Konu
:
Cumhuriyet Dönemi
Yalnız Mesajı Göster
Cumhuriyet Dönemi
10-24-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Cumhuriyet Dönemi
Cumhuriyet Dönemi
CUMHURİYET DÖNEMİ
A) Cumhuriyetin İlanı ve Halifeliğin Kaldırılması:
1
Cumhuriyetin İlanı ve Mustafa Kemal Paşa'nın ilk Cumhurbaşkanı Seçilişi
2
Halifeliğin Kaldırılması ve Bunun Önemi
B) Partiler ve Çok Partili Döneme Geçiş Dönemleri:
1
Cumhuriyet Halk Fırkası
2
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Şeyh Sait Ayaklanması
3
Mustafa Kemal'e Suikast
4
Serbest Cumhuriyet Fırkası ve Menemen Olayı
C) İnkılabın Gelişimi Devlet ve Toplum Kurumlarının Laikleşmesi
1
Osmanlı Devletinde Hukuk
2
Din-Devlet ilişkisi ve Aşamaları
3
Türk Medeni Kanununun Kabulü ve Karakteri
D) Eğitim ve Kültür Alanında İnkılap Hareketleri:
1
Türk Harflerinin Kabulü
2
Tevhid-i Tedrisat Kanunu
3
Medreselerin Kaldırılmamsı
4
Eğitim-Öğretim Alanında Gelişmeler (Okullar Güzel Sanatlar ve Kültür alanında gelişmeler üzerinde durulması)
5
Yeni Tarih Anlayışı
6
Türk Dilinin Gelişmesi
E) Toplumsal Yaşayışın Düzenlenmesi :
1
Tekkelerin Zaviyelerin ve Türbelerin Kapatılması
2
Kıyafette Değişiklik
3
Soyadı Kanununun Kabulü
4
Ölçüler Saat ve Takvimde Değişiklik
5
Kadın Haklarının Kabulü
F) Ekonomik Alanda Gelişme:
1
Milli Ekonominin Kurulması :
a) Cumhuriyetin İlk Yıllarında Ekonomi
b) Milli Ekonomi İlkesi ve Uygulanması
c) Tarım (Köycülük siyaseti kooperatifçilik toprak reformu vergi sistemi üzerinde durulması)
d) Ticaret (Kabotaj hakkının açıklanması
)
e) Sanayi ve Madencilik
2
Bayındırlık Alanında Gelişme
3
Sağlık ve Tıp Alanında Gelişme
Atatürk inkılaplarının tümü bir bütün oluşturur
Birbirini tamamlarlar
Türk inkılabının amacı Türk halkını çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmaktır
Saltanat' ın kaldırılması (1 Kasım 1922) :
Nedenleri :
Milli mücadele sırasında İtilafçılarla beraber hareket etmişti
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” hükmü padişahlıkla çelişiyordu
Lozan barışı sırasında İtilafçılar sultanı da görüşmelere davet ederek Türk heyetinde ikilik yaratmak istiyordu
Bunun önüne geçilmesi gerekiyordu
* Bu nedenle saltanat 1 Kasım 1922’te kaldırıldı
M
Kemal Erzurum kongresinden itibaren cumhuriyete doğru gidişi ortaya koymuştu
Ancak ülke şartlarının buna elverişli olmaması nedeni ile bu amacını açıkça söylemiyordu
Kurtuluş Savaşı kazanılıp şartlar olanak verince 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet TBMM’nin kabul ettiği bir tasarı ile ilan edilmiştir
Halifeliğin Kaldırılması ( 3 Mart 1924 ) :
1-Halife peygamber ve Emeviler döneminde hem devlet lideri hem de ordu komutanı idi
Osmanlılara geçince daha çok İslam dünyasını birleştirici bir güç olarak kullanıldı
Ancak bu pek başarılı olmamış ve önemini kaybetmişti
2-Halife Türkiye’de de devlet işlerine karışmaya başlamış ve cumhuriyete karşı olanlarla iş birliği yapmaya başlamıştı
Bu nedenlerle 3 Mart 1924 yılında halifelik kaldırıldı
Devlet hizmetlerinin halka daha iyi ulaştırılabilmesi için Türkiye’nin idari teşkilatı yeniden düzenlendi
Merkezi idareye bağlı olarak Türkiye iller ilçeler bucaklar ve köylere ayrıldı
İle vali ilçelere kaymakam devletin temsilcisi olarak yönetici atanır
Türkiye’nin başkenti Ankara olarak belirlendi
