ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Yazılar & Hikayeler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=320)
-   -   Mirac (1) (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=368719)

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 02:34 AM

Mirac (1)
 

MİRAC (1)
Tarih: 2008-07-26
Bugün sizinle Miracı konuşacağız. Yani yolu, yani yolculuğu, yani yürümeyi ve yolları arşınlamayı konuşacağız. , yollar yürümek içindir. Fakat şu gerçeği de hiç unutma: Yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir. Dostlar bu yolda yürürken, güneşe bakın, toprağa bakın, suya bakın, buluta bakın fakat arkanıza asla bakmayın...

Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de, değilmi ki, bu yolun yolcusu olmak nasip işi... Unutmayın, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez. Yolcuya bakıp yolu tanımayın. Yola bakın, yolcuyu tanıyın, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre verin. Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil, asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; yolsuz hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal...Yürüdüğünüz bir yol varmı? Yolunuz sizi nereye çıkarıyor? Yoldaşınız kim? Unutma ey Mümin "En doğru yol; en dikensiz yoldur" diyenler seni aldatıyorlar. Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır. Aldırma. Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir. İsra ve Miracın mübarek yolcusu Hz. Muhammed (s.a.v.) sizlere yol azığı olacak, menzile vardığınızda sizin kim olduğunuzu tanıttıracak bir demet gül sunmak istiyorum.

Şöyle buyuruyor: "Birbirinize lanet etmeyin."

Hz. Ömer'in oğlu Abdullah der ki; Peygamberimiz (SAV) "Mümin başkasına lanet etmez" buyurdu.

Şöyle buyururdu: "Öfkelenmeyin."

Ebu Hureyre (RA) aktarıyor. Bir kişi Peygamberimize (SAV) geldi ve bana kısa ve özlü bir şey söyle ki tutabileyim, dedi. Resulullah (SAV) "kızma" buyurdu. O kimse bu sorusunu birkaç kez tekrarladı. Resulullah (SAV) da her defasında "kızma" buyurdu. Ne kadar da hayati bir öğüt. Birçok felaket, cinayet ve hata bir anlık öfkeden kaynaklanmıyor mu?



Şöyle buyurdu: "Büyüklere saygılı davranın." Hz. Enes bin Malik'ten (RA) aktarıldığına göre Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurmuştur: "Bir genç, bir ihtiyara yaşlı olmasından dolayı ikramda bulunursa; yaşlandığı zaman kendisine ikramda bulunacak bir kimseyi kendisine hazırlar."

Şöyle buyururdu: "En hayırsız kişi ikiyüzlü olandır."

Ebu Hureyre (RA) bildiriyor. Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurdu: "Kıyamet günü en kötü konumda olacak kişi, ikiyüzlü olup insanlara çifte standart uygulayan kişidir."

Şöyle buyururdu: "Zalim kıyamette karanlıkta olacaktır."

İbn Ömer (RA) aktarıyor: Efendimiz (SAV) şöyle buyurdu: "Zalim, haksız ve yaradılışı bozan, ahirette karanlıklar içinde olacaktır."

Şöyle buyururdu: "Ara bozup söz taşıyan cennete giremez."

Bir adam Hz. Huzeyfe'nin yanından geçti. Huzeyfe'ye, "Bu adam devlet adamlarına, insanların aleyhine söz taşıyor" dediler. Hz. Huzeyfe şöyle dedi: Peygamberimizden işittim, şöyle buyuruyordu: "Koğucu, arabozucu ve söz taşıyan cennete giremez."

Şöyle buyururdu: "Müslüman'ın (kardeşinizin) ayıbını araştırmayın."

İbn Ömer'in (RA) aktardığına göre Peygamberimiz (SAV) minbere çıktı ve hayli yüksek bir sesle şöyle buyurdu: "Müslümanları üzmeyin, onları ayıplamayın, onların kusurlarını araştırmayın. Her kim Müslüman kardeşinin ayıbını araştırırsa Allah onun ayıbını ortaya çıkarır. Allah her kimin ayıbını ortaya çıkarırsa, onu evinde bile rezil eder." Şöyle buyururdu: "Ahrette bana en yakın olanınız, güzel ahlaklı olanınızdır."

