|
Prof. Dr. Sinsi
|
Atatürk Ve 10 Kasım İle İlgili Yazılar - Makaleler
Atatürk Ve 10 Kasım İle İlgili Yazılar - Makaleler
Atatürk Ve 10 Kasım İle İlgili Yazılar - Makaleler
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürk'ün dünya görüşünün temelinde "muasır medeniyet" dediği Batı Medeniyeti ana fikri yatmaktadır Atatürk de aslında Doğulu ve İslami bir toplum olan Türk Toplumu için, Tanzimattan beri yenilenme ve kurtuluş yolu olduğuna inanılan Batıya yönelme hareketine inanmıştır Fakat onun Batıcılığı Tanzimat ve Meşrutiyet devirlerinin Batıcılığı gibi tavizci değil mutak ve radikaldir Bu sebeple bütüncü ve samimidir
Atatürk 10 Ekim 1923 de Fransız yazarı Maurice Pernot ya verdiği bir demeçte şöyle söylemiştir: "Türklerin asırlardan beri takip ettiği hareket devamlı bir istikamet muhafaza etti Biz daima şarktan Garba doğru yürüdük  Memleketimizi asrileştirmek istiyoruz Bütün mesaimiz Türkiye'de asri binaenaleyh garbi bir hükümet vücuda getirmektir Medeniyete girmek arzu edipte garba yönelmemiş olan millet hangisidir ?" diyordu
Atatürk'ün Batıcılığı radikaldi Gerçekten Atatürk Tanzimat'dan beri gelen Batıcılığın yarattığı ikiliği mesela okulun yanında medrese, adliye mahkemeleri yanında şeriye mahkemeleri, şalvarın yanında pantolon ikiliğini reddetmiştir Batı medeniyetini bölünmez bir bütün olarak almış, yalnız teknikte, bilim ve felsefede değil edebiyatta, güzel sanatlarda, hukukta duyuş, düşünüş ve yaşayışda da Batılı olmak gerektiğine inanmıştır
Atatürk'ün dünya görüşünün radikal olması ve bu sebeple kültürle medeniyeti birbirinden ayırmaya imkan vermez görünmesi onun gerçeğini tam yansıtmaz Atatürk'ün kültürle yapmak istediği batılılaşma yönündeki devrimi sadece Batının metodunu, kalıplarını, ve özellikle batılı düşünüş tarzını getirmektir Çünkü Türk toplumunun geri kalmasındaki en büyük sebebin kültür ikiliği olduğuna inanmakta, tanzimat batıcılığının ister istemez meydana getirdiği bu ikiliğe son vermek, Batılı zihniyette ve şekiller altında milli bir kültür yaratmak istiyor, aydınla halkın bu kültürle kaynaşmasını istiyordu Milletine "Ne mutlu Türküm diyene!" haykırısı ile seslenen bir insanın başka türlü düşünmesine imkan yoktur 1934 de şöyle söylüyordu: "Bir artık grabliyiz Eski dünyaya hakim eski medeniyetimizle sadece övünerek değil, bütün zincirleri kırarak, son asır medeniyetinin gittiği yollardan yürüyerek, bu seviyenin de üstüne çıkmağa çalışacağız" diyordu Cumhuriyetin 10 yıldönümü münasebetiyle söylediği tarihi nutuk onun Batı uygarcılığının en içten gelen, en azimli ifadesidir
Atatürk yeni devrimlerin korunması ve sürdürülmesi için aydınlara güvenmiştir "Millet iradesi ile milleti temsil edenler münevverler olacaktır Bunlar yaptığımız veya yapacağımız kanunlarla inkilaplarımızı gerçekleştirecek ve muasır medeniyet seviyesine ulaştıracaklardır " diyordu Böylece her zaman ve her toplumda geçerli olan bir gerçeği, yani toplumlarda aydınların daima yol gösterici rolünü oynamak durumunda bulundukları gerçeğini açıklıyordu
Yine 10 yıl nutkunda Cumhuriyeti gençliğe emanet ederken Türk gençliğine olan güvenini ortaya koyan Atatürk devrimlerin bekçiliğinde de Türk gençliğine güvenmiştir Bu nedenle her yurtsever ve gerçek aydın Türk Atatürkçülük önce kendini yetiştirirek batı medeniyeti seviyesine ulaşmaktır Bu ilk görev olan devrimlerin bekçiliği için vazgeçilmez şarttır