Milli mücadelenin bütün çalışmaları burada yapılmıştı
TBMM burada açılmış ve çalışmıştı
Ulaşım haberleşme ve bütün diğer imkanlar açısından Türkiye’nin tüm bölgeleriyle bağlantılıydı
Ülaaai buradan kontrol etmek daha olanaklı idi
Atatürk yeni Türk Devleti’nde demokratik rejimi yerleştirmenin yolunun demokrasi olduğunu biliyordu
Bu nedenle siyasi yönetimin tam bir hür ortamda oluşturulabilmesi için halkın seçim hürriyetini sağlamak gerekiyordu
Demokrasi değişik fikirlerin varlığını kabul eder
Siyasi parti de aynı görüşü paylaşan insanların bir araya gelip oluşturdukları bir örgüttür
Kurtuluş Savaşı sırasında siyasi partiler yoktu
Herkes ülkenin kurtarılmasını istiyordu
Ancak savaştan sonra ve özellikle saltanatın kaldırılmasının ardından mecliste muhalifler arttı ve kendiliğinden iki grup oluştu
Seçimler yaklaşınca M
Kemal Cumhuriyet Halk Fırkası’nı kurdu(9 Ağustos 1923)
Bir süre sonra Atatürk’ün bazı arkadaşlarında fikir ayrılıkları başlamış ve onlar da kendi fikirlerini uygulamak üzere terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurdular
İlk başta iyi niyetle kurulan bu parti daha sonra cumhuriyete karşı olanların toplandığı bir odak haline gelmiş ve bu kişilerin çıkardığı bazı ayaklanmalara üzerine parti kapatılmıştır
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nda toplananlar saltanatın ve halifeliğin yeniden tesisi için çalışıyorlardı
Bunlar Diyarbakır ve Elazığ çevresinde Şeyh Sait İsyanı’nı çıkarmıştı
Bunun üzerine Takrir-i Sükun Kanunu çıkarılıp İstiklal Mahkemeleri kuruldu ve isyan bastırılıp elebaşıları İstiklal Mahkemelerinde yargılandı
M
Kemal’i saltanat ve halifeliğe dönüş için engel olarak görenler onu öldürmeyi tasarlamıştı
Ancak suikastçileri kaçıracak olan motorcunun bu amacından vazgeçip haber vermesi üzerine amaçlarına ulaşamadılar
1925-1930 yılları arasında inkılaplara devam ediliyordu
Ancak 1929’da yaşanan ekonomik bunalım M
Kemal’in ekonomik politikasını eleştirenler arttı
Bunun üzerine Atatürk farklı görüşler için başka partilerin kurulmasını istedi
Sonuçta Ali Fethi Bey tarafından Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu
Ancak bu parti de öncekinde olduğu gibi cumhuriyet rejimine karşı olanların toplandığı bir merkez haline gelince bu da kapatılmak zorunda kalınacak ve böylece ilk çok partili rejim denemeleri başarısız olmuştur
(1945 yılında ancak başarı sağla
)
Menemen olayı cumhuriyete karşı olanların halkın dini duygularını kullanarak çıkardıkları bir ayaklanmadır
Derviş Mehmet liderliğinde başlayan ayaklanmayı bastırmak isteyen Öğretmen Asteğmen Kubilay asilerce başı kesilerek şehit edildi
Ayaklanma daha sonra bastırılarak suçlulara gerekli cezalar verildi
Hukuk vatandaşların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen yazılı kuralların bütünündür
Hukuk alanında yapılan inkılaplar:
1-Anayasanın Kabulü (20 Ocak 1921) ( Teşkilat-ı Esasiye Kanunu )
Anayasanın Önemli Hükümleri:
a)Egemenliğin millete ait olduğu
b)Kuvvetler birliği(Yasama yürütme ve yargının TBMM’nde toplanması)
c)TBMM’nin devleti yönetecek en üstün organ olduğu
29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilanı üzerine anayasanın 1
maddesi “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” şeklinde düzenlendi
