Yalnız Mesajı Göster

Cevap : Sivil İtaatsizlik

Eski 06-04-2009   #2
yesimciwciw

Cevap : Sivil İtaatsizlik



4 Mahatma GANDHİ (1869 - 1948)
Gandhi, Thoreau’nun görüşlerini eski Hint düşüncesi ahimsa (şiddetsizlik, tüm sevgi) ile bağdaştırmıştır Kabagüçsüz direnme biçimindeki siyasi eylem kuramı, bu temel üzerinde yükselir Ülkesinin dinsel felsefesi onun düşünsel omurgasıdır
Gandi’nin uyguladığı yöntem, pasif direniş yoluyla eylem yapmaktır Eylemlerine 1920 yılında, bütün Hindistan halkına, İngilizlere karşı işbirliği yapmama konusundaki çağrıları ile başladı İki taktik uygulamaktaydı İlki, vergi ödememe, mahkemelere karşı grev, okul, sivil ve askeri düzenlemeleri reddetmek; ikincisi, milli bağımsızlık isteğini her fırsatta dile getirmek Her iki yöntem de son derece başarılı olmuştur

Hermann Hesse, Gandhi için şu sözleri söylemiştir; “Sonsuz gibi görünen kimi gerçekleri bulduğu pek o kadar önemli değil Bunlara her köşede, bucakta rastlanır Asıl dikkate değer olan, O’nun bu gerçekleri hemen ve tavizsiz gerçekleştirmeye girişmesidir Ancak, başkalarına karşı bir takım talepler olarak değil, tersine kendi benliğinden ve arzularından vazgeçmek bahasına, bizzat kendisine karşı talepler olarak

Gandhi, determinist bir tarih anlayışını reddeder O’na göre; ‘insan özgür bir iradeye sahiptir Hiçbir şey onu istemediği bir şeyi yapmaya yazgılı kılamaz’ Gandhi, insanları bütünsel bir devrime çağırır Ancak, bir toplum üyelerinden daha iyi olamayacağından, işe bireyden başlamak gerekir O, dünyanın her yerinde uygulanabilir bir siyasal yöntem arıyordu Karşıtlarıyla ve kendilerine karşı savaşım verdikleriyle diyalog arıyor ve bunu hiç kesmemeye çalışıyordu Gandhi’nin en büyük başarısı, emperyalist egemenlik tutkusu içinde olan İngilizler’in bu arzularını yavaş yavaş zayıflatarak sıfır noktasına indirmek, onlara doğru yolu buldurmak olmuştur

Ülkesinde süregelen İngiliz sömürgeciliğini yıkmayı başaran Gandhi, insanlık tarihi için “şiddetsiz siyasal istemin” bir anıtı olmuştur
Gandhi’nin başarılarını şu şekilde özetleyebiliriz;
1 Kolonileşmiş toplumların kurtuluşunun acilen ve kabagüç kullanmaksızın gerçekleşebileceğini göstermiş olması;
2 Sivil itaatsizliğin, direnmenin yalnızca etkili bir aracı olmayıp, tersine toplumun iyileşmesinde felsefi temeli oluşturduğunu ortaya koymuş olması;
3 Bireyin diğerleriyle birlikte, hatta tek başına da, dünyanın toplumsal ve siyasi yapısının değişmesine yol açabilecek moral güçler geliştirebileceğini kanıtlamış olması Gandhi’nin varsa bir tek doğmasından sözedilebilir; “Şiddetsizliği Uygulamak” Şiddetsizliği uygulamanın yolunu da; “Yaşamı öylesine yalınlaştırmalı ki, kaba güç gereksiz olsun” şeklinde ifade etmektedir
Gandhi’nin şu sözleri onun ilkelerini özetlemektedir;
“…Satyagrahi toplum yasalarına aklını kullanarak, kendi özgür istemiyle boyun eğer Çünkü bunu kutsal bir görev bilir Ancak, toplum yasalarına bu şekilde titizlikle uyduktan sonradır ki insan, hangi kuralın iyi ve adaletli, hangisinin haksız ve adaletsiz olduğuna karar verebilir Ancak o zaman insan, çok iyi belirlenmiş durumlarda, bazı yasalara karşı boyun eğmezliğe başvurmak hakkını kazanabilir … Şuna inandım ki, bir halk yasalara uymamak yoluna başvurmak yeterliliğini kazanmadan önce, onun bütün gereklerini tümüyle öğrenmelidir … Hiç kimse öyle bulduğu için, mutlak biçimde haklı olduğunu ya da bir şeyin kesinlikle doğru olduğunu ileri süremez Özgür kararıyla yanlış bulabildiği sürece bu, ancak onun için yanlıştır Buna göre haksız olduğunu bildiği bir şeyi yapmaması ve her ne olursa olsun bunun sonuçlarına katlanması gerektiği ortadadır İşte bu, ruhsal gücün kullanılabilmesi için yegâne anahtardır
Vicdani konularda çoğunluğun yasası yetkili değildirBu sözleri hükmedilecek cezayı hafifletmek için söylemiyorum Amacım, bana yapılan uyarıya, yasaya olan saygısızlığımdan değil, varlığımızın o yüce yasasına, yani vicdanımızın sesine uyduğum için boyun eğmediğimi göstermektir


