08-02-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Bir Parça Azık, Bütün Bir Orduya Yetiyor
Tebük'ten ayrılmak üzere hazırlıklar yapılıyordu Bu esnada Sahabîlerden bazıları, mücahidlerin azıklarının tükenmiş olduğunu ve büyük sıkıntıya düştüklerini gelip şikâyet suretinde Peygamberimize arz ettiler Sonra da, "Yâ Resûlallah! Müsaade buyursanız da, su taşıdığımız develerimizi boğazlasak, onların etini yesek olmaz mı?" dediler
Peygamber Efendimiz, "Olur, öyle yapınız" buyurarak müsaade etti
Onlar da bunun üzerine gidip develerini kesme hazırlığına koyuldular Bu esnada Hz Ömer yanlarına geldi Develerini kesmekten vazgeçmelerini söyledikten sonra, Resûl-i Kibriyâ Efendimizin huzuruna vardı
"Yâ Resûlallah! Halkın bindikleri develerini kesmeye izin mi verdiniz?" diye sordu
Peygamber Efendimiz, "Uğradıkları açlıktan bana şikâyet ettiler Ben de buna müsaade ettim" buyurdu
Hz Ömer, "Yâ Resûlallah" dedi, "Mücahidler böyle yaparlarsa, binilecek deve kalmaz! Sen, onların arta kalan azıklarını getirt, bir araya topla, onlar üzerinde bereket duâsı yap! Yüce Allah, herhalde senin duânı kabul eder ve o yiyeceklere bereket ihsan buyurur "
Resûl-i Ekrem Efendimiz, "Olur" buyurdu
Bunun üzerine mücahidler ellerinde kalan azıklarını getirdiler Peygamber Efendimizin serdirdiği deri bir yaygı üzerine bıraktılar Kimisi bir avuç hurma, kimisi bir avuç un, kimisi bir avuç darı, v s getirmişti
Yaygının üzerinde toplanan azık çok az birşeydi Üç sa" (3,120 gram) var veya yoktu!
Peygamber Efendimiz, kalkıp abdest aldı Arkasından iki rekât namaz kıldı Sonra da yiyeceklerin bereketlenmesi için Cenâb-ı Hakka niyazda bulundu Peşinden de Sahabîlere hitaben, "Kaplarınıza alınız" buyurdu
Herkes getirdiği kabını doldurdu Hiç bir kab boş kalmadı Doyuncaya kadar da, yaygının üzerindeki azıktan yediler
Sonunda gördüler ki, yaygının üzerinde toplanan azık kadar hâlâ duruyor
Salih SURUÇ
|
|
|
|