1924’te günün şartlarına göre 2
anayasa yapılmıştır
2-Türk Medeni Kanunu Türk Ceza Kanunu ve Türk Ticaret Kanununun Kabulü:
Türk Medeni Kanunu’nun Özellikleri:
Kadın ve erkek sosyal ve ekonomik olarak eşit hale getirildi
Tek eşlilik ve resmi nikah esası getirildi
Evlenmelerde iki tarafın isteği esas alındı
Kadınlara da boşanma hakkı tanındı
Böylece çocukların da hakları güvence altına alındı
Eğitim ve Kültür Alanında İnkılap:
1-Çağdaşlaşma ve Uygarlık: Çağdaşlaşma aklın ve bilimin ışığında yaşadığımız zamana ayak uydurmaktır
Atatürk’ün gelişim için rehber aldığı faktör bilim ve tekniktir
Atatürk Batı uygarlığını hedef gösterirken bilim ve teknolojideki ilerlemelerini kasteder
2-Milli Eğitim:
a)Tevhid-i Tedrisat(Öğretim Birliği) Kanunun Kabulü ve Medreselerin Kaldırılması:
Osmanlıların son zamanlarında iki türlü eğitim yapılıyordu
Birincisi bilimin ışığında eğitim veren Batı tipi okullar; ikincisi de din kurallarına göre ve dolayısıyla serbest düşünceye dayanmayan Medreseler
Bu ikilik toplumda iki ayrı düşüncede olan iki tip nesil yetiştiriyordu
Atatürk bilime dayanmayan Medreseleri kaldırarak toplumdaki ikiliğin önüne geçmiş oldu
Bugünkü Eğitim Sistemimizin Esasları:
Eğitim birliği
Kız-erkek eşitliği
Eğitimin tüm yurtta yaygınlaştırılması
Eğitimde uygulamaya ağırlık verilmesi
Programların ihtiyaçlara göre hazırlanması
Programların bilimsel olması
Saygılı sevgili ve sorumlu bir disiplin
Yetenekli ve mesleğini seven fertler yetiştirme
b)Yeni Türk Harflerinin Kabulü:
Osmanlılarda Arap alfabesi kullanılıyordu
Bu eğitim ve öğretimi zorlaştırıyordu
Tüm yurtta okur-yazarlılığın yaygınlaştırılması Latin alfabesine dayanan yeni Türk Alfabesi ile sağlandı
(1 Kasım 1928)
Türkler tarih boyunca bir çok devlet kurmuştur
Hun Göktürk Uygur Selçuklu Osmanlı Türkiye gibi
Bu devletleri kurarken gittikleri yerlerde Türk kültür ve uygarlığını da yaygınlaştırmışlardır
Atatürk’ün ilkelerinden milliyetçilik insanın tarihine bağlılığı da ifade eder
Atatürk milletine ve tarihine bağlılığını tarih alanındaki çalışmaları ile göstermiştir
Türk tarihinin gerçekçi bir biçimde araştırılması için “Türk Tarih Tetkik Cemiyetini” kurmuştur
Bugün bu kuruluş “Türk Tarih Kurumu” adını taşır
Atatürk tarih yazarlarının tarihi yapanlara bağlı kalmasını istiyordu
Yani tarihin gerçekçi bir biçimde yazılmasını ve böylece gelecek kuşakların doğru bilgilenip bundan gerekli dersleri çıkarmalarını savunuyordu
Atatürk birleştirici bir tarih anlayışına sahipti
İnsanın kendi tarihini bilmesi çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkabilmek için zorunludur
Çünkü tarih bilinci milli birliği oluşturur
Atatürk Türk tarihi ile övünmesinin yanı sıra sebepsiz yapılan savaşların bir cinayet olduğunu kabul ederdi
Bu da insan sevgisini gösterir
Yani kendi tarihimizle övünürken başka uluslara düşmanlık beslemeyi de reddediyordu
Atatürk milli birlik ve beraberliği sağlayan unsurlardan biri olan dil konusuna da önem vermiş ve Türkçe’nin geliştirilmesi için Türk Dili Tetkik Cemiyeti(Türk Dil Kurumu)’ni kurmuştur
Milli kültür manevi özellikler yaşayış ve davranış şekilleri ile düşünce birliğinden oluşur
Yani tüm değerlerimizden oluşur
Atatürk’e göre milli kültür mutlaka yükseltilmelidir
Aksi takdirde yok olur
