Yalnız Mesajı Göster

Osmanlı Kadın Şairleri..

Eski 10-11-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlı Kadın Şairleri..



Osmanlıda kadın şairler kadar, kadın şairler üzerine yapılmış araştırmaları da gözden geçirmek isteyen bir araştırmacı hayal kırıklığına uğramayı peşinen göze almak zorundadır Sözünü ettiğim hayal kırıklığı kadın şair sayısının azlığı gibi bunlar üzerine yapılan araştırmaların sayısının da azlığından kaynaklanmaktadır

Geleneksel dönemde edebiyat tarih ve tenkidinin yerini tutan tezkirelerle sınırlı kalan edebî araştırmalarda adı geçen kadın şair sayısı iki elin parmaklarından çok az fazladır Tezkirelerin sınırlı ifade kalıplarına sıkışmış olarak birbirine benzer cümlelerle tanıtılan, bir çoğunun eserleri dahi elimize ulaşmış olmayan bu şairler hakkında doyurucu araştırmaların yapılmış olmasını zaten bekleyemeyiz

Tanzimat sonrasında sayılarında artış görülen kadın şairler üzerinde ise münferit ve ciddi birkaç çalışmanın varlığına rağmen; kadın şairlerimizi başlangıçtan itibaren ele alarak ortaya gerçek bir panorama çıkaracak sistemli bir çalışmanın henüz yapılmadığı aşikârdır

Zeynep Hatun

Mihrî Hatun

Ani Hatun

Fıtnat Hanım

Leylâ Hanım

Şeref Hanım

Âdile Sultan

Tevhîde Hanım

Feride Hanım

Hatice Nakiye Hanım

Sırrî Hanım

Münire Hanım

Fıtnat Hanım (Trabzonlu)

Habibe Hanım

Hasibe Maide Hanım

Hatice İffet Hanım

Leylâ Hanım (Saz)

Nigâr Hanım

Makbule Leman

İhsan Raif

Şükûfe Nihal

Halide Nusret Zorlutuna

ZEYNEP HATUN

Divan şiirinin bilinen ilk kadın şairi 15 Yüzyılda yaşamış bir kadı kızı ve bir kadı eşi Çağdaşı olan Mihri Hatun ile aralarında latifeler ve karşılıklı şiir söyleşmeleri var Divanı, Sultan Mehmet adına düzenlendi Zeynep Hatun, şiirlerinde, kadının isteklerini, açgözlülük olarak nitelendirir ve döneminin kadınının aşağılık konumundan sıyrılma isteğini anlatır Zeynep Hatun, bir şair olarak kabul görebilmek için, arzularının “merdane” olmasını ister Tıpkı alçakgönüllü bir erkek gibi, bilge olmak isteğini vurgular Yumuşaklık, sevecenlik gibi kadına özgü bazı değerleri, zayıflık ve ruhsal eksiklik diye nitelendirir Aşık Çelebi, “Mesairus Şuara” adlı kitapta, Zeynep Hatun’un yaşamının son döneminde şiiri bıraktığını, inzivaya çekildiğini anlatır

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

GAZEL

Keşfet nikabını yeri göğü münevver et

Bu âlem anasırı firdevs-i enver et

Depret lebini cüşe getir hacz-i kevseri

Anber saçını çöz bu cinanı muattar et

Hattın berat verdi saba yeline dedi

Tez er Hatay’a Çin’i tamam et müseehhar et

Yâra yolunda âşk ile derdinden ölenin

Kim der sana ki hecr ile cânın mükedder et

Zeynep çü dost zülfü gibi tarümarsın

Divane olma şiirini divan ü defter et

Zeyneb ko meyli zinet-i dunyaya zen gibi

Merdane var Sade-dil ol terk-i ziver it

MİHRÎ HATUN

1460 ya da 1461′de Amasya’da doğdu ve 1506′da yine burada öldü Asıl adı Mihrünnisa ya da Fahrünnisa “Mihrî” mahlasını kendisi de bir şair olan babası Mehmet Çelebi bin Yahya’dan (Belâyî) aldı Hiç evlenmedi Sultan 2 Bayezid ve oğlu Şehzade Ahmed’in Amasya Valiliği sırasında kentte toplanan bilgin ve sanatkarların meclislerine katıldı Mihrî Hatun, Zeynep Hatunla birlikte adı bilinen ilk Türk kadın şairlerinden Güzelliğiyle bölgede ün salan Mihri Hatun, sade bir dille yazdığı kaside ve gazelleriyle tanınır Diğer divan şairi kadınlardan aşkı çekinmeden kullanmasıyla ayrılır Şairi Necati Bey’i kendisine örnek aldığı, şiirlerini Necati Bey’e gönderip fikrini öğrenmeye çalıştığı iddiaları da var Söylentilere göre Necati Bey ile aralarında duygusal yakınlaşma vardı Ayrıca şiirlerinde, Müyyedzâde Abdurrahman Çelebi ve Sinan Paşazâde İskender Çelebi’ye duyduğu aşka dair ipuçlarına da rastlanır Mihri Hanım Divanı 1967′de Moskova’da basıldı

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

GAZEL

Ben umardım ki seni yâr-ı vefâ-dâr olasın

Ne bileydim ki seni böyle cefâ-kâr olasın

Hele sen kaaide-î cevrde eksik komadın

Dostluk hakkı ise ancağ ola var olasın

Reh-i âşkında neler çektüğüm ey dost benim

Bilesin bir gün ola aşka giriftâr olasın

Sözüme uymadın ey asılası dil dilerim

Ser-i zülfüne anın âhiri ber-dâr olasın

Sen ki cân gül-şeninin bi gül-i nev-restesisin

Ne revâdır bu ki her hâr ü hasa yâr olasın

Beni âzâde iken aşka giriftâr itdin

Göreyim sen de benim gibi giriftâr olasın

Bed-duâ etmezem ammâ ki Huda’dan dilerim

Bir senin gibi cefâ-kâra hevâ-dâr olasın

Şimdi bir hâldeyüz kim ilenen düşmanına

Der ki Mihrî gibi sen dahi siyeh-kâr olasın

ANİ HATUN

Doğum tarihi bilinmiyor 1710′da Yenişehir-Fener’de yaşamını yitirdi Asıl ismi Fatma Kültürlü bir ailenin kızı olarak İstanbul’da doğdu Akıllı, bilgili ve eğitimli olan Ani Hatun, “Hace-i Zenan (Kadınların Hocası)” lâkabıyla anılmıştır Arapça öğrendi, doğu ve Batı edebiyatlarıyla ilgili çalışmalar yaptı Bir divanı olduğu sanılıyor ama bulunamadı Usta bir hattat olarak da ün yaptı Bazı metinlerde hattatlığının şairliğinden bile üstün olduğu belirtilir

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

GAZEL

Feramuş itti hayli dem beni yad itmeden kaldı

Benim çok sevdigim mahzunu dilşad itmeden kaldı

Nola t’amirine kasd itmese şah-ı cihan banım

Bilür kim hatır-ı viranım abad itmeden kaldı

Kalupdur bahr-i gamda fülk-i dil yok sahil-i maksud

Hayıflar rüzgarim bana imdad itmeden kaldı

Düşelden ran-ı aşk-ı yare zar ü natüvandır dil

Ser-i kuyinde halim yare feryad itmeden kaldı

Niçün derpey olur Ani ki hal-i Kays’ı bilmez mi

O biçare yetürdi kendin irşad itmeden kaldı



Alıntı Yaparak Cevapla