07-11-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Pencerede Bekleyen Kadınlar
Anneanne bir saattir gözlerini cep telefonundan ayıramayan torununa baktı
Bekliyor musun?
Evet, dedi genç kadın, onu bekliyorum
Şöyle bir durdu anneanne, ayaklarını altına toplarken mırıldanır gibi konuştu
Biz pencerede beklerdik, dedi; pencereden bakan kadınlardık hepimiz 
Upuzun bir tarih yavaş yavaş silinip gidiyor muydu yoksa?
Şimdi o pencereler küçülmüş minik bir dijital ekranın içine sığışmıştı
Belli bir saat gelince gözler o ekrana odaklanıyor, ışığının yanması bekleniyordu
Zaten artık kimsenin dünyası pencereden görünenden ibaret değildi
"Dünya" ekrandı çoktandır
Televizyon ekranı, bilgisayar ekranı, cep telefonu ekranı 
Bu konuşma bana aktarılınca hemen aklıma Camille Laurens'in "Aşkın Romanı" adlı yapıtı geldi
O kitapta "pencerede bekleyen kadınlar" üzerine bir bölüm olacaktı, hatırlıyordum
Açtım, buldum O da ninesinden, anneannesinden ve annesinden söz ederek açmıştı konuyu
Şöyle anlatıyordu Camille Laurens 
"Pencerede bekleyen kadınlar soyunun üçüncü kuşağındanım Ninem bir şey yapmadan duramıyordu Camın yanında gözlerini kaldırmadan dikiş dikiyordu  Anneannem, öğleden sonraları en sevdiği koltuğunda oturur, pencereden dışarı bakardı Dizlerinin üzerinde örgüsü dururdu Ama o hiç kıpırdamadan otururdu Sanırım bir taraftan da düşünüyordu Hayatını, aşkı, bizi  
Sonra annemin, perdenin arkasından kulesindeki prenses gibi Andre'yi bekleyip gözetlediğine tanık oldum Pencerede çok kalmıyordu Annem onu merdivenin başında karşılıyordu
Bana gelince  
Ben tek bir kare cam için yanıp tutuşuyorum
Ah! Ayakta burnu cama dayalı dikilmiş annesini bekleyen bir çocuk gibi aşkı bekleyeceğim o pencere kenarını ve o zamanı bana bir verseler! "
Beklemek 
Başlı başına sevmektir
Hatta ne zaman ki erkek de beklemeye başlar; içindeki "dişi" yan ortaya çıkar; aşıktır kesin!
Ama erkekleri bir kenara bırakıp yine kadınlara dönelim; pencerede bekleyen kadınlara 
Bir yandan "yol gözleyen" bir yandan hayatı yeniden yeniden gözden geçiren kadınlar var mı hâlâ?
Gün içinde haberleşmeyi sürekli kılan, kimsenin birbirinden habersiz kalmasına izin vermeyen o aygıtlar var ya  
"Bekleme"yi kalbin derinliklerinden koparıp kısa endişelere indirgeyen o aygıtlar  
Belki de sevme ve sevilmeyi yeniden şekillendiriyorlar
Farkında mıyız?
Haşmet Babaoğlu
|
|
|
|