Erikson: İnsanin Sekiz Çagi |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Erikson: İnsanin Sekiz ÇagiErikson: Insanin Sekiz Çagi Erikson'un insan gelisimi kurami da öncelikle klinik gözlemlerine ve kuramsal psikolojisine dayanir Yine de bu kuram bu konuda bugüne kadar ileri sürülmüs en kapsamli açiklamadir Bunun nedeni, Erikson'un tüm yasam boyunca gelisimin çesitli yönleri (bilissel, duygusal, toplumsal yönleri) arasinda baglantilar kurabilmis ve disiplinlerarasi bir kuram gelistirebilmis olmasidir Erikson'un bu basarisi meslektaslarinin -asagida kendi sözleriyle aktarilan- tanikligiyla da vurgulanmaktadir: "Psikososyal evreler sirasi içinde içgüdüsel güçlerle organizma tarzlarinin baglantisini açiklamaya çalistik Listelenen evrelerin kesin sayisinda ya da kullanilan bütün terimlerde israr edemesek bile, formüle edildikleri zaman disiplinlerarasi kabul gören bazi gelisim ilkelerini vurguladik; açikçasi, semamizin genel kabulü için diger bazi (daha önce sözü edilen) disiplinlere bagli olmak durumundayiz Psikolojik yönde ise, gerçek dünya ile kesin ve kavramsal iliski kapasitesi olan ve her evrede gelisen bilissel büyüme'nin geçerli gücü vardir Bu Hartmann'in (1939) tanimladigi anlamda en vazgeçilmez bir "ego aygiti"dir Böylece, Piaget'in tanimladigi anlamda zekanin "duyusal-devinimsel" yönleri ile temel güven, "sezgisel-simgesel" yönler ile oyun ve girisim, "somut-islemsel" basari ile çaliskanlik duygusu ve son olarak "soyut islemler" ve "mantiksal evirmeler" ile kimlik gelisimi arasindaki iliskiyi izlemek yararli olabilir Burada belirtilenleri bazi disiplinlerarasi toplantilarda sabirla dinleyen Piaget, daha sonra, kendi evreleri ile bizimkiler arasinda en azindan çeliski görmedigini kabul etmistir Greenspan, "Piaget'in; Erikson'un, Freud'un kuraminin psikososyal yönlere uzantisi olan kuramina oldukça sempati duydugunu" (1979) belirtmistir Ve ondan sunu nakletmektedir: "Erikson'un evrelerinin en büyük basarisi, kesinlikle, Freud'un mekanizmalarini daha genel davranis tipleri içine yerlestirerek önceki kazanimlarin sonraki düzeylerle sürekli olarak bütünlesmesini göstermeye çalismasidir (Piaget, 1960)" (Erikson, 1982) Erikson'un epigenetik kurami da Freud'un psikanalitik kurami gibi çocukluk gelisimine agirlik verir ve ilk dört evresi büyük ölçüde Freud'un çocukluk evrelerinin genisletilmis biçimidir Bu nedenle asagida yalnizca -ergenligi de içine alan- son dört evre özetlenecektir -Kimlige karsi rol karmasasi Erikson'un besinci evresi, erinligin baslamasiyla birlikte, bireyin toplumsal bir gereksinme olarak yasamdaki rolünü tanimlamasi çabasiyla baslar ve genellikle ögrenimini bitirmesi, bir ise girmesi ve bir es seçimiyle sonlanir Bu evre bireyin kimliginin birçok yönünün çözüme baglandigi bir evredir, ama bu olusum tek bir etkene baglanamaz ve tek bir olay diger bir evreye geçisin nedeni olamaz Aslinda yetiskinlik evreleri birçok bakimdan birbirleri üzerine binisirler ya da ayni zamanda yer alirlar Ancak, kimlik sorunlari yasam boyunca sürseler de, en çok bu evrede agirlik tasirlar Birey bu bunalimini olumlu bir biçimde çözemezse kimlik karisikligi içine düsecek, bunun sonucu olarak da yasam çerçevesi içinde oynadigi rolden hiçbir zaman emin olamayacaktir Bu karisikligin çözülmesi, soyut düsünme yeteneginin yansitildigi ilgi ve ugraslarla olabilecegi gibi, duygusal baglanimlarla da olabilir -Yakinliga karsi yalitilmislik Cinsel yakinlik kapasitesi ergenlikte basliyor olsa da, birey kimlik karisikligi sorununu yeterince çözmeden tam bir yakinlik iliskisi kurmayi basaramaz Dolayisiyla, bireyin bir baskasinin özel (tek) olusunu ve insanligini degerlendirerek onunla kaynasabilmesi için önce kendisinin tam oldugu konusunda belirli bir görüs sahibi olmasi gereklidir Daha önceki romantik yakinliklar genellikle bireyin kendini romantik iliski araciligiyla tanima çabalarindan baska birsey degildir Erikson (1968), "cinsel yakinlik anlatmak istedigim yakinligin sadece bir parçasidir" demektedir; "cinsel yakinliklar bireyin gerçek ve karsilikli psikososyal yakinlik kapasitesi gelistirmesinden önce de yasanabilir Arkadaslikta olsun, erotik karsilasmada ya da ortak çalismada olsun, kendi kimliginden emin olmayan genç, kisilerarasi yakinliktan kaçinacak ya da gerçekten birlesemeden ve kendisinden kurtulamadan sürekli olarak yüzeysel iliskilere girecektir " -Üretkenlige karsi durgunluk Yasamin bu yedinci evresi en uzun evre olabilir, çünkü insanin anabalalik ve is basarilari ile kendisinden de çok yasayacak bir seyler üretmesi olanagini içerir Bu evre, bireyin tüm üretkenligini kapsayan ve genç yetiskinlikten yasliliga dek uzayan bir evredir ve yasamda doyuma ulasma duygusunu saglamada önemli bir yer tutar Bu evrenin olumsuz çözümü ya da çözümsüzlügü, durgunluk, sikilma, yoksullasma duygulariyla ve bireyin fiziksel ve psikolojik gerileyisiyle asiri ugrasmasiyla kendini gösterir -Bütünlesmeye karsi umutsuzluk Bu evre, gittikçe artan bir biçimde yasamin sinirli oldugu ve ölüme yakinlasildigi duygusuyla yasanir Bu olusum çogu zaman emekliye ayrilma ya da bir saglik bozukluguyla hizlanir Bu evrenin en önemli görevi, bireyin kendi yasamini ve elde ettiklerini degerlendirerek yasaminin tarih içinde anlamli bir serüven oldugu sonucuna ulasmasidir Önceki evrelerdeki basarilar ve elde edilenler bu bunalimin atlatilmasinda önemli bir rol oynarlar Bu evrenin olumsuz çözümü ise umutsuzluk, çaresizlik duygularidir Bu, varolusçu anlamda tam bir anlamsizlik duygusudur, bütün yasaminin bosa gitmis oldugu ya da baska türlü yasanmis olmasi gerektigi duygusudur ![]() Erikson'un kuraminda son iki evre yasam döngüsünün orta ve ileri yillarni içermektedir Robert Peck, orta ve ileri yaslarin önemli dönüm noktalarini daha kesin olarak belirleyebilmek için yeni bir düzenleme gerçeklestirmistir ![]() |
|
|
|