Yalnız Mesajı Göster

Kuraklık Ve Sonuçları

Eski 09-06-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kuraklık Ve Sonuçları







Kuraklık

A Genel Bilgiler

Kuraklık, canlıların yaşamı üzerinde çok büyük olumsuz etkileri olan, in*sanların çeşitli etkinliklerini sınırlayan önemli ekolojik sorunların yaşanmasına neden olan ve her an afete dönüşebilen bir klimatolojik-meteorolojik doğal tehlikedir

Çok yavaş gelişerek belirli bir süreçte oluşan bu doğal olayın, devam süre*si uzadıkça sonuçları da çok tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır Esas olarak yağış yetersizliğine bağlı olarak su azlığıyla ortaya çıkan kuraklık, üretim düşmeye, yetersiz beslenmeye, sonuçta kıtlık, açlık ve ölümlere neden olabildiğinden çok önemli sosyal ve ekonomik sorunların yaşanmasına neden olmaktadır

Özellikle son yıllarda, yaygın ve şiddetli bir biçimde dünyanın birçok böl*gesinde olduğu gibi, ülkemizin de bazı yerlerinde etkili olan kuraklığın, bugü*ne kadar her yerde geçerli olabilecek bir tanımı yapılamamıştır Hâlbuki kurak*lıkla ilgili yapılacak çalışmalar için kesin ve yansız bir tanıma ihtiyaç vardır

Ancak bütün tanımlarda, iklim dalgalanmalarına bağlı yağış yetersizliği bu olayın temel nedeni olarak gösterilmektedir Bunun için genellikle yağış ye*tersizliği nedeniyle, doğal su varlığının (yeraltı ve yerüstü suları) belli bir sü*reçte, bölgesel boyutta ve önemli ölçüde ortalama değerlerin altına düşmesiyle oluşan su açığı şeklindeki kuraklık tanımı, bugün için en yaygın ve en geçerli olanıdır

Burada belirli bir süre içinde ölçülen yağış değerleriyle, uzun yıllar boyun*ca saptanan yağış değerlerinin ortalaması arasındaki sapma, yağış yetersizliğini belirlemekte ve bir ölçü olarak alınmaktadır Ancak yalnızca yağış miktarında görülebilecek bir azalmanın, doğrudan su yetersizliğine, dolayısıyla kuraklığa neden olabileceğini söylemek de doğru değildir Yani her yağış azlığı, her yerde kuraklığa neden olmayabilir Kuraklığa karar verebilmek için o yerdeki sıcak*lık, yağış miktarı ve yağış rejimi ile zemin özelliğine bağlı buharlaşma koşul*ları, birlikte dikkate alınmalıdır

Havanın herhangi bir andaki bulundurduğu nemin ifadesi olan havanın nemlilik derecesi ile, yağış miktarı, buharlaşma + terleme (evapotranspirasyon) sonucu kaybedilen su miktarı arasındaki ilişkiye bağlı olarak ortaya çıkan zemi*nin nemlilik derecesi, kuraklığın belirlenmesinde iki önemli etkendir Genellikle bunların arasındaki ilişki çeşitli kuraklık indisi ya da yağış etkinliği formül*leri ile belirlenerek; nemli, yan-nemli, yan kurak, kurak ve çöl bölgeleri'nin iklim koşulları tespit edilmekte, ancak ondan sonra bir yerde kuraklığın yaşanıp yaşanmadığı ortaya konabilmektedir Bu yolla dünyanın kurak ve yarı kurak böl*geleri belirlenmiştir

Kuraklık konusunun anlaşılabilmesi için, ilk olarak birbirine karıştırılan, kuraklık (drought), kuraklaşma (aridity) ve çölleşme (desertification) kavram*larının ne ifade ettiğinin çok iyi bilinmesi gerekir

Kuraklık; yağış azlığına ve diğer görülemeyen bazı nedenlere bağlı olarak belirli bir süreçde gelişmekte ve geçici bir süre devam etmektedir Bu süreç bir*kaç ay, hattâ birkaç yıl sürebilen su açığı periyodudur Ayrıca dünyanın kurak ve yarı kurak bölgelerinde görülebildiği gibi, nemli bölgelerinde de görülebilmek*tedir Kısaca kuraklık veya su yetersizliği, belirli bir süreçte sıcaklık ve rüzgâ*rın kurutucu etkisiyle ortaya çıkan buharlaşma ve terleme (evapotranspirasyon) nedeniyle zeminde su açığının ortaya çıkması ve bu açığı karşılayacak yağı*şın gerçekleşememesidir

