![]() |
Avrupa-Tarihi-Nüfusu-Irkı-Kültürü-Avrupa Kavramı
http://www.nuveforum.net/attachments...aphy_map_1-jpg Atlantik'ten Urallar'a
Çoğunlukla kıta olarak tanımlanan Avrupa, terimin coğrafyadaki anlamıyla, bir kıta sayılmaz. Gerçi şuurları batıda, kuzeyde ve güneyde, denizler ve okyanusların varlığı nedeniyle belirgindir ama, doğuda tamamen saymacadır. Avrupa * Asya'dan hiçbir yük¬selti engeliyle ayrılmamıştır (Urallar, kolaylıkla aşılabilir bir dağlık duvardan ibarettir), bunun için de coğrafyacılar sık sık Avrasya ifadesini kullanırlar. Grene de, uygarlıklar tarihi açısından, Avrupa tam bir kıtadır. 10 500 000 km kare kadar yüzölçümü vardır; 789 milyon nüfûsu barındırır. Avrupa'da hemen hemen her tür yükseltiye rastlanır: yüksek, kıvrımlı dağlar (*Alpler); çöküntü ovaları (Po Ovası); orta yükseklikte dağlar (Almanya'da Karaormanlar); * toprak alınmasıyla kemirilmiş yaşlı dağlar (İspanya'da Kastilya Yaylası). Boğazlarla geçilen bu dağlar, özellikle Avrupa'nın güneyinde bulunmaktadır. Buna karşılık Paris havzasından Urallar'a kadar kolay ulaşımı sağlayan ve çok zaman da *tarıma elverişli toprakları olan uçsuz bucaksız bir tortul düzlüğü uzanır. Güneyin ırmakları (Ebre, *Ron, Po, Vardar) kuzeyinkilere (*Ren, Elbe) ve doğununkilere (Dnieper, *Volga) oranla daha kısa ve düzensizdir. *Tuna, batıdan doğuya yönelmiş tek büyük akarsu yoludur. İnsanlar tara elverişli akarsular elektrik *enerjisi ve fından düzene sokulmuş olan bu ulaşıma güney bölgelerde toprağın sulanması için *su sağlar. Ilıman, aşırı sıcaklık farkları, aşırı kuraklık, görülmeyen *iklim, kalabalık nüfusu besleyebilecek bir tarıma elverişlidir. 1 000 km'den uzun ırmaklar Volga-3.700 km Tuna-2.850 km Don-1.967 km Dnieper-1.950 km Dniester -1.411 km Ren-1.298 km Elbe-1.100 km Vistül-1.090 km Luvar-1.012 km Tajo-1.006 km http://www.nuveforum.net/attachments...map-europe-jpg Bir yüzyılda iki katına yükselen nüfus Dünya *nüfusunun altıda birini ba rındıran Avrupa, nüfus yoğunluğu en yüksek olan kıtadır: dünya ortalamasının 22 olmasına karşılık Avrupa'da km2'ye düşen nüfus ortalaması 60'tır. Louis XIV'ün tahta çıktığı tarihten bu yana, üç yüzyıl içinde, Avrupa nüfusu altı katma yükselmiştir; oysa daha önce, on altı yüzyılda ancak iki katına çıkmıştı. Gerçekten de, Ortaçağ'da, sık sık başgöstereri açlıklar, salgın hastalıklar (kara veba [1346-1351] Avrupa nüfusunun üçte birfni yok etmişti!), savaşlar ve baskınlar nedeniyle ölüm oranı çok yüksekti. Aileler çok çocuk sahibi oluyor, ama çoğu da pek küçük yaşta ölüyordu. Ancak 1846 yılında Avrupa, son kıtlık dönemini yaşamıştır. XIX. yüzyıl boyunca tarımda, ulaşımda ve *tıpta kaydedilen gelişmeler sayesinde, Avrupa gerçek bir «nüfus devrimi»ne sahne oldu; ölümler hemen hemen yarı yarıya azaldı ve doğum sayısı eskisi gibi yüksek kaldığından, nüfus, 1800 ile 1900 arasında iki katın üzerine çıktı. 193 milyondan 423 milyona yükseldi. Bu artış öylesine hızlı oldu ki Avrupa'lı, başka kıtalara göç etmek zorunda kaldı ve o kıtaların nüfusuna canlılık getirdi. 