Günümüzde bu daha iyi hissedilmektedir
Zira geri kalan ulusların kültürü güçlü ulusların kültürüne yenik düşmektedir
Çağdaş kültüre sahip olmak bilim sanat ve teknoloji düzeyine kültürünü yükseltmekle mümkündür
Güzel sanatlar uygar olmanın belirtisi ve kültürlü insan yetiştirmede bir eğitim aracıdır
Güzel sanatlardan Atatürkçülüğün amacı insanlar arasında sevgiyi geliştirmesi gelecek kuşaklar için çalışılması ve kalıcı eserler verilmesidir
Sanatçı bunu başardığı oranda ulusuna ve insanlığa hizmette bulunmuş olur
Zira sanatkar insanlığın ortak değeridir
Gerçek anlamda halkı için çalışan sanatçıya Atatürk büyük önem vermiştir
Bunu da “Hepiniz milletvekili olabilirsiniz bakan olabilirsiniz; hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz fakat sanatkar olamazsınız
” Sözüyle ifade etmiştir
Toplumsal alanda yapılan başlıca inkılaplar ve düzenlemeler:
1-Din kurumlarının düzenlenmesi: Tarikat Tanrı’ya ulaşmak için izlenen yollardan her birine denir
Tarikat mensuplarının toplandıkları yere tekke küçüğüne de zaviye denir
Zamanla bu tarikatların gerçek amacından uzaklaşıp cumhuriyete karşı faaliyetlere başlayınca tekke ve zaviyeler ile türbeler çıkarılan bir kanunla kapatıldı(1925)
2-Kıyafette değişiklik: Atatürk yaptığı inkılaplarla yarattığı yeni insanın dış görünüşü ile de uygar insanlar sınıfına katılmasını istedi
Bu amaçla kılık ve kıyafette de düzenleme yapılarak bugünkü kıyafet anlayışını getirdi ve şapka kanunu çıkarıldı
Dini kıyafetlerin giyimi de sadece ibadet yerleri ile sınırlandırıldı
3-Takvim saat ve ölçülerde değişiklik: Cumhuriyetten önce Hicri ve Rumi takvimler kullanılıyordu
Ancak bu farklılık devlet işlerinin yürütülmesi ve diğer devletleriyle olan ilişkilerde zorluklar çıkarıyordu
Bu yüzden Miladi Takvim getirildi
(1926)
Saat durumu ise önceleri Güneş’in doğuşuna göre yapıldığından ülkede zamanlamada birlik sağlanamıyordu
Bu karmaşayı önlemek için milletler arası saat sistemi kabul edildi
Ölçü alanında da değişiklikler yapıldı
Önceleri kullanılan arşın endaze okka gibi birim ölçüleri yerine metre kilo ve litre gibi bugünkü ölçüler getirildi
Böylece ticari alana bir düzen ve buna bağlı bir canlılık getirildi(1931)
4-Soyadı Kanunu: Osmanlı devletinde insanların soyadı olmayıp genellikle isimlerinin yanında lakap baba adı ayrıcalık ifade eden bazı unvanlarla anılırdı
Ancak bu nüfus askerlik tapu okul adalet ticaret gibi işlerde karışıklıklar çıkarıyordu
Bu karışıklığın önüne geçmek için 1934 yılında Soyadı Kanunu çıkarıldı
Bu kanunla aile gülünç ahlaka aykırı olmama ve Türkçe olma şartı ile istediği soyadını alabilecekti
5-Kadının Sosyal ve Siyasal Hakları: İlk Türk devletlerinde kadının yeri önemliydi
Erkek ile eşit ve toplumda söz sahibiydi
İslamiyet ile beraber Arap kültürü etkili olunca Osmanlılarda kadının yeri gerilemeye başladı
Erkek egemenliği altına alındı
Haklarını kaybetti
Cumhuriyetle beraber kadın-erkek eşitliğini yeniden sağlamak için bir takım düzenlemeler yapıldı
Cumhuriyetle beraber kadının elde ettiği bazı haklar şunlardır: Seçme-seçilme miras boşanma okuma ve meslek sahibi olma gibi
Sağlık alanında da önemli adımlar atıldı
EKONOMİK ALANDA GELİŞMELER :
Ekonomi: İnsanların üretim pazarlama ve tüketim alanında yaptıkları etkinliklerin tümüdür
