08-04-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Sanki Sen De Bizimleydin
Sanki sen de bizimleydin
Mevlana hazretleri “rahime-hullahü teâlâ”, bir gün camide, hazret-i Musa ile hazret-i Hızır‘ın meşhur kıssasını anlatmaktadır
Ancak cemaatte garip bir kimse vardır ki, hem dinler, hem de;
- Sanki sen de bizimleydin, diye mırıldanır
Yanındaki adam bunu duyar;
- Sen herhalde Hızırsın, der Lütfen bana ihsan et
O kimse, gerçekten Hızırdır
- Mevlana varken benden istemen, su yanında teyemmüm almaya benzer, buyurur
Ve gözden kaybolur
LÂ İLÂHE İLLALLAH!
O devirde yine bir âlim vardır ki, hazret-i Mevlananın kıymetini bilmez
Bir gün, âlimler bir evde toplanır
Bu toplantıda bu âlim de vardır
Hazret-i Mevlana’yı kastederek;
- Bu mecliste o ne derse, ben tersini söyliyeceğim, der
Sadreddin-i Konevi hazretleri;
- Öyle yapma! der O, Allahın sevgili kuludur Sen mahcup olursun
Ancak adam inatçıdır
Bu fikrinden vazgeçmez
Derken hazret-i Mevlana teşrif eder
Herkes, meraklı gözlerle Ona döner
Öyle ya, acaba ne söyleyecek, o alim nasıl cevap verecektir?
Büyük zat, o âlime döner;
- Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullah! der
Ve ekler:
- Haydi, cesaretin varsa, tersini söyle!
Adam hayrette kalır
Ne diyeceğini şaşırır
Tersini söylese, küfre girecektir
Mahcup olur, utanır
İşte o zaman Hazret-i Mevlana’yı iyi tanır
Yapacağı bir tek şey vardır artık
O da onu yapar
Elini öpüp affını diler
Dahası, hizmetine girer
Onun himmetiyle tasavvuf yolunda hızla ilerler
|
|
|
|