendisi de bu evde vefat etmişti![]() Peygamberimiz (a s ), Medine´ye hicret edinceye kadar da, buradan ayrılmamıştı![]() Medine´ye hicret ettiği zaman, bu evi, amcası Ebu Talib´in oğlu Akîl zaptetti ![]() Muaviye b Ebu Süfyan, halifeliği sırasında bu mübarek evi ondan satın alıp içinde namaz kılınır mescid haline koydurmuştur [45]Zeyd b Hârise´nin Köle Olarak Satın Alınıp Azad ve Evlad EdinilişiZeyd b Harise; sekiz yaşında bir çocukken, Beni Kayn atlıları tarafından yapılan baskında yakalanıp Ukâz panayırında satılırken, onu Hakîm b Hizam halası Hz Hatice için dörtyüz dirheme satın almıştı![]() Peygamberimiz (a s ), onu görünce:"Bu köle benim olsaydı, muhakkak, onu hemen azad ederdim!" demişti Hz Hatice:"Haydi, o senin olsun!" diyerek Peygamberimiz (a s )a bağışlamış, Peygamberimiz (a s ) da onu hemen azad etmişti![]() Daha sonra, Peygamberimiz onu evlad edinmişti [46]Peygamberimiz (a s )ın Hz Ali´yi Yanına Alıp BüyütüşüYüce Allah´ın Hz Aliye olan nimetlerinden ve onun hakkında dilediği iyiliklerden birisi, Kureyşîlerin şiddetli bir kıtlığa ve açlığa uğradığı bir vasatta, Peygamberimiz (a s ) in bakmak üzere onu yanı*na alarak büyütmesi olmuştur![]() Ebu Talib Amcanın aile efradı kalabalıktı ![]() Peygamberimiz (a s ), Hâşim oğullarının en zengini olan amcası Hz Abbas´a gidip:"EyAbbas! Biliyorsun ki, kardeşin Ebu Talib´in aile efradı çok kalabalıktır Halk, şu gördüğün kıtlık ve açlık felaketine uğramış, kıvranıp duruyor Haydi, Ebu Talib´in yanına gidelim de, kendisiyle konuşalım Oğullarından birini ben yanıma alayım, birini de sen yanına al! Onun aile yükünü biraz hafi*fletelim! Çocuklarından ikisinin yükünü onun üzerinden almamız, yetişir!" dedi![]() Hz Abbas:"Olur!" dedi ![]() İkisi birden kalkıp Ebu Talib´in yanına vardılar Ona:"Halkın içinde kıvrandığı kıtlık ve açlık sıkıntısı ortadan kalkıncaya kadar, biz senin aile efradından bir kısmını yanımıza alıp geçim yükünü hafifletmek istiyoruz!" dediler Ebu Talib:"Akîl´i, Talib´i bana bırakınız da, istediğinizi yapınız!" dedi ![]() Bunun üzerine, Peygamberimiz (a s ) Hz Ali´yi, Hz Abbas da Hz Cafer´i yanına aldı![]() Yüce Allah, Peygamberimiz (a s )ı peygamber olarak gönderinceye kadar, Hz Ali Peygamberimiz (a s )ın yanında kaldı [47]Peygamberimiz (a s )ın Hz Hatice´den Doğan ÇocuklarıPeygamberimiz (a s )ın, Hz Hatice´den, iki erkek, dört kız çocuğu doğdu [48]Hz Hatice´den ilk doğan erkek çocuğu, Hz Kasım´dı ve Peygamberimiz (a s ), ondan dolayı "Ebu´l-Kasım=Kasım´ın Babası" künyesini taşırdı [49]Hz Kasım yürüdüğü,[50] iki yaşında bulunduğu sırada vefat etti [51]Peygamberimiz Aleyhisseiamın bütün çocuklarının doğum ebesi, Safiyye binti Abdulmuttalib´in cariyesi Selma Hatundu [52]Selma Hatun, Hz Fâtıma´nın oğullarının da doğum ebesi idi [53]Peygamberimiz Aleyhisseiamın, İslâm devrinde Hz Hatice´den ikinci erkek çocuğu doğup, kendi*sine Abdullah ismi verilmişti![]() Hz Abdullah, Tayyib ve Tahir diye de anı lirdi [54]O da vefat ettikten sonra, Kureyş müşriklerinden Âs b Vâil, Peygamberimiz için:"Bırakınız onu! O, ebter, nesli devam etmeyecek bir adamdır! Ölünce, anılmaz olur![55] Siz de, artık ondan rahata kavuşursunuz!" dedi [56]Bunun üzerine, Yüce Allah, Kevser sûresini indirdi [57]Peygamberimiz Aleyhisseiamın oğlu Hz Kasım´dan sonra Hz Hatice´den ilk doğan kızı, Hz Zeyneb idi [58]Hz Zeyneb Peygamberimiz Aleyhisseiamın kızlarının en büyüğü idi [59] Hz Zeyneb doğduğu zaman, Peygamberimiz (a s ) otuz yaşında bulunuyordu [60]Peygamberimiz Aleyhisseiamın, Hz Zeyneb´den sonra, kızı Hz Rukayye (Rukiyye) doğdu [61] Hz Rukayye doğduğu zaman, Peygamberimiz (a s ) otuzüç yaşında idi [62]Hz Rukayye´den sonra, Hz Ümmü Külsûm doğdu [63]Hz Ümmü Külsûm´dan sonra, Hz Fâtıma doğdu [64]Hz Fâtıma´nın doğumu, Kureyşlilerin