|
Prof. Dr. Sinsi
|
Yurdumuzda Yapılan El Sanatları Nelerdir ?
GELENEKSEL EL SANATLARI
Bugün dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmeye paralel olarak sosyal ve kültürel alanlarda görülen hızlı değişimi, geleneksel sanatlarda da görmek mümkündür Ülkemiz açısından da yörede çok yaygın ve gelişmiş olan el sanatları 20 yy’da eski önemini kaybetmeye başlamıştır Ev dokumacılığı şeklinde yapılan geleneksel dokumacılık
(halı, kilim, çul, çuval) günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur
Dokumacılık alanında görülen gerileme ve ilgisizlik diğer el sanatlarında da görülebilmektedir Bu
el sanatlarının başında bakırcılık, kalaycılık ve oymacılık gelmektedir
Sivas'ta geleneksel
el sanatları oldukça gelişmiştir Dokumacılık, bakırcılık, gümüş işçiliği, çubukçuluk, çorap
örücülüğü, ve çakı-bıçak yapımcılığı en köklü el sanatlarıdır Bunlardan çorap
örücülüğü giderek önemini yitirirken, diğerleri günümüzde de sürdürülmektedir Sivas'ın çok
zengin kompozisyonlu ve renkli dokumaları ile kara kemik saplı bıçakları
ünlüdür
Dokumacılık :
Selçuklular döneminde başlayan
dokumacılık sonraki yüzyıllarda gelişmiştir Bunlardan bir dönem çok ünlü olan
şal dokumacılığı günümüzde yapılmamaktadır Sivas halılarının en önemli özellikleri tümüyle
yün, sık dokulu ince havlı olmasıdır Halının sık dokulu olması
için kirkit oldukça sert vurulur Bu arada esnekliği sağlamak için
ilmikler iki tarandıktan sonra özel ayarlı makaslarla kesilerek hav yüksekliği
ayarlanır "Eriş" denilen çözgü ipliği çok bükümlü ve incedir
Bu yüzden halılarda düğüm sayısı oldukça yüksektir
Selçuklu
halılarındaki geometrik bir düzenle yerleştirilmiş motiflerin oluşturduğu kompozisyonlar, geliştirilmiş biçimleriyle
günümüz Sivas halılarında da görülmektedir "Çeşmi bülbül, çamurlu, kuçlu, lalezar,
yılanlı" bunlar arasındadır Desenlerin kimileri kent adları, kimileri de sayılarla
anılır Sivas halılarının bir başka özelliği de zıt renklerden özenle
kaçınılmasıdır Halılarda en az 12 renk görülür Başlangıçta çok mat
olan bu renkler kullanıldıkça canlılık kazanır Lacivert, al ve tonları
yaygındır
Kilim dokumacılığı daha çok köylerde gelişmiştir
Seccade, divan, taban ve duvar tipi kilimler çok yaygındır Ayrıca
6-7 m kare büyüklüğünde kilimlere rastlanır Geçmişte Gürün, Şarkışla, Yıldızeli
ve Kangal'da dokunan kilimler renk ve desen açısından farklılık göstermekteydi
Bunlarda geometrik motiflerin yanında çeşitli figüratif motiflerde kullanılırdı
Teknik kaygılarla kilimlerde çoğunlukla geometrik motifler yeğlenir Al, yeşil,
mavi, kara ve turuncu en yaygın renklerdir
Çorap Örücülüğü :
Geçmişte Gürün'de çok gelişmiş
olan çorap örücülüğü günümüzde yitmeye yüz tutmuştur Burada tiftikten ince
görünümlü çorap örülürdü Kullanılan sitilize bitki, hayvan ve insan motifleri
dokuyanın iç dünyasını yansıtacak biçimde işlenirdi
"Yandım alamadım, yarimi
eller aldı Kakül ergen bıyığı, eli mektuplu, elif-be, aşık kirpiği,
gönül kilidi, katip çimciği ve civan kaşı" en yaygın motiflerdir
Çubukçuluk (Ağızlık Yapımcılığı) :
Çubukçuluk köklü el sanatlarından biridir Kişisel kullanım yada satış için
yapılan çubuklar günümüzde turistik bir değer kazanmıştır Ağızlık yapımında yörede
germişek yada karamuk denilen bir ağaç kullanılır Germişek çubukları istenilen
boyda kesilir, bunlar uzunluklarına göre "Lüleli, topcık başlı, yanma başlı,
