10-14-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Diyarbakır Hamravat Havuzu, Diyarbakır Hamravat Su Kemerleri
Diyarbakır Hamravat Havuzu, Diyarbakır Hamravat Su Kemerleri
Diyarbakır salnameleri Diyarbakır Büyükşehir Belediye yay İst 1999 c 4 s 63,270
1937 yılına ait bir kitapta Hemen her evin avlusunda çok temiz ve çok saf bir su olan Hamravat suyu akar Bu avlular geniş havuzlar ve türlü çiçeklerle süslüdür’denmektedir Usman Eti Diyarbekir Diyarbekir matb 1937 s 5
Hamravat suyunun her eve gelmesi havuz yapma geleneğini başlatmış,su bollaşınca çiçeğe ilgi artmıştır Diyarbakır’ın iri,aromalı,renk renk gülleri konakların övüncü olmuştur
Dr Emrullah Güney Diyarbakır ve yöresinde Doğa-Kültür Turizmi Diyarbakır 1991 s 64
Şimdilerde ise şair şöyle der
‘Diclenin kenarı bağ ile bostan
Suyundan içerdi,tarla,gülistan
Masmavi tül gibi her baharistan
Çevre nakışından bahseden yoktur (M Mergen)
Göz yaşlarım akar,Dicle misali
Coşar ilk baharın ilk günlerinde
Andıkça tükenir gönün mecali
Hatıram hevselin bahçelerinde (M Mergen)
1900’lü yılları Nazime Cemiloğlu şöyle anlatıyor:
Baharın Dicle’nin sefası başkaydı Hele hele karpuz vakti sonbaharda Çadırlar kurulurdu Hülleler yapılırdı Hüllenin ayakları Diclenin içinde Geceleri hanımlar toplanırlardı Geceleri ut çalınırdı Şarkılar söylenirdi Karpuzun içi oyulurdu İçine kül konurdu İçine gaz dökülür ve yakılırdı Ay ışığında yukarıdan suya bırakılırdı O karpuzlar yana,yana art arda suda gelirdi Seyrine doyum olmazdı o manzaranın’(Şehmıs Diken İsyan Sürgünleri İletişim yayi İst 2005 s 171)
Faik Ali Ozansoy ise duygularını şöyle dile getirir:
Dicle maşukadır(sevgili),kamer(ay) aşık
Suyun üstünde titreşen ışık
Busedir,Neş’edir, nüvaziştir(Gönül okşayıcı)
Arif paşa seyahatnamesinde ‘Diclenin canibeyni pek latif bahçeciklerle müzeyyen olup karşıdaki (Kıtırbil) namında bir hristiyan karyesindeki Boran-hanelerden tayarane vücuhdade cevelan eden güvercinler şu umumi çemenzarın kelebekleri hükmünde görünüyorlar’(Şefik Korkusuz Seyahatnamelerde Diyarbekir Kent yay İt 2003 s 141 )
Arif paşa seyahatnamesinde mesirelik bir yer olan Ben u Sen’i şöyle tasvir eder:
İşbu iki burcun önünde ve Kıbleye ma’ruz bir mevki’de meşhur (Ben u Sen) mesiresi vardır Ve mesireni,n onu ağaçlar ve köşkler ve değirmenler ile müzeyyen bir vadi-i nikdir Ben u Sen mevkii kal’anın şaranbolu pişgahında bir sath-ı mai’ilden ibarettir Çemenzardır(çimenlik) Bir iki menba ve üç adet havuz vardır…Erzincani İzzet paşa Diyarbekir valisi iken bu mesire hakkında söylediği manzume-i Dilara aşağıya yazılmıştır:
Manzume-i Ben u Sen
Bir aceb sefa Gülşen-i rana Ben u Sen
Görse ger Sa’di Gülistan’a yazardı vasfın
Çün viri revnak-ı gülgeşt-i musalla Ben u Sen
Mevki’inde varanın feyz-i meserretden eser
Gerçi bir vadi-i pür sahra ve saha Ben u Sen
Gösteririm sana sinemde olan yareleri
Olmaya kimse bu gülzarda illa ben u Sen
Gerçi ki her tarafı Amid’in ‘adn-asadır
Nice mümkün idelim vasfına aya ben u Sen
|
|
|
|