ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   ForumSinsi Ansiklopedisi (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=476)
-   -   Ebu Hanife (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=540430)

Prof. Dr. Sinsi 08-21-2012 10:43 PM

Ebu Hanife
 

Ebu Hanife (asıl adı Sabit bin Numandır), 699 yılında 699 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler

Kufede doğup, 767'de 767 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler

Bağdat'ta öldürüldü. Bağdat Irak'ın başşehri. Nüfusu 4,5 milyon civarındadır. Mezopotamya çanağının ortasında, Dicle Irmağının iki yakası üzerinde ve Dicle'nin Fırat'a en çok (40 km) yaklaştığı noktada, geniş bir alüvyon ovası üzerinde yer alır. Bağdat'ta yazlar kuru ve çok sıcak, kışlar yumuşak ve serin geçer. Ortalama yağış yılda 130 mm dolayındadır.

Müslümanlar tarafından Müslüman isim, din bilgisi Arapça muslim + Farsça -¥n (Türkçede teklik olarak kullanılır) kelimlerinden oluşmuştur. Aşağıdaki anlamlarda kullanılır:

ehl-i sünnet itikadının lideri kabul edilir. Ehl-i Sünnet Alm. Der Weg der Sünniten, Fr. la voie d ahl-i Sunnat, İng. The Sunni Path. İslam dininde doğru itikat üzere olanlar. Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamın ve Eshabının (aleyhimürrıdvan) yolunda bulunanlar, bildirdikleri itikat üzere inananlar.


Eshab-ı kiramın, Peygamber efendimizden naklen bildirdiklerini, olduğu gibi, hiçbir şey ekleyip çıkarmadan kabul edip, böylece inanıp, onların yolunda olup, onlar gibi inananlara Ehl-i sünnet

Hanefi tanrının birliğine inanan

Mezhebinin kurucusudur. Müslüman inancında olanların %45-50'i Hanefi mezhebindedir.


Babasının adı, Sabit'tir. İran'ın ileri gelenlerinden bir zatın soyundan olup, Faris oğullarındandır. Dedesi Zuta'nın, İslam dinini kabul ettiği, babası Sabit'in, İran İslam Cumhuriyeti Asyanın batısında yer alan bir devlet. Kuzeyinde Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Hazar Denizi, doğusunda Afganistan ve Pakistan, batısında Türkiye ve Irak, güneyinde Basra ve Umman körfezleri bulunur.

Hz. Ali ile görüştüğü, kendisi, evladı ve zürriyeti için duasını aldığı rivayet edilir.


Küçük yaşta Kuran-ı kerimi ezberlemiş ve Arapçanın o zaman tasnif edilmekte olan sarf, nahv, şiir ve edebiyatını öğrenmiştir. Gençliğinin ilk yıllarında Eshab-ı kiramdan Enes bin Maliki, Abdullah bin Ebi Evfayı, Vasile bin Eskaı, Sehl bin Saideyi ve hicri 102de en son Mekkede vefat eden Ebut-Tufeyl Amir bin Vasileyi görmüştür. Bunlardan hadis dinlemiştir.

İmam-ı Şabinin tavsiyesiyle ilme sarılıp, ders halkalarına devam etmeye başlamıştır. İmam-ı Azam önce kelam ilmini, iman ve itikadı ve münazara bilgilerini Şabiden öğrenmiştir. Daha sonra Hammad bin Ebi Süleymanın ders halkasına katılarak fıkıh ilmine başlamıştır. Hammadın derslerine yirmi sekiz yıl devam etmiştir.


Hocası Hammadın dersine devam ettiği sırada sık sık Hicaza gidip Mekke ve Medinede çoğu Tabiinden olan alimler ile görüşür, onlardan hadis rivayeti dinler ve fıkıh müzakereleri yapardı. Ehl-i beytten Zeyd bin Aliden, Muhammed Bakırdan ilim öğrendi.

Tasavvuf bilgilerini Muhammed Bakır, ondan sonra da Silsile-i aliyyeden olan Cafer-i Sadık'dan öğrendi. Eshab-ı kiramdan İbni Abbasın ilmini, Mekke fakihi Ata bin Ebi Rebahtan ve İkrimeden, Hz. Ömer ve onun oğlu Abdullahtan nakledilen ilimleri Abdullah bin Ömerin azatlısı Nafiden öğrendi. Böylece, Eshab-ı kiramdan İbni Mesud ve Hz.Aliden nakledilen ilimleri de buluşup görüştüğü Tabiinden öğrendi.