Osmanlı ekonomisi 1750’lerden itibaren çöküşe geçmiştir
Başlıca sebepleri ise kapitülasyonlar sanayinin gelişmemesi sürekli savaşlar tarımın bozulması ve dış borçlar idi
Cumhuriyet döneminde ekonominin düzeltilmesi askeri zafer kadar önemliydi
Çünkü Atatürk’ün belirttiği gibi siyasi bağımsızlık ekonomik bağımsızlıkla tamamlanması gerekir
Yeni Türk Devleti’nin ekonomi politikası İzmir İktisat Kongresi’nde belirlenmiştir:
Öncelikle milli kaynaklardan yararlanılacaktır
Üretici korunacaktır
Sanayi ve ihracat geliştirilecektir
Özel girişimciler desteklenecektir
Çiftçilerin desteklenmesi için bankacılık geliştirilecektir
Tarım alanında yapılan başlıca etkinlikler:
Köylüyü rahatlatmak için “aşar” vergisi kaldırıldı
Ziraat Bankası aracılığı ile çiftçilere kredi sağlandı
Kooperatifçilik geliştirildi
Tarımda makineleşmeye önem verildi
Verimi arttırmak için tohum ıslahı ve çiftçinin eğitilmesine önem verilmiştir
Ticaret alanında yapılan etkinlikler:
Cumhuriyet öncesi ticaret azınlıkların elindeydi
Türk milletini ticarette etkin kılmak için:
1-Bankacılığa önem verilerek ilk özel banka olan İş Bankası kuruldu
2-Tüccarlara kredi sağlandı
3-Türk limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkı(Kabotaj hakkı) Türk denizcilerine verildi
Sanayi alanında yapılan etkinlikler:
Devlet sanayi kuruluşlarını kurarken özel girişimciler de desteklendi
1933 yılında “devletçilik” ilkesi uygulanarak girişimcilerin yapamadığı yatırımlar yapıldı
1939’da Karabük demir-çelik fabrikası kuruldu
Madencilik faaliyetleri için MTA Enstitüsü kuruldu
Bayındırlık alanında : özellikle ulaşıma önem verilerek demir ve kara yolları geliştirildi
Liman ve hava alanları yapılıp hizmete sokuldu
Şehirlerin modernleştirilmesi için çalışıldı
TÜRK ORDUSU VE MİLLİ SAVUNMA
Türk Ordusu ve Milli Savunma
Türk devletlerinin kuruluş ve yıkılışlarında ordu genellikle birinci derecede rol oynamıştır
Türk ordusu gerektiğinde milletle bir bütün oluşturmuştur
Bunu en iyi örneği de Kurtuluş Savaşı’nda verilmiştir
Türk ordusunun temeli disiplin cesaret ve vatan sevgisine dayanır
Bugün TSK dört ana bölümden oluşur:
Kara Kuvvetleri Komutanlığı
Hava Kuvvetleri Komutanlığı
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı
Jandarma Genel Komutanlığı
Türk ordusunun görevi anayasada belirtildiği gibi “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni iç ve dış tehlikelere karşı korumak ve kollamaktır”
Ayrıca gerektiğinde doğal felaketlerde de halka yardım eder
Milli savunma Milli Savunma Bakanlığı’nca yürütülmektedir
Ordunun beslenme barınma silah araç-gereç ihtiyacının giderilmesi ve askerlik işleri bu bakanlığın görevidir
Ordunun savaşa hazırlanması ise genel Kurmay Başkanlığı’nca yürütülür
TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN DIŞ SİYASETİ
1
Nüfus Mübadelesi
2
Yabancı Okullar Sorunu
3
Irak Sınırı ve Musul Sorunu
4
Milletler Cemiyeti ve Milletler Cemiyetine Girişimiz
5
Balkan Antantı
6
Montrö Sözleşmesi
7
Sadabat Paktı
8
Hatay Sorunu ve Sonucu
Milli dış politikamız: Atatürkçü düşünce sisteminin esasları doğrultusunda barışçı bir yönde oluşturulur
Milli dış politikamızın dayandığı başlıca esaslar:
Öncelikle milli gücümüze dayanmak ve bağımsızlığımızı üstün tutmak
