ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Hazır Mesajlar & Güzel Sözler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=666)
-   -   Dostluk Kolay Başlar (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=972556)

Prof. Dr. Sinsi 10-21-2012 01:42 PM

Dostluk Kolay Başlar
 

Bir dostluk kolay baslar dostum!
Sıradan bir "merhaba" yeter dostluğu pay etmeye.
Sonra açılır düş bahçelerinin kapıları usulca.
Sır kalmaz aktarılmadık ve sevgi paylaşılmadık.
iki insan olursun eğer varsa bir dostun.iki kat derdin,bir o kadar da sevincin olur.
Ne kadar cok dostun varsa,o kadar cok nufus edersin dunyaya.
Dostlar tukenmeden bırakmazsın dunyanın peşini,tı;pkı dostlarının peşini bırakmadığın gibi.

Bir dostluk kolay baslar dostum!
Kolayda son bulur sanılır.
"Sıkı dostluk tez ayrılık getirir" derler.Getirir elbet.
Ayrılık gelir gelmesine lakin dostun bir daha gelmez.
Zora dustugunde tutunacak bir dal bulmak kolay dostum.
"Merhaba" demek kolay insanlara.
Fakat taşımaz o dallar seni.
Elini attığın her dal elinde kalır.
Seni taşıyacak dalı bulmak zor.
İnan çok zor dostum.

Zamanı yenmek kolay dostum!
Doğmak,büyümek,yaşlanmak kolay.
Ölmek bile kolay yeri geldiğinde.
Hayata 50 yıl çakmak çok kolay.
Ömrü bitirmek kolay dostum.
Bu yolu yurumek kolay.
Şeridinde seyretmek,sıranın sana gelmesini beklemek kolay dostum.
Sırası gelenlerin geçtiği kapıyı gormek kolay.
Sen Yolunda usulca seyrederken,yanından hızlıca geçenleri izmelemek,onlara imrenmek,"keşke" demek kolay.
O yolu yalnız yürümek tek zor olan.
Yolda seninle seyredecek,sırasını senle paylaşacak yolcuyu bulmak,beklemek asıl dert.

Paylaşmak çok kolay dostum!
Derdi,kederi,sevgiyi,mutluluğu,sırrı paylaşmak kolay.
Konusmak kolay elbet.
Bir çift göze bakarken gülümsemek ya da hüzünlenmek.
Ağlamak kolay dostum.
Başını yaslayacak bir omuz bulmak kolay.
Sarılacak bir beden,tutalacak bir el bulmak kolay.
Koklanacak,oksanacak saçları bulmak çok kolay.
Öpülecek bir dudak bulmak kolay.
Bunları paylaşmak kolay dostum.
Bunları paylaşacak insanı bulmak kolay.
Fakat hayatını paylaşacağın doğru insanı bulmak zor!

İnsanlar nankör dostum.
İnsanlar yalancı.İnsanlar bencil.İnsanlar acımasız dostum.
Tı;pkı dostlar gibi.
Dostlar yakar adamı.
Soytarıları,dalkavukları lanetler sana.
Çünkü soytarılar adidir,yalancı,dolancıdır onlar.
Hilelidir tum yasananlar.
Uyarır dostun seni,soytarı olmaman için.
Sokarsın aklına bunu.Dost doğru soyler cunku.
Gun olur, sen ne kadar yırtsanda "ben buyum" diye,yine zorlanırsın dostunun istediği gibi gorunmeye.
Şekilden şekile sokar seni.
Şekl-i Şemal'ini o belirler artık.
Şaklaban eder seni sonunda,soytarı eder.
Sen ise, "O" istedi diye ses etmezsin olanlara.
Giyersin tum bu saçmalıkları üzerine,takarsın yuzune o komik maskeyi.
Ve boyarsın suratını rengarenk boyalarla.

Beğenmezsin bu halini aslında.
"Bu ben değilim.Ne yaptın bana Dostum!" dersin.
Ama oyle olması gerektir.
Dost ister bunu işin aslında.
Ve sen asla söz geçirmezsin dostuna.

Sonra "Çık karsıma soytarı.Raks et önemde" der, sert ve alaycı bir sesle.
"Olmaz.Yapamam" dersin içinden.
Utanırsın,tasıyamazsın sen o uzerindeki giysileri,takamazsın o boncukları,zilleri.
Ağır gelir bunlar sana.
Yı;pratır,eskitir seni.
Yer bitirir gururunu.

Sen oynamayı da bilmezsin dostum onlar gibi.
Salak figurlerle doner durursun onlerinde.
Canın yana yana,kalbin sızlaya sızlaya devam edersin bu oyuna.
Ağlarsın için için,ama belli etmezsin.

"Ya üzülürse dostum benim için" dersin, o gerçek dostlara özgü sonsuz mutavaziliğinle.
"O" ise etrafındaki dalkavuklarla,katıla katıla güler senin haline.
"Şunun haline bakın.Benim için neler yapiyor.Adi Soytarı Raks et! Eğlendir bizi!" diye sıfatlar seni.
Sen ise enazından o eğleniyor diye mutlu olursun.
O ziller; bileklerini,boynunu,topuklarını,beynini,kalbini kanatır.
O boyalar yakar tum tenini,oyar gözlerini yerinden.
Bulanık gorursun herşeyi o zamandan sonra.
Tırnaklarını söker yerinden o tahta çarıklar.
Kanarsın yavas yavas.
Ama tebessümünü eksik etmezsin yüzünden.
Dolar gözlerin,ağlarsın usulca.
Belli etmeden ağlarsın.
Yüzünün bir yanında tebessüm, diğer yanında hüzünle devam edersin raks etmeye.