1900'den beri bu artış tır; iki dünya savaşı 40 milyon Avrupa'lının ölümüne neden olmuştur ve bugün ülkelerin çoğunda nüfus pek yavaş bir artış göstermektedir. XIX. yüzyıldan beri köylüler, kırsal bölgeden ayrılıp (kırsal göç) modern sanayinin yaygın olduğu *şehirlere çalışmağa gidiyorlar. Bugün 60'ı aşkın Avrupa kentinin nüfusu 500 000'den fazladır ve bunlardan bazıları dünyanın en büyük yerleşme bölgeleri arasındadır. http://www.nuveforum.net/attachments...rom_moscow-jpg Sarışınlar ve esmerler Sarı saçlı, mavi gözlü, uzun boylu Kuzeyliler, İskandinav ülkelerinde (Danimarka, Finlandiya, Norveç, İsveç) yerleşmiştir. Germen dilleri konuşurlar ve çoğunluğu Protestan *dinindendir. îslavlar'm da teni açık renktir, ama elmacık kemikleri çıkık, boyları bi¬raz daha kısadır; doğunun denizden uzak bölgelerinde yerleşmişlerdir, bir bölümü katolik, bir bölümü hıristi¬yan ortodokstur. Akdenizliler'in teni esmer, saçları siyahtır; adlarından da anlaşıldığı gi¬bi onlar, *Akdeniz'e daha yakın böl¬gelerde yaşarlar. Dilleri Eski Yunan¬ca ve Latince kökenlidir. Bazıları ka¬tolik (İspanya, İtalya), hıristiyan Or¬todoks (Yunanistan) ve yer yer de, Balkanlar'daki eski Türk egemenliği¬nin kanıtı olarak müslümandır. ' Fransa, Belçika, İsviçre gibi. bazı ülkelerde bu ayrı ayrı insan tipleri, başka yerlere oranla birbirine daha çok karışmış durumdadır. Bu etnik, dinsel, ekonomik başkalıklara, derin siyasal ayrılıklar da eklenmektedir. http://www.nuveforum.net/attachments...t-richard3-jpg Avrupa kavramı Eskiçağ'da Avrupa Kıtası kavramı bilinmiyordu. Ama Yunan-Latin uygarlığı, Avrupalılara çok şey getirdi: kentler, diller, *felsefe, *devlet kavramı... M.S. 476'da, Batı Roma İmparatorluğu Barbarlar tarafından yıkıldı ve onun doğuda yerine geçen Bizans İmparatorluğu, Avrupa'nın dışında kaldı. Barbarların *Hıristiyanlığı benimsemesinden sonra, Avrupa, islâmlığa karşı mücadeleye girişen Hıristiyanlık ile kaynaştı, karıştı: *Araplar 732 yılında Poitiers'de geri püskürtüldü, Haçlılar, kutsal yerleri yeniden ele geçirmek üzere yola çıktılar ama Türkler 1453 yılında *îstanbul'u fethettiler. İki büyük imparatorluk birbiri ardından, hıristiyan Avrupa'yı birleştirme girişiminde bulunacaktır: *Şarlman (Büyük Kari) tarafından 800 yılında kurulmuş bulunan Karolenj İmparatorluğu; sonra da Otto I tarafından 962'de kurulan Kutsal Roma-Germeh İmparatorluğu. Bu dönemde siyasal iktidar büyük derebeylerinin eline geçti: böylece *derebeylik (feodalite) dönemi başladı. *Yüzyıl Savaşları, Fransa ve İngiltere krallıkları arasındaki bir derebeylik ve hanedan anlaşmazlığından çıkmıştır. http://www.nuveforum.net/attachments...affael_058-jpg Yeni çağlar XVI. yüzyıl, edebiyat ve sanatta, Eskiçağ'dan esinlenen parlak bir yeniden doğuşa sahne oldu (*Leonardo da Vinci, *Michelangelo, *Raffaello). Ne var ki, gözüpek gemiciler (*Kolomb, Vasco de Gama, Macellan) dünyayı "keşfe çıkmışlardı bile. Portekizliler ve İspanyollar ilk "sömürge imparatorluklarını kurdular; onları XVII. yüzyılda Birleşik Eyaletler'de yaşayan Hollandalılar, sonra, XVIII. yüzyılda da o sıralar, uzun bir süre için denizlerin egemenliğini elde tutan İngilizler izledi. Kıtada, XV. yüzyıldan itibaren iktidarını doğrudan doğruya Tanrı'dan aldığını öne