Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Toplum ve YaÅŸam > Beslenme, Diyet ve SaÄŸlık > Genel SaÄŸlık

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
çalışmalar, konuda, naklinin, organ, yapılan, önemi

Organ Naklinin Önemi Ve Bu Konuda Yapılan Çalışmalar

Eski 09-08-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Organ Naklinin Önemi Ve Bu Konuda Yapılan Çalışmalar



Organ Naklinin Önemi Ve Bu Konuda Yapılan Çalışmalar
Organ Naklinin Önemi Ve Bu Konuda Yapılan Çalışmalar

Doku ve organ nakli bu konuda bir örnek oluşturmaktadır sağlık giderlerinin de azaltılması için, yapılacak en önemli çalışmaların organ bağışının arttırılması

Organ Naklinde Verici Ameliyatı

DeÄŸiÅŸik nedenlerle hayati öneme sahip organları iÅŸlev göremez duruma gelmiÅŸ hastalarda organ nakli, hastanın hayatını kurtaracak tek tedavi yöntemidir DiÄŸer tarafta, maalesef birçok insan hergün trafik kazası, beyin kanaması vs gibi nedenlerle hayatını kaybetmekte ve vücutlarında bulunan saÄŸlam organlar ile birlikte topraÄŸa gömülmektedir Burada ideal olan tartışmasız, ölen insanların bağışlamış olduÄŸu organların kullanılarak hastaların saÄŸlıklarına kavuÅŸturulmasıdır Ancak geliÅŸmiÅŸ ülkelerde bile organ bağış oranları, organ bağışına gereksinim duyan hastaların sayısına yetiÅŸememektedir Ä°ÅŸte bu nedenle canlı donörlerin(vericilerin) kullanımı bir zorunluluk olarak kabul edilmistir Dünyada ilk canlı donörden baÅŸarılı böbrek nakli ameliyatı 1954 yılında Joseph Murray tarafından ABD’de gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir Henüz bağışıklık sistemini baskılayacak etkin ilaçların olmadığı o dönemde yapılan bu böbrek nakli, baÅŸarısını alıcı ve vericinin eÅŸ yumurta ikizleri olmasına borçludur Dünyada ilk baÅŸarılı canlı donörden karaciÄŸer nakli ameliyatı ise 1989 ylında Rai tarafından gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir

Türkiye’de ilk baÅŸarılı organ nakli 3 Kasım 1975 tarihinde Prof Dr Mehmet Haberal tarafınca, anneden alınan bir böbreÄŸin oÄŸluna nakledilmesi ile gerçekleÅŸti Prof Haberal, ülkemizdeki ilk baÅŸarılı karaciÄŸer nakli ameliyatını 1988 yılının Aralık ayında gerçekleÅŸtirmiÅŸ ve bundan yaklaşık 15 yıl sonra Mart 1990’da Türkiye’de ilk kez canlı donörden karaciÄŸer nakli ameliyatını yapmıştır Prof Haberal’ın Nisan 1990 tarihinde gerçekleÅŸtirdiÄŸi eriÅŸkin hasta için canlı donörden kısmi karaciÄŸer nakli ameliyatı ise sadece ülkemizde deÄŸil, Avrupa, Orta DoÄŸu ve Afrika’daki ilk olma özelliÄŸini taşımaktadır Günümüzde canlı donörden yapılan organ nakilleri özellikle böbrek ve karaciÄŸer için rutin bir uygulama halini almıştır Ancak kalp, akciÄŸer gibi bazı organların canlı donörlerden naklinin mümkün olmadığı ve bu organları bekleyen hastaların tek ÅŸansının ölümden sonra yapılan organ bağışları olduÄŸu gerçeÄŸi asla unutulmamalıdır

Aslında hekimlerin hastalarını tedavi ederken öncelikli kurallarından birisi “primum non nocere”, yani “ilk olarak, zarar vermemek” ilkesidir Canlı donörden yapılan organ nakillerinde ise tamamen saÄŸlıklı bir kiÅŸiye majör bir cerrahi iÅŸlem uygulanmaktadır Yapılan ameliyat o kiÅŸinin deÄŸil, bir baÅŸka kiÅŸinin saÄŸlığı ile ilgili olmakta ve bir baÅŸka kiÅŸiyi tedavi edebilmeyi amaçlamaktadır Bu yönüyle, organ nakilleri, özellikle de canlı donörden yapılanlar tıp alanında yer alan tüm tedavi uygulamalarından önemli bir farklılık göstermektedir Ä°ÅŸte bu nedenle organ nakli kendine özel yasaları olan, farklı etik kuralların da iÅŸin içine girdiÄŸi özel bir alandır Burada amaç donöre mümkün olan en az riski yüklemek olmalıdır Canlı vericili böbrek naklinde donörün 2 böbreÄŸinden birisi, karaciÄŸer naklinde ise donörün karaciÄŸerinin saÄŸ yada sol lobu, alıcıya nakledilmek üzere çıkarılmaktadır Burada donörlerin seçimi ve ameliyat aÅŸamasına kadar yapılan hazırlıklar çok önem taşımaktadır Canlı karaciÄŸer ve böbrek donörü olabilmenin ortak bazı özellikleri olmakla birlikte, her organ için titizlikle üzerinde durulması gereken farklı özellikler de bulunmaktadır

