|
Prof. Dr. Sinsi
|
Vakitlerle İlgisi Olmayan Nafile Namazlar
8 Hâcet Namazı
Sıkışan, din ve dünyasının ıslahı hususunda aşılması güç birşeyle karşılaşan, hâcet namazı kılsın;
çünkü Vüheyb b el-Verd'den272 şöyle rivayet edilir: Böyle bir kişi oniki rek'at namaz kılıp, her rek'atında Fâtiha, Âyet'el-Kürsî ve İhlâs sûresini okumalı ve namazdan sonra da secdeye kapanarak şöyle demelidir:
'Sahip olduğu izzetle hükümran olan, şefkat yüzünü cömertçe gösteren ve keremde bulunan, ilmiyle herşeyi şaşmaz bir şekilde sayan ve hepsinin adedini bilen, kendisinden başka tesbihe lâyık bir varlık bulunmayan, minnet ve fazilet sahibi; izzet ve keremin mâliki olan, yegâne ihsan sahibi Allah, her türlü ortaklık ve eksiklikten münezzehtir Ey Rabbim! Arşındaki izzet düğümlerinin ve kitabındaki rahmetin en son mertebelerinin hürmetine; en büyük ismin, en yüce sa'y'in, iyi ve kötülerin geçme imkânına sahip olamadığı tam ve âmm kelimelerin hürmetine sığınarak senden Muhammed'in (s a) ve âlinin üzerine rahmet deryalarını coşturmanı isterim' Kim bu duadan sonra Allah'tan meşrû birşey isterse, isteği kabul olunur
Vüheyb şöyle buyurmuştur: "Ashabdan gelen bir haberde 'Sakın bu duayı sefihlere öğretmeyiniz; çünkü isyanla onu kötüye kullanabilirler' denilmektedir" 273
9 Tesbih Namazı
Bu namaz müstakil olarak rivayet edilmiştir; vakti ve sebebi yoktur Haftada bir veya ayda bir defa kılmak müstehabdır
İkrime, İbn Abbas'tan şöyle rivayet ediyor:
Hz Peygamber birgün amcası Abbas b Abdülmuttalib'e şunları söyledi: 'Ey amca! Sana birşey vereyim mi? (Öğreteyim mi?) Sana birşey vereyim mi? Sana birşey vereyim mi? Bunu yaptığın takdirde Allah, başından sonuna kadar; eski yeni kasden ve yanlışlıkla yaptığın, gizli açık günahlarını affeder Dört rek'at namaz kılacak ve her rek'atında Fâtiha ile bir sûre okuyacaksın Birinci rek'atın kıraatini bitirdiğin zaman rükûa varmadan onbeş defa 'Sübhânallâhi ve'l-hamdü lillâhî velâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber' diyeceksin Sonra bu tesbihi rükûda on defa, rükûdan kalktığında on defa, birinci secdede on defa, iki secde arasında on defa, ikinci secde de on defa ve ikinci secdeden kalkarken de on defa tekrarlayacak; her rek'atta yetmişbeş defa olmak üzere dört rek'atı da boyle kılacaksın Eğer gücün yetiyorsa bunu hergün kıl! Buna gücün yetmiyorsa her cum'ada bir, buna da gücün yetmiyorsa ayda bir eğer buna da gücün yetmiyorsa senede bir defa kıl' 274
Başka bir rivayette de şöyle denilmektedir:
Kişi namazın başlangıcında Sübhâneke duasını okuduktan sonra Fâtiha'yı okumadan önce- (biraz evvel zikrettiğimiz) tesbihi onbeş defa okuyacaktır Fâtiha'dan sonra on defa, geri kalanı da (daha önce söylediğimiz gibi) onar defa okuyacaktır Fakat birinci rek'atın tahiyyatına otururken okumayacaktır
Bu şekil daha iyidir; İbn Mübârek de bunu tercih etmiştir İki rivayetin toplamından üçyüz tesbih meydana gelir Bu namazı gündüz kıldığında bir, geceleyin kıldığındaysa iki selâmla tamam-laması daha iyidir
Çünkü bir hadîste şöyle buyurulmaktadır:
Gece namazları ikişer rek'at kılınır 275
Eğer tesbihten sonra 'Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil
aliyyil-azîm' derse daha güzel olur; çünkü hadîsin bazı rivayetlerinde böyle denilmesi yolunda emirler vardır
Hz Peygamber'den rivayet edilen namazlar işte bunlardır Bu namazların kerahet vakitlerinde kılınması müstehab değildir Ancak tahiyyet'ül-mescid namazı, (daha önce de söylediğimiz gibi) bu vakitlerde de kılınabilir Tahiyyet'ül-mescid'den sonra zikrettiğimiz abdest, sefer, evden çıkma ve istihare namazlarının kerahet vaktinde kılınmaları ise müstehab değildir; çünkü bu vakitlerde namaz kılınması kuvvetli bir şekilde yasaklanmıştır, Bu namazlar, sebepleri zayıf olduğu için küsuf, yağmur ve tahiyyet'ül-mescid namazları derecesine yetişemezler
Bazı mutasavvıfları gördüm ki, kerâhet vakitlerinde iki rek'at abdest sünnetini kılıyorlardı Onların bu hareketi, hakikatten çok uzaktır; çünkü abdest hiçbir zaman namazın sebebi olamaz Aksine namaz abdestin sebebidir Bu bakımdan namaz kılınması için abdest almak uygun olduğu halde abdest alındığı için namaz kılmak uygun değildir Her abdesti bozulan kerâhet vaktinde namaz kılmak isterse, abdest alıp namaz kılmasından başka çıkar yol olamaz Bu durumda da kerâhetin herhangi bir mânâsı kalmamış olur Tahiyyet'ul-Mescid'in iki rek'at sünnetine niyet edildiği gibi abdestin iki rek'at sünnetine niyet etmek uygun değildir Aksine abdest aldığı zaman bu namazı tatavvu olarak kılacaktır ki abdesti namazsız kalmasın Nitekim Hz Bilâl de böyle yapardı Bu bakımdan abdestten sonra kılınan iki rek'at, mücerred tatavvu namazdır Ancak abdestten sonra kılınır Hz Bilâl'in hadîsi, abdestin de güneş tutulması ve tahiyyet'ul-mescid gibi, namazın sebebi olduğuna delâlet etmez ki 'Abdestin iki rek'atı' diye niyet edilsin
Bu bakımdan abdeste namazla niyet etmek muhal olur; namaza abdestle niyet etmek daha uygundur Abdestinde 'Namazım için abdest alıyorum' ve namazında da 'Abdest aldığım için namaz kılıyorum' demesi asla intizamlı bir söz olamaz Abdestini kerâhet vaktinde dahi namazsız bırakmamak isteyen kimse, eğer zimmetinde herhangi bir sebepten dolayı sıhhatinde tereddüt ettiği bir namazı kazaya niyet etmek sûretiyle kerahet vaktinde de abdest namazını kılabilir Çünkü farz namazların kazalarını kerahet vaktinde kılmak mekruh değildir Ama bu vakitlerde sebepsiz sünnetlere niyet etmenin hiçbir mânâsı yoktur:
Kerâhet vakitlerinde sebepsiz namazların yasak olmasında üç mühim sır vardır:
1 Güneşe tapanlara benzemekten kaçınmak,
2 Şeytanların yayılmasından sakınmak;
zira Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Güneş, beraberinde şeytanın boynuzu da olduğu halde çıkar Doğduğunde boynuz beraberindedir Yükseldiği zaman ondan ayrılır Tam göğün ortasına geldiği zaman tekrar birleşir Batıya doğru kaydığında ayrılır; batışı dolayısıyla ışığı azalmaya başladığında yine birleşir Batınca tekrar ayrılır 276
Hz Peygamber böyle buyurmak sûretiyle bu vakitlerde namaz kılmayı yasaklamış ve aynı zamanda yasaklamanın illetine de dikkat çekmiştir