süren hükümdarların oluşturduğu *monarşiler yerleşti. Fazlasıyla güçlenen bu hükümdarlara (*Karl V [Şarlken], Philippe II, *Louis XIV) karşı devletler aralarında güçbirliğine gittiler ve böylece Avrupa'da bir denge kurulmuş oldu. Kilisenin düştüğü bunalrm, karşıtlıkları yeniden alevlendirdi: Roma'nın aşırılıklarından gocunan *Luther ile Calvin *Reform çağrısında bulundular ve Protestanlık, Avrupa'nın yarısına yayıldı; XVI. yüzyılda, katoliklerle Protestanlar arasındaki din savaşları devletleri parçaladı. XVIII. yüzyılda, büyük sömürge ticaretiyle ve sanayi kalkınmasıyla zenginleşen kentsoylu sınıfı (burjuvazi kurallara bağlanmış topluma ve ayrıcalıklarına savaş açtı. 1789'da patlak veren *Fransız Devrimi eski monnarşi rejimini yıktı. 1804'te imparatorluk tacını giyen *NapoIyon I, devrimi Avrupa'ya yaymak istediyse de, fetih savaşları, Avrupa devletlerinin direnişiyle karşılaştı. Bu devletler aralarında birleşerek Napolyon İmparatorluğu'nu 1815'te kesinlikle ortadan kaldırdılar. http://www.nuveforum.net/attachments...attle_1683-jpg Siyasal ve toplumsal ayrılıklar Viyana Kongresi (1815) kralların Avrupa'sını canlandırmağa kalkıştıysa da halklar, ulusal devletler kurmak istedi. Yunanistan, Belçika, italya, Almanya, XIX. yüzyılda birliği gerçekleştirdiler. Bir yandan da, İngiltere'den yola çıkan *sanayi devrimi bütün Avrupa'ya yayıldı. O zaman Avrupa, teknikleriyle, zenginliğiyle, sömürge imparatorluklanyla (özellikle İngiliz ve Fransız), ordularıyla dünyaya egemen oldu. Ama ekonomik ve siyasal görüş ayrılıkları Avrupa için son derece acı sonuçlar yaratan Birinci *Dünya Savaşı'na (1914-1918) yol açtı. Rusya'da 1917 Devrimi ile işçiler iktidarı ele geçirdiler: Avrupa, artık kapitalizm ile sosyalizm arasında bölünmüştü. Versay Antlaşması, Almanya'ya çok ağır koşullar kabul ettiriyordu (1919). Almanya, bunun öcünü almak istedi ve *Hit-ler'in otoritesi altında, İkinci *Dünya Savaşı'nı (1939-1945) çıkarttı. Almanya'nın ve müttefiklerinin yenilgiye uğ¬aması,biçimde doğu ve batı diye iki bloka bölünmesine yolaçtı. BATI VE ÇÖZÜLEN DOĞU Batıda liberal demokrasiyi benimseyen ülkeler Amerikan Birleşik Devletlerinin desteği ile (1947 MARSHALL PLANI) 1949 yılında (Kuzey Atlantik Antlaşması yani NATO askeri örgütünde ve Amerikan vesayeti altında birleştiler. Bunun dışında Avrupa devletleri Avrupa'yı siyasal, ekonomik, ticari birliği haline getirmeyi amaçlayan 1957'de Roma antlaşmasıyla başlatılan Ortak Pazar hareketiyle refah seviyelerini yükseltip güçlenirken doğuda SSCB politikasını izleyen ekonomik ve askeri açıdan Comecon ve Varşova paktına bağlı olan ve SSCB'nin peyki olan bu ülkelerdeki refah seviyesi batının aksine gün geçtikçe düşmeye başladı. Doğu ve batı arasındaki soğuk savaş ve askeri harcamalar doğu blokunu gün geçtikçe yoksulluğa sürükledi. SSCB Devlet Başkam MİHAİL GORBAÇOVun başlattığı yumuşama (glasnost-perestroika) hareketi 1990 yılım doğu blokundaki rejimlerin birbiri arkasına yıkılma yılı haline getirdi. Böylece doğu ve batı arasında yıllardır süren soğuk savaş sona erdi. Doğu ve Batı Almanya birleşti. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.