ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Ülke & Şehirler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=413)
-   -   Gazneliler Hakkında Bilgi (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=916039)

Prof. Dr. Sinsi 10-14-2012 10:28 AM

Gazneliler Hakkında Bilgi
 

Gazneliler Hakkında Bilgi

Türkler'in tarih boyunca yayıldıkları ve devletler kurdukları ülkelerden birisi de Afganistan'dır . Türkler bu bölgede M . Ö . II . yüzyıldan itibâren devletler kurmağa başlamışlardır . Bu Türk devletlerinden biri olan Gazneliler , isimlerini başkentleri Gazne şehrinden almışlardı , ancak bu devlet tarîhî kaynaklarda Yemînîler ve Sebükteginîler olarak da zikredilmişlerdir .

Sâmânî Devleti ( 1005 ) 'nin en parlak devrinde büyük sayıda Türk grupları Mâverâünnehir yoluyla İslâm dünyasına getirilmekteydi . Bunların büyük kısmı Abbâsî Halîfeleri ve eyâletlerdeki Arab ve İranlı vâlilerin hizmetinde asker veya muhâfız kuvveti olarak www.frmsinsi.net/ hizmet görmekteydiler . Böylece 9 ve 10 . yüzyıllar esnâsında Türk askerlerinin İslâm dünyasının doğu ve merkezî kısımlarına tedrîcî bir girişi vardı . Bu sırada İran'daki iki büyük hânedân , Büveyhîler ve Sâmânîler mahallî kuvvetlere ilâve olarak Türk askerlerini kullanmağa başlamışlardı .

Nitekim 912 yılından sonra Sâmânî Devleti'nin vâlîleri ve kumandanları arasında Türk isimlerine de tesâdüf edilmeye başlamıştı . Bu Türklerin İran dünyâsında askerî lider ve vâliler olarak seçkin bir sınıf teşkil ettiler . Merkezî hükümetin otoritesi zayıfladığı anda , bu Türk kumandanlar devlet içinde kuvvet ve kudreti ele geçirerek yarı-bağımsız bir şekilde hüküm sürüyorlardı .

Sâmânî Devleti zayıflamaya başladığı sırada Sîmcürîler , Kara Tegin İsficâbî ve Baytuz gibi Türk âile ve kumandanlar bazı bölgede hâkimiyet kurmuşlardı .

Nitekim Gazneliler de , Sâmânî Devleti'nin dağılma ve saray isyanları devresinde durumdan yararlanarak ortaya çıkan Türk âilelerinden birisidir . Sâmânî Devleti içinde Türklerin en mühim şahsiyetlerinden biri olan Horasan orduları kumandanı Alptegin , 961'de Vezîr Ali Muhammed Bel'amî ile birleşerek kendi adayını zorla Sâmânî tahtına oturtmak istedi . Fakat bu arzüsunda başarısızlığa uğradı . Alptegin , bu başasırızlıktan sonra , beraberindeki çok az bir kuvvetle , Doğu Afganistan'daki Gazne şehrine çekilmeğe mecbur kaldı ve mahallî bir hânedân olan Levikleri bertaraf ederek adı geçen şehre hâkim oldu ( 962 ) . Bu süretle Gazneliler Devleti'nin temeli atılmış oluyordu .

Gazne şehrinin bulunduğu Afganistan'ın bu bölgesinde Türklerin mevcüdiyetinin İslâm'dan daha önceki devrelere dayandığını kısaca belirtmiştik . Bu bakımdan Gazneliler Devleti sadece Alptegin'in beraberinde getirdiği Türk askerlerine dayanmamaktadır . Muhakkak ki , bu bölgeye önceden gelenler devlete bir temel olmuş , daha sonra kuzeyden gelecek Türkler de Gazneliler'in gelişmesini sağlamıştır .

Levik Hânedânı Gazne'yi kolay kolay elden bırakmamış , Alptegin ( öl . 963 ) 'e halef olan oğlu Ebü İshak İbrahim zamanında ( 966 ) bu şehri ele geçirmiştir . Ebü İshak , Sâmânî Emîri'nin yardımı ile Gazne'ye tekrar hâkim oldu . Bu sâyede Sâmânîler bu bölge üzerinde hiç olmazsa ismen hâkimiyet kurdular . Ebü İshak İbrahim'in oğlu olmadığından ölümünden sonra devletin başına Türk kumandanlarının geçtiğini görüyoruz . Bunlardan birincisi Bilge Tegin idi .

