gülgüzeli
|
Isınamadım
Yollar uzadı ben yürüdüm, yollar uzadı ben yürüdüm
İnişlere, yokuşlara ısındım, irâdesiz ve isteksiz duruşlara ısınamadım
Mevsim kıştı, yollardan bile şarıl şarıl sular akıyordu Ben bu sularla konuştum
Bu mütevâzı akışa ısındım, kin ve haset dolu bakışa ısınamadım
Dağ başlarındaki koca taşlara ısındım, milletin sırtındaki vicdansız başlara ısınamadım
Derelerden, tepelerden dumanlar yürüdü Yeryüzünü, gökyüzünü karanlık bürüdü
Akşam vakti, bu dumanlar içinde esrarlı duygulara ısındım, katı buz kesilmiş beton binâlara, sır barındırmayan şehirlere ısınamadım
İlim, iman, vicdan; toprak, otlak, kuzu  Pek hoş, pek güzel
Cehâlete rezâlete, atâlete ısınamadım
Hep düşünceli, hep dumanlıydı benim başım
Düşüncesiz kaşlara, derinliksiz bakışlara ısınamadım
Dinlere ısındım, kinlere ısınamadım
Giyinenlere ısındım, görünenlere ısınamadım
Allah, iman, Kur'an ve vicdanla bağını koparmış gönüllere ısınamadım
Günahsız ellerini Allah'a açmış yavruların meleksi tavırlarına ısındım, yılışık mevlüthan bağırtılarına ısınamadım
Çocuksu mâsum bakışlara, çocukça konuşmalara ısındım, ihtiras dolu bakışlara, rol icâbı konuşmalara ısınamadım
Mütevâzı, mahcub tavırlara ısındım, kibir kokan hâllere ısınamadım
Söz yürekten geliyorsa, kaba da olsa pek hoş geldi bana Yalanlara, dolanlara ısınamadım
Yol yapanlara ısındım, rol yapanlara ısınamadım
Mâsum ve mahzun bakışlara, çâresiz akışlara ısındım, samimiyetsiz akışlara, dalkavuk alkışlara ısınamadım
Uykulara uzayan derin ve dalgın gözlere ısındım, ard niyetli, yapmacık gülüşlü yüzlere ısınamadım
Gözü yaşlı dervişlere ısındım, kasıntı kişilere ısınamadım
Hakperestlere ısındım, putperestlere ısınamadım
Müşfiklere (şefkâtlilere) ısındım, müşriklere ısınamadım
Hayretlere, gayretlere ısındım, gafletlere ısınamadım
Arama, bulma, bilme, bildirme gayretlerine ısındım, oyalama niyetlerine ısınamadım
Gönül insanına ısındım, günün insanına ısınamadım
"İlim bunu, Kur'an şunu, iz'an bunu, vicdan şunu söylüyor" diyen mert adamlara ısındım, içi başka bir lâf, dışı başka bir lâf eden resmi ve samimiyetsiz adamlara ısınamadım
Ana kuzuları, koyun kuzuları sürü sürü gelirdi Bereket evlere dolar, sevgi yüreklerden yükselirdi Kardeş kardeşe yardım eder, insan insanı kollardı Allah'a giden yollar hep bizim yollardı Herkes elinin emeğini yer, kimse elin (başkasının) emeğini yemezdi Elbiseler yamalı, ayakkabılar yamalı, lâkin kâlpler kalaylıydı
Bereket ve samimiyet dolu bu dünyalara ısındım, "dışları kalaylı, içleri vay vaylı" dünyalara ısınamadım
Mütevâzı, mahcûb çobanlara ısındım, emek sömüren kodamanlara ısınamadım
Çalışanlara ısındım, çalanlara çırpanlara ısınamadım
Alınterine, göznûruna ısındım, el çabukluğuna, göz açlığına ısınamadım
Çalışarak geçinenlere ısındım, yanaşarak geçinenlere ısınamadım
Gayretli karıncalara ısındım, leş kargalarına ısınamadım
Çilelere, yorgunluklara, dalgınlıklara, durgunluklara ısındım, dargınlıklara ısınamadım
Ter dökenlere ısındım, kan dökenlere ısınamadım
Can derdine koşan tavşana ısındım, avcıya da köpeklerine de ısınamadım
Beyin yıkama, istismar, köleleştirme içindi bütün çalışmalar Kula kulluğa götürüyordu bütün sistemler Biyolojik ve ruhsal kanunları gözardı eden ideolojilere tiksintiyle baktım
Köleliği alkışlayan şahsiyetsizlere ısınamadım
Çocukların bir damlacık yüreği, körpecik beyni üzerinde tasarrufa kalkan tâğutlara ısınamadım
İhânet ve zorbalıktı meydanlarda caka satan, sıcak, ıpıssız çöllerde Hâbiller, Hüseyinler yalnız kalmışlardı İhânet, zulüm ve kan kokan dünyalara ısınamadım
Merhametlere ısındım, saltanatlara ısınamadım
__________________
|