Kabe´yi yeniden yaptıkları yıla rasflar [65]Bu da, Peygamberimiz (a s )a Peygamberlik gelmeden beş yıl önce olup [66] o zaman Peygamberimiz (a s ) otuzbeş yaşında bulunuyordu [67]Hz Abbas, bir gün, Hz Ali ve Hz Fâtıma´nın evine gitmişti![]() O sırada, Hz Fâtıma, Hz Ali´ye:"Ben, senden yaşlıyım!" diyordu ![]() Hz Abbas:"Ey Fâtıma! Sen, Kureyşlilerin Kabe´yi yeniden yaptıkları ve Peygamber Aleyhisseiamın da otuz beş yaşında bulunduğu sırada doğdun Sen de, ey Ali! Bundan yıllarca önce doğmuştun!" dedi [68]Kâbe´nin Kureyşliler Tarafından Yeniden Yapılışı Peygamberimiz (a s )ın atası, büyük peygamberlerden İbrahim (a s )ın oğlu İsmail (a s )la birlikte yapmış olduğu Kâbe´nin[69] yüksekliği dokuz arşındı [70]Ne tavanı vardı, ne de duvarları örülürken çamur kullanılmıştı Sadece, taşlar, birbiri üzerine dizilmişti [71]Peygamberimiz (a s )ın atalarından Kusayy, Kabe´nin duvarlarını yeniden ördüğü gibi; onu, devm ağacının tahtaları ve kabuklan soyulmuş kuru hurma dallarıyla da, tavan I atmıştı [72]Kureyşîler Kabe´yi yeniden yapmadan önce de, Kabe, taşlarla, çamursuz olarak, taşlar üstüste dizilmek suretiyle yapılmış bulunuyordu [73]Bir kadının Kabe Hareminde buhurdanlıkta öd ağacı yaktığı sırada buhurdanlıktan sıçrayan bir kıvıl*cımdan, Kabe´nin kat kat olan örtüsü tutuşup tamamen yanmış,[74] bu yüzden, duvarlar da her taraftan gevşeyip çatlamış bulunuyordu [75]Mekkelilerce Arim selleri diye anılan ve ardarda gelen sellerden çok daha büyük,[76] iki dağ arasını dolduran,[77] Mekke´nin yukarı tarafından gelen[78] birsel de Kabe´nin içerisine girerek duvarları büsbütün çatlatın iş,[79] Kabe yıkılacak diye,[80] Kureyşîleri son derece korkutmuştu [81]Kabe´deki kuyunun içinde saklanagelirken[82] çalınan[83] birtakım zinet eşyasıyla, altından yapılmış, üzeri incili ve cevherli geyik heykelleri,[84] Huzaa kabilesinden Müleyh b Amr oğullarının azadlı kölesi Düveyk´in yanında bulunup, ceza olarak kendisinin eli kesilmişti![]() Bunun için, Kureyşîler; Kabe´nin duvarlarını onarıp sağlamlaştırmak ve üzerine de tavan çatmak istiyorlar,[85] fakat, onu yıkmaya kalkar1arsa[86] azaba uğrayabileceklerinden de[87] korkuyorlar,[88] Kabe´nin işini aralarında istişare ediyorlar,[89] kararsızlık içinde bulunuyorlardı [90]Cidde Sahilinde Parçalanan Gemi Enkazının Kâbe İçin Satın Alınışı Ficar kavgasından onbeş yıl sonra,[91] Peygamberimiz (a s )a vahiy ve peygamberlik gelmeden beş yıl önce,[92] kendilerinin otuzbeş yaşında bulunduğu sırada;[93] Rum tüccarlarından birinin,[94] yapı ustası[95] ve marangoz olan[96] Bakom´un[97] gemisini,[98] çıkan şiddetli bir rüzgâr,[99] o zaman Mekke´nin Cidde tarafından iskelesi olan Şuaybe´ye doğru sürüklemiş,[100] gemi orada karaya çarparak parçalanmıştı [101]Geminin yükü, ak, yumuşak düz taş ile, kereste ve demir gibi inşaat malzemeleri idi [102]Bunları, Rum kralı, Habeşe´de[103] Farsların yıktı ki arı, [104] yeniden yapılacak kilise için, Mimar Bakom´la birlikte,[105] Mısır´dan, Kulzum denizi yolu ile göndermişti [106]Rum tüccan, Kureyşîlere adam salıp, İbrahim (a s )ın Beyt´ini yapmaları için gereken usta, marangoz ve keresteyi sağlamakta kendilerine yardımcı olacağını bildirmişti [107]Kureyşîler geminin parçalandığını işitince,[108] Velid b Mugîre ve Kureyş´ten bazı kişiler, [109] hay*vanlarına binip,[110] parçalanan geminin yanına gittiler, [111] tahtalarını satın aldılar [112]Kendileriyle birlikte Mekke´ye gelmesi için, Bakom´la konuştular [113]Gemi tayfalarının da, Mekke´ye girip, yanlarında bulunan metalarını onda bir vergi ödemeksizin satabileceklerini bildirdiler ![]() Halbuki, Araplardan, Rumların memleketlerine giren tüccarlardan onda bir vergi alındığı gibi; Rum tüccarlarından Mekke´ye girenlerden de onda bir vergi alınırdı [114]Bakom, Kureyşîlerle