Kuraklaşma; genellikle ortalama yağıştaki azalma ya da, kullanılabilir su*yun yetersizliğine neden olan ve süreklilik gösteren iklim koşullarının ifadesi*dir Yani kuraklaşmada, daha kesin bir anlam ve bir devamlılık vardır Bu koşul lar genellikle çöl bölgelerinde görülmektedir

Çölleşme; Çölleşme, insanların yaşadıkları yerlerde, çeşitli doğal beşerî et*kenlerle ortaya çıkan ve yağış azalmasına bağlı olarak beliren kuraklığın ileri boyutlara ulaşması olarak kabul edildiği için, bu kitaptaki "çöl" kavramından sı*cak çöller, çölleşme kavramından da bunların oluşum süreci kastedilmiştir Çöl*leşme, sürekli bir yaşamın bulunmadığı ve özellikle yağış yetersizliği nedeniyle bolluk ve bereketten yoksun bir bölgenin (çöllerin) oluşumu için geçen süreçtir Çölleşme, daha çok yıllık ortalama yağışın 250 mm'den daha az olduğu, çöllere komşu, kurak ve yarı kurak kenar bölgelerde, çok uzun bir süre devam eden kuraklık sonucunda oluşmaktadır

Suyun bulunduğu vahalar dışında çöl bölgeleri, insanların yaygın olarak yaşadığı yerler değildir Çünkü buralardaki nem eksikliğinin ve yüksek sıcak*lığın; toprak yapısında, biyolojik varlıklar üzerinde, arazi yapı ve şekli üze*rinde yarattığı olumsuzluklardan dolayı insanların hayatî etkinliklerini sürdür*meleri mümkün değildir

Çölleşme kavramıyla kuraklık kavramı genellikle birbirine karıştırılmakta*dır Kuraklık kısa süreli bir sorun olarak değerlendirilebilir Çölleşme ise daha knoriktir ve uzun sürelidir Ancak kuraklık uzun süreli değilse, doğrudan çöl*leşmenin tek nedeni değildir Çünkü belirli bir kuraklığın yaşandığı dönemden sonra yeterli yağışlar görülmeye başladığında, kuraklık sona ermekte, biyolojik çeşitlilik eski durumuna dönebilmektedir

Şüphesiz en önemli ekolojik sorunların başında çölleşme gelmektedir Bu konuyla ilgili olarak üretilen dünyasal boyuttaki haritalarda, çok geniş alanla*rın, değişik derecelerde çölleşme riski altında bulunduğu görülmektedir

Bu konudaki çalışmalardan Dünya'da, çölleşmeden 65 milyon hektarlık bi*rinci sınıf tarım arazisinin etkilendiği, bundan da 1 Milyar civarındaki nüfusun risk altında olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır

Sık sık kıtlıkla çölleşme arasında da bir bağ kurulmaya çalışılmaktadır Kıt*lık, doğrudan ve sadece kurak koşulların sonucu değildir Şüphesiz besin azlığı diğer bazı nedenlerin yanında büyük ölçüde kuraklık ve çölleşmeden de kay*naklanabilir Ama bunun daha birçok nedenleri vardır

Dünyadaki çöller genel olarak beş geniş alanda yer almaktadır

Büyük Sahra ile doğuya doğru yayılan Arabistan ve Orta Asya Gobi, Faklamakan çölleri

Namib Çölü, Karroo, Kalahari (Güney Afrika) çölleri

Atakama, Patagonya (Güney Amerika) çölleri

Mojave, Sonoran (Meksika ve Güney Batı ABD) çölleri

BAvustralya'nın iç kesimlerindeki çöller

Bütün çöller çok sıcak ve güneşli değildir Bazı kıyı çölleri kabul edilebilir bir bulutluluğa sahiptir ve özellikle de buralarda alçak bulut ve sis görülür An*cak yine de bu kıyı çölleri dünyanın en kurak yerleridir Çünkü bu çöller soğuk su akıntılarının etkili olduğu bölgelerde bulunmaktadır Bunun için bu tip çöl*ler, soğuk çöller olarak anılır

Örneğin; Atakama (Şili-Peru), Kıyı Sahra (Kuzeybatı Afrika) Namib Çölü (Kuzeybatı Afrika) ve Sonaran Çölü (Kaliforniya) bu tip çöllere örnektir