İmam-ı Azam, İslam dinine yaptığı hizmetleriyle İslamiyeti iman, amel ve ahlak esasları olarak bir bütün halinde insanlara yeniden duyurmuş, şüphesi ve bozuk bir düşüncesi olanlara cevaplar vermiş, önce itikadda birlik ve beraberliği sağlamış; ibadetlerde, günlük işlerde İslam fıkhının esaslarını ve şeklini tespit etmiştir. Böylece, ikinci hicri asrın müceddidi (dinin yeniden yayıcısı) unvanını almıştır.


İmam-ı Azam, fıkhı; Leh ve aleyhte olanı bilmek, tanımak diye tarif etmiştir. Bu tarife göre fıkhı tespit etmek için, Edille-i şeriyyeye başvururdu. Bunlar Kitap, yani Kuran-ı kerim, Sünnet (Peygamberin sözleri, fiilleri ve takrirleri), İcma-ı Ümmet (Eshab-ı kiramın bir mesele hakkındaki sözbirliği) ve Kıyas-ı Fukaha (hükmü verilmiş meselelere benzeterek bir başka meseleyi hükme bağlamaktır.


İmam-ı Azam herhangi bir fıkıh mevzuunun işlenmesi veya fetvasının takrir edilmesi, yahut da cevabı bulunmak üzere mevzu (konu) edildiğinde, sırasıyla bu dört kaynağa baş vururdu. Önce Kuran-ı kerime bakar, hükmü aranan meselenin işaret yoluyla, iktiza yoluyla, ibare yoluyla veya delalet yoluyla cevabı varsa meseleyi ona göre çözerdi. Meselenin halli için Kuran-ı kerimde delil bulunmazsa Sünnete, burada da bulamazsa İcma-ı Ümmete bakardı. Bu kaynaklarda bulursa meseleyi çözerdi, hükmünü bildirirdi. Şayet sırasıyla bu üç kaynakta bulamazsa, o zaman Kıyasa başvurur ve meseleyi çözerdi.


İşte İmam-ı A'zam Ebu Hanife; en mükemmel usullerle yaptığı uzun çalışmaları ve ictihadı neticesinde çözdüğü ve tedvin ettiği fıkıh (hukuk) bilgileri ile Müslümanların ibadetlerinde ve diğer işlerinde İslamiyet'e doğru bir şekilde uymak için takip edecekleri bir yolu gösterdi ve bu yola "Hanefi Mezhebi" denildi.


Talebelerine verdiği dersleri ise mükemmel bir usul ile yürütürdü. Bir taraftan fıkhın eski hadiselere ait bilinen hükümleri takrir edilir (anlatılır) ve müzakere yapılır, diğer taraftan yeni hadiselere ait hükümler bulunurdu. Geçmiş ve yaşanmakta olan hadiselerin hükümleri takrir edilirken, bunlara benzeyen veya aynı cinsten olup da gelecekte vuku bulabilecek hadiselere ait hükümler de araştırılıp bulunurdu. Dolayısıyla imam-ı Azam'ın derslerinde geçmiş ve yaşanmakta olan halin meselelerinden başka, geleceğe ait meselelere geçilmiş ve fıkhın külli (genel) kaideleri tespit edilmiştir.


İmam-ı Azam, ömrü boyunca, insanları, imandan ayırmaya çalışan ve kendilerine "Dehriyyun" denilen fırkalarla mücadele etmiştir. Bunların başında ibni Sebeciler, Hariciler ve Mürcie, Mutezile, Cebriyye gibi fırkalar gelmekteydi.


İmam-ı Azam, fıkıh ilmini ilk defa kollara ayırıp her branşın bilgilerini ayrı ayrı toplamış, usuller koymuş, Feraiz ve Şurut kitaplarını yazmıştır. Ayrıca Eshab-ı kiramın, Peygamber'den naklen bildirdiği iman, itikad bilgilerini de toplayıp yüzlerce talebesine bildirdi.