birlikte Mekke´ye geldi [115]Kureyşîler, satin alıp getirdikleri gemi tahtalarıyla Kabe´yi tavanlatmak için hazırlandılar ![]() Mekke´de Kıbti (Mısırlı) bir marangoz da bulunuyordu [116]Kureyşîler: "Rabbimizin Beyt´ini, şu geminin enkazıyla yeniden yapsak!" dediler [117]Kabe´yi yıkıp yeniden yapmak hususunda görüş birliğine vardılar [118]Bu hususta yardı m laştılar ve bağışlarda bulundular [119]Kâbe Duvarlarının Yıkım ve Yapım İşlerinin Kur´a ile Bölüşülmesi Kureyşliler; Kabe´nin duvarlarının yıkım ve yapım işinde de ihtilafa düştüler Velid b Mugîre, bu hususta kur´a çekilmesini tavsiye etti, ve böyle yapıldı [120] Kureyşliler; kabileleri dört gruba ayırdıktan sonra, Hübel putunun yanında, aralarında kur´a çektiler [121]Abdi Menaf ve Zühre oğullarına, Kabe´nin cephe ve kapı tarafı, Abduddar, Esed ve Adiyy oğullarına, Kabe´nin Şam cephesi (Hatîm ve Hicr tarafı), Teym ve Mahzum oğullarına, Kabe´nin Yemen cephesi, Sehm, Cuman ve Âmir oğullarına, Kabe´nin Yemen cephesiyle Hacerü´l-Esved köşesi arası düştü [122]Her kabile; Kabe´nin kendilerine düşen yerleri için taş toplamaya ve taşımaya başladılar [123] Erkekler ikişer ikişer olup taş, kadınlar da sıva taşıdılar [124]Kâbe´nin Üzerinde Güneşleyen Korkunç Yılan ve Âkıbeti Kabe´nin içinde bulunan ve Kabe´ye yapılan bağışlar içine konulagelen kuyuya, bir müddetten beri, bir yılan gelip yerleşmişti [125]Çok kara, kamı ak,[126] başı oğlak başı gibi olan[127] bu büyük ve korkunç[128] yılan, her gün çıkıp Kabe duvarının üzerinde güneşler; Kabe´ye hiç kimseyi yaklaştırın az di ![]() Bir kimse ona yaklaşacağı zaman hemen kuyruğunun yanından başını kaldırır, ağzını açar, korkunç sesler çıkarmaya başlardı ![]() Bunun için, Kureyşîler ona yaklaşmaktan ürperirler, korkarlardı ![]() Bu yılan, yine, her gün yaptığı gibi, Kabe´nin duvarları üzerinde güneşleniyordu [129]Kureyşîler, Makam-ı İbrahim´in yanında toplanarak: "Ey Allah! Eğer Beyt´inin yıkılıp yeniden yapılmasına razı isen, onu tamamlattır ve şu yılan uğraşısını da üzerimizden kaldır![130] Ey Rabbimiz! Biz, Senin Beyt´ini şereflendirmek ve süslemek istiyoruz ![]() Sen, razı isen, bunu yaptır ![]() Razı değilsen, Sen, istediğini yap!" diyerek dua ettiler ![]() O sırada, gökten, bir çığlık işittiler [131]Yüce Allah tarafından; [132] sırtı kara, karnı ak, ayakları sarı, kartaldan daha büyük [133] bir kuşun salındığı görüldü [134]Bu kuş, birden, yılanın üzerine inerek, başına batırdığı tırnaklarıyla onu hemen kapıp havalandı! Yılanı, kuyruğu sallana sallana Küçük Ecyad´a,[135] Hacun´a doğru[136] götürdü [137] Hacun´a bırak*tı![]() Yer, onu yuttu [138]Bunun üzerine, Kureyşliler: "Yapmak istediğimiz işten Allah´ın razı olduğunu ümit ediyoruz ![]() Yanımızda, yardımından yararlanacağımız bir iş adamı da var, elimizde kereste de var! Yüce Allah, yılan belâsını da başımızdan def etti!" dediler ![]() Kureyşliler; Kabe´nin kendilerine düşen taraflarını yıkıp yeniden yapmaya karar verdikleri zaman, Ebu Vehb b Amr, b Âiz, b İmran, b Mahzum kalktı, Kabe duvarının üzerindeki taşlardan birine elini uzatip almasıyla taşın elinden sıçrayıp duvardaki eski yerine dönmesi bir oldu!Ebu Vehb: "Ey Kureyş cemaatı! Kabe´nin yapısına, kazancınızın temiz ve helal olmayanını sokmayınız! Ona, ne ****** başlığı, ne faiz parası, ne de herhangi bir kimseden haksız olarak alınmış olan para sokulmasın!" dedi [139]Kureyşliler, Kabe´yi yıkmaktan çok korkmakta ve çekinmekte idiler [140]Velid b Mugîre, Kureyşlilere:"Sizin Kabe´yi yıkmaktaki gayeniz nedir? İyilik mi, yoksa kötülük müdür?" diye sordu ![]() "Elbette, iyiliktir!" dediler [141]Velid b Mugîre:"Ey kavmim! Siz, Kabe´yi yıkmakla onu ıslah etmek istiyor değil misiniz?" diye sordu ![]() "Evet! Islah etmek istiyoruz!" dediler [142]Bunun üzerine, Velid b Mugîre:"Yüce Allah, ıslah edicileri helak etmez![143] Fakat, siz, Rabbinizin Beyt´inin onarımına, mallarınızın temiz ve helal olanından başkasını sok*mayınız! Ona, faizden, kumardan, ****** başlığından elde edilen parayı sokmayınız! Beytullah´ı, mallarınızın kötü olanından uzak tutunuz! Çünkü, Allah, malın temiz ve helal olanından başkasını kabul etmez!" dedi [144]Kureyşliler, yapılan tavsiyenin gereğini yerine getirdiler [145]"O halde, yıkmak için onun üzerine kim çıkacak?