Milli sınırlar içinde kalmak
Gerçekçi ve barışçı olmak
Uluslar arası ilişkilerde eşitliğe dayanan ilişkiler kurmak
Milli politikayı yürütürken iç teşkilatı dikkate almak
Başka devletlerin politika ve yönetim sistemlerinden etkilenmemek
Bilim ve teknolojiyi rehber kabul etmek
Atatürk dış ilişkilerde özellikle bağımsızlığımızın zedelenmemesine dikkat edilmesini istemiştir
Çünkü Atatürk’e göre bağımsız olmayan devlet gerçekte devlet değildir
Atatürk’ün önem verdiği ikinci ilke de ilişkilerin mutlaka barışçı yoldan sürdürülmesi olmuştur
Bunu da “ Yurtta barış dünyada barış” ilkesiyle açıklamıştır
Musul Sorunu ve Sonucu:
Musul sorunu Lozan Anlaşması’nda çözülememişti
Daha sonra İngiltere ile yapılacak görüşmelerde çözülmesi kararlaştırılmıştı
1924’te başlayan görüşmelerde İngiltere Musul’un Irak’a ait olduğunu belirtiyordu
Gerçekte amacı Irak’ın kendi sömürgesi olduğundan buradaki petrol yataklarına sahip olmaktı
Hatta Musul’un yanı sıra Hakkari’nin de Irak’a katılması gerektiğini belirtiyordu
İlk başta görüşmelerden sonuç alınamamış ve sorun İngiltere tarafından Milletler Cemiyeti’ne götürülmüştür
Bu arada İngilizler Türkiye’yi iç işlerinde uğraştırmak için ortaya çıkan Şeyh Sait Ayaklanması’nı desteklemiştir
Türkiye Milletler Cemiyeti ve Lahey Adalet Divanı kararlarını reddetmiştir
İkinci defa İngiltere-Türkiye arasında görüşmeler başlamış ve sonuçta 5 Haziran 1926’da varılan anlaşmaya göre bugünkü sınırımız çizilmiştir
Musul Irak’a bırakıldı
Ancak Irak elde ettiği petrolün %10’luk bölümünü 25 yıl süre ile Türkiye’ye verecekti
Montrö Boğazlar Sözleşmesi :
Lozan Anlaşması ile Boğazların her iki yakası askersiz bırakılıyor ve yönetim uluslar arası bir komisyon tarafından sağlanıyordu
Türkiye bu şartları devletlerin silahsızlanmaya gitmesi şartıyla kabul etmişti
Ancak devletlerin 1933’ten sonra hızla bir silahlanma yarışına girmesi Almanya’nın Ren bölgesine girmesi Japonya’nın Mançurya ve İtalya’nın Habeşistan’a saldırması Türkiye’yi de kendi güvenliği açısından Boğazlar konusunda harekete geçirdi
Lozan Anlaşmasını imzalayan ülkelere bir nota gönderen Türkiye İsviçre’nin Montrö kentinde bir konferansın toplanmasını sağladı
Burada imzalanan sözleşmeye göre;
1
Boğazlar Komisyonu kaldırılıp görevleri Türkiye’ye verildi
2
Boğazları her iki yakasında Türkiye asker bulundurabilecekti
3
Ticaret gemileri Boğazlardan geçebilecektir
4
Savaş gemilerinin geçişi için bazı sınırlamalar getirildi
5
Türkiye savaş durumunda savaş gemilerinin Boğazlardan geçişi konusunda serbesttir
Balkan Antantı
I
Dünya Savaşı’ndan sonra dünya barışının sağlanamaması ülkelerin 1933’ten sonra silahlanmaya gitmesi Almanya’nın Balkanları hedefleyen politikaları Türkiye ve Yunanistan’ı telaşlandırmış ve bunlara Yugoslavya ve Romanya’nın da katılması ile dört ülke arasında Balkan Antantı imzalanmıştır
Amaç sınırları güvence altına almak ve tehlikeleri önlemektir
Ayrıca ekonomik alanda da işbirliği sağlanacaktı
Sadabat Paktı
1935 yılında İtalya’nın Habeşistan’a saldırması Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’yu tehliaaae düşürmüştü
Bu yüzden Türkiye İran Irak ve Afganistan bir araya gelerek birbirlerinin güvenliklerini sağlayıcı işbirliği gidip aralarında Sadabat Paktı’nı imzaladılar
