ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Yazılar & Hikayeler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=320)
-   -   Takva Kerametin (Değerli Olmanın) Sebebidir: (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=370612)

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 01:40 AM

Takva Kerametin (Değerli Olmanın) Sebebidir:
 

Takva Kerametin (değerli olmanın) Sebebidir:

Keramet olayı, yaygın olarak akaid kitaplarında, pey­gamberlerin mucizeleriyle beraber anılır. Peygamberlere mucize verilmesi caiz olduğu gibi Allah'ın seçkin kulları­nın da keramet sahibi olmaları, keramet göstermeleri caizdir, denir. Kerameti olağanüstü bir olay kabul eden bu açıklama biçimi, onu yalnızca veli sanılan insanların özel­likleri olarak saymaktadır. Buna göre keramet göstermek yalnızca evliyanın (veli kulların) hakkıdır, sıradan Müslü­manlar keramet gösteremezler. Veliler genellikle, diğer insanların yapamayacağı olağanüstü kerametleriyle bili­nirler ve kendilerine bundan dolayı saygı duyulur.
Halbuki Kur'an, keramete böyle yaklaşmıyor. Kera­meti takva bilincine bağlıyor ve insanların, kerem sahibi Allah'ın kerim kitabı ve yine ekrem olan sevgili elçisi ile sunduğu programa uyarak keramete ulaşmalarını, üstün ve değerli olmalarını tavsiye ediyor.
Keramet, kerem kökünden gelir ve aşağılıktan ve zelil olmaktan arınmış olarak üstün, değerli, güzel olmak gibi anlamlara gelir. (Kerim, üstün, değerli, kadri yüce ve cö­mert; ekrem, en yüce, en değerli, en güzel demektir.)
Kur'an insanın keremli yaratıldığını söylüyor:
"Andolsun, biz Âdemoğlunu keremli (değerli) kıldık; onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz ve güzel şeylerden rızıklandırdık, yarattıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık."
Ayetin baş tarafı insan nefsinin keremli olduğuna, son tarafı ise insanın sonradan kazanabileceği üstünlüğe işaret etmektedir. "...Yaratanların en güzeli olan Allah, ne yüce­dir." Buradaki övgü, ona, canlı olabilmesi için ilâhî ruh üflenmesi sebebiyledir. Yoksa biyolojik yapısının diğer hayvan türleriyle fazla bir farkı yoktur. Aslının toprak oluşu veya topraktan gelen gıdalarla şekillenmesi, onun kendi değerini çamur seviyesine düşürebileceğini, ona üf­lenen ilâhî ruh ise onun kendi keremini ilim (marifet) ve salih amelle yükseltebileceğini gösterir.
İnsan kendi değerini hangi ilim ve amelle yükseltebilir?
Elbette kerim olan Rabbin öğrettiği ilimle ve O'nun razı olacağı amellerle. "Yaratan Rabbinin adıyla oku, O, insanı bir alâkadan (asılıp tutunan birşeyden) yarattı. Oku; kalemle öğreten Rabbin ekremdir (en üstündür). İnsana bilmediğini öğretmiştir."
Burada, insana bilmediğini öğreten öğretmen özel bir sıfatla belirtiliyor. Bu da onun öğrettiği şeyden dolayıdır. 'Bir tabip ders veriyor' denirse, onun tıp dersi verdiği anla­şılır. "Oku, kalemle öğreten Rabbin 'ekrem'dir." buyurmuşsa, bundan ekrem olan Allah'ın, kerameti (üstünlüğü, yüceliği) öğrettiği ve insanı kerim kıldığı anlaşılır.
Allah (cc) 'ekrem'dir ve insanı kerim kılmak istemek­tedir. Keramet dersi okuma-yazma ile sınırlı değildir, in­san her halde kerim olan Rabbinin keramet öğrencisi ol­malıdır. Peygamberler bu üstünlüğü aracısız olarak Rablerinden alırlar, insanlardan bazıları da peygamberlerin öğ­rettiklerini uygulayarak keremli olurlar.
Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki: "Ben ahlâkın güzelliklerini (ahlâkın keremlerini) ta­mamlamak için gönderildim."
Allah (cc) insanları keramete davet ediyor. İlâhî me­murlar olan elçiler ise onlara keramet dersi veriyorlar. Ah­lâkî kerametlerin hepsini insanlığa göstermek için de Hz. Muhammed (s.a.v) görevlendiriliyor. Buna göre ilâhî davet, insanları kerim olmaya (keramete) bir çağrıdır.
Yüce ve aşağılıktan uzak olan ruha kerim denir. Buna göre değersiz ve geçici olan yeryüzü hayatı dünyadır ve ke­rametin karşıtı olarak denidir, yani değersiz ve aşağıdır. İn­sanın kerameti, bu deni olan dünya lezzetleriyle, ya da dünyaya ait ölçülerle ortaya çıkmaz. Onun değeri, kerim olan Allah'ın davetine uyarak, kemale ermekle, eksiklik­lerden ve yanlış olan şeylerden uzaklaşma ile mümkündür.
Kişi, benliğine ilham edilen takvayı tanıdığı oranda keramete yönelir. Benliğinde saklı olan takva yönüne adım atan herkes kerim (kerametli) olur. En çok takvalı olan da en kerim (yüce) olur. Keramete ulaşmanın yolu iş­te bu takva anlayışıdır.
Kur'an, 'kerim' bir kitaptır. Bunun anlamı şudur: Kur'an şerefli ve üstün bir kitap olduğu gibi, insanın kera­mete nasıl ulaşacağını, nasıl keremli olabileceğini de gös­teren, kerim olmanın programını sunan bir kitaptır. Kur'an'ın insanlara sunduğu hayat programını takip etme­yenler, keramete ulaşamazlar.
Kur'an, takvayı kerametin tek ekseni olarak saymakta­dır. Takvanın kendisi, bilginin (marifetin) ve salih amelin ürünüdür. Bir kimse hakkın ve batılın, helâl ve haramın farkında değilse, hakka uymuyor, haram olan işlerle uğra­şıyorsa kerim olamaz. Yine ilâhî hükümleri bildiği halde onlarla amel etmeyenin durumu da aynıdır. Dolayısıyla ilâhî ölçülerin bilincinde olarak kötülüklerden uzaklaşıp güzelliklerle donanan kişi kerim olur, keramete ulaşır. Ke­rametin varlığı ve yokluğu takvanın varlığına ve yokluğu­na bağlıdır. Kerametin azlığı veya çokluğu da takvanın za­yıflığına ve kuvvetli oluşuna göre belirlenir.
Keramet, bir başka açıdan Allah'ın kullarına bir ikra­mıdır, bir hediyesidir. Günlük hayatımızda bu türlü ik­ramlara her zaman tanık olmaktayız. Birçok insan zaman zaman olağanüstü olaylarla karşılaşır, beklenmeyen yar­dımlara ve iyiliklere kavuşabilir. Hiç umulmayan bir anda sıkıntıdan kurtulmamız, zor durumlarda birdenbire çıkış yolları bulmamız, ummadığımız bir yerde iyi bir başarı göstermemiz ve bunlara benzer yüzlerce olağanüstü du­rumlarla karşılaşmamız Allah'ın ikramlanndandır. Bir tehlikeden kurtulan için 'mucize eseri kurtuldu' denilir.
Aslında o, Allah'ın o insana bir kerameti, bir ikramıdır. Ancak çoğu insan bunun farkında değildir.
Allah, Kur'an'da kimlerin 'veli' olduğunu anlatmakta­dır. Kur'an'm anlattığına göre, Allah'ın koyduğu sınırlara uyan takva sahibi bütün Müslümanlar Allah'ın velisidirler. Böyle bir veli olmak için de sanıldığı gibi olağanüstü sayılan özelliklere sahip olmak gerekmez. Muttakiler, takva bilinci ile Rablerine kulluk yaparak keramete (ikra­ma ve değere) kavuşurlar.
Semüra (r.a) Peygamberimiz (s.a.v)'in şöyle dediğini ri­vayet ediyor:
"Haseb (insanlara göre asalet) maldır, kerem (keramet) ise takvadır."
Hz. Ömer (r.a) de takva hakkında şöyle demiştir: "Mü'minin keremi, takvasıdır..."



H.Kerim Ece


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.