ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Genel Konular (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=324)
-   -   Ey Rabbim Ümmetim! Ey Rabbim Ümmetim! Ey Rabbim Ümmetim (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=776975)

Prof. Dr. Sinsi 09-08-2012 06:48 PM

Ey Rabbim Ümmetim! Ey Rabbim Ümmetim! Ey Rabbim Ümmetim
 


Ey Rabbim ümmetim! Ey Rabbim ümmetim! Ey Rabbim ümmetim ŞEFAATE LAYIK OLABİLMEK İÇİN
Gaflete düşmeyelim

“Her ümmetten bir şahit göndereceğimiz gün, artık ne kâfir olanlara (özür dilemelerine) izin verilir ne de onların özür dilemeleri istenir.”(Nahl, 84)

İşte, bu ayette bize işaret edileni anlamamız lazımdır. Kıyamet gününde açılacak olan amel defterimizi daha bu dünyada iken hatırlamamız lazımdır. Halimizin ne olacağını biraz düşünmemiz lazımdır.

Evliyalardan bir zat, yanında cariye bulunan bir adamla bir gemiye binmiş. Cariyenin efendisi içki içip, cariyesine şarkılar söyletip keyfü sefa yapıyordu. Daha sonra o evliyaya dönüp:

— Bunlar ne kadar hoştur, değil mi? Dedi. Evliya dedi ki:
— Benim nazarımda bunlardan daha hoş olanı vardır. Adam:
— Bunlardan daha hoş olanı nedir? Diye sordu. Evliya şu ayeti kerimeyi okudu: “(Kıyamet gününde) defterler açıldığı zaman.” (Tekvir, 10)

Adam bir an düşündü ve; “Bu günahların hepsi benim amel defterime yazılacak. Peki, kıyamet gününde amel defterim açıldığı zaman halim ne olacak?” dedi ve bağırdı, düştü bayıldı. Kendine geldiği zaman; cariyeye:
— Seni azat ettim, ben de bu adamın kölesi oldum, dedi. Ve yaptığı bütün pisliklerden tövbe edip Allahu Zülcelal’e yöneldi.

İşte, insan kıyamet gününde amel defteri açıldığı zaman hâlinin ne olacağını bu şekilde düşünüp ona göre kendisini hazırlaması lazımdır.

Ne cevap vereceğiz?

Gece gündüz başımızı hiç secdeden kaldırmasak dahi yine de azdır. Çünkü bize ulaşan rivayetlerde denilmiştir ki; Allahu Zülcelâl kıyamet gününde Levh-i Mahfuz’a:

— Ya Levh! Ben sana bir emanet vermiştim. O emaneti ne yaptın? Diye soracaktır! Levh-i Mahfuz da:
— Yarabbi! Ben o emaneti İsrafil (aleyhisselam)’a teslim ettim, diyecektir. İsrafil (aleyhisselam)’a sorduğu zaman:
— Yarabbi! Ben o emaneti Mikail (aleyhisselam)’a teslim ettim, diyecektir. Mikail (aleyhisselam)’a sorduğu zaman:
— Yarabbi! Ben o emaneti Cebrail (aleyhisselam)’a teslim ettim, diyecektir. Cebrail (aleyhisselam)’a sorduğu zaman:
— Yarabbi! Ben emaneti Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem)’e teslim ettim, diyecektir.

İşte, bu emanet Kur’an-ı Azimüşşan’dır. Allahu Zülcelâl Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e sorduğu zaman da:
— Ya Rabbi! Ben o emaneti ümmetime teslim ettim ve onlara tebliğ ettim, diye cevap verecektir.

Peki, biz o zaman, bize sorulduğunda ne cevap vereceğiz?...

İşte Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem), durumumuzu bildiği için halimize acıyacak ve:
— Yarabbi! Benim ümmetim zayıftır. Senin huzuruna hangi cüretle, hangi kalple, hangi vücutla gelecektir. Bana izin ver, ben Âdem’in yanına gideyim, diye yalvarır. ALLAH (celle celaluhu) da Hz. Peygamber aleyhisselama izin verir.

Peygamberimiz, Âdem aleyhisselamın yanına gelerek;
— Ya Âdem! Sen insanların babasısın. Ümmetimin yarısının hatalarını sen yüklen, diğer yarısını da ben yükleneyim.” dediğinde; Âdem (aleyhisselam):
— Ben de kendimle meşgulüm, diyecektir. O zaman Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), yalnız başına Allahu Zülcelal’in huzuruna gelerek başını secdeye indirecektir. Ve:

— Yarabbi! Ben, senden kızım Fatıma’yı istemiyorum. Torunlarım Hasan ve Hüseyin’i istemiyorum. Kendi nefsimi de istemiyorum. Senden ümmetimi istiyorum, diye yalvaracaktır. Allahu Zülcelal’de;
— Ya Muhammed! Senin ümmetine böyle acımandan dolayı, onların şefaatini sana verdim, buyuracaktır.

Çünkü ayeti kerimede; “Sonra rabbin sana, sen razı oluncaya kadar verecektir.” (Duha; 5) buyurmuştur.

Nitekim Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)in razı olacağı şekilde, Allahu Zülcelâl şefaat etme yetkisi verecektir.


Şefaate layık olabilmek için
Biz de hiç olmazsa, O’nun şefaatine nail olabilmek için yüzümüzü ağartmamız, amel yaparak ona biraz yardımcı olmaya çalışmamız lazımdır. Çünkü her insan çobandır ve kendi çobanlığından sorumludur. Onun için ilk olarak kendimize, çocuklarımıza, komşularımıza, dost ve arkadaşlarımıza karşı (dini yaşamak ve anlatmak hususunda), biraz gayret göstermemiz lazımdır.

Nihayetinde her kim Allahu Zülcelal’in emanetini yerine getirme gayretinde olursa, O’nun taatinde, ibadetinde bulunursa, o kimse, Allahu Zülcelal’in emanetini eda etmiş olur. Her kim de bunun aksine hareket ederek, emir ve nehiylerini yerine getirmezse, ALLAH muhafaza O’na ihanet etmiş olur.

İnsanın günahı ne kadar çok ve büyük olursa olsun tövbeden umutsuz olmamalıdır. Günahları affetmek, Allahu Zülcelal’in katında hiçbir şey değildir. İnsan asla demesin ki: “Ben içki içiyorum, bir sürü günah işliyorum, benim tövbem kabul olmaz.” Her ne yaparsa yapsın, hakiki olarak Allahu Zülcelal’e yönelirse Allahu Zülcelâl inşaallah-u teala onu affedecektir. Allahu Zülcelal’in yanında günahları affetmek çok kolaydır. Yeter ki insan samimi olarak Allahu Zülcelal’e yönelsin.

Haşirde insanlığın durumu

.................................


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.