Bilge Tegin , Gerdiz Kalesi'ni kuşattığı sırada ölmüş ( 974-5 ) , yerine Böri Tegin ( veya Pîrî Tegin ) geçmişti . Ancak Böri Tegin'de Gazne'de fazla hüküm sürmemiş , kabiliyetsizliği sebebiyle , Türkler tarafından görevinden uzaklaştırılarak yerine Alptegin'in en çok güvendiği taraftarlarından biri olan Sebüktegin geçirilmişti ( 977 ) .

Sebüktegin , oğlu Mahmud'a bırakmış olduğu Pend-name'sine göre , şimdi Kırgızistan hudutları içinde bulunan Isık-göl sahillerindeki Barshân bölgesinde dünyaya gelmişti . O'nun Karluk Türkleri'ne bağlı boylardan birine olması çok muhtemeldir . Sebüktegin'in başa geçmesiyle Gazneliler Devleti , hükümdarlığın babadan oğula geçtiği bir hânedânın idâresi altına girmiş oldu . Bir diğer yönüyle Gazneliler Devleti'ni , kuruluş yıllarında yöneten Türk kumandanların yerine artık bir hânedân almış oluyordu .

Sebüktegin , görünüşte Sâmânîlerin bir vâlisi olarak hareket etmesine rağmen , bağımsız Gazneliler Devleti'nin temeli kuvvetli bir şekilde onun zamânında atılmıştı . Çok geçmeden Türklerin kudreti Gazne'den doğu Afganistan'daki Zâbulistân bölgesine yayıldı . www.frmsinsi.net/ Şüphesiz 5 ve 11 . yüzyıla kadar merkezî Afganistan'daki Gür'un erişilmez dağlık bölgelerinde putperestlik devam etmişti . Sebüktegin , Zâbulistân asîlerinden birinin kızıyla evlenerek buradaki mahallî duyguları kendi tarafına çekmeye çalıştı .

Sebüktegin , devletin devamlılığını emniyet altına almak için en iyi yolun dinamik bir genişleme siyâseti izlemek olduğunu görmüş olmalıdır . Nitekim iktidâra geçtikten sonra rakip Türk gulam grupların bulunduğu Büst şehrine bir sefer düzenleyerek ele geçirdi . Aynı zamanda kuzey-doğu Belucistân'daki Kusdar bölgesini Gazneli topraklarına ilâve etti . O hâkimiyetini Toharistân ve Zemîndâver'e kadar genişletmiş ve daha sonra gözlerini Hindistan'a çevirmişti .

Onuncu yüzyılda Lâğân ve Kâbil'e kadar aşağı Kâbil vâdisi kudretli Vayhand Hindüşâhî hükümdârlarının hâkimiyeti altında idi . Bu hükümdârlar İslâm'ın kuzey Hindistan'da yayılmasına bir engel teşkil ediyorlardı . Neticede takriben 986-7'de Kâbil-Lâğmân bölgesindeki çetin savaşlardan sonra Hindüşâhî Râcâsı mağlüb edildi ve Sebuktegin Kâbil nehri boyunca Peşâver'e kadar ilerlemeye ve orada İslâmiyet'in tohumlarını ekmeğe muvaffak oldu .

Sebüktegin'in bundan sonra Sâmânîlerin iç siyâsetinde önemli rol oynamağa başladığını görüyoruz . Türk kumandanlarından Ebü Ali Sîmcürî ve Fâik ittifâkına karşı , Sâmânî emîri Nüh b . Mansür , Sebüktegin'i yardıma çağırmıştı ( 994 ) . Sebuktegin ve oğlu Mahmud Horasan'a gelerek bu isyancıları mağlüb ettiler ( 995 ) . Bunun neticesinde Sâmânî emîri onlara unvanlar ve ayrıca Mahmüd'a da Horasan orduları kumandanlığını vermişti . Sebüktegin , Gazneli Devleti'nin temellerini sağlam bir şekilde attıktan sonra 997 yılında öldü .

Sebüktegin daha hayatta iken küçük oğlu İsmail'in , tahta çıkmasını kararlaştırmıştı . Ancak yetenekli ve kudretli bir şahsiyete sâhib bulunan büyük oğlu Mahmüd bu kararı dinlemeyerek mücâdeleye girişmiş ve İsmâil'i mağlüb ederek Gazneliler tahtını ele geçirmişti . Mahmüd daha sonra Sâmânî Devleti'nin iç işlerine karıştı . Ayrıca Sâmânîler tarafından tanınmayan Bağdad Abbâsî halîfe el-Kâdir Billâh adına hutbe okuttu .

