08-20-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İnançsızlık
Konu felsefi yaklaşımda bulunma çabasıdır Konunun salt dinsel inançlarımız olarak algılanmamasını ( onlarıda kapsar tabiki ) söylemek isterim
Yazının gelmek istediği noktayı en başta söyleyeyim bu sefer
İnsan varsa   inançsızlık mümkün değildir
Yaşadığımız olayları değerlendirme aşamasında ve onunda ötesinde yaptığımız her eylemde bizi motive eden,harekete geçiren, "eylem" yaratan inançlarımızdır
İnançsızlık olası olsaydı karşılığı eylemsizlik olacaktı Oysa insan doğum öncesi anne rahminde bile "eylem" içindedir İnandırıcı olmayan bir şey varsa oda inançsızlıktır
İnancımızı belirleyen ve bu yolla eylemlerimizin yönünü,şiddetini,etkisini belirleyen olgulara gelince  
Bunu belirleyen doğru ve yanlış adlandırmalarımızdır Doğru ve Yanlışlarıda nesneleri anlamlandırmalarımız,tecrübeleri (kendi yada başkasının) yorumlayışımız oluşturur
Doğru elde edilebilen bir olgudur İnancı oluşturan doğru sonsuzdur En temelde kişisel olarak bile olsa doğrudur ve tartışma/eleştrilme hakkı sadece "doğru"yu taşıyana aittir Doğrusunu taşıyana ve inançlarını bu yönde oluşturana bu doğrunun yanlışlığını kabul ettiremezsiniz Bu doğrunun tartışılamaması ve değiştirilememesi (kişi değiştirmediği müddetçe) doğruluğunu geçersiz kılmaz
Doğru sonsuz ise,pekçok doğru sonsuz temelinde yanyana,üstüste,paralel,zıt var olabilir Bu doğruluklarını etkilemez ve değiştirmez Bu pekçok doğru, pekçok yanyana,birbirine zıt,birbirine paralel ve geçişken inançlara kaynaklık eder
Bir inanç son doğru kabul eden taşıyıcı tarafından değiştirilmedikçe yokolamaz,eylemsizliğe dönüşemez Bu nedenle inançların ölmesi,yokolabilmesi orantısal olarak çok düşük bir olasılık dilimini temsil eder
Nesnelerin anlamlandırılması ve yaşanmış tecrübelerin yorumlanması bir doğru oluşturur dedik Bu nedenle uydurulanlarında (anlamada ve yorumlamada somutun reddedilerek,istediğimiz kalıplara çekmek) doğruluğu mutlak bir taşıyıcısı olduğu için geçerliliğini korur Bu tarz doğruların ortak özelliği çoğu kez sınanma ve somuttan uzak olmalarıdır Bu yöndeki bir doğrunun inançlaşması aşamasında ise artık doğru olup,olmamasının taşıyıcı tarafından önemsizleşmesine yol açar Eylemi yaratan doğru,yada yanlış olması değil,inançlaşmasıdır
İnsanı direkt motive eden,solumasına etki eden,nefret,korku,sevgi,efor oluşturan inançlarıdır Bir deyişle inançların toplamı insanın eylemlerinin toplamıdır Bu nedenle inancı taşıyıcı kişi,inancını değiştirmediği sürece karşıt birinin yanlışlığını anlatması,kanıtlar sunması,şiddet uygulaması anlamsızlaşır ve etkisizleşir Bunu yaşamda pekçok alanda görmekte ve sorunlarınıda yaşamaktayız
İnançsızım demek ne kadar anlamsız ise,"yanlış" kabul ettiğimiz inançları taşıyanları "kabullenme" de aynı yaklaşımla zorlaşır Kabul ettiğini söylemek bile önemsizdir,çünkü sonuçta o inanış "yanlış" tır ve taşıyıcısının da "doğru" taşıyıcılar kadar değerli olma şansı yoktur Bu sadece içsel onay olmadan,dışa verilen sahte mesajlarımıza örneklemelerden biridir
İnançlarımızın çoğunluğu zaman ile otomatikleşir ve sorgulanması (terkedilmesi) o derecede imkansızlaşır Bir noktadan sonra inanç yaşamın dayanak noktası olur ve bedensel/düşünsel tüm eylemlerin tümünün kontrolünü eline geçirir İnancın düz çizgisindeki yol dışındaki tüm seçeneklerin seçilebilmesi olasılık dışıdır Bunada güncel yaşamda fanatizm demekteyiz
İnançlarımızı otomatikleşmeden sorgulayalım Bu sorgulamayı doğru/yanlış kavramlarına indirgediğimizde direkt inançlarımızada etki ederiz
Kontrol kimdeyse patron odur
Yaşamında,bedeninde
|
|
|
|