![]() |
Hoşgeldin
Geçen hafta sonu yakın bir dostun yaşamı solumaya başlayan yeni doğmuş bebeğini görmeye gitmiştim. Benim spastik taraflarımdan biride bu.Doğum ziyaretindede,ölüm ziyaretinde de rahatsız olurum.Algılarım durur,söz ve inançlarda mola verir. Ölüm ziyaretlerinde bir yere kadar normalde,yeni doğan ziyaretlerinde sersemliyor düşünceler işte.Yaşamı soluyan,genelde gözleri kapalı,açık olduğundada göz bebekleri tüm gözü kaplarcasına şimşek gibi bakan bu cesuryürek hep aynı şeyi hatırlatıyor; Yol macerasının başında, insanların yaşadığı yılların sayısının gerçekten çok önemli olduğunu düşünüyor insan.(söz Türker Alkan'a aittir.)Ne kadar uzun yıllar var önünde diye geçer düşünceler önce. Uzun? Kaç yıl yaşarsanız yaşayın, sonunda hiç yaşamamış gibi olduğunuzun farkına varıyorsunuz. 10 yıl yaşamakla, 100 yıl yaşamak arasında bir fark olsa bile, bu farkı hissedemiyorsunuz. Matematiksel olarak ifade edersek, sonsuza akıp giden zaman karşısında 10 yılla 100 yıl arasında hiçbir fark yoktur: Bir sayının sonsuza bölümü sıfırdır. İster 10 olsun, ister 100. (T.Alkan) Uzun,ilk nefesle birlikte kısalmaya başlar. Ve sonsuzluk içinde sıfır kere sıfır döngüsü yelken açar. Küçük dostum ben şimdi sana Aristofanes'ten Hayat tiyatro gibidir,en kötü insanlar,en iyi yerlerde oturur desem ne yazar?Sen tecrübe edip öğrenene kadar "büyüklerden masallar" olmaktan öteye gidemeyecek zaten. Motley'e katılıyorum ;Taşlar değil, yapılan işler anıtları oluşturur. Sen de kendi anıt(lar)ını oluşturacaksın. Arada tırmalayacaksın,homurdanacaksın ve çekiştireceksin hayatı Bunun nedeninin aslında hayattan olmayacak şeyler istemende olduğunu farkedeceksin sonraları.Olmayacak şeyler,oldurulamıyor ama hepimiz durmadan deniyoruz işte. Sonra belkide Bruno'nun geldiği noktaya geleceksin ve tiksineceksin gerçeğin yalanlardan sadece biri olduğunu gördüğünde. "Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır. Yer yüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar." Doğruyu,yanlışı konuşup duruyor büyüklerin habire Çekiştirip duruyoruz birbirimizi,anlamaya çalışmak yerine. "Doğru nedir ?Anlatsana Ne ile yaşar ne ile beslenir, Gözleri var mıdır mesela; Varsa bile seninkiler kadar güzel midir?" (F.Düzağaç) Sen boşver bizim zırvalıklarımızı Doğrularımız,yanlışlarımız senin gözlerin kadar güzel değil. O kadar önemli de değil.O güzel gözlerle bak dünyaya. Hoşgeldin,küçük dostum Hoşgeldin. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.