Bu itibarla Atatürk'ün dünya görüşü medeniyet değiştirme yönünden daha ziyade mutlak, kültür değişmesi yönünden ise daha ziyade nisbidir Çünkü medeniyet daha ziyade milletlerarası maddi ve manevi değerler manzumesi olduğu halde kültür, milletlerarası etkilere kapalı olmamakla birlikte, daha ziyade milli değerler bütünüdür
Milli dava, kişiliğinin devamıdır Atatürk'ün tarih tezi, dilde sadeleşme istemesi ve kültür alanındaki bilinen diğer devrimci reformları Batı potası içinde Batı etkisine açık bir milli kültür yaratmak içindir
Netice olarak, Atatürk'ün dünya görüşünün büyük niteliği bir doğma olmaması, realist ve prağmatik olmasıdır Bu sebeple Atatürkçülük, faşizm ve Komünizm gibi doğmatik ideolojileri red eder, onların maskesi ve kalkanı olarak kullanılamaz
Atatürk'ün dünya görüşünün realist ve pragmatik, yani faydaya ve eyleme dönük bir dünya görüşü olması onun esnek bir dünya görüşü olmasını, başka bir deyimle, yeni şartlara uymayı kabul etmesini gerektirir Fakat onun canlılığını ve devamlılığını sağlayan bu realist ve pragmatik olma niteliğinin, yani esnekliğinin bir sınırı vardır Bu sınır ise Batı medeniyetini meydana getiren duyuş, düşünüş ve yaşayış tarzını, onun hukuki, siyasi ve ahlaki temel ilkelerini kesinlikle ret eden komünist ve fasist ideolojilerdir Zira bu ideolojiler aslında Batının insanlığa kazandırdığı her çeşit vasıtadan faydalanmakla beraber, ona ters düşen, hatta onu spıtiralist ve hüriyetçi düsünce sistemi ve insan kavramı yönünden inkar eden ideolojilerdir
Gönderen: Adem AKYOL
//////////////////////////////////////////////////////ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ
Türk milletinin bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması, aklın ve bilimin rehberliğinde Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyine çıkarılması amacı ile temel esasları Atatürk tarafından belirlenen gerçekçi fikirlere ve ilkelere, Atatürkçülük veya Atatürkçü Düşünce Sistemi denir
Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli, Türk milletinin engin tarihî geleneklerinden haz ve ilham alan Atatürkçü Düşünce Sistemi'ne dayanır Modern devletlerde devletin üç temel görevi vardır Bunlar; tam bağımsızlık, millî egemenlik ve millî birliği sağlamaktır Atatürk, tam bağımsız, millî egemenliğe dayanan, millî birlik ve beraberliğe büyük önem veren bir devlet anlayışını hayata geçirmiştir Atatürkçülük, devletin rejimi ve işleyişiyle ilgili gerçekçi düşünceleri ve uygulamaları kapsar
Türk milleti, binlerce yıllık tarihi içinde köklü bir devlet geleneğine sahiptir Diğer milletler karşısında varlığını bu sayede sürdürmüştür Devletin millet için önemi, kuvvetli bir gelenek olarak benimsenmiştir Bunun sonucu olarak devlete bağlılık, kanunlara saygı, devlet-millet kaynaşması oluşmuştur Atatürk, Türk milletinin sahip olduğu bu devlet geleneğini, çağın gereklerine göre daha da güçlendirmiştir Atatürk, bir milletin yükselişi ve gerilemesini ekonomiyle bağlantılı görmüştür "Yeni Türkiye'mizi lâyık olduğu seviyeye yükseltebilmek için mutlaka ekonomimize birinci derecede önem vermek zorundayız " diyerek ekonominin önemini dile getirmiştir Atatürkçü Düşünce Sistemi, Türk milletinin sosyal ihtiyaçlarını karşılamayı ve ekonomik alanda kalkınmasını sağlamayı hedef alan bir düşünce sistemidir
Atatürkçülük, aklın ve bilimin rehberliğinde Türk milletini çağdaşlaştırmayı amaçlar Türk milletine, millî kimliğini kaybetmeden dünya milletleri arasında hak ettiği yeri kazandırmayı hedef alır Bugün ve gelecekte millî onurumuzdan ve bağımsızlığımızdan en küçük bir taviz vermez Atatürkçü Düşünce Sistemi, Türk milletinin çağdaşlaşmasında önemli bir yer tutar
