Yalnız Mesajı Göster

Yüreğimi Ezerek Veda Ettim Sana...

Eski 10-11-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Yüreğimi Ezerek Veda Ettim Sana...



Yüreğimi eze eze veda ettim sanaDilimin ucunda gidişinin hüzünlü türküsü, gözlerimdeyse bitmeyen, bitiremediğim, bitiremediğin aşkın yarım kalmış öyküsüDerin bir çizikle kanayan çocuk yanım, bir yerlerde buz gibi donmuş kadın yanım ve geleceğe dair düşlerle geçmişin kaosunda boğulan kaderci bir yaşlı kadınHepsini harmanladım gidişinde, yüreğimi eze eze

Veda etmedin banaBiliyorum terketmiyordun sadece kendini alıp gidiyordun! Kendini; bir beden ve bir ruhu koyup bir gemiye açılıyordun engin denizlereSen sadece kendini götürdüğünü zannederken aşkımın sınırlarından, benim aşkımı, aşka olan inancımı, dünümü ve yarınımı da yüklenmiştin omuzlarınaNasıl çırpındım anlatabilmek için sana Ama kelimelerin yetersiz kaldığı, bildik herşeyin anlamsızlık çarkında kaybolduğu bir hava boşluğundaydıkGözünün yaşını görmedim izin vermedin bunaAma ağlayan, hıçkıran, “seni seviyorum” diye defalarca haykıran adamın çığlığı silinmedi kulaklarımdanKaçışın boştu gülen gözlü adamİnsan herkesten hatta herşeyden kaçabilirAma kendinden? ? Kaçamadın kendinden tıpkı kaçamadığım gibi kendimden

Hatırladıkça güleyim mi ağlayayayım mı bilemediğim mesajlarımı çerçeveleyip, hafızamın en ayaydınlık odalarına astım Neler yazmıştım sanaÖfkemi kusmuştum bütün birikmişliğimleKudurmuştu öc alma duygum tüm deliliğimleİstiyordum ki çektiğim acının tadı senin de dudaklarına bulaşsınHaykırışlarım senin sesinde yankılanıp kulaklarımda dolaşsınBenim bütün deliliğime inat bir olgunluk yapışmıştı sanki yakanaKırmadım, kıramadım seniBoyun eğmişliğin sessiz nidalarıyla süslüydü kelimelerin Sen kaderin önüne katıp götürdüğü bir adamdınRazıydın, biliyordunOysa ben çocuktum o veda günündeElinden en sevdiği, yerine başka hiçbir şeyi koyamadığı, kokusu ciğerlerine dolmayınca uyuyamadığı oyuncağı alınmış küçük bir kız çocuğuydumNinniler söyleyip uyutabileceğim bebeğim yoktu – ki o bebek belki aslındı hiç olmamıştı! -, gecenin kara kabuslarında avunabileceğim yumuşak bir temas eksilmişti yatağımdan – ki belki ellerim hiç dokunmamıştı böyle bir tene-Ben yalnızlığın, en koyu en dipsiz yalnızlığın korkusuyla saldırırken silah yapıp kelimelerimi sana, sen, sen yürekli adam, sadece aşkını kalkan yaptın bu deli kadına

Ilık sular süzülürken bedenimden gözümden süzülenlerle daha çok ıslandı tenimSendin gözlerimden akanİçim katılmıştı ağlamaktanYitirmenin ve yitirilmenin ne olduğunu öğrenmiştim eş zamanlıSuyun beni o her zaman rahatlatan dost sesi, teskin edici teması da yetmedi gecemin karanlığına bir ayışığı katmayaGitmiştin, kendini alıp yanına

Güneşin altın tepsi silueti çok kez düştü denizin mavi dalgalarına gidişinden sonraYakamozlar kucakladı sahil boyunda denize değen ayaklarımı defalarcaAzalır mı diye bekledim yüreğimde gidişinin sızısıKatmerlendi aşkım günden güneMayalandı sensizlik, sensiz gecelerdeAşkının haykıran çığlıkları hiç eksilmedi hayatımdanBedeninin olmadığı günlerde kelimelerin yetişti beni ümide döndürmeye”İçimdesin” diyen bir adamın sesi yankılandı hep başka seslerin içindeBiliyorum aşkım içindeyim çünkü beni de götürdün yanındaSensiz hudutlarda yaşayan bir kadın tanıyorum ama içi senle dopdoluVe bir adam tanıyorum kadının olmadığı bir mekana teslim olanAma yalnız değil adam Kadını da götürdü yüreğindeAşkın adı, aşkın tadı hiç eksilmedi uzayan kısalan ama hep varolan günlerin ve gecelerin akıp giden ritmindeTek bir ruh ikiye bölündü iki ayrı bedendeSen ve benİçiçe, çözülmemecesineSeni Seviyorum, Senin beni sevdiğin gibi hem deDelirir ve delirtircesineSeviyorum


Alıntı Yaparak Cevapla