Böbrek Donörü

Sonuç olarak bu ameliyata maruz kalan böbrek vericisi hayatının geri kalan kısmına tek böbrek ile devam edecektir Canlı vericili böbrek nakli ameliyatlarının çok uzun zamandır uygulanıyor olması nedeniyle bu konuda bir bilgi birikimi oluşmuştur Bugüne kadar yapılan çalışmalar tek böbrek ile kalmanın kişinin hayatında bir risk faktörü olmadığını göstermektedir Sağlıklı bir kişiden alınan sağlıklı bir böbrek, eş zamanlı olarak ameliyata alınan ve daha önceden yapılan çalışmalarla uygun ve uyumlu olduğu belirlenmiş olan alıcıya nakledilmekte, böbrek nakledilene kadar sadece dakikalarla sınırlı sürelerde bekletilmekte, bu nedenlerle de canlı donörlerden yapılan böbrek nakillerinin sonuçları kadavra donörlerle kıyaslandığında çok daha yüz güldürücü olmaktadır Bu ameliyatlarda genellikle böbrek alıcının vücuduna nakledildiğinde aynı anda çalışmaya başlamakta, idrarın gelişi daha ameliyat masasında iken gözlenmektedir Oysa kadavra donörlerden yapılan nakillerde hastanın idrar çıkarmaya başlaması günler hatta haftalar sonrasına kadar gecikebilmekte, hastanın bu dönemde diyaliz tedavisine devam etmesi gerekebilmektedir

Mevcut organ nakli yasamız, canlı donörden yapılan ameliyatları akrabalar arasında sınırlamıştır Ancak 4 dereceye kadar kan ve kayın akrabalığı olması durumunda kişiler organlarını yakınlarına verebilirler Aslında burada oldukça geniş bir akrabalık bağı ilişkisi tarif edildiğinden, hasta ve hasta yakınlarının birçok seçeneği değerlendirme şansı doğmaktadır Bunun dışında eşler, evliliklerinde 2 seneyi tamamladıktan sonra birbirlerine organ donörü olabilmektedir Bunların ötesinde akrabalık bağı olanlar ya da akrabalık bağı olmamasına karşın organını bağışlamak isteyenler, örneğin çok yakın arkadaş gibi, için de Sağlık Bakanlığı denetiminde oluşturulmuş olan etik kurullara başvurulması gerekmektedir Etik kurulun uygun görmesi durumunda akraba olmayanlar arasında da organ bağışı mümkün olabilmektedir

Böbrek naklinde önemli kuralların başında kan grubu uyumu gelmektedir Her ne kadar kan grubu uyumsuz nakiller ile ilgili çalışmalar ve uygulamalar olsa da, bu durumda organı reddetmemesi için alıcıya normalin çok üzerinde tedavi uygulanması gerekmektedir Bu tedaviler çok yüksek maliyetli olmasının yanı sıra alıcıya yüklenen bazı riskleri de beraberinde getirmektedir, üstelik sonuçlarda kan grubu uyumlu nakillere göre daha kötüdür

Kan grubu dışında bakılan diğer bir özellik doku uyumudur, alıcı ve vericinin doku uyumu ne kadar fazla ise transplantasyonun özellikle uzun dönem başarısı da o kadar iyi olmaktadır Günümüzde geliştirilen immünsupresif ilaçlar ile doku uyumu eskiye göre önemini büyük ölçüde yitirmiştir