Halîfe ona Yemîn ed-Devle Emîn el-Mille lâkabını verdi . Diğer taraftan artık Sâmânî Devleti yıkılmak üzere idi . Nitekim 999 yılında Karahanlılar bu devleti ortadan kaldırdılar . Gazneliler ve Karahanlılar bu devletin topraklarını paylaştılar . Mahmüd , Horasan'da iktidârını sağlamlaştırdıktan sonra Sâmânî Devleti'nin hudud bölgelerini , yani Sistân , Cüzcân , Huttal ve Hârezm'i kendi kontrolü altına aldı .

Mahmüd daha sonra bu zamana kadar putperestliğin hâkim olduğu bir bölge olan Gür'u kontrol altına almağa çalıştı . Buraya birincisi 1011 ve ikincisi 1020'de iki sefer tertiplendi ve bazı mahallî reisler zorla itâat altına alındı . İslâm dîninin esaslarını öğretmek için bölgeye hocalar bırakıldı . Fakat Gür , Gazneliler tarafından alsâ tam olarak itâat altına alınmamış ve İslâm'ın bu bölgede yayılması ağır bir seyir tâkip etmiştir . Sultan Mahmüd Sâmânî Devleti topraklarının büyük bir kısmı üzerinde hâkimiyetini kabul ettirdikten sonra , Hindistan'a seferler yapmağa ve burada İslâm dînini yaymağa başladı . Yeni ve gelişmekte bulunan başkent Gazne'nin kuzey Hindistan ovalarına hâkim yüksek bir yaylanın tepesinde bulunması bu seferlerin yapılmasında büyük kolaylıklar sağlıyordu .

Mahmüd , Hindistan'a on yedi sefer yaptı , bu seferler onun saltanatının büyük bir kısmını doldurmuştur . Sultan'ın Hindistan seferlerinin en önemlisi , 1025-6'daki Somnât seferi idi . Bu sefer sonunda kazandığı zaferin yankıları sür'atle İslâm dünyâsında yayıldı ve Sultan Mahmüd'un Sünnî İslâm dünyâsının kahramanı olmasına yardım etti . Abbâsî Halîfesi tarafından sultan ve âilesine yeni şeref unvanları verildi .

Sultan Mahmüd , zaman zaman Karahanlılar Devleti ile de savaşmış ve onlara üstünlüğünü kabul ettirmiştir ( bk . Karahanlılar kısmı ) . Hayatının son yıllarında ise Türkmenlerin Âmu-Deryâ ( Ceyhun ) 'yı geçerek Horasan'a yerleşmelerine izin vermiş , fakat daha sonra Türkmenlerin bu bölgedeki halkı rahatsız etmeleri üzerine onları mağlüp etmişti . Ancak Türkmenlere Horosan'da yerleşme izni vermesi Gazneliler Devleti için ileride büyük bir tehlike teşkil etmiştir .

Mahmüd , batı yönünde de devletini genişletmiş ve Irak'daki Büveyhîleri mağlüp ederek Irak-ı Acem'i kendi imparatorluk sınırları içine katmıştı . Sultan Mahmüd 1030 yılında Gazne'de öldü . Sultan unvanını ilk olarak kullanan hükümdârın Mahmüd olduğu rivâyet edilmiştir . O çağdaşlarının nazarında nasıl şöhretini Hindistan'da İslâm dînini yaymakla kazandı .



Prof. Dr. Sinsi 10-14-2012 10:29 AM

Gazneliler Hakkında Bilgi
 

Sultan Mahmüd'un ölümünden sonra Gazneliler Devleti'nde tekrar taht mücâdelesinin başladığını görüyoruz . Neticede Mes'üd , kardeşi Muhammed'i mağlüp ederek Gazneliler Devleti'nin başına geçti . Muhammed'in gözlerine mil çekilerek hapsedildi . Mes'üd , iyi ve cesur bir askerdi . Ancak şiddete taraftar olması ve içkiye düşkünlüğü sebebiyle devlet idâresinde babası kadar başarılı olamadı .

Sultan Mes'üd , birçok husüslarda babasının kuvvetli karakterinden yoksundu . Maiyeti onun keyfî hareket ve avâreliğinden şikâyetçi idiler . Mes'üd babasının Hindistan'daki başarısını korumakta kararlıydı . Ancak Karahanlılar Ali Tegin ve Selçuklu tehlikesi karşısında buraya babası kadar çok sayıda sefer tertibleyemedi . Yine de 1033'de bir sefer tertipleyerek Sarsütî veya Sarsâva kalesini zapt etti .