Atatürkçülük, devlet yönetiminde millet egemenliğini esas alan bir sistemdir Atatürk, Türk milletinin devlet yönetiminde söz ve karar sahibi olmasına büyük önem vermiştir Bunun en güzel örneğini önce Erzurum ve Sivas kongrelerini toplayıp milletin fikrini alarak göstermiştir Daha sonra 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM'yi açarak milletin devlet yönetiminde söz ve karar sahibi olmasını sağlamıştır Tarih boyunca hür ve bağımsız yaşamayı amaç edinmiş Türk milleti de Atatürkçü Düşünce Sistemi'ni benimsemiş, bu sistemi yaşatmaya ve yüceltmeye karar vermiştir
Atatürkçülük, Türk milletinin güven ve huzur içinde yaşamasını hedef alan bir dünya görüşüdür Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açarak hâkimiyetin millete ait olduğunu göstermiştir Cumhuriyetin kurulması ile birlikte Türk milleti, kendi yöneticilerini seçerek demokratik yaşam biçimini günlük hayatında uygulayan medenî milletler arasında yerini almıştır
Atatürkçülüğün temelinde, Türk kültürü ve insanlığın binlerce yıllık yüksek değerleri olan, bağımsızlık, özgürlük, insan ve vatan sevgisi vardır Atatürk, bu değerleri göz önünde bulundurarak, Osmanlı Devleti'nin yıkıntıları üzerinde millî bir devlet kurmuştur Türk devletinin güçlenmesini ve halkın mutluluğunu sağlamak, ülke gerçeklerinden ayrılmamak, halka saygılı olmak Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin başlıca gayeleridir Devletimizin gelişip güçlenmesi ve her türlü tehlikeye karşı korunması için Atatürkçülüğün yaygınlaştırılıp benimsenmesi gerekir
Yrd Doç Dr Muhammed ŞAHİN
//////////////////////////////
ATATÜRKÇÜLÜĞÜN NİTELİKLERİ
Atatürkçülük, Türk milletinin ihtiyaçlarından doğan, toplum hayatına yön veren gerçekçi ve millî bir sistemdir İlerlemeye ve yenileşmeye açıktır Atatürkçülük, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmadır Atatürkçülük, Türk toplumuna uygun sosyal ve siyasî kurumlar kurarak modern toplum olma demektir
Atatürkçülüğün temelinde millî kültür vardır Millî kültür, millî bir dünya görüşü olmasına rağmen evrensel özellikler de taşır Atatürk'ün yapmış olduğu kurtuluş mücadelesi mazlum milletlerin kurtuluş ümidi olmuştur Atatürkçülük, hiçbir milleti sömürmeyi ve bağımsızlığını ortadan kaldırmayı amaçlamamıştır Tüm insanlığın barış ve huzur içinde yaşamasını hedeflemiştir Atatürk'ün başlattığı bağımsızlık mücadelesi ile birlikte diğer sömürge milletler de Atatürk'ün önderliğinde verilen Türk bağımsızlık savaşını örnek almışlardır
Atatürkçülüğü oluşturan ilkeler, birbirini tamamlayan bütünün parçaları gibidir Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, ve halkçılık birbirinden ayrı düşünülemez Cumhuriyetçilik ilkesi, Atatürk'ün devlet anlayışının temellerinden birini oluşturan millî egemenlik ilkesinin doğal bir sonucudur Atatürk milliyetçiliği, hürriyet ve insan şahsiyetine değer veren eşitlik fikrine dayanır Halkçılık ise milliyetçilik fikrinin bir sonucu olarak bütün fertlerin eşit hak, yetki ve sorumluluklara sahip olmasını öngörür Ayrı ayrı ele alınırlarsa tam olarak anlaşılmazlar Lâiklik, modern toplum düzeninin oluşmasını sağlayan en önemli ilkedir İnkılâpçılık bunların toplumda yaygınlaştırılıp kökleşmesini sağlar
Çağdaş medeniyet düzeyine ulaşmayı amaçlayan Atatürkçü Düşünce Sistemi, akılcı ve bilimcidir Ülke bütünlüğünün korunması için millî birlik ve beraberliğe önem verir İnsan hak ve hürriyetlerine saygılıdır Atatürk'ün "her ilerlemenin ve kurtuluşun anası hürriyettir" sözü bunu çok güzel açıklar Dünyadaki milletlerin mutluluğu birbirlerinin haklarına saygılı olmaları ile mümkündür Dünya barışı ancak bu şekilde korunur