Atakama Çölünün bazı bölgelerinde bugüne kadar hiç yağış ölçülmemiş-tir Son yüzyılda ölçülemeyecek derecede az yağış görülen yerler ise, Afrika ve Şili'deki çöllerin bazı kısımlarıdır Buralarda yıllık yağış, toplamı 8 mm civa*rındadır

B Kuraklığın Oluşumu ve Dünya'nın Kurak ve Yarı kurak Bölgeleri
Kuraklık konusunun daha iyi anlaşılabilmesi için, kuraklığın temel neden*leri ve kuraklığın görüldüğü yerler hakkında bilgi sahibi olmak gerekir Kurak*lığın en çok görüldüğü yerler kurak ve yarı kurak bölgelerdir Türkeş (1990)'e gö*re; bu gibi yerlerde görülen kuraklığın nedenlerini aşağıdaki şekilde özetle*mek mümkündür

Geniş Boyutlu ve Sürekli Atmosferik Sübsidans

30° ile 35° kuzey ve güney enlemleri arasında yer alan yüksek basınç ku*şağının genişlemesine bağlı olarak (subtropikal atmosferik subsidansın (çökme) daha geniş alanı etkilemesiyle) görülen yağış azlığı sonucunda daha geniş alan*larda kuraklık yaşanabilir Meksikadaki, Sonoran çölü, ABD'nin güneybatısın*daki çöller, Sahra-Güneybatı Asya kuşağındaki çöller, Güneybatı Afrika’da ki Kalahari çölü ve Avustralya'daki çöller Kuzey ve Güney yarımkürenin subtropikal yüksek basınç kuşağında oluşan çöl alanlarıdır Subtropikal yüksek basınç ku*şağının kuzey ve güney kenar bölgelerinde bulunan kurak ve yarı kurak bölge lere doğru yüksek basman genişlemesine bağlı olarak, buralarda belirli süreler*de büyük boyutta kuraklık olayları görülebilir Örneğin; ülkemiz, 36°-42° kuzey enlemleri arasında yer aldığından, yukarıdaki nedenden dolayı kuraklık afetini sık sık yaşamaktadır

Kutup bölgeleri de, soğuk havanın çökmesi sonucu oluşan yüksek basın*cın etkisiyle yağışın çok az görüldüğü, devamlı olarak fizikî kuraklığın yaşan*dığı kurak bölgelerdir Bunun için buzlarla kaplı bu alanlara buz çölleri denil*mektedir

Sınırlı Boyutlu Orografik Sübsidans
Yöresel etmenlere bağlı olarak oluşan sübsidans (çökme) sonucu devamlı kurak bölgeler oluştuğu gibi, hava kütlelerinin geliş yönüne göre de bazı yerler*de geçici kuraklıklar yaşanmaktadır

Bu tip sübsidans, dağ engelleri ya da diğer fizyografik koşullara bağlı ola*rak oluşmaktadır Buna bağlı olarak görülen yağıştaki azalma, yaşanan kurak*lığın esas nedenidir And dağlarının etkisiyle Şili ve Peru kıyılarına paralel ola*rak uzanan Patagonya Çölünün varlığını sürdürmesi, burada görülen subsi-dansla ilgilidir Böyle alanlar esas olarak, batı rüzgârları kuşağında, kuzey-gü-ney doğrultusunda uzanan sıradağların rüzgâr almayan taraflarında görül*mektedir Bu dağlann batıya (denize) bakan tarafları bol yağış alırken, doğu kı*sımları subsidansın etkisiyle kuraklığın yaşandığı yerlerdir Kuzey Amerika'nın batısında, Batı ve Güney Arjantin'de ve Orta Asya'da oldukça geniş alanlar kaplayan, kuraklığın uzun zaman ve çok etkili olarak yaşandığı yerler, daha çok bu mekanizma sonucu ortaya çıkmaktadır

Ancak bu durum, etrafı dağlarla çevrili depresyonlar ile denizel etkinin iç kesimlere geçmesini engelleyen sıra dağların bulunduğu yerler için de söz konusudur Örneğin; ülkemizin kuzeyinde ve güneyinde doğu-batı yönünde uzanan sıradağların rüzgâr almayan tarafları ile, etrafı dağlarla çevrili çukur alanları, rüzgâr altı subsidansı nedeniyle yarı kurak alanlar ve kuraklığın her an yaşanabileceği yerlerdir

Alıntı Yaparak Cevapla