|
Prof. Dr. Sinsi
|
Sancaklasan Fetıh Ruhu
Rumeli’nin Pîrî Sari Saltuk k s
Sari Saltuk’u bilir misiniz? Ya Tuna boylarindaki Babadag’i hiç duydunuz mu? Hayir mi? Bu sorularin cevabi çogumuz için zaten hayirdir Unutmadigimiz ne kaldi ki? Babadag, Osmanli’nin Silistre ile Özi eyaletleri arasinda Tulca sancaginin bir kazasi Evliya Çelebi, “Sari Saltuk buralarda yatmakta oldugundan bu yöreye Babadag demisler Sultan Bayezid, Saltuk Baba’yi düsünde görmekle bu sehri ona vakfeylemis” der
Sari Saltuk, Haci Bektas Vilayetnamesi’nden, Ibni Batuta Seyahatnamesi’ne kadar birçok kaynakta yer alan tarihi bir sahsiyettir Yildirim Bayezid, Sultan II Murat, Bayezid Veli, Fatih ve Kanuni gibi Osmanli padisahlari seferlerde mutlaka onun kabrine ugramis, ziyaret etmis, himmet istemislerdi Cem Sultan onun menkibelerini kitaplastirmak için Ebu’l Hayr-i Rumî’yi vazifelendirmisti Ebu’l Hayr, Anadolu ve Rumeli’ni dolasarak yedi yilda “Saltukname”yi hazirladi Simdi “Saltukname- ”yi kim biliyor?
Sari Saltuk, Türkistan’dan, Ahmed Yesevî dergâhindan, Horasan erenlerinden bir Allah dostu idi Bizzat Pir-i Türkistan Hace Ahmed Yesevî tarafindan meshur tahta kilici kusandirilarak:
- Saltuk Muhammedim! Bektasim seni Rum’a göndersin Var git, o diyarlarda namin ve sanin yürüsün, diye hizmetle görevlendirilmis ve yanina 700 mücahid gazi verilmisti
Haci Bektas Veli, verilen emir dogrultusunda Sari Saltuk’u Dobruca’ya göndermis, o topraklarin Islâmlastirilmasina memur etmisti O da aldigi emir dogrultusunda Rumeli’de Evlad-i Fatihanlarin irsadi için hizmet ve irsad halkasi olusturmustu
Türküleri Bile Unutuldu
Tarihe 93 harbi olarak geçen 1877-78 Osmanli- Rus harbi, Evlad-i Fatihan için sonun baslangici oldu Ardindan Balkan harpleriyle topraklarimizi kaybetmeye basladik Aci ve hüzün dolu yillar birbiri ardina gelmeye basladi Evlad-i Fatihan torunlari, dedelerinin mirasini korumaya çalisirken birer birer sehit oluyorlardi Balkan harbine katilan bir asker annesine yazdigi mektupta söyle diyordu:
“Sevgili anacigim!
Ebediyen kaybolmus bir evlat gibi, gönüllü olarak ikinci defa cepheye geldim Fakat basim henüz omuzlarimin üzerindedir Meydan savasinda sehid olan silah arkadaslarimi düsündükçe pek mahzun oluyorum
Firka ve alay ile beraber hareket ettigimiz zaman tahminen ikiyüz kisiden meydana gelen bölügümüzün, harbe girdikten sonra mevcudu ancak yirmi kisi kalabildi Saadet ve bedbahtligim bu bir avuç askere baglidir
Niçin üzüleyim? Insan ancak ellialtmis sene kadar yasayabiliyor Bu kadar kisa bir hayati simdi feda etmezsem belki bir daha bu güzel firsati bulamam Madem ki hepimiz ölecegiz; biraz erken veya biraz geç ölmekten ne çikar? Saglam bir tas gibi hareketsiz kalmaktansa, mesrurâne parçalanarak ezilmeyi tercih ederim Ister sarapnel parçasi, ister bir süngü darbesi olsun Her ne suretle olursa olsun yalniz bir defa ölecegim
Sagimda arkadasim sehid düstü, solumda subayimin kollari ve gövdesi parçalanip dagildi Ikisinin arasinda bana hiçbir sey olmadi Kendimi pek mahzun buluyorum Sehitlige imrendigimden sag kaldigima üzülüyorum Ecel henüz gelmedi, su anda bütün gayretimi sehid arkadaslarimin öcünü almak için sarfediyorum
Bulgar, hain ve gaddar bir düsmandir Onu bogmak, mahvetmek için kalbim sabirsizliktan parçalaniyor Çünkü parlak kabiliyet ve sehidlik serefinden henüz mahrum bulunuyorum
Ben bir köylü çocuguyum Sehid olduktan sonra arkamdan bana dua edilecek ve rahmet okunacaktir Bir saman yigini üstünde ve bir kulübenin saçagi altinda ölecegime, savas meydaninda kahramanca dövüserek sehid olmak daha iyi degil mi?”
Kim bilir bu yigit askerin mezari hangi bilinmez yerde Belki çoktan silinip gitmistir
Kimligimiz Hatiralarda Sakli
Biz Evlad-i Fatihan’in degil topraklarina, hatiralarina dahi sahip çikamadik Dergâhlar, tekkeler, medreseler, hatta camiler, eglence yerleri ve alisveris mekânlari haline getirilmis Murad-i Hüdavendigarlarin, Yildirim Bayezidlarin, Gül Babalarin, Sari Saltuklarin izlerini silme çabalarina seyirci kaldik Aslinda haberimiz bile olmadi
Ne diyelim, kendi yasadigimiz yerlerde, yanibasimizda yok olup giden hatiralari görmezken, Balkanlar’da, Rumeli’nde olup-bitenlere karsi ne yapacaktik ki? Oysa silinen her iz kendi kimligimizin bir unsuruydu Silinen her iz, yeryüzü sahnesinde bizi de siliklestirdi
Biz her seye ragmen unutulan, unutturulan o izleri hatirlamaya, hatirlatmaya devam edecegiz Zira bu, kendimizi kesfetme, yeryüzünde varolus maksadimizi hatirlama yolculugu Duamiz ise rûz-i ezelde yazildigi gibi tekrar aziz olmak
Fatihalarimiz Evlad-i Fatihanlar için  
|