[146] Onu yıkmaya, ilk önce kim başlayacak?" dediler [147]Velid b Mugîre:"Onun üzerine ben çıkacak, onu ben yıkacağım![148] |
|
Peygamberimizin'in Hz. Hatice İle Evlenmesi |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Peygamberimizin'in Hz. Hatice İle EvlenmesiSizin, onu yıkmaya ilk başlayanınız ben olacağım![149] Ben, çok yaşlanmış bir kimseyim Eğer başıma bir iş gelirse, varsın gelsin Zaten ecelim yaklaşmış bulunuyor!" dedi [150]Eline bir külünk alarak [151] Beytullah´ın üzerine çıktı, ve bir taşı yıkarken ayağının altındaki taş şid*detle deprenince, [152] Velid b Mugîre:"Ey Allah! Biz, Senin dininden çıkmış, sapmış değiliz! [153] Bizim ıslah etmekten, [154] hayırdan [155] başka gayemiz yoktur!" diyerek, [156] Kabe´nin iki rüknü arasındaki kısmından[157] elindeki külünkle taş taş kaldırıp akşama kadar yıkma işine devam etti [158]Halk, o gece, yıkma işine girişmeyip beklediler [159]"Akşam olunca, azap inmesinden korkarız!" dediler ![]() Akşamleyin, Velid b Mugîre´ye bir azap gelmediğini gürdüler [160]O geceyi de beklediler ve: "Bakalım, Velid´in başına birfelâket gelirse biz Kabe´den hiçbirtaş yıkmayız ve yıktıklarımızı da iade eder, eski haline getiririz ![]() Eğer onun başına birfelâket gelmezse, yaptığımız işten Allah´ın razı olduğunu anlarız ve hemen yıkmaya girişiriz!" dediler [161]Kureyş halkı, ertesi günü, sabahleyin Velid b Mugîre´nin sapasağlam kalkıp işine başladığını gördükleri zaman, kendileri de, kendilerine ayrılmış olan duvarları, onunla birlikte, yıkmaya koyuldular![]() İbrahim (a s )ın, İsmail (a s )la birlikte Kabe´yi yaparken attığı temele ulaşıncaya kadar, duvarları yıktılar![]() Temelde, yeşil, birbirleriyle kaynaşmış, deve sırtı gibi taşlarla karşılaştılar; [162] ki, her biri, otuz kişinin bile kaldıramayacağı kadar ağır ve iri idi [163]Yıkım işine katılan Kureyşlilerden birisi* elindeki külünkün ucunu iki taştan birisini ayırmak için aralarına sokup zorladığı zaman, taş kımıldamış, Mekke sarsılmaya başlamıştı! Bunun üzerine, yıkım işine orada son verdiler [164]Taş kımıldatılınca, altından, gözleri kamaştıracak derecede bir şimşeğin çaktığı da rivayet edilir [165]Kureyşîler "Sakın, bu taşı kımıldatmayınız ve hizasını da bozmayınız!" dediler [166]Kımıldatılan taşın, Âdem (a s ) zamanında Kabe´nin melekler tarafından at İmiş bulunan temelinin taşı olduğu ve İbrahim (a s )ın da Kabe´nin temel ve duvarlarını bunun üzerinden yük*selttiği rivayet edilir [167]Kâbe Yıkılırken Bulunan Taşlar ve Üzerindeki Yazılar Kureyşliler Kabe´yi yapmak üzene yıktıkları zaman, üzerleri yazılı bazı taşlar bulmuşlardı [168]İbn İshak´ın rivayetine göre, taşlardan, Rükün´de bulunanın üzerindeki Süryanice yazıda ne denildiğini, Yahudilerden birisi gelip onu okuyuncaya kadar, anlayamadılar [169]Yemen´den gelen Yahudi âlimine, doğru okuyup kendilerine doğrusunu söylemesi için, yemin ettirdiler ![]() Yahudî âliminin bildirdiğine göre [170] yazıda şöyle deniliyordu:"Ben, Bekke (Mekke)´nin Sahibi olan Allah´ım! Onu, göklerle yeri yarattığım, Güneş´e ve Ay´a şekil verdiğim gün yarattım! Onu, masum yedi melek ile de, kuşattım ![]() Mekke´nin iki dağı* ortadan kalkmadıkça, o da ortadan kalkmayacaktır! Bekke (Mekke) ahalisine, su ve süt bereketli kılınmıştır " [171]Rivayete göre, Hicr´e