Alkışlar seni dostun.
"Harika raks ediyorsun soytarı.Bu raksın karşılıksız kalmayacak.Ölene dek soytarım olacaksın.Al sana ödül olarak 100 sevgi" diyerek atar onune içi sahte sevgilerle dolu bir kesecik.
Utanarak alırsın onu yerden.
İstemezsin aslında.
Bunu raks ettiğin için,dostun uğruna bu hallere dustugun için vermesini istersin.
Ama uzanır alırsın onu yerden.
Ondan gelen bir armağandır bu.
Ve sen muhtaçsındır bu armağana.

Bu soytarılığa tahammul edemezsin daha fazla.
Hergün 10 yıl verirsin ömründen.
Ne eski tadın kalmıstır,ne de gücün.
Tek kazandıgın sey, soytarılar gibi raks etmeyi öğrenmen olur.
Bunun uğruna hayatını versende,dost uğruna yapıldı diye koymaz sana.

Gün gelir, yine çağırır dostun seni huzuruna.
Sen istemeyerek giyersin yine o kıyafetleri.
Boyarsın yüzünü,gözünü.
Artık Figürlerin kaliteli,zevzekliğin daha açık,gevezeliğin daha geveze,hareketlerin daha kıvraktır.
Ama sen bunu iş edinmişsindir artık.
Eski acemiliğin,eski mahcupluğun,eski salaklığını yitirmişsindir.
Bu tat vermez dostuna ve dalkavuklarına.
Bundan sikayetcidirler artık izleyenlerin.
Yeni tatlar ararlar.
Bu defa taşlarlar seni,kırbaçlarlar raks ederken.
Senin her taş darbesinde kanaman,her kırbaçta inlemen güldürür,heyecanlandırır onları.
Sen kanarken ağır ağır, gerçek dostların senin dokulen kanından utanır.
Yuhlarlar seni gerçek dostlar.
Aldırıs etmezsin onlara.
Devam edersin raksına.
Bundan da sıkılır zamanla dostun ve dalkavukları.

Tahtına cağirir seni dostun.
iki muhafız girer koluna.
Gotururler seni dostunun tahtına.
Yüzüne tükürür, bir zamanlar seni kollarıyla saran dostun.
"Yıkıl karşımdan adi soytarı!" der sana.
Sen ise "Ama ben dostunum.Bunları senin için yapiyorum.Hani sonsuza dek soytarın olacaktım.Ben soytarı olarak bunu kabullendim,sen tahtında beni izlemeyi kabul edemiyorsun! Bu adalet değil dostum!".

Muhafızlar tutar kolundan ve atarlar seni kapından.
Dönüp bakarsın ardına.
Geçirirsin aklından onca yılı.
Onla yaşadığın güzel anları,sana dokunusunu,sarılışını anımsarsın.
Sana dert yanışını,sevincini,mutluluğunu paylaştığı anları anarsın.
Sonra yaptığın soytarılıkları,o zilleri,boyaları,tahta çarıkları hatırlarsın.
Gülersin kendi kendine.
Düştüğün hallere gülersin.
Ama üzülmez,pişman olmasın.
Onun için yapmıştın bunları,"O" istediği için yapmiştin.
Onu mutlu etmiştin ya sonunda,güldürmüş,eğlendirmiştin ya.
Başarmıştın işte.
Vicdanın rahattır senin.
Sen elinden geleni yapmışsındır.
"O" kazandığını sanar.
Kapı dışarı etmiştir seni.
Ama sen bundan daha beter durumlara onun mutluluğu için katlanmadın mı?
Onun mutluluğu için kendi mutluluğunu ertelemedin mi hep?
Senin yaptığını hangi ana-baba, hangi dost,hangi Sevgili yapmıştır ona?

Gerektiği gibi çeker gidersin dostum.
Yurursun paspal paspal yolunda.
Etrafındaki insanlar soytarı olduğun için sanatkar gozuyle bakarlar sana.
Boyle överlerken seni;sen dövülmüşten,sövülmüşten beter olursun.

Sonra dostundan bir haber gelir sana ansızın.
"Affet beni dostum.Sana hakketmediğin şeyleri yaşattım.Çok yalnızım.Dön bana Dostum.Bağışla beni!".
Bağışlarsın elbette.
Dostsundur çünkü sen,bağışlarsın.
Kızmamıştın bile zaten ona.
O mutlu olmustu ya,sende mutluydun onla bir.
Dönersin ona.

Dostunun,seni tahtının yanında bir yerlerde mulazım edeceğini sanarsın.
Sevinirsin.
Oysa yine arka saflarda bir yerde,beşinci hatta altıncı sınıf bir sıfat alırsın.
Yeni bir meslek edinmek zorunda kalırsın yani.
Ve yine kovulanacağın günü beklemeye koyulursun,ama mutlusundur sonucta.
Gün gelir yine kovulursun...

Nasıl anlamadım?
Sende mi gidiyorsun?
Canın sağolsun dostum.
Hikayem bitmişti zaten.
Beni ararsan şu karşı sokaktayım herzaman.
Evet evet 4555,orası işte.
Gelir geçerken bir fincan sevgimi içmeden geçme.

Üzgün müsün?
Acelen mi var?
Anladım güzel dostum,Sağlık olsun, üzülme değmez.
Ne diyelim,
Yolun açık olsun!!!


Prof. Dr. Sinsi 10-21-2012 01:42 PM

Dostluk Kolay Başlar
 

ayy gerçekten ok güzel
Gözlerim doldu



Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.