Böbrek nakli donör adayı olarak başvuran hastada kan grubu uyumu var, akrabalık bağı kanunlara uygun düzeyde ise çok detaylı bir araştırma başlatılır Burada kritik karar verilmesi gereken noktalardan birisi de kişinin bu kararı tamamen kendi özgür iradesi ile hiçbir etki ve baskı altında kalmadan vermiş olduğuna ikna olunmasıdır Donör adayı, tıbbi özgeçmişinin detaylı sorgulanmasından sonra (geçirdiği hastalıklar, ameliyatlar, bilinen hastalıkları, kullanmakta olduğu tedaviler, ailesinde bilinen hastalıklar, alkol, sigara gibi alışkanlıkları) ayrıntılı olarak tüm organ ve sistemlerini kapsayacak şekilde muayene edilir Muayenenin normal olması ve hastanın geçmişinde donör olmaya engel olacak bir hastalığının olmaması durumunda, alıcı ile arasında doku uyumsuzluğu olup olmadığının anlaşılması için cross match adı verilen tetkik yapılır, burada donörün kanında bulunan lenfositler alıcının serumu ile laboratuar ortamında karşılaştırılır ve oluşacak reaksiyona bakılır, pozitif sonuç alınması transplantasyon için kontrendikasyon oluşturur Kan ve idrar tahlilleri yapılır, elektrokardiyografi ve akciğer grafisi çekilir Böbrek fonksiyonlarını daha iyi değerlendirebilmek amacı ile 24 saat idrarı toplanır, kreatinin klerensine ve idrarda protein kaçağının olup olmadığına bakılır Adım adım devam edilen bu testlerde aday sağlıklı bulunursa daha ileri tetkiklere geçilir, sintigrafi ile her 2 böbreğin süzme fonksiyonu ayrı ayrı değerlendirilir Kontrastlı çekilen karın bilgisayarlı tomografisi (BT) ile hem karın içi diğer organlar değerlendirilirken, hem de böbreklerin yapısı, damarları, boşaltım sistemleri ile ilgili ayrıntılı bilgilere ulaşılmış olunur Son yıllarda BT anjiyografi, hem konvansiyonel anjiyografinin, hem de intravenöz pyelografinin yerini alan tetkik olmuştur Gereken durumlarda daha ayrıntılı bir değerlendirme için donör adayı kardiyoloji, göğüs hastalıkları, kadın doğum hastalıkları, üroloji, psikiyatri uzmanları tarafınca da muayene edilir Sayılan tüm bu tetkik ve incelemelerin normal olması durumunda kişinin böbrek nakli donörü olabileceği kabul edilir

Canlı donör olabilmek için 18 yaşını doldurmuş olmak ve zeka düzeyinin kendi kararlarını verebilecek düzeyde olması gerekmektedir Üst yaş sınırı ise tartışmalıdır, yukarıda sayılan tüm tıbbi incelemelerden sorunsuz olarak geçmiş tüm erişkinler canlı donör adayı olarak kabul edilebilirse de, artan yaş ile birlikte organların da yaşlanacağı gerçeği göz ardı edilmemelidir Böbrek fonksiyonları tamamen normal olsa da diyabetik olmak kişinin böbrek donörü olması için kontrendikasyondur Eskiden kesin kontrendikasyon olarak kabul edilen hipertansiyon varlığı, böbrekte taş varlığı günümüzde belli şartlarda kabul edilebilir özellikler arasında kabul edilmektedir Bunların dışında donör adayında enfeksiyonların varlığı, özgeçmişinde malignansi tanısı almış olması, yine donör olmasını engelleyecek faktörlerdir

İlk laparoskopik donör nefrektomi ameliyatı 1995 yılında Ratner ve ark tarafınca gerçekleştirilmiş, aradan geçen yıllar içinde birçok merkezin uyguladığı bir ameliyat yöntemi olarak kabul görmüştür Bu yöntemi benimseyen merkezler, ameliyat sonrası ağrının daha az olduğunu, hastanede yatış ve kişinin işine dönüş süresinin kısaldığını ve özellikle de kozmetik sonuçların çok daha iyi olduğu iddiaları ile yöntemi savunmuştur Ancak bizim de genel olarak uyguladığımız, küçük insizyon ile yapılan açık donör nefrektomilerde de sayılan bütün bu avantajlar geçerli olmakla birlikte, gerek donör gerekse çıkarılan böbrek açısından daha güvenli bir cerrahi prosedür uygulanmış olmaktadır

Karaciğer Donörü

Karaciğer nakli bekleyen hastaların böbrek hastalarına göre önemli bir dezavantajı vardır, bu hastalar için hemodiyaliz ya da periton diyalizi gibi alternatif bir tedavi yöntemi olmadığından kendilerine uygun bir organ bulunup nakil yapılmazsa, yaşamlarını kaybetme gerçeği ile karşı karşıya kalmaları kaçınılmazdır Kadavradan karaciğer nakli bekleyen hastaların büyük çoğunluğu bekleme döneminde hayatlarını kaybetmektedir, bu sorun organ bağışı oranlarının çok düşük olduğu ülkemizde büyük önem kazanmaktadır Yani burada canlı donörlerin varlığı gerçek anlamda hayat kurtarıcı olmaktadır Bu yöntemle alıcının genel durumu çok bozulmadan, planlı ve hazırlıklı bir ameliyat yapılması da sağlanmış olacağından ameliyatın başarı şansı artmaktadır

