07-05-2008
|
#1
|
cansel
|
Uçağı Nasıl Kaçırdık...
Zülfü LİVANELİ
Önce Altan Öymen televizyonda söz etti, sonra da Mustafa Mutlu köşesinde andı ve ben o günlere geri gittim
Gözaltı günlerine, tutuklama günlerine
Hani Türkiye’de artık geride kaldığını sandığımız ama belli ki 21 yüzyıl sonunda bile gündemde olacak yöntemlere
12 Mart’ın en sıcak günlerindeydik Ankara’da yaşıyordum ama bir iş için İstanbul’a gelmiştim
Akay Sayılır’la birlikte bir dolmuşa binmiştik Dolmuşun radyosunda bir THY uçağının Sofya’ya kaçırıldığını duyduk Haberin bende yarattığı ilk tepkiyi hatırlıyorum: Amma da sertleşiyor işler diye düşünmüştüm
Deniz’lerin asılmasıyla ivme kazanacak olan korkunç bir süreçten geçiyorduk Bu ortamda bir uçak kaçırılması korkunç bir şeydi İsmet Paşa’nın oğlu Ömer İnönü de o uçakta rehineler arasındaydı
Dehşet içinde kalmıştım ama birkaç gün sonra elim ayağım bağlanıp, Ankara’da askeri cezaevine götürüleceğimi bilmiyordum daha
Bir süre neyle suçlandığımı bilmeden yattıktan sonra gözüme siyah bant vurulup, bilinmeyen bir yere sorguya götürüleceğimi de
Neyle suçlandığımı bilmeden alınıp kurbanlık bir koyun gibi Dışkapı’daki Yıldırım Bölge’ye götürüldüğümde; hatırlıyorum, yüreğim küt küt atıyordu
Acaba neyle suçlayacaklardı beni? Suçum neydi?
Sanattan, kültürden, kitaptan, müzikten başka bir uğraşım yoktu ki!
Koğuşa getirdiklerinde birçok arkadaşımı gördüm ve ancak orada anlayabildim ki uçak kaçırma ile suçlanıyoruz
Meğer radyoda kaçırıldığı haberini dinlediğim o uçağı biz kaçırmışız
Kimler yoktu ki bu davada! Altan Öymen, Emil Galip Sandalcı, Erdal Öz  Say sayabildiğin kadar
Hepsi de Türkiye’nin yüz akı, namuslu aydınları
Tek suçları askeri darbeye karşı çıkmış olmak
Daha önce yakalanmış olan arkadaşlar bana öğütler veriyorlardı: “Şimdi sana işkence yapacaklar, çok bağır Elektrik verildiğinde birkaç gün kan işersin, endişelenme, geçer ”
Böyle yararlı bilgilerle beni sorguya hazırlıyorlardı Günlerce, gecelerce bu sorguyu bekleyerek yaşadım “Sevdalım Hayat” kitabında anlattığım gibi işkenceden kurtulabilmek amacıyla kendimi bir ilaçla sakatlamayı bile göze aldım
Koğuş, işkenceden yaralı bereli getirilmiş olan, sürekli inleyen arkadaşlarla doluydu
Sonra bir gün koğuşun kapısına dayandılar Ellerinde kelepçeler ve siyah göz bantları vardı
Bir pikaba bindirip bilmediğim bir yerlere götürdüler
Orada iki subay sorguladı beni
Fiziki işkence görmedim
Aylar sonra nihayet askeri savcının karşısına çıkarıldığımda bana uçağı nasıl kaçırdığımı sordu
Ben de “yetişemedim kaçırdım!” dedim
cevap olur mu?” diye kızdı
Bütün cesaretimi toplayıp “böyle soru olur mu?” diyebildim “Benim uçakla muçakla ne alakam var!”
Böyle olaylar zordur, çok zordur
Ve bu ülkede bir gün herkesin başına gelebilir, herkesin!
Hiç kimse bunu unutmasın
__________________
worapsow adige
|
|
|