3 Âhiret yolunun yolcuları bütün vakitlerde namazlara kesintisiz devam etmek isterler Halbuki aynı ibadete kesintisiz olarak devam etmek usanç verir Fakat insan bu ibadetten bir zaman için menedilirse yeniden canlanır ve o ibadete karşı iştiyâkı artar Bir de insanoğlunun menedildiği şeye karşı hırslı olduğu da bir gerçektir Bu bakımdan namazın bu vakitlerde yasaklanması, âhiret yolcularını ziyadesiyle teşvik etmekte, vaktin bitmesini ve namaza yeniden başlamayı dört gözle beklemelerini sağlamaktadır O
halde bu vakitler, devamlı namaz kılmaktan usanılmaması için
tesbih ve istiğfar ile ihya edilmeye tahsis edilmiştir Böylece insan ibadetin bir nev'inden diğerine intikal etmek sûretiyle feraha kavuşur; çünkü her yenilikte bir lezzet ve zevk vardır Sürekli olarak aynı şeye devam etmek bir ağırlık ve usanç getirmektedir İşte bu sırra binaendir ki kulluk sadece secdeden, rükû veya kıyamdan ibaret kılınmamış; aksine muhtelif ibadetlerle çeşitli amellerden ve ayrı ayrı zikirlerden teşekkül etmiştir Kalp onlara intikal
ettiğinde her birinden ayrı bir lezzet alır  Eğer kişi sürekli olarak aynı şeye devam ederse sonunda mutlaka usanır
Kerâhet vakitlerinde sünnetlerin kılınmamasının sır ve hikmetleri bu üç mühim sebeple birlikte birçok sebeplerden oluşmaktadır ki,beşer tâkati için bütün bu hikmetlere muttali olmak mümkün değildir Allah ve Rasûlü bu hikmetleri herkesten daha iyi bilirler Bu mühim hikmetler, ancak şeriatça mühim olan kaza, yağmur, güneş tutulması ve tahiyyet''ül-mescid namazları gibi sebeplerden dolayı terkedilebilir Sebeplerin zayıfları ise, bu vakitlerdeki yasaklılık hikmetiyle çarpışır Onu kaldırmaması daha uygundur Bizce en iyisi budur Allah herkesten daha iyisini bilir
Kitabu Es'ar'is-Salât ve Mühimmâtihî (Namaz'ın Sırları ve Önemli Meseleleri) adlı bölüm burada sona erdi Bunun ardından Allah'ın izniyle- Kitabu Esrar'iz-Zekât (Zekât'ın Sırları) adlı bölüm gelecektir Hamd, her türlü eksiklikten münezzeh olan Allah'a mahsustur Mahlukâtın en seçkini Hz Muhammed'e, âline ve ashâbına salât ve selâm olsun!
257) Buhârî ve Müslim, (Muğire b Şu'be'den)
258) Buhârî, el-Edeb, Müslim, (Muğire b Şu'be'den)
259) Beyhakî, (Ebu Hüreyre'den zayıf bir senedle)
260) Müslim
261) Müslim
262) Buhârî ve Müslim, (Ümmü Seleme'den) Müslim'in diğer bir rivayetine
263) Müslim
264) Buhârî ve Müslim, (Hz Âişe'den)
265) İbn Sinnî, Riyaz'ul Mutaabbidîn, (Hz Âişe'den mevkuf olarak)
266) Bu, çözülmesi güç olan hükümlerdendir Binaenaleyh burada Zebîdî'nin
buyurduğu gibi devir ve teselsüle benzer bir durum vardır
267) Buhârî ve Müslim, (Ebu Hüreyre'den)
268) Beyhakî, Şuab'ul-İman, (Bekir b Amr'dan)
269) Haraitî, Buhârî ve Müslim
270) Ebu Dâvud, Nesâî, İbn Mâce, İbn Hibbân, (Ebu Hüreyre'den)
271) Buhârî, (Câbir'den); İmam Ahmed bu hadîsin münker olduğunu söylemiştir Zebîdî ise, Müslim dışında bütün sünen sahiplerinin bu hadîsi rivayet ettiklerini söyler
272) Künyesi Ümeyye veya Ebu Osman olup, Kureyşlidir Asıl ismi Abdülvehhab'dır H 153 senesinde vefat etmiştir
273) Sahavî, el-Kavl'ul-Bedi'; Irâkî, Deyremî'nin bu hadîsi Müsned'ül-Firdevs'te çok zayıf iki senedle zikrettiğini rivayet etmektedir Bkz Zebîdî, III/470
274) Daha önce geçmişti
275) Buhârî ve Müslim, (İbn Ömer'den)
276) Nesâî, (Abdullah es-Senabihî'den mürsel ve müteşabih olarak)
İmam Gazali
|