Canlı vericili karaciÄŸer naklinde böbrek donörlerinde sayılan genel prensiplerin hepsi geçerlidir, ancak karaciÄŸer nakli ameliyatı çok daha majör ve komplike bir cerrahi iÅŸlemdir KaraciÄŸer donörlerinde de kan grubu uyumu aranmakla birlikte, doku grubu uyumu aranmaz Böbrek nakli donörlerinden farklı olarak, burada 2 adet organın birisinin alınması söz konusu deÄŸildir, tek olan organ ikiye bölünerek bir kısmı nakledilmek üzere çıkarılmaktadır O nedenle hacimsel bazı hassas hesaplamalar devreye girer, çıkarılan ve nakledilecek karaciÄŸer dokusu, alıcının vücud ağırlığına göre hesaplanmalıdır, olması gerekenden daha küçük hacimde greftin çıkarılması ve nakledilmesi, alıcıda “small for size sendromu” gibi hayatı tehdit edebilecek komplikasyonları beraberinde getirebilir Tabi alıcıya yeterli hacimde greft çıkarılırken daha önemlisi, donörü riske sokmayacak düzeyde karaciÄŸer dokusunun geride bırakılmasıdır Bu hacim ölçümleri BT eÅŸliÄŸinde gerçekleÅŸtirilir Genel kabul edilen oranlar alıcıya kendi vücud ağırlığının en az %1’i kadar greftin nakledilmesidir, yani 70 kg bir alıcı varlığında 700 gr kadar karaciÄŸer greftinin nakledilmesi gerekmektedir Donörün riskinin azaltılması içinde karaciÄŸerin en az %35’inin geride bırakılması gerekir Ayrıca karaciÄŸerin vasküler ve biliyer anatomisinde de çok çeÅŸitli varyasyonlarla karşılaÅŸmak mümkündür, bu anatomik varyasyonların bazıları kiÅŸinin karaciÄŸer donörü olarak kullanılmasını engelleyecek düzeyde olabilir KaraciÄŸer donörü olarak baÅŸvuran hastaların büyük çoÄŸunluÄŸu bu detaylı tetkikler sırasında elenmektedir Bütün bu aÅŸamalardan geçen donör adaylarına son olarak karaciÄŸerin histopatolojik yapısını deÄŸerlendirmek amacı ile karaciÄŸer biyopsisi yapılır Her ne kadar bazı transplant merkezleri bu aÅŸamayı sadece şüphelenilen olgularda yapmayı tercih etse de, viral hepatitlerin, kronik hastalıkların çok görüldüğü Türkiye gibi ülkelerde biyopsinin rutin yapılmasının daha doÄŸru olduÄŸunu düşünüyoruz EdindiÄŸimiz tecrübelerde bu düşüncemizin doÄŸruluÄŸunu kanıtlamaktadır

Karaciğer donör cerrahisi ciddi morbidite hatta mortalite riski taşıyan majör bir cerrahidir Karaciğer donör cerrahisinin öngörülen mortalite riski %05 kadardır, ameliyat sonrası komplikasyon riski ise %20-30 kadar olabilmektedir Potansiyel donör adayları bu ameliyat sonrası görülebilecek komplikasyonlar ve riskleri açısından çok detaylı bir şekilde aydınlatılmalıdır Verici adayları hazırlık tetkiklerinin herhangi bir aşamasında bu kararlarından vazgeçme hakkına sahiptir ve böyle bir durumda kararlarına saygı göstererek kendileri desteklenmelidir

BÃœTF’deÅŸuanakadar1333 canlıdonördenböbreknakli,ayrıca243 canlıdonördenkaraciÄŸernakliameliyatıgerçekleÅ Ÿtiril miÅŸtir Canlıdonörlerinyaklaşık %75’i alıcının 1dereceakrabası, çoÄŸunlukladaanneyadababasıolduDonörlerinhasta nede kalışsüresiortalam 7 gündüveortalamaameliyatsüreleri 325 dakikaydı, %93 donördeameliyatsırasındakantransfüzyonugereksi nimi olmadı DonörlerinhiçbirindemortalitegözlenmemiÅŸolmasÄ ±naka rşılık, canlıkaraciÄŸerdonörlerimizde %9,8 oranındaameliyatsonrasidonemdemorbiditesaptanmıŠŸtı r

Canlı donör cerrahisinde ödün verilmemesi gereken ilke donörün asla riske atılmamasıdır Hazırlık aşamasında saptanan en ufak sorun, eğer donöre yüklenen riski artırma ihtimali taşıyorsa ameliyat tereddütsüz iptal edilmelidir Amaç canlı donörlerden yapılan organ nakillerini değil, beyin ölümü gerçekleşen kadavra donörlerden organ bağışı oranlarını artırmak olmalıdır Ancak canlı donör organ nakli seçeneğinin hayat kurtarıcı bir tedavi yöntemi olabileceği de unutulmamalıdır

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

GeliÅŸmiÅŸ Arama
Görünüm Modları


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.