gömülmüş bulunan bir taşın üzerinde de: "Bu belde ahalisi için, suya ve süte bereket ihsan edilmiştir Mekke´nin iki dağı ortadan kalkmadıkça, bu bereket de kalkmayacaktır!" diye yazılı idi [172]Ezrakî´nin rivayetine göre, Beytullah olan Kabe yıkıldığı ve İbrahim (a s )ın temeline ulaşıldığı zaman bulunan taşın üzerindeki yazı, çağırılan Yemenli bir adamla bir rahibe okutturuldu![]() Yazıda şöyle deniliyordu: "Ben, Bekke (Mekke)´nin Sahibi olan Allah´ım! Göklerle yeri, Güneş´le Ay´ı yarattığım gün, ve şu iki dağı meydana getirdiğim gün, onu Harem ve dokunulmaz kıldım ve masum yedi melek ile de, kuşattım "[173]İbn İshak´ın rivayetine göre, Makam-ı İbrahim´de bulunan taşın üzerindeki yazıda da, şöyle deniliy*ordu: "Mekke! Haram ve dokunulmaz şehir! Ona, rızık üç yoldan gelir ![]() Mekke´nin haram ve dokunulmazlığı, oralının ilkinden başkasına hıll ve helal kılınmamıştır!"[174] Ma´merb Raşid´in (vefatı: 153 Hicrî) el-Câmi´inde İmam Zührî´den (vefatı: 124 Hicrî) rivayetine göre de:Kureyşliler, Kabe´yi yıkıp yeniden yaptıkları sırada, Makam-ı İbrahim´de, üç yüzü olan ve her yüzünde yazı bulunan bir taş buldular ![]() Taşın birinci yüzündeki yazıda: "Ben, Bekke (Mekke)´nin Sahibi Allah´ım! Güneş´le Ay´ı yapıp çattığım gün, onu da yapıp çattım ve masum yedi melekle de, kuşattım Onun ahalisi için, eti ve sütü bereketli kıldım "Taşın ikinci yüzündeki yazıda: "Ben, Bekke (Mekke)´nin Sahibi olan Allah´ım! Rahm´i yarattım ![]() O, Benim ismimden ayrılmıştır ![]() Kim onu birleştirirse, ben de onu birleştiririm! Kim onu koparırsa, ben de onu koparırım!" Taşın, üçüncü yüzündeki yazıda da: "Ben Bekke (Mekke)´nin Sahibi olan Allah´ım! Hayrı ve şerri yarattım ![]() İki eli hayırda olana ne mutlu! Vay iki eli serde olan kimseye!" deniliyordu [175]Kâbe´nin Kuyusunda Bulunan Madenî Levhalardaki Yazılar Kureyşliler; Kabe´yi yıkıp yeniden yaptıkları sırada, Kabe´nin içindeki kuyuda da, deve kuşu yumur*tası büyüklüğünde iki adet sarı maden bulmuşlardı ![]() Onlardan birisinin üzerinde: "Bu, Allah´ın, Haram ve dokunulmaz Beyt´idir! Allah, onun ahalisini ibadetle rızıklandırmıştır Orası, oralının ilkinden başkasına hıll ve helal kılın*mamıştır!"İkinci madenin üzerinde de: "Arap kabilesinden filan oğullarının Allah için hac yaptıklarının beratıdır!" diye yazılı idi [176]Peygamberimiz (a s )ın Mekke´nin Haramiyet ve Dokunulmazlığı Hakkındaki Açıklaması Peygamberimiz (a s ); Mekke´yi fethinin ikinci gününde irad ettiği hutbesinde şöyle buyur*muştur:"Ey insanlar! Şüphe yok ki, Allah, göklerle yeri, Güneş´le Ay´ı yarattığı gün, Mekke´yi de haram ve dokunulmaz kılmıştır [177]Burası, Allah´ın haram ve dokunulmaz kıldığı bir bölgedir [178]Kıyamet gününe kadar da, haram ve dokunulmaz olarak kalacaktır [179]Mekke´yi haram ve dokunulmaz kılan Allah´tır ![]() Onu, insanlar haram ve dokunulmaz ki İmamı şiardır [180]Allah´a ve âhiret gününe inanan kimseye, Mekke Hareminde kan dökmek, ağaç kesmek, helal olmaz! [181] Mekke´de kan dökmek benden önce hiçbir kimse için helal olmadığı gibi, benden sonra da hiçbir kimse için helal olmayacaktır! Bana da, ancak gündüzün belli bir saatinde helal kılınmıştır; [182] ki, bu da, Mekkelilerin ilahî gazabı hak etmiş olmalarından ileri gelmiştir [183]Şüphe yok ki, Fil´i Mekke´ye girmekten alıkoyan, tutan Allah´tır ![]() Mekkeliler üzerine, Resûlullah ile mü´minler de, ancak bir kez salınmışlardır [184]İyi biliniz ki: Şu saatte Mekke benim için bile haramdır [185]Mekke´nin bugünkü haramlığı, dünkü haramlığı haline dönmüştür "[186]Kâbe´nin Planında Kısaltma ve Daraltma Yapılışının Sebebi Kureyşîler, Beytullah´ı yıkıp yeniden yapacaklan zaman; toplanan bağışlarla sağlanan yapı malzemesinin yetersizliği yüzünden, Beytullah´ın Hicr tarafındaki eski temelini dışarıda