Daha sonra , Selçuklu tehlikesinin artmasına rağmen , 1037-38 kışında Delhi yakınındaki Hansî kalesine yapılan bir seferi bizzat yönetmekte ısrar etti ve bu kaleyi de ele geçirdi . O Hindistan'a yaptığı seferlerde başarı kazanmasına rağmen , Selçuklular karşısında büyük bir muvaffakiyet elde edemedi .

Neticede , Tuğrul Bey ile Dandanakan'da karşılaştı ve üç gün süren bir savaştan sonra ağır bir yenilgiye uğradı ( 1040 ) . Mes'üd , Selçuklular'a karşı koyamamak korkusu ile ailesini ve hazinelerini toplayarak Hindistan'a doğru çekildi . Ancak bu yolculuk sırasında bir ayaklanma sonucu tahttan uzaklaştırılarak kör kardeşi Muhammed ikinci kez tahta çıkarıldı . Mes'üd ise öldürüldü ( 1041 ) .

Mes'üd'un oğlu Mevdüd , babasının intikamcısı ve taht iddiacısı olarak ortaya çıktı ve mücâdelesinde başarılı oldu . Amcası Muhammed ve taraftarlarını mağlüp ederek Gazneliler Devleti'nin başına geçti ( 1041 ) . Ancak Mevdüd'da Gazneliler Devleti'nin duraklama devrinin kaderini değiştirecek meziyetlere sahip değildi .

O , gerek Hindliler ile ve gerekse Selçuklular ile mücâdele etti ve Selçuklu akınlarını geçici olarak durdurabildi . Mevdüd , komşu devletler ile bir ittifâk meydana getirerek Selçuklular üzerine yürüdüğü bir sırada öldü ( 1049 ) .

Medüd'da sonra kısa sürelerle oğlu II . Mes'üd ve I . Mes'üd'un oğlu Ali tahta geçtiler . 1050 yılının başında Gazneliler tahtında Mahmüd'un oğlu Abdurreşîd'i görüyoruz . Fakat 1053 yılında Tuğrul adındaki bir Türk kumandan Abdurreşîd dahil on bir şehzâdeyi öldürerek Gazneliler Devleti'nin başına geçti .

Ancak onun hâkimiyeti de çok kısa sürmüş ve yine bir Türk kumandan tarafından öldürülmüştü . Daha sonra Gazneliler tahtına I . Mes'üd'un oğlu Ferruhzâd geçirildi . Sultan Ferruhzâd Selçuklular ile başarıyla mücâdele etmiş ve 1059 yılında ölmüştür . Tahta geçen kardeşi İbrâhîm devrinin en önemli olayı , hiç şüphesiz uzun yıllar devam eden Selçuklu-Gazneli mücâdelesinin bir barış ile sona erdirilmesi idi ( 1059 ) .

Sultan İbrâhîm , babasının ve dedesinin zamanındaki Gazneliler Devleti'nin parlaklığını yeniden sağlamaya çalışmış ve bu barış sırasında Selçuklu sultanları ile eşit şartlarla müzâkereye girmişti . Daha sonra iki hânedân arasında evlilik münâsebetleri ile bu barış daha da sağlamlaştırıldı .

Sultan İbrâhîm , Hindistan'da bazı kaleler zaptetmiş ve Gürluların çağrısı üzerine Gür bölgesini hâkimiyeti altına almıştı . Sikkeleri üzerinde ilk defa sultan unvanı görülen Gazneli hükümdarı İbrâhîm idi . Onun saltanatı kırk yıl sürmüş ve 1099'da ölmüştür .

Sultan İbrâhîm'in yerine oğullarından III . Mes'üd geçti . Bu hükümdâr devrinde daha çok Hindistân seferi göze çarpıyor . III . Mes'üd'un 1115 yılında ölümünden sonra , oğlu Şirzâd bir yıl kadar Gazneliler tahtında hüküm sürdü . Daha sonra III . Mes'üdun oğulları arasında taht mücâdelesinin başladığını ve Gazneli Devleti'nin iç işlerine Selçuklular'ın karıştığını görüyoruz . Şirzâd'dan sonra tahta Arslan-şâh geçti ise de , kardeşi Behrâm-şâh Selçuklu ailesinden Horasan melîki olan www.frmsinsi.net/ Sencer'in yardımını sağlayarak Gazneliler tahtına sâhip oldu ( 1117 ) . Arslan-şâh önce Hindistan'a geçmiş , sonra Gazneliler tahtı için yeniden mücâdeleye girişmişse de bu uğurda hayatını kaybetmiştir ( 1118 ) .