ufak ağızlık, ufak lüleli ağızlık, arabalı ağızlık (birbirine geçmeli)" gibi
çeşitli adlar alır Tomruk makinesinde kabukları soyulan çubuklar tornaya bağlanır,
keski yatay yada dikey tutularak desenin dış çizgileri (konturlu) çizilir
Sonra kalemle (ince uçlu işleme ve kakma gereci) desenler oluşturulur
Bu işleme "nakış keskisi" denir İşlemleri bitirilen ağızlık kezzaba batırılır
Ateşe tuttuktan sonra zımparalanır Yeniden tornaya bağlanır ve matkapla ağız
bölümü (sigara konulan yeri) açılır Çakıyla yassılaştırılan bu bölümde kezzaba
batırma, kızartma ve cilalama işlemlerinden geçirilir
Süslemede
uygulanan bir başka teknikte ekin saplarının üzerine ibrişim yada ipek
sarılmasıdır uzunlamasına kesilmiş ekin sapları süslemenin yapılacağı bölümlere yerleştirilir Alt
ve üstlerden renkli ibrişim (yada ipek) sarılarak süslemeler oluşturulur Bu
teknik çoğunlukla yazı yazmada uygulanır İlde ilk ağızlığı Şeyh Aziz
Baba'nın yaptığı söylenir
Bakırcılık :
Bakırcılık
eski yaygınlığını yitirmiştir İl bakırcılığının en eski örnekleri Sivas müzelerinde
sergilenmektedir Külçe bakır önce küçük parçalar halinde silindirden geçirilerek inceltilir,
sonra biçimlendirilir Biçimlendirmede kazan ve sinilerde dövme, küçük kaplarda çekme
tekniği kullanılır Dövme tekniğinde bakır, ağaç tokmakla dövülür; çekme tekniğindeyse
istenilen tahta kalıplara göre tornada çekilir Süslemeler kakma yada çalma
tekniğiyle yapılır Kakma tekniğinin iki uygulama biçimi vardır Birinde motifler
kap üzerine kazılarak yada oyularak işlenir Diğerinde ise kabın üzeri
bal mumuyla sıvanır, motifler kalemle çizildikten sonra açılan oyuklara asit
dökülür Asidin bakır üzerinde oluşturduğu karalanmalardan yararlanılarak motif işlenir Çalma
tekniğinde motifler demir zımparalarla baskı yapılarak işlenir Yazılar, bitkisel ve
geometrik motifler en yaygın süslemelerdir Geometrik motiflerde geçmeli daireler, üçgenler,
dörtgenler; bitkisel motiflerde yaprak, lale, nar, nar çiçeği ve servi
kullanılır
Ustaların yapıtlarına adlarını, bir din büyüğünün adını yada
ayeti yazması gelenektir Ancak yazıyı motifler arasına yerleştirmek güç olduğundan
bu gelenek giderek kaybolmaktadır Bu tür süslemelere en çok Osmanlı
dönemi yapıtlarında rastlanmaktadır
Çakı-Bıçak Yapımcılığı :
Geçmişin gözde kılıçları, kılınççılar çarşısında yapılırdı Kılıcın yerini giderek daha
güçlü silahlar alınca, kılıç ustaları çakı-bıçak yapımına yöneldiler Günümüzde de
sürdürülen çakı-bıçak yapımı, eski yaygınlığını yitirmiştir Kentte bulunan bıçakçı atölyelerinde;
genellikle kılıç tipli bıçaklar, bağ bıçakları, büyük ekmek bıçakları, bir
iki üç ağızlı yada ustura ağızlı bıçaklar yapılır Kentin özellikle
kara saplı bıçakları ünlüdür Çakı ve bıçakların "namlu" denilen ağızları
çelikten sapları boynuzdan yapılır Ocakta kızdırılan çelik, örste dövülerek namlu
biçimi verilir İlk düzenlemeden sonra oluğu (tırnak oyuğu) açılır Yeniden
düzenlenir, su verip parlatılır Böylece namlu sapa takılacak hale gelir
Sap için çoğunlukla öküz, keçi ve koç boynuzu kullanılır Boynuz
istenilen boyutta kesilir, ısıtılarak mengenede düzeltilir, kalıplanır Sonra içi testereyle
oyulur Bıçak ustalarının "elde resim yapma" dedikleri son düzenlemeden geçirilir
Rendelendikten ve zımparalandıktan sonra namluya takılacak duruma gelir Namlu sapın
uç bölümünde açılan oyuğa yerleştirilir, delinerek çivilenir Çivi başları birer
pul konduktan sonra ezilir, çarkta parlatılır
|