İlmi Kelam, yani iman bilgileri mütehassısları yetiştirdi.

Başta gelen talebeleri; İmam-ı Ebu Yusuf ismiyle meşhur Yakub bin İbrahim, Muhammed Şeybani, Züfer bin Hüzeyl, Hasan bin Ziyad, oğlu Hammad, Davud-i Tai, Esad bin Amr, Afiyat bin Yezid el-Advi, Kasım bin Maan, Ali bin Müshir, Hibban bin Ali gibi âlimlerdir.


İmam-ı Azamın derslerinde çözülen fiili ve nazari fıkhi meselelerin sayısı altıyüzbini aştığı rivayet edilir.
İmam-ı Matüridi ondan gelen kelam bilgilerini kitaplara yazmıştır. Yetiştirdiği talebelerin sayısı dört bine ulaşmış olup, bunlardan yedi yüz otuzu ilimde iyice yükselmiş, içlerinden kırk kadarı ictihad derecesine çıkmıştır. Bazı müellifler onun derslerinde yetişen talebelerinin isim ve künyelerini, mensup oldukları şehirlerini tespit edip, yazmışlardır. İmam-ı Azam ticaretle de uğraşırdı.Vefatıİmam-ı A'zam bütün zorlamalara rağmen hükümet ve siyaset işlerine karışmamıştır. İkinci Abbasi halifesi Ebu Cafer Mensur bu yüzden İmam-ı A'zamı hapsettirip işkence yaptırmış ve zehirleterek öldürtmüştür.


Vefatından sonra çok kimseler onu rüyasında gördüklerini söylemişler ve kabrini ziyaret ederek, onun şânının yüceliğini dile getiren rivayetler anlatmışlardır.

"Yüz elli senesinde dünyanın ziyneti gider" hadis-i şerifinin, imam-ı Azam için olduğunu İslam âlimleri bildirmiştir. Çünkü o tarihte İmam-ı Azam gibi bir büyük vefat etmemişti. Mezhebi, İslam âleminin büyük bir kısmına yayıldı. Selçuklu Sultanı Melikşahın vezirlerinden Ebu Sad-i Harezmi İmam-ı Azamın kabri üzerine mükemmel bir türbe ve çevresinde bir medrese yaptırdı. Daha sonra Osmanlı padişahları bu türbeyi defalarca tamir ettirmiştir. Bkz: İmam-ı Azam Ebû Hanife KülliyesiEserleriEbu Hanife'nin eserleri pek çok olup zamanımıza kadar ulaşmış olanları başlıca on tanedir. Aslında akaid ve fıkıh ilimlerinde rivayet edilen bütün meseleler onun eseridir.
Risale-i Redd-i Havaric ve Redd-i Kaderiyye: İmam-ı azamın usul-i dinde ilk yazdığı eserdir.
El-Fıkh-ul-Ekber: Akaide dairdir. Bu eserin birçok şerhi yapılmış olup, başlıcaları şunlardır: El-Kavlül-Fasl; Muhyiddin bin Behaeddin tarafından yapılan şerhidir. Bu kitap Hakikat Kitabevi tarafından ofset yoluyla basılmıştır. Pezdevi, Ebul Münteha ve imam-ı Matüridi tarafından yapılan şerhleri de meşhurdur.
El-Fıkh-ül-Ebsat: İmam-ı azam bu eserinde istitaat (insan gücü) hayır ve şer, kaza ve kader meselelerini açıklamaktadır.
Er-Risale li Osman Büsti: Eserde iman, *****, irca ve vaid meseleleri açıklanmıştır.
Kitab-ül-Âlim vel-Müteallim: Bu eserde muhtelif meseleler hakkında Ehl-i sünnet itikadını bildirmek için tertiplenmiş soru ve cevaplar vardır.
Vasiyyet-i Nukirru: Eserde Ehl-i sünnet vel-cemaatin hususiyetleri anlatılmakta, akaid ve farzların hudutları açıklanmaktadır. Bu vasiyetten başka oğlu Hammada ve talebesi Ebu Yusufa yaptığı vasiyet olmak üzere on beş kadar vasiyetnamesi vardır.
Kaside-i Numaniyye
El-Asl
El-Müsned-lil-İmam-ı azam Ebi HanifeKaynaklar Vikipedi


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.