Sultan Behrâm-şâh , Hindistan'da daha çok isyancılar ile uğraştı . 1134 yılında önceden ödemeyi kararlaştırdığı yıllık 250 . 000 dinar vergiyi göndermemesi , Selçuklu sultanı Sencer'in , Gazne üzerine yürümesine sebep olmuştu . Sultan Sencer Gazne'ye kadar ilerlemiş ve Hindistan'a kaçan Behram-şâh'ı affederek yine Gazneliler Devleti hükümdârı olarak bırakmıştı ( 1136 ) . Behrâm-şâh devrinin olayları arasında Gaznelilerin , Gürlular ile olan münâsebetleri de dikkati çekmektedir .

Gittikçe kuvvetlenen Gürlular , nihâyet bir intikam vesîlesi ile Gazne şehrini yaktılar ( 1151 ) . Behrâm-şâh , yeniden Gazne'ye hâkim oldu ise de ( 1152 ) , onun zamanı artık Gazneliler Devleti'nin çöküş içine girdiği bir devre idi . Behrâm-şâh , 1157 yılında öldü ve yerine oğlu Hüsrev Şâh geçti .

Sultan Sencer'in Oğuzlar tarafından esir edilmesinin yarattığı kargaşa ( 1153-1157 ) ve Gazneliler'in bu Selçuklu sultanının yardımından mahrüm kalması Gürluların işine yaramış ve bundan yararlanarak süratle hâkimiyetlerini genişletmişlerdi . Neticede Hüsrev-şâh Gazne'yi terk ederek Lahor şehrine yerleşti . Gazneliler bundan sonra Hindistan'daki toprakları üzerinde hüküm sürebildiler . Hüsrev Şâh 1160'da Lahor'da öldü ve yerine oğlu Hüsrev Melik geçti . Nihayet Gürlular bir hile ile onu esir ederek Gazneliler Devleti'ne son verdiler ( 1186-7 ) .

Gazneliler devri , kültür bakımından da parlak geçmiştir . Sultan Mahmud ve oğlu Mesud saraylarında devrin en büyük kabiliyetlerini toplamaya çalışmışlar , şairlere hürmet ve sevgi göstermişlerdi . Sultan Mahmud'un sarayında dört yüz şairin bulunduğu rivayet edilmektedir . Edebiyattan başka tarih yazıcılığı da Gazneliler'de çok önem taşımaktaydı . Sultan Mahmud Harizm'i ele geçirdiği zaman ortaçağın büyük bilim adamlarından Biruni'yi Gazne'ye getirtmişti .

Böylece , Biruni , Hindistan'a yapılan Gazneli seferlerine katılma şansı buldu . Onun büyük eseri "Tahkik mâli'-Hind" bu şekilde ortaya çıkmıştır . Bu eser Hinduların inanç ve adetlerini tarafsız olarak inceleyen ilk İslamî eserdi . Bu eserde Hind din , ilim ve coğrafyası hakkında çok geniş bilgi bulunmaktadır .

Gazneli sultanlar , mimari faaliyetleri ile de dikkat çekmişlerdir . Sultan Mahmud ve Mesud dönemi eserlerinden pek azı bugüne kadar gelebilmiştir . Mahmud , halkın yararı için çarşı , köprü , su yolu ve kemerleri ile camiler yaptırmıştır . Sultan Mesud'un kendisi de zaten yetenekli bir mimardı ve yaptırdığı bir sarayın planını kendisi çizmişti .

Gazneliler'in , Türk ve İslâm tarihindeki başlıca rolü , kuzey Hindistan'ın fütühâtına yol açarak İslâm dînine Pencâb'da kuvvetli bir dayanak noktası elde etmesi ve daha sonraki Hindistan fetihlerine bu süretle sağlam bir zemin hazırlamış olmasıdır . Ayrıca Gazneliler , Hind dünyâsı kültürü ile doğrudan doğruya temas kuranlar olarak târîhe geçmişlerdir .

Yıllar sonra , Pakistan Devleti'nin kurulmasında da birinci derecede etken olmuşlardır . Sultan Mahmüd ve Mes'üd'un şahsiyetleri ise halkın zihninde büyük Müslüman ve halk kahramanları olarak yerleşmişti . Mahmüd , daha sonraki İran edebiyâtında da meşhür bir şahıs , adâlet ve insâf timsâli bir hükümdâr olarak yer almıştır .



Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.