Hatay Sorunu ve Sonucu:
20 Ekim 1920’de Fransa ile imzalanan Ankara anlaşması ile Türkiye-Suriye sınırı çizilmiş ve Hatay Fransa’nın mandası altında kalmıştı
Burada yaşayan Türklere hakları verilmişti
Ancak Fransa’nın buradaki mandasını kaldırması üzerine Hatay yeniden gündeme getirilmiştir
Konu Milletler Cemiyeti’ne götürülmüş ve Türkiye-Fransa arasında görüşmeler başlamıştı(1936)
Sonunda 2 Eylül 1938’de bağımsız bir Hatay Devleti kuruldu
Ancak bu durum uzun sürmemiş ve Hatay meclisinin aldığı bir kararla Hatay ülkemize katıldı(1939)
Hatay’ın ülkemize katılmasında Atatürk’ün üstün çabası etkili olmuştur
Barış yoluyla kazanılmış siyasi bir başarıdır
Jeopolitik: Bir devletin ekonomik coğrafi siyasal ve stratejik özelliklerinin dış politikayı etkilemesidir
Türkiye sahip olduğu coğrafi konum uluslar arası politikaları etkileyen özelliklere sahiptir
Bunların başlıcaları:
Türkiye’nin Asya Avrupa ve Afrika’yı birleştiren stratejik bir konumda olması
Boğazlar sayesinde deniz ticaret yollarına hakim olması
Batı ile Orta Doğu arasında bir köprü durumunda olması
Bir dünya savaşı ihtimalinde çok önemli bir coğrafi konumda olması
Zengin eski uygarlıkların mirasına sahip olmasıdır
Türkiye’nin bu önemi güçlenmemizi istemeyen bazı devletleri aleyhimizdeki bazı faaliyetleri desteklemekte ve gelişmemizi engellemeye çalışmaktadırlar
Bu amaçla iç ve dış tehdit unsurlarını desteklemektedirler
Özellikle terörizm faaliyetlerini destekleyerek hem Türkiye’yi içten çökertmeye çalışmakta hem de kendilerine silah pazarı yaratmaktadırlar
Bu şekilde davranan devletler terörizmin yayılmasına en büyük katkıyı yapmış olmaktadırlar
Bunun yanı sıra bazı devletler geçmişte yaşanan bazı olayları günümüzde gerçek dışı bir durumda ortaya çıkarmakta ve uluslar arası ilişkilerimizi bozarak bizi zor durumda bozmaya çalışmaktadırlar
Ermeni soykırımı iddiası bu amaçla kullanılmaktadır
Bütün bu tehditlerin önüne geçmek ve sahip olduğumuz stratejik avantajları korumak toplum olarak birlik olmamız ve her alanda güçlenme çalışmaları yapmamızla mümkündür
ATATÜRKÇÜLÜK - TÜRK İNKILABININ DAYANDIĞI İLKELER VE TÜRK İNKILABININ NİTELİKLERİ
A) Temel İlkeler:
1
Cumhuriyetçilik
2
Milliyetçilik
3
Halkçılık
4
Laiklik
5
Devletçilik
6
İnkılapçılık
7
Bütünleyici İlkeleri
8
Milli Egemenlik
2
Milli Birlik ve Beraberlik Ülkü Bütünlüğü
3
Özgürlük ve Bağımsızlık
4
Yurtta Barış Cihanda Barış
5
Bilimsellik ve Akılcılık
6
Çağdaşçılık ve Batılaşma
7
İnsan ve İnsanlık Sevgisi
Türk İnkılabının Nitelikleri :
Atatürkçülük: Atatürk’ün devlet fikir ekonomik hayat ve devlet kurumlarını ilgilendiren görüş ve ilkelerinin bütünündür
Atatürkçülüğün Oluşmasına neden olan başlıca etkenler:
Osmanlı Devleti’nin yönetim şeklinin(Mutlakıyet) günün şartlarına uymaması
Fransız İhtilali’nin etkisi ile ülkenin dağılışının gittikçe hızlanması
Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki bilimsel ve teknolojik gelişmeleri izleyememesi
I
Dünya Savaşı sonunda vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığının tehliaaae düşmesi
Osmanlı padişah ve hükümetlerinin olaylar karşısında çözüm üretememeleri
Atatürkçülüğün başlıca amaçları:
Tam bağımsızlık
Toplum refahını sağlama
Millet egemenliğini sağlama
Akıl ve bilimi rehber kılma
