07-10-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Yaralıdır Can-İ Yüreğim
Yaralıdır Can-ı Yüreğim Yazısı - İclal Aydın Yazıları - İclal Aydın - Yaralıdır Can-ı Yüreğim Köşe Yazısı
Bakıyorum  Bildiğin kuş işte  Uçangillerden Sıradan  Bir sürü var gökyüzünde, ağaç dalında Ne kadar anlam yükleyebilirsin ki bir kanatlıya? Uçuyor, eee? Ben de yürüyorum, kavrıyorum Hem elimle, hem aklımla  Daha mucizevi kuşun yaptığına bakarsan  
Ama eğer aşka düştüysen o kuş bu kadar mı güzel gelir insanın gözüne?
O sıradan kuşlar, caddede akan arabalar, hatta elindeki megafonla bağıran şu enginarcı, mızıklayan çocuklar, süslü bezgin anaları, bütün şarkılar, bütün filmler bu kadar mı anlamlı, bu kadar mı şahane olur be kardeşim  
Kalbin biraz daha zorlasan şimdi boğazından dışarı çıkacak Yemeden içmeden kesilirsin Manasız, salak bir kelebek konar dudaklarına
Sürekli sırıtırken ya da her dokunaklı an için ağlarken bulursun kendini Bir “insanlık” gelir yerleşir üzerine Duyguda bir cömertlik, bir “ben mutluyum, herkes mutlu olsun” iyimserliği hasıl olur  
Her şey onun adıyla yer bulur, her şey onun gözüyle güzelleşir  
Gün içinde “yüz yirmi yedi bin altı yüz kırk üç” kere değişen ruh halleri içinde olmana ve gözünü telefondan alamamana rağmen nasıl olursa olur araya günlük işler de sıkışır  Sıkışır ama hakikaten  
Sırça camlara döner kalbin Kırılgan, alıngan  Bir cümle yeter kürek kemiğinde bir ağrıyla nefesinin kesilmesine İki küçük hece, bir tebessüm gelip kanat olurlar kalbine Sanki birkaç saat önce aşktan öleceğini zanneden sen değilmişsin gibi en az bir karış kesilir ayakların yerden  
Gözünü sevdiğim aşkın canına yandığım adrenalini  
Ne güzeldir  
“Alırım bu dünyayı tersine çeviririm ulan!” delikanlılığıyla yürürsün
Sonra “Ama bu aşk olmaz ki, olamaz ki, imkânsız, yok yok” diyerek dibin ne esnek, ne derin, ne soluksuz olduğunu gördüğün çöküşü yaşarsın Karanlık birkaç saatin ardından “ne olacaksa olsun be” rahatlığı yoklar sıklıkla adamı  
Aşk başkalaştırır dünyayı  
Ve güzel şeydir  
İyi bir şeydir 
Pis bir şeydir  
Acı bir şeydir  
Tutkulu, ağrılı, kavga ile sevişme arasında savuran bir şeydir  
Ve ne yazık ki bitimli bir şeydir
Ama o ilk günlere değen bir şeydir  Aşk için acı çekmek gibisi var mıdır be usta?
***
Hafta içi bir akşam üzeri  Araba kullanıyordum her zamanki gibi
Mecidiyeköy’de trafiğin tam ortasında kalmışım  CD çalarda “Söz - Müzik Ümit Sayın” albümü var  Suavi ile düet yapıyorlar  
“Ola ki vurulmuşum / senden beterim, yalnız  / Kurulmuşum dağ başına / nöbetteyim sevdalı” diyor Suavi  O sırada bir kuş uçuyor gökyüzünde  Nasıl güzel açıyor kanatlarını  Sesi açıyorum biraz daha  “Yaralıdır canı-ı yüreğim” diyorlar birlikte   
Hava güzel, gün batıyor  Trafik de umrumda değil, hatta o bile güzel  Müzik şiiri, şiir resmi, resim fotoğrafı, fotoğraf sinemayı besliyorsa  Ve bunların tümünün nöbetini bir tek aşk bekliyorsa  
Bir tek aşk  Ve nihayetinde bunların hepsi insan içinse 
Ey, aşkla beslenen insanoğlu  
Madem “Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da Hatta sevda yüzünden ölmek de  ” Madem yürekten eşlik ediyorsun şairin şiirine, aşk filmlerine eyvallah ediyorsun neden senin olmayan aşkı ayıplıyorsun?
***
Diyeceğim o ki  
Annem ve babamdan öğrendiğim en büyük ve ilk kural şudur: Hayatını namusunla kazan ve evladını alın terinle büyüt!!!
İkincisine yani aşka gelince Aşk sonsuz büyük bir yaşam sevincidir
Bulursan bırakma  Çünkü ölümsüzlük bir evlattan bir de aşktan gelir!
Sahi gelir mi?
Şarkı devam ediyor  “Beni bekle, seni ben alam  ” Bir kuş bu kadar mı güzel uçar kardeşim?
İclal Aydın
|
|
|
|