bırakıp duvarı biraz içeriden çekmek suretiyle, kısaltmak ve daraltmak zorunda kaldılar [187]Kabe´nin eski temeline göre: Şam tarafından dışarıda bırakılan ve Kabe´ye dahil bulunan Hicr kıs-mının[188] eni altı arşın, [189] veya altı arşın bir karış,[190] ya da yedi arşın[191] veya yedi arşına yakın olup; [192] Kureyşliler inşaattan artacak malzemelerle eski temel üzerinden çektirecekleri yanm daire duvarla, hem burasının Kabe´ye dahil bulunduğunu belirlemek, hem de, tavanın bu duvarın dışından yapılmasını sağlamak istediler [193]Kabe´nin kapısı, İbrahim (a s )la Cürhüm ve Amalikalar devrinden beri, yer seviyesinde idi [194]Kureyşliler; Beytullah´ı yeniden yapmaya kalktıkları zaman,[195] Ebu Huzeyfe b Mugîre:"Ey kavmim! [196] Kabe´nin kapısını yerden yüksek yapınız [197] Zeminini de toprakla doldurunuz [198] İçine, ne sel suları girebilsin,[199] ne de merdivensiz çıkılabilsin!Ona, ancak sizin istediğiniz kimse girsin! İstemediğiniz kimse girmek isterse, aşağı itiveriniz!" dedi, öyle yaptılar [200]Bunun için, Kureyşliler, Kabe´nin kapısını dört arşın bir karış yüksekten koydular ![]() Kabe´nin içinden zeminini de, bu yüksekliğe kadar, toprakla doldurdular [201]Hz Âişe der ki:"Ben, Beytullah´ın içine girip orada namaz kılmayı arzu ederdim ![]() Resûlullah (a s ), elimden tutup beni Hicr´e koydu ve:´Beytullah´a girmek istediğin zaman, Hicr´de namaz kıl! Muhakkak ki, orası Beytullahtan bir parçadır ![]() Fakat, senin kavmin Kabe´yi yaptıkları zaman, kısalttılar da, orayı Beytullahtan çıkardılar´ buyur-du [202]´Yâ Rasûlallah! Sen onu İbrahim´in temelleri üzerine çevirsen ya?´ dedim [203]Resûlullah (a s ):´Eğer kavmin Cahiliye devrinden ve küfürden yeni kurtulmuş olmasaydı, Kabe´nin birikmiş malını Allah için harcarda, kapısını yerden yapar, Hicr´de bırakılmış olan kısmını ona katardım [204]Kabe´ye, doğu ve batı tarafından da, yer seviyesinde iki kapı koyardım [205]Oradan girerler, şuradan çıkarlardı´ buyurdu [206]´Kavminin, Kabe kapısını ne için yükseğe kaldırdığını da bilir misin?´ diye sordu [207] ´Hayır! Bilmiyorum!1 dedim [208]´Bunu, kavmin, istediklerini içeri almak, istemediklerine engel olmak için yaptılar [209]Güya, Kabe´nin şerefini gözetmek üzere, dilediklerinden başka kimse oraya girmesin diye, merdi*venini yükselttiler ![]() Kabe´ye girmesini istemedikleri bir kimseyi, merdivenden çıkmakta serbest bırakırlar, kapıya kadar çıkıp tam içeri gireceği sırada ise merdivenden aşağı itiveririerdi de, adamcağız düşer giderdi!´ buyur-du"[210] Amr b Hüzelî de, bu husustaki müşahedelerini şöyle anlatır"Ben, Kureyşlilerin Cahiliye devrinde Beytullah´ı, Pazartesi ve Perşembe günleri açtığını gördüm ![]() Kabe´nin kapıcıları, kapısının önüne otururlardı ![]() Kabe´ye girmesini istemedikleri bir kimse merdivenden yukarı doğru çıkınca, onu hemen itip aşağı düşürürlerdi ![]() Bazan, düşürülen adamın sakatlandığı, öldüğü de olurdu "[211]Kâbe Duvarlarının Örülüşü ve Hacerü´l-Esved Üzerinde Çıkan Anlaşmazlığın Peygamberimiz (a s ) Tarafından Giderilişi Kureyşliler; Kabe´nin dubarlarını bir sıra taş, bir sıra da ahşap bağlama kirişleriyle örerek yükselttiler [212]Ahşap bağlama kirişleri, altlı üstlü taş sıralarının aralarına konulmakta idi [213]Duvarlar örülüp Hacerü´l-Esved´in konulacağı yere ulaşıldığı zaman, Kureyş kabileleri arasında anlaşmazlık çıktı [214]Her kabile: "Onu yerine koymaya biz daha layı kız !"