08-04-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Nil Nehri | Mısır...

En ihtişamlı döneminde Eski Mısır'ın sınırları Nil nehrini merkez alarak genişleyen devlet, etrafı çöllerle ve doğal engellerle çevrili olmasına rağmen, son derece güçlü bir medeniyet kurabilmişti Bunun temelinde Nil'in aralıksız sağladığı suyun bereketi vardı Yüzyıllar süren gelişme sürecinde oluşturulan düzenli ordu, Hitit ve Mitanni devletlerinin sınırlarına kadar genişlemeye imkan tanıdı
 
"Afrika sıcaktır Aylarca yağmur yağmaz Bundan dolayı bu büyük kıtanın pekçok yeri kuraktır Ülkenin o bölümleri çöllerle kaplıdır İşte Mısır'ın sağı ve solu da bu durumdadır Mısır'da da aslında çok az yağmur yağar Ama orada yağmura pek ihtiyaç yoktur, çünkü Nil ırmağı boydan boya ülkenin ortasından akar gider "

Mısır için Nil hayat demekti Nil sayesinde tarım yapılabiliyordu Ondan alınan suyla ekinler sulanıyor, hayvanlar ihtiyaçlarını sağlıyor, insanlar su içebiliyorlardı İşte Firavun'a ve çevresindeki önde gelenlere göre tüm bu suyun ve toprakların tek sahibi Firavun'du
 

Firavun'un bu gücünü herkes kabullenmiş ve ona tabi olmuştu Böylesine büyük önemi olan Nil nehrini kontrolü altında tutan, aynı zamanda Mısır'ın en önemli ticaret ve tarım kaynağını da kontrol edebilmekteydi Firavunlar da işte bu yolla Mısır üzerinde büyük hakimiyet kurmuşlardı
 

Nil vadisinin dar ve uzunlamasına yapısı, nehrin etrafına kurulan yerleşim birimlerinin fazlaca genişlemesine olanak vermemiş, büyük şehirlerden oluşan bir uygarlık yerine daha ufak çaplı kasaba ve köylerden oluşan bir medeniyet şekillenmişti Bu faktör de firavunların halk üzerindeki hakimiyetini perçinledi
 

Nitekim Mısır'ın tüm topraklarının ve Nil nehrinin sahibinin yalnızca Firavun olduğunu zannediyorlardı:
Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı; dedi ki: "Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz?" (Zuhruf Suresi, 51)
 

Firavun gücünü daha iyi kullanabilmek ve insanları daha kolay boyunduruğu altına almak için onları kendi aralarında bölümlere ayırmıştı Böylece kendine yakın olarak seçtikleriyle zayıflattığı bölümleri rahatça yönetebiliyordu Bir ayette bu duruma şöyle dikkat çekilmiştir:
 

Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu Çünkü o, bozgunculardandı (Kasas Suresi, 4)
 

Nil Nehri ve Belirleyiciliği
Tarihçi Herodotos,“Mısır, Nil'in bir armağanıdır ” der Bir uygarlığın yaratılmasında bu denli büyük bir etkisi olan Nil nehri, Mısırlıların yaşamında belirleyici bir roldeydi Yaşam, Nil'in akışına; taşkınlığına, dinginliğine bağlıydı Nil nehri her yıl Haziran sonu-Temmuz başında yatağından taşarak çevreyi biraz yıkıp dağıtsa da verimliliği getirmekteydi Ekim-Kasım aylarında uzaklardan beraberinde taşıyıp getirdiği kırmızı, ince ve verimli bir toprak örtüsünü bırakıp yatağına çekilen Nil nehrinin her yıl tekrar eden bu hareketlerini önceden belirleyerek yaşamlarını düzenleme zorunluluğu; Mısır'da başta astronomi olmak üzere matematik, mimari gibi bir çok bilimin gelişmesine yardımcı olur (Örneğin taşkınların ardından kaybedilen arazi miktarının hesaplanabilmesi için arazi-yüzey hesaplarına ihtiyaç duyulması ve bu yönde çalışmalar yapılması )
 

Tarımsal faaliyetlerin yanında balıkçılık, taşımacılık için de eşsiz bir kaynak olan Nil nehri, Mısırlılar için bir tanrıdan farksızdı Nil nehri, ülkeyi boydan boya ikiye böldüğü gibi, geçtiği alanlar (Yukarı Mısır; Vadi) ve denize döküldüğü alanlar (Aşağı Mısır; Delta) anlamında da Mısır'ı ikiye ayırmaktadır Yukarı Mısır, genişliği 10 km yi geçkin Nil vadisinin bulunduğu, güneyde yeralan topraklardır Aşağı Mısır ise başlangıçta daralan fakat yığınla kola ayrılarak denize döküldüğü, içerisinde daha geniş verimli toprakları barındıran kuzey bölgesidir Nil nehrinin denize döküldüğü topraklardaki görünüm Yunan alfabesindeki “Delta” harfine benzediği için eski Yunanlılar o bölge için bu adı verirler
     
    
|
|
|
|