Yrd Doç Dr Muhammed ŞAHİN
/////////////////////////////////////////////////////// ATATÜRK'ÜN DÜŞÜNCE SİSTEMİNİ
OLUŞTURMASINA NEDEN OLAN ETKENLER
Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin oluşumunda Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki olaylar, Atatürk'ün yetiştiği ortam, bazı düşünürlerin fikirleri ve dünyadaki demokratikleşme hareketleri gibi faktörler rol oynamıştır
Türklerin tarih boyunca kurdukları en büyük devletlerden biri olan Osmanlı Devleti'nin çöküşü yapılan ıslahatlara rağmen durdurulamamıştı Fransız İhtilâli ile yayılmaya başlayan milliyetçilik fikri bu parçalanmayı hızlandırdı Türkleri, Avrupa'dan ve Anadolu'dan çıkarmak isteyen İngiltere, Fransa, Avusturya ve Rusya milliyetçilik fikrini Osmanlı Devleti'ni yıkmak için kullandılar Önce, Balkanlar'da Yunanlılar ve Sırplar ayaklanıp Osmanlı Devleti'nden ayrıldılar Rusların kışkırtmalarıyla Ermeniler de Doğu Anadolu'da ayaklanmaya başladılar Diğer taraftan, İngilizler Doğu Akdeniz'de söz sahibi olabilmek için 1882'de Mısır'ı işgal ettiler
Devletin ekonomik durumu da perişan bir vaziyetteydi Kapitülâsyonların etkisiyle ülke, Avrupa devletlerinin açık pazarı hâline gelmiş, yerli sanayi kurulamamıştı Sık sık yapılan ve yenilgiyle sonuçlanan savaşlar, ekonomiyi çökerten bir başka sebepti Dışarıdan alınan borçlar ödenemediği için alacaklı devletler, Osmanlı Devleti'nin gelirlerine el koymuşlardı
Devletin hızla parçalanmaya doğru gittiğini gören aydınlar, padişahın yetkilerinin sınırlandırıldığı bir yönetim şekli kurulursa kurtulmanın mümkün olabileceğini ileri sürmeye başladılar Aydınların zorlamasıyla 1876 yılında Birinci Meşrutiyet ilân edildi Birinci Meşrutiyet Dönemi uzun sürmedi 1878'de meşrutiyet yönetimine son verildi 1908'de İkinci Meşrutiyet ilân edildi
Mustafa Kemal Atatürk, işte bu olayların yaşandığı bir ortamda doğup büyüdü Askerî okulda okuduğu sırada, pek çok kitap okuyup, dünyada meydana gelen siyasî, ekonomik, sosyal, kültürel ve bilimsel gelişmeleri izledi Ayrıca zamanın en önemli dili olan Fransızca'yı öğrendi Osmanlı Devleti'nin karşı karşıya bulunduğu siyasî, ekonomik, sosyal, kültürel ve askerî sorunlarla yakından ilgilendi
Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti yıkılırken, Türk milletinin kurtuluşu için mantıklı bir yol bulunması gerekiyordu Bu yol, Türk milletinin hür ve bağımsız bir şekilde yaşayabilmesi için, yeni bir devletin kurulması idi Çünkü milletlerin bağımsız yaşamaları devlet kurmakla mümkündü Başta, Ziya Gökalp olmak üzere, bazı aydınlar tarafından savunulan Türkçülük fikri, Mustafa Kemal'i büyük ölçüde etkiledi
Mondros Ateşkes Anlaşması'ndan sonra, başlatılan ölüm kalım savaşı Türkçülük fikrinin ürünüdür "Ya istiklâl ya ölüm " parolasıyla başlatılan Millî Mücadele, millî egemenliğe dayalı bir devlet kurmayı amaçlıyordu Tarih boyunca büyük devletler kuran Türk milletinin bağımsızlığına kavuşturulması onun en büyük ülküsü idi Atatürk, gücünü tarih boyunca bağımsız yaşamayı ilke edinmiş olan Türk milletinden aldı
Milletimizi benliğine ve egemenliğine kavuşturarak demokratik bir düzen içinde çağdaşlaşmasını sağlayan Atatürkçü Düşünce Sistemi; çeşitli olayların akıl yoluyla değerlendirilmesi ve tarih bilinciyle yorumlanmasıyla oluşmuştur
Yrd Doç Dr Muhammed ŞAHİN
|