Türk milletini çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma
Atatürkçülüğün Nitelikleri:
Milletin ihtiyaçlarından kaynaklanmış olması
Hayalci olmaması
Bir bütün olarak Atatürk ilklerine dayanması
Akıl ve bilimi rehber kabul etmesi
Düşünce ve vicdan hürriyetine saygılıdır
Milli birlik ve bütünlüğe önem vermesi
Barışçı olması
Atatürkçü Düşüncede Özellik Taşıyan Önemli Yaklaşımlar:
Atatürkçü düşünce kişinin hak ve hürriyetlerini koruyucu bir anlayışa sahiptir
Uluslar arası düzeyde kabul edilen tüm hak ve özgürlükler Atatürkçü düşüncede yer alır
Atatürkçü düşünce hürriyeti her ilerlemenin anası kabul eder
Atatürkçü düşünce devleti kişinin hak ve hürriyetlerinin korunmasından sorumlu tutar
Kişi hak ve hürriyetlerine karşı kişi vatandaşlık ödevleriyle yükümlü olur
Atatürk İlkeleri:
Atatürk’ün inkılaplarını gerçekleştirirken uyguladığı yöntemlerin dayandığı esasların sistemidir
Atatürk İlkelerinin Amaçları:
Türk toplumunu aklın ve bilimin rehberliğinde uygarlık düzeyine çıkarmak
Türk toplumuna mutlu bir yaşam sağlama
Bağımsız ve güçlü bir Türkiye yaratmak şeklinde özetlenebilir
Atatürk İlkelerinin Ortak Özellikleri:
Sorunları akıl ve bilimin kurallarına göre çözmeyi öngörür
Kişinin hak ve özgürlüklerini korur
Demokratik kurallara uymayı esas alır
Başkasına özenerek veya taklit ederek belirlenmemiş toplumun ihtiyaçlarından doğdu
Atatürk ilkleri bir bütün olarak değerlendirilir birbirini tamamlayıcıdır
Atatürk İlke ve İnkılaplarının Dayandığı Esaslar:
Vatan ve millet sevgisi
Milli egemenlik
Bağımsız ve özgür düşünce
Milli birlik
Ülkenin bölünmezliği
Türk toplumuna inanma ve güvenme
Atatürk İlkeleri:
a)Cumhuriyetçilik:
Egemenliğin sahibinin millet olduğu bir yönetimdir
Temsili demokrasiyi esas alan bir yönetimdir
Milletin seçtiği temsilcilerden oluşan TBMM son söz yetkisine sahiptir
Millet temsilcilerini değiştirebilir
Atatürk Gençliğe Hitabesinde cumhuriyetin korumalığını Türk gençliğine vermiştir
b)Milliyetçilik:
Milleti sevmek ve milli çıkarları her şeyden üstün tutmayı öngörür
Vatandaşlar arasında hiçbir ayrım yapmaz birlik ve beraberliğe dayanır
Vatanın bütünlüğünü ve bağımsızlığını esas alır
Tüm vatandaşları Türk olarak kabul eder
Irkçılığı reddeder
c)Halkçılık:
Türkiye vatandaşı olan herkesi kanun önünde eşit sayar
Halkın devlet yönetimine eşit katılımını sağlar
Siyaset ve yöneticilerin halk için çalışmasını öngörür
Halkı bir bütün kabul ettiği için sınıf ayırımını reddeder
d)Devletçilik:
Atatürk’ün ekonomik görüşlerini ifade eder
Ekonomik kalkınmada özel teşebbüsün yanı sıra devletin de yatırımları yapmasını öngören karma sistemi esas alır
Sosyal güvenliğin sağlanmasını devletin görevi olarak görür
e)Laiklik:
Din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını ön görür
Din ve vicdan özgürlüğünü sağlar
Dini inançları kullanarak halkın sömürülmesinin önüne geçer
Devlet yönetiminde aklın hakim olmasını ister
Dinde de serbest düşüncenin ve araştırmanın önünü açar
Toplumun inancında hoşgörünün hakim olmasını sağlar
Dinin gerekleri için hizmet edilmesini de sağlar
f)İnkılapçılık:
Yeniliği esas alır
Sürekli yeniliklere açık olmayı ister
Yeniliklerle toplumun ihtiyaçlarının karşılanmasını amaçlar
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul