|
Prof. Dr. Sinsi
|
Körler Ülkesinde Gören Olmak..
Dere tepe ,dağ ova dolaşmasını seven tek gözlü bir adam varmış
Yürür yürür gidermiş,gider gider yürürmüş
Bir gün uzaklarda renkleri karmakarışık bir köy görmüş;alacalı bulacalı garip bir köy
Yaklaşmış köye doğru
Yolları bir tuhaf,evleri bir tuhaf,insanları bir tuhafmış köyün…
Girince köyün içine anlamış meseleyi körler köyüymüş burası
Kadınların,erkeklerin,çocukların,velhasıl herkesin sımsıkı kapalıymış gözleri…
Gezginci adam karar vermiş burada yaşamaya…
-Hiç değilse benim bir gözüm var,diyormuş
Körler ülkesinde şaşılar kral olur,derler
Bende bunların başına geçer yaşarım demiş
Körlerin gözleri yokmuş ama elleri,kulakları,burunları çok hassasmış
Kendilerine göre kurdukları bir düzen içinde yuvarlanıp gidiyorlarmış
Adam şaşkın hallerine bakıyormuş onların
Yürümeleri,konuşmaları doğrusu başka türlüymüş
Bir gün körlerden biri ötekinin malını aşırmış
Sadece tek gözlü adam görmüş bunu
Bağırarak ilan etmiş
-Filanca malını çaldı falancanın
Körler:
-Nereden biliyorsun o kadar uzaktan duyulmaz ki,demişler
-Ben duymadım,gördüm
Gözüm var benim
Görüyorum
Körler göz diye,bir şey bilmiyorlarmış
Uzun yıllar içinde çoktan unutmuşlar bu hissi
-Ne demek görmek,demişler nasıl görüyorsun yani,duyulmayacak mesafeden anlıyor musun ne olup bittiğini?
-Anlıyorum tabii…
-İnanmayız,imtihan edeceğiz seni…
Adamı almışlar,uzakça bir yere dikmişler
Tecrübeleriyle biliyorlarmış o uzaklıktan hiçbir şeyin işitilmeyeceğini
-Anlat bakalım,şimdi biz ne yapıyoruz,demişler
Adam anlatmış:
-Oturuyorsunuz,konuşuyorsunuz,şu ayağa kalktı,bu elini oynattı,beriki bacağını sallıyor vs…
Derken körler bir evin içine girmişler,bağırmışlar:
-Anlatsana…
-İçeri girdiniz,göremiyorum ki…
Körler bilmedikleri için içeri girmenin ne olduğunu:
-Ne olmuş yani içeri girmişsek
Elli santim fark etti,anlat anlat demişler
-Arada duvar var,görmüyorum
Körler …
Sen atıyorsun,demişler,Demincek tesadüf etti
Bak,şimdi bilemiyorsun
-Çıkın dışarı söyleyeyim
-Bu kadar uzaktan duyunca ha içerisi ha dışarısı,ne çıkar yani…
-Ben duymuyorum,ben görüyorum diyormuş adam
-Öyle şey olmaz,demişler
Sende bir bozukluk var
Saçmalıyorsun,acayip şeyler söylüyorsun
Hekime muayene ettireceğiz seni…
Adamı yaka paça köyün hekimine götürmüşler
Hekimde kör tabii…
Elleriyle yoklamış ve parmaklarını adamın gözünde gezdirirken:
-Buldum,demiş Bozukluk burada…
Adamın açık olan gözünü kastediyormuş hekim ve:
-Saçmalaması bundan dolayı,diyormuş
Ben şimdi hallederim,düzeltirim onu…
Körler ülkesinde kral olmaya kalkan gezginci zor bela kurtarmış kendini oradan
Körler görenleri anlayamazlar
Saçmalıyor sanırlar ve onu düzeltip kendilerine benzetmek için gözlerini çıkarmaya uğraşırlar
Aya giden,atomu parçalayan,genleri yeniden birleştiren insanlık,kendi insanlığını henüz öğrenemedi
Tüm teknik gelişmelere rağmen insanlık yönünden henüz karanlık çağları yaşıyoruz
Göz odur ki dağın ardını göre,akıl odur ki başa geleceği bile…
“Dünyaya güzel karakterlerini göstermeyi isteyenler,önce devletlerini bir düzene koymaya çabaladılar
Devletlerini düzene koymak isteyenler,önce evlerine çeki düzen verme gereğini gördüler
Evlerini düzene koymak isteyenler,önce kişiliklerini terbiyeden geçirmeleri gereğini anladılar
Kimse bütünden tek başına sorumlu değildir ve kimse bütünün dışında bırakılmamıştır
Kimse sorunların sorumluluğunu kimseye yükleyemez
Bütünün bir parçası olarak sorun da,çözüm de insanın kendisinde başlar
Doğan CÜCELOĞLU
|