|
Prof. Dr. Sinsi
|
Kağıt Taş Kumaş/Murathan Mungan
Kağıt Taş Kumaş
Murathan Mungan
Metis Yayınları, İstanbul 2007, 99 sayfa
Murathan Mungan'ın Mezopotamya Üçlemesi'ni oluşturan Mahmud İle Yezida, Taziye ve Geyikler Lanetler ile Bir Garip Orhan Veli oyunlarına 2007'de yeni bir kitap eklendi: Kâğıt Taş Kumaş Üç perdeden oluşan bu kitap da "tiyatro oyunları okunamaz" görüşünü bir kez daha geçersiz kılacak Tiyatro tutkunlarına olduğu kadar tüm edebiyat severlere de hitap eden bir niteliği var
KİTAPTAN:
AÇILIŞ SÖZÜ
Kumaşların kaderi yoktur, giysilerin kaderi vardır Kesilmiş, biçilmiş, dikilmiş kumaşlar, kesilip biçildikçe; biçilip dikildikçe kader kazanırlar Gövdemize yerleştikçe bizden bir kendimiz yaparlar Bize benzese de, benzemese de zamanla kendimiz sandığımız biri çıkar ortaya Kumaş ete kaynadıkça Parça parça
Biz dediğimiz zaten nedir ki? Kimdir? Etinden, kumaşından, var olduğu zamanın töresinden bağımsız bir biz var mıdır ki!
Biz yapılır
Ben demeye, biz demeye başladıkça
Ben, bir yapımdır
Bunu önce giysiler anlatır
(Kısa sessizlik )
Parça parça
(Yukarıdaki sözler ister yazılı olarak yansıtılsın, ister banttan ses olarak verilsin, ister birilerine söyletilsin; koral seslendirilsin, kitaptan okunsun ya da bambaşka bir biçimde değerlendirilsin; yazarın açılış sözüdür )
KUMAŞLARIN KADERİ
Sahne zemini kemik rengi, uçuk pembe, ağarmış kül, kirli beyaz kumaş
Düzlük Uçsuzluk Çölsü bir boşluk duygusu uyandırması gereken ucu açık bir belirsizlik Çirişsi bir doku
Kuşku uyandırıcı uzun bir sessizlikten sonra  
Geride mavi gökyüzü, ağır ağır yükselen birkaç bulut parçası belki
Oyun alanının bir ucundan diğerine gerili bir ipin üzerinde, ipin ve sahnenin tam ortasında, güneşte kurumaya bırakılmış gibi asılı duran, uzun kollu, önü açık iki uzun giysi görülür Sonra hafif bir rüzgâr çıkar Giysiler, sesi giderek yükselen rüzgârda uçuşarak çırpınırlar; renkleri havaya karışır
Sonra İki kişi girer Erkektirler Çıplaktırlar Gelir giysilerin önünde dururlar Giysileri, asılı oldukları ipten indirmeden; hüner gerektiren stilize hareketlerle bir gösteri yapar gibi giyinir; sonra aynı hünerli hareketlerle mandallardan, ipten kurtulup sahne üzerinde belli bir hedefe gidiyormuş gibi yürümeye başlarlar Etekleri bir ucundan birbirine düğümlenmiştir; birbirlerine etekleriyle ve yollarıyla bağlıdırlar; dolayısıyla adımları, yürüyüşlerinin tartımı, birbirini kollar
Zaman zaman açıp kapayan güneşin ve bulut gölgelerinin altında, çaba ve bilgelik gerektiren bir yol katediyormuş gibi, oyun alanında geniş bir kavis çizdikten sonra vardıkları yerde açık duran bir kitap bulurlar Yerde açık bir kitap
PERİAKTOİ
Birinci Kişi, eline aldığı bu büyük boy kitaptan "periaktoi" sözcüğünün anlamını yüksek sesle okurken, diğeri sahne zemininden söküp, kazıp, koparıp aldığı basit malzemelerle bir "periaktoi" yapar Yüzü kendi içine kapanmışken, bedeni göstermeci hareketlerle yaptığını bize gösterir Tarihin, zamanın gösteremedikleriyle gösterir
Birinci Kişi, konuşmaya başladığında, üzerlerine geçip giden bulutların gölgesi düşer
BİRİNCİ KİŞİ � Periaktoi, tiyatro tarihinin ilk dekoru sayılır Basit bir üçgen prizmadır aslında Yapımı kolaydır Sıradan bir ahşap malzemeyle çatılan bu üçgen prizmayı ayakta tutacak, bir direğe gereksinim vardır Bu direğin ekseni etrafında dönen kumaş kaplı üç yüzeyin her birine, ayrı bir mevsimin, zamanın ya da mekânın resmi çizilir, betimlenir Oynanan oyunun gerektirdiği zamanın, mevsimin, mekânın resmi  Periaktoi, kendi ekseni etrafında dönerken, sırayla mevsim, zaman ya da mekân değişir Bazen bir kır manzarası, bazen sarayın önü, bazen şehrin meydanı olur Tiyatro tarihinde ilk dekor sayılagelen bu ilkel üçgen prizmaya, Antik Yunan'da "periaktoi" denir
Konuşması bittiğinde bulutlar da diner Açık gökyüzü
İKİNCİ KİŞİ � Benim şu anda yapmakta olduğum işte budur
BİRİNCİ KİŞİ (Elinden kitabı bırakır,) � Ham gerçek herkesçe bilinir
İKİNCİ KİŞİ (Kitabı yerden alır,) � Ama her seferinde yeniden söylenir
BİRİNCİ KİŞİ � Hemen her şey Antik Yunan'da söylenmiştir aslında Gerisi tekrardır
İKİNCİ KİŞİ (Elinden kitabı bırakır,) � Geriye birkaç şey kalmışsa eğer, onları da Shakespeare söylemiştir zaten
BİRİNCİ KİŞİ (Kitabı yerden alır,) � Bugün artık her şey yalnızca tekrarın bilgisidir
İKİNCİ KİŞİ � Kendi ekseni etrafında dönen dünyanın en sevdiği şey, kendini tekrar etmektir Periaktoi, dünyayı taklit eder yalnızca Döne döne tekrar eder
BİRİNCİ KİŞİ (Elinden kitabı bırakır,) � Ama üç yüzey, üç boyut değildir
İkisi de dizleri ve elleri üstünde yere çökerek aynı anda kitabı okurlar:
BİRİNCİ VE İKİNCİ KİŞİ � Tekrar, yüzeyleri dalgalandırır, boşlukları doldurur, âlemlerin birbirine açılan kapılarından geçerek yeni zamanlar yeni mekânlar yeni var oluşlar yaratır Tekrar, çok görülmenin bilgisine sığınır Çok görülmenin bilgisine sığınan tekrar, böylelikle gösterdiği hakikatleri saklamayı başarır
Burası dünyadır Burası tiyatro Dünyadaki tiyatro ile tiyatrodaki dünya, âlemlerin bilgisiyle bakışır
Bakıştıkça eskir dünya Bakıştıkça eskir tiyatro Hayat eskir Hayat her şeyi eskitir
|