ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Biyografiler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=661)
-   -   Francisco De Zurbaran (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=554071)

Prof. Dr. Sinsi 08-23-2012 01:08 AM

Francisco De Zurbaran
 

Francisco de Zurbaran

Portekiz ve Andalucia yakınlarındaki Badajoz ilinde yetişmiş olan Francis­co de Zurbaran, çıraklık dönemini (1614-1618) Sevilla'da, babasının ken­disini yerleştirmiş olduğu ressam Pedro Diaz de Villanueva'nın yanında ge­çirdi. Doğduğu ile döndükten sonra, Llerena'ya yerleşen, orada evlenen Zurbaran, çalışmalarıyla ün yaparak, Sevilla'daki üç dinsel kurumun ilgisi­ni çekmeyi sağladı ve buralardan si­pariş aldı. San Pablo dominiken ma­nastırı için önce 1626-1627 arasında Aziz Dominicus'un Öyküsü'yle ilgili on dört sahne hazırladı (Sevilla'daki Magdalena Kilisesi'nde saklanan iki­si dışında geri kalanlar kaybolmuş­tur); ayrıca Kilise Babaları'yla ilgili yedi portre (üçü Sevilla Müzesi'ndedir) ve bir Çarmıha, Gerilmiş İsa (1627, Chicago, Art Institute) gerçek­leştirdi. Daha sonra Sevilla'daki bir manastırın avlusunu süslemek ama­cıyla çeşitli tablolar ve yapılış tarih­leri 1628 ile 1630 yılları arasına rastlayan çeşitli yapıtlar gerçekleştirdi. Son olarak Aziz Buenaventura Koleji'nde İhtiyar Herrera (Herrera el Viejo) tarafından yapımına başlanmış olan bir dizi resim çalışmasını tamam­ladı.
Sanatçının üç önemli yapıtı bu çevri­me aittir: Aziz Buenaventura ve Me­lek (Dresden Müzesi), Lyon Konsili ve Aziz Buenaventura'nm Bedeninin Teşhiri (Louvre Müzesi). Son derece gerçekçi biçimde yapılmış olan bu kompozisyonlar, aynı zamanda manevi yaşamla ilgili izler taşır ve Zurba­ran'm henüz otuz bir yaşındayken elindeki tüm olanaklara egemen oldu­ğunu doğrular. Olası bir tenebrizm (karanlıkçılık) etkisi (sanat tarihçile­ri bu konuda düşünce birliğine vara­mamışlardır ve bu soruna kesin bir çözüm bulunamamıştır), hatta daha doğrusu Ribera ve Velazquez aracılı­ğıyla Caravaggio'nun etkisi sanatçının yapıtlarında gerçek olarak kendini göstermişse de, büyük ölçüde özüm­lenmiş, hatta aşılmıştır. Ününün giderek artması bu Estremaduralı sanatçının 1629'da Sevilla'dan resmi bir çağrı almasını sağladı. Böy­lece Zurbaran'ın "Sevilla dönemi" (1629-1640)başladı ve bu sanat yaşa­mındaki en önemli dönem oldu. Ağaç kavunları, Portakallar ve Gül (Contini Dnacossi koleksiyonu, 1633, Floransa) gibi natürmortlardan sonra, Triana'daki Las Cuevas Manastırı (Sevilla yakınları) için bir çevrim gerçekleş­tirdi; bu çevrime ait çalışmalardan bi­ri olan Aziz Hugo Rahipler Yemekha­nesinde (1633'e doğru, Eyalet Müze­si, Sevilla) belki de, kesin, bilgi yüklü olmaktan dolayı da biraz katı (çünkü sanatçının çok yalın olan kompozisyo­nu, uzamın hemen hemen mimari bir anlayış içinde algılanarak kullanıl­masına dayanır) bir sanatın ulaşmış olduğu en iyi düzeyi sergiler.

MURİLLO İLE REKABET

1634 yılı sanatçının yaşamında bir ko­pukluk niteliği taşır. Madrid'e çağrı­lan Zurbaran, Velazquez, Alonso Cano ve o sıralarda adı sık duyulan bir­kaç İtalyan ressamıyla birlikte Buen Retiro'nun dekorasyon çalışmalarına katıldı; ama krallık sarayı için Herkül'ün İşleri (Prado) ve Cadiz Savun­ması gibi çalışmaları sanatçının savaş temaları ve mitoloji sahneleri işleme­ye pek yatkın olmadığını gösterir. 1636'da Sevilla'ya dönen Zurbaran, yeniden bir manastır için çalışmaya koyuldu. 1637'de Jerez de la Frontera Manastırı rahiplerinin sipariş ver­diği resim dizisinin yapımına başladı ve bunları 1639'da tamamladı. Söz ko­nusu yapıtlar günümüzde Grenoble (dört tablo: Tebşir, Sünnet, İsa 'nın Do­ğuşu ve Epiphaneia), Cadiz ve New York gibi kentlere dağılmıştır. Buna karşılık 1638-1639 arasında Guadalupe Hieronimitleri Manastırı (Estremadura) için gerçekleştirmiş olduğu bü­tün, ilk yapıldığı yerde kalmıştır. 1625'te evlendiği Beatriz de Morales' in 1639'da ölümü üstüne ikinci kez dul kalan Zurbaran 1644'te 28 yaşında­ki dul bir kadınla evlendi. Ama o dö­nemlerde İspanya ciddi bir iktisadi bunalım içindeydi. Üstelik zevklerde Murillo'nun yararına bir gelişme ol­muştu. Evlilik yükünü de üstlenmiş olan Zurbaran, boş yere yapıtlarına, daha esnek ama aynı zamanda da yapmacıklı bir hava vermeyi ve raki­binin üslubuna yakın bir üslubu kabul ettirmeyi denedi: Bir Dikenli Taçtan Yaralanmış Çocuk İsa (Sevilla Müze­si); Aziz Yusuf'a Taç Giydiren İsa (Se­villa Müzesi). Ama bu yapıtlar, Los Cuevas'ta ya da Guadalupe'taki yapıt­ların plastik güzelliğinden çok uzak­tı.
Zurbaran artık büyük çevrimler yap­maya girişmiyor ve ürünlerini Latin Amerika'ya kaydırmaya çalışıyordu (gerçekten de ölümünden sonra bura­daki etkisi güçlenmişti). 1658'de Mad­rid'e giden ressam, sanat yaşamını, yoksulluk ve unutulmuşluk içinde bu kentte tamamladı; üstelik kolaya ka­çan sanatlarıyla barok modasına bağ lanan Madridli genç ressamların re­kabetinden de kendini kurtaramadı ve 1664'te öldü.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.