[215] "Onu yerine koymayı biz üzerimize alacağız!" dedi [216]Kureyşlilerden bir kabile: "Onu yerine biz koyacağız!" dediği zaman, başka bir kabile: "Hayır! Onu yerine biz koyacağız!" diyerek direndi [217]Her kabile, onu tek başlarına kaldırıp yerine koymak istediler [218]Söz çoğaldı ![]() İş kıskançlığa ve ihtirasa dönüştü ![]() Aralarında sert tartışma ve çekişmeler başladı ![]() Abdi Menaf ve Zühre oğulları: "Hacerü´l-Esved´in yeri, yapımı, bize düşen duvarın içindedir!" dedi ![]() Teym ve Mahzum kabileleri de: "O, bize düşmüş olan duvardadır!" dedi ![]() Diğer kabileler ise: "Rükn, üzerinde kur´a çektiğimiz hususlardan değildir!" dediler [219]Sonunda, her biri bir tarafa dağıldılar ![]() Abduddar oğulları, ortaya içi kanla dolu bir çanak getirdiler ve Adiyy b Ka´b oğullarıyla birlikte, ölünceye kadar çarpışmak üzere anlaşma yaptılar ve çarpışmaya hazırlandılar![]() Andlarını sağlamlaştırmak için de, ellerini o kanla dolu çanağın içine soktular! Bundan dolayı, onlara "Kan yalayıcı" adı takıldı ![]() Kureyşliler, bu iş üzerinde dört veya beş gece durdular ![]() O zaman, Kureyşlilerin en yaşlısı olan[220] Ebu Ümeyye b Mugîre, b Abdullah, b Ömer, b Mahzum:"Ey kavmim! Biz ancak iyilik istiyoruz, kötülük istemiyoruz ![]() Siz bu hususta birbirinize karşı kıskançlık yansına girmeyiniz ![]() Çünkü, siz anlaşmazlığa düştüğünüz zaman, işleriniz dağılırda, sizdeki ne sizden başkaları göz dik*erler!" dedi [221]Bunun üzerine, Kureyşliler Mescid-i Haram´da toplanarak aralarında konuştular, birbirlerine karşı insafa geldiler [222]Ebu Ümeyye b Mugîre:"Ey Kureyş cemaatı! Aranızda anlaşamadığınız bu işte, Mescid´in şu kapısından ilk girecek olanı, aranızda hakem yapınız! Aranızdakini, o halletsin!"[223] diyerek Mescid-i Haram´ın Beni Şeybe kapısına işaret etti [224]Kureyşliler: "Razıyız ve onun vereceği hükme boyun eğeceğiz!" dediler [225]O sırada, üzerinde siyah, beyaz çizgili A´râb işi ince ihramı bulunduğu halde,[226] Mescid-i Haram´ın Benî Şeybe kapısından[227] içeriye ilk giren, Peygamberimiz Muhammed (a s ) oldu!Kureyşliler, onu görür görmez: "İşte, el-Emîn! Razıyız ona!" dediler ![]() Peygamberimiz (a s ) yanlarına varınca da; Hacerü´l-Esved´i yerine koymak hususunda aralarında çıkan anlaşmazlığın halli için kendisini hakem yaptıklarını, vereceği hükmü kabul edecekleri*ni bildirdiler [228]Kureyşliler; Peygamberimiz (a s )a, daha vahiy ve peygamberlik gelmeden önce, el-Emîn adını takmışlardı [229]Çünkü; Peygamberimiz (a s ), daha gençlik çağında iken, yiğitlik ve insanlık bakımından kavminin en üstünü, ahlâk güzelliği bakımından en seçkini, soyluluk bakımından en şereflisi idi![]() Konuya komşuya karşı insanların en iyi davrananı, sakinlik ve yumuşak huylulukta en ulusu idi ![]() Doğru sözlülük ve güvenilirlikte insanların en başta geleni, insanlan alçaltan kötülüklerden de en uzak bulunanı idi ![]() Yüce Allah, her iyiliği, her üstün meziyeti onda toplamıştı ![]() Bunun için, kavmi arasında en çok el-Emîn diye anılırdı [230]Peygamberimiz (a s ), Kureyşlilere:"Haydi, bana bir örtü getiriniz!" buyurdu ![]() Hacerü´l-Esved´i eliyle tutup, getirilen örtünün içine koydu [231]"Beytullahın dört duvarını yıkıp üzerlerine almış bulunan dört kabile topluluğundan birer adam gelsin!" buyurdu [232]Utbe b Rebia,Ebu Zem´a, Ebu Huzeyfe Velid b Mugîre,Kays b Adiyy veya Âs b Vâil geldiler [233]Peygamberimiz (a s ), onlara:"Sizden her biriniz, kabilesi adına, örtünün birer ucundan tutsun ve sonra da, hep birden onu yukarı doğru kaldırınız!" buyurdu [234]Abdi Menaf oğulları adına, Utbe b Rebia örtünün bir ucunu;Kabilesi adına Ebu Zem´a örtünün ikinci ucunu; Kabilesi adına Ebu Huzeyfe Velid b Mugîre örtünün üçüncü ucunu;Kabilesi adına Kays b Adiyy veya Âs b Vâil örtünün dördüncü ucunu tuttu [235] Hep birden kaldırdılar![]() Peygamberimiz (a s ), Hacerü´l-Esved´i, konulacağı yerin hizasına gelince örtünün içinden alıp, kendi eliyle yerine yeri eştirdi [236]Peygamberimiz (a s ); Hacerü´l-Esved´i Kabe duvarındaki yerine koyduğu ve onu sıkılaştırıp sağlamlaştırmak gerektiği zaman, Necidli bir adam[237] gidip bir taş getirmiş,[238] Peygamberimiz (a s )a uzatmıştı [239]Hz Abbas:"Hayır!" dedi ve onu uzaklaştırdı, Kendisinin getirdiği taşı uzattı ![]() Peygamberimiz (a s ) da, Hacerü´l-Esved´i onunla sağlamlaştırdı![]() Necidli adam, kendisinin uzaklaştırıldığına kızdı ![]() Peygamberimiz (a s ) da, ona:"Bizden olmayan kişi, Beytullah´ı bizimle birlikte yapamaz!" buyurdu [240]Bunun üzerine, Necidli: "Şaşılır o kavmin haline ki, kendileri şeref, akıl ve servet sahibi olduklan halde, yaşça en küçükleri*ni, servetçe en fakirlerini en şerefli işlerinin başına geçirdiler, kendilerine reis yaptılar! Olanca üstünlüklerine rağmen, ona sanki hizmetçi oldular! Fakat, vallahi, o onlara galip gelecek,[241] hâkim olacak,[242] onların topluluklarını dağıtacak,[243] rızıklarını aralarında bölüştüre çektir! [244] Siz, yaşça en küçüğünüze, malca en fakirinize güvendiniz ve şu en şerefli işinize onu vekil ettiniz !?[245] Bundan sonra, onun hal ve şanı yücelecek, haberi pek büyük olacaktır!" dedi [246]Sanıldığına göre, Necidli adam,[247] insan suretine girmiş[248] şeytandı [249]Kâbe Yüksekliğinin Onsekiz Arşına Çıkarılışı Hacerü´l-Esved Peygatm berim iz (a s ) tarafından yerine yerleştirildikten sonra, üzerine duvar örüldü [250]Kabe´nin tavanına kadar ahşap bağlama kiriş sıralan 15, taş sıralan da 16 oldu [251]Kureyşiler; Kabe´nin, kendilerinden önce dokuz arşın olan yüksekliğine dokuz arşın daha eklediler [252]Böylece, Kabe´nin yerden tavana kadar yüksekliği on sekiz arşını buldu [253]Kâbe´nin Tavanlanışı Kabe´nin duvarları, bir sıra taş, bir sıra ahşap bağlama kirişleriyle örülüp tavan seviyesine yük*seltildiği zaman, Rum marangoz Bakom, Kureyşlilere: "Kabe´nin tavanının kubbeli mi, yoksa düz mü olmasını istersiniz?" diye sordu ![]() Kureyşliler: "Hayır![254] Rabbimizin Beytinin tavanını,[255] düz olarak yap" dediler [256]Böylece, Kabe´nin tavanını düz yaptılar [257]Kabe´nin son ahşap sırası üzerine on beş hezen (kiriş) attılar ve tavanı onun üzerine koydular [258]Kabe´nin içinden de, iki sıra halinde,[259] altı direk diktiler [260]Kabe´nin Şam tarafındaki duvarından Yemen tarafındaki duvarına kadar, her sırada üç direk bulunuyordu [261]Kâbe´nin Damına Oluk ve İçeride Dam Merdiveni Yapılışı Kabe´nin damına, dam suyunu Hicr mahalline akıtacak biçimde bir oluk;[262] Kabe´nin içinden, damı*na çıkmak için de, Şam köşesinden ahşap bir merdiven yaptılar [263]Kâbe´nin Duvar ve Direklerinin Yaldızlanışı, Direklerin Çizilen Resimlerle Süslenişi Kabe´nin tavanını, içindeki direklerini ve duvarlarını yaldızladılar Direklerin üzerlerine, peygamberler ve meleklerle ağaç resimleri çizdiler [264] Kapıya doğru olan direkte Hz Meryem´le kucağında İsa (a s )in resmi, öteki direklerde de peygamberlerin, meleklerin, oklarla fal çeken ihtiyar bir adam şeklinde İbrahim (a s )ın resmi, bir koç veya bir koç başı ile ağaç resimleri çizilmişti [265]İbrahim (a s ) gibi, İsmail (a s ) da, eliyle fal oku çeker bir şekilde tasvir edilmişti [266] İsmail (a s )dan sonra, oğullarından Kusayy´a ve ötekilerine ait olmak üzere, renk renk boy*alarla altmışa yakın suret çizilmiş olduğu gibi, suretlerin her birinin karşısında da, kendilerinin ibadet*lerinin şekli ve işlerinden en çok anılanı, çizgilerle belirtilmeye çalışılmıştı [267]Kâbe´ye Kapı Takılışı, Kâbe Mallarının Depoya Konuluşu ve Kâbe´ye Yemen Bürüdünden Örtü Örtülüşü Kureyşliler; Kabe´ye, kilitlenir, açılır bir kapı da taktılar [268]Kabe yıkılacağı zaman, Ebu Talha´ya emaneten bırakmış oldukları mallan ve zinet eşyasını getirtip Kabe´nin deposuna yerleştirdiler ![]() İsmail (a s )ın yerine kurban edilmiş olan koçun iki boynuzunu deponun üzerine astılar Hübel putunu da, Kabe´nin içindeki eski yerine, Kabe deposunun üzerine diktiler Kabe´ye, Yemen bürüdünden bir örtü de örttüler [269]
|
|
|
|