Gandhi’ye göre şiddetsizlik, hem onu kullananı hem de kendisine karşı kullanılanı kutsar “Günahtan nefret et, günahkardan değil” sözü, onun felsefesini ve ne derece engin görüşlü olduğunu açıkça göstermektedir
5 Martin Luther KİNG (1929 - 1968)
Amerika Birleşik Devletleri’nde ırk ve inanç ayrımına karşı büyük bir hareketin başlamasının öncüsü olan King, insanların içinde küllenmiş olan kardeşlik ve eşitlik ateşini yeniden yakmıştır Ölümünden sonra dahi, yaptığı mücadelenin etkileri sürmüş ve ırkçılığa karşı mücadelede önemli katkıları olmuştur Bu nedenle, 1964 Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştür
King’in 1963 yılında Washington’da yaptığı “I have a dream”(bir hayalim var) adlı söylevi, mevcut düzende değişiklik yapabilmek için, yasal çerçeve içinde sürekli çalışmak gerektiğini belirten, sözlü bir denemedir Bu söylevin bir bölümünü buraya aktarmak istiyorum

“Bir düş kurarım ben hep Bu düşte Georgia’nın kırmızı renkli tepelerinde, eski esirlerin oğulları ile, eski esir sahiplerinin oğulları kardeşlik sofrasında bir arada otururlar

Amerika’da siyah ve beyazların birbirini yediği, toplumsal hareketlerin tam ortasında söylenen bu sözler, sivil itaatsizliğin övgüsü niteliğindedir
Baptist rahibi olan King, vaazlarında ve yazılarında şunları söylemektedir
“Tüm insanlar, içinden kurtulmaları mümkün olmayan bir ortaklık ağına yakalanmış durumdadırlar; bir tek kader giysisiyle birbirlerine bağlıdırlar Birini doğrudan etkileyen ne varsa öbürünü de dolaylı etkiler Siz olmanız gerektiği gibi olmadıkça ben de, asla olmam gerektiği gibi olamam; ben olmam gerektiği gibi olmadıkça, siz olmanız gerektiği gibi olamazsınızSivil itaatsizlik, yaratmayı amaçladığı bunalım ve gerilim yoluyla, ısrarla müzakere masasına oturmaya yanaşmayan toplumu, sorunla yüzyüze gelmeye zorlar Sorunu daha fazla göz ardı edilemiyecek biçimde dramatik duruma sokarDünyanın en üstesinden gelinmez kötülükleri … yoksulluk, ırkçılık ve savaş üçlüsü bile, ancak şiddetsizlik yöntemleriyle ortadan kaldırılabilir Böylesine yerleşmiş ekonomik, siyasal ve sosyal kötülüklerin bile yok edilmesinde, kaçınılmaz ahlâki gerek, ancak sevgidir … Ben sevgiden söz ettiğim zaman, duygusal ya da zayıf bir cevaptan söz etmiyorum Ben tüm büyük dinlerin hayatta en yüksek birleştirici ilke olarak gördüğü o güçten söz ediyorum Her nasılsa sevgi, nihai gerçeğin kapısını açan anahtar olabilmektedir Hindu, Müslüman, Hıristiyan, Yahudi ve Budist inançların nihai gerçekle ilgili bu ortak inancı, Hazreti Yahya’nın şu sözleri ile özetlenmektedir; ‘Birbirimizi sevelim, çünkü sevgi Tanrı’dır Seven herkes Tanrı’dan doğmadır ve Tanrı’yı bilmektedir’ Şiddetsizliğin tam merkezinde sevgi ilkesi bulunmaktadır Şiddetsiz Militan, insan onuru uğruna verilen mücadelede, dünyanın baskı altındaki insanlarının asla hınçlanıp, nefret kampanyalarına kalkışmaması gerektiğine inanır Bir olaya aynıyla cevap vermek, evrende nefretin varlığını daha da yoğunlaştırmaktan başka işe yaramaz Hayat yolunda, nefret zincirini koparmaya birilerinin aklı ve ahlâkı yetmek zorundadır Bu da ancak sevgiyi hayatlarımızın merkezi haline getirmekle yapılabilir Sevgi, gerçek ve bir de gerekeni yapabilme cesareti; ömür boyu sürecek bu yolculukta bize yol gösteren temel rehberler olmak zorundadır"

V Çağdaş Gelişmeler

Dünya tarihi içinde savaşlarla geçen dönemler, ne yazık ki birer özgürlük arayışından çok, gündelik yaşamı sürdürebilme ve hatta yaşıyabilme mücadelesi ile geçen kayıp yıllar olmuştur İkinci dünya savaşının bitmesiyle birlikte dünyada yeniden özgürlük rüzgarları esmeye başlamıştır Daha çok genç insanların topluma karşı çıkma ve daha özgür yaşama istemleri ile ortaya çıkan bu akım, yaşamın her alanında giyimden müziğe, eğitimden aile yaşantısına kadar etkili olmuştur
Ortaya çıkan bu eğilim edebiyat, müzik ve sinema yoluyla coğrafi yakınlık çizgisinden başlıyarak dalga dalga tüm dünya ülkelerinde etkisini göstermiştir Batıda özgürlük sevinci ile başlıyan bu hareket ne yazık ki uyuşturucu batağında kendini bitirmiştir Ancak, düşünce özgürlüğü üzerinde olumlu etkileri olmuştur

Zenginleşmenin ve sanayileşmenin insanların mutluluğu için yeterli olacağı yönündeki inançlar, çevre kirliliği, yabancılaşma ve yalnızlaşma şeklinde yeni sorunlar olarak insanların karşısına çıkmıştır İnsanlık bir yerde ciddi bir hata yapmıştı İşte yirminci yüzyıl bu hatayı onarma yolundaki çabaların bir tarihi olarak kendisini ortaya koymuştur Çevre bilinci; var olan dünyanın şu an için elimizdeki biricik varlığımız olduğu; aslında sevgi ve paylaşmanın sınırlı insan ömrünün tek tesellisi olduğu artık anlaşılmıştı Bu manevi atılım ve istek ne yazık ki çoğu din tüccarı siyasiler tarafından kendi kısır emelleri için alet edilmekte, manevi açılım için yakalanmış olan bu fırsat dini doğmalarla boğulmaya çalışılmaktadır

Çevre bilinci insanlarda o kadar etkili bir hal almıştır ki, bu amaç için oluşturulan teşkilatlar siyasi partiler olarak yönetime katılabilmişler, güç kullanabilen derneklere dönüşmüşler, neredeyse birebir uluslararası alanda devletlerle mücadele edebilecek güce kavuşmuşlardır Bunun örneği olarak Green Peace ve Fransız devletinin nükleer denemeleri ile ilgili gelişmeleri örnek verebiliriz Fransa’nın Güney Pasifik adalarında yaptığı nükleer denemelerin, sadece o bölgeye değil, tüm dünyaya zarar verdiği herkes tarafından bilinmekte ve eleştirilmektedir Bu denemelerin durdurulması için “Onu en zayıf yerinden vur”, “Fransız Şarabı İçme” kampanyalarını örnek gösterebiliriz Green Peace kendi maddi olanaklarıyla bir reklam kampanyası başlatarak Fransa’nın en önemli ihraç ürünü olan şarabın satın alınmaması konusunda etkili bir uygulama başlatmıştır

Balinaların, fokların ve diğer soyu tükenmekte olan hayvanların avlanması konusunda da etkili sivil itaatsizlik girişimleri vardır Avcı derneklerine karşı da aynı çevre bilinci içinde yaklaşıldığını görmekteyiz Avcılığın bir spor olarak değerlendirilmesine şiddetle karşı çıkanlar aynı eleştirici tutumlarını kürk giyen şık hanımlara karşı da göstermektedirler Avrupa ve Amerika’da özellikle kendine bunu iş edinmiş guruplar, tiyatro, opera ya da şık restorant önlerinde hanımların kürklerine çıkmaz boya ile saldırıda bulunmaktadırlar Korkarım yakın bir gelecekte çevrecilerin vejeteryan kanatları kasap dükkanlarına saldırarak bu vahşi sergilenmenin ve katliamın durdurulmasını da isteyeceklerdir

Kaynak:hukukgentr

__________________





Alıntı Yaparak Cevapla