Hz. Cabir (RA) aktarıyor. Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurdu: "Kıyamet günü bana en sevgili ve en yakın olanınız, ahlakı en güzel olanınızdır. Kıyamet günü bana en uzak ve sevimsiz olanlar, saçmalayıp boşboğazlık eden, ululuk taslayıp kibirli davrananlardır."

Şöyle buyururdu: "Küs olanlar cennete giremez."

Ebu Hureyre (RA) aktarıyor. Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurdu: "Cennetin kapıları pazartesi ve perşembe günleri açılır. Bu iki günde Allah'a şirk koşmayan herkesin günahları bağışlanır. Ancak birbirine dargın olan iki kişi bu affın dışında tutulur. Bu iki kişi barışıncaya kadar cennete koymayın denir." Şöyle buyururdu: "Alçak gönüllülük kişiyi yüceltir."

Ebu Hureyre (RA) aktarıyor. Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurdu: "Sadaka, malı eksiltmez. Allah için alçak gönüllülük gösteren kimsenin derecesini (dünya ve ahrette) Allah yüceltir."

Bütün bunlar Peygamberimizin (SAV) hayat ilkelerinden yolculuk için bir demetti sadece. Ama hayatın karanlığına ışık tutacak hayati dokunuşlar bunlar. Belki, bütün bunları biliyoruz diyeceğiz, o zaman sorarım ben de: Neden uygulamıyoruz öyleyse! Uygulasaydık, yaşasaydık böyle olur muyduk acaba?..

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 02:34 AM

Mirac (1)
 

MİRAC (2)
Tarih: 2008-07-25
MEKKE'deyiz. Sımsıcak kumlardan yükselen buhar uzaktan bakanlara deniz dalgalarını hatırlatıyor. Gölgede bile yakan bir sıcaklık. Her esinti cehennem lavlarını hatırlatan bir azap gibi ta saçların dibindeki deriyi kabartıyor.

Kábe'nin avlusunda yalnız başına bir zat. Düşünceli. Daralıyor anlayışsız insanlardan, sevgiye kapalı kalplerden, insan bilmez vicdanlardan, imana kapılarını sımsıkı kapatmış beyinlerden. Bir çıkış kapısı arıyor. Mekke'nin zalim, şımarık ve despot yöneticileri yolları kesmişler. Peygamberin baş olduğu bütün yolları kapatmışlar. Hem kendilerine hem insanlara. Ebu cehil, Ebu lehep, Şeybe gibi 'Mekke'nin patronları' senin getirdiğin dine burada hayat hakkı yok ültimatomunu vermişler bile.

Hz. Peygamber hayattaki bütün maddi dayanaklarını birbiri ardınca kaybetmiş, korumasız ve yorgun. Müslümanlar ise ya sindirilmiş veya Mekke'den uzaklara hicret etmişler.

İşte tam bu ortamda Hz. Peygamber bir gece evindeyken -veya Kábe'deyken- Cebrail tarafından alınıp önce Kudüs'e -Mescid-i Aksa'ya- götürülecek, oradan da göğe yükseltilecektir. Gökte tabaka tabaka yükselecek, peygamberlerle görüşecek ve en sonunda Sidre denilen özel bir makama varacak. Orada yüce Allah'ın birçok ayeti-mucizesi ile karşılaşacak ve sonra sabah olmadan yeniden Mekke'ye döndürülecektir. Mekkeliler bunu duyduklarında inkar edecek, sonra tozu dumana katacaklardı. Sonra Peygamberimizin daha önce görmediği Kudüs'ü ve yolları nokta nokta tarifi üzerine perişan olacaklardır. İşte bizler bu muhteşem yolculuğa İsra-Miraç yolculuğu deriz. Bu yolculuğu hatıraların tazelendiği geceye de Miraç kandili deriz.

Kuran-ı Kerim'deki Necm ve İsra sureleri bu büyük olaydan bahsederler. Miraç hadisesi hakkında elimizde birçok sahih hadis bulunmaktadır. İsra suresinde göğe yükselen Hz.Peygamber'den (abd=kul) diye bahsedilmesi dikkat çekicidir. Kul anlam itibarıyla eti ve kemiğiyle insan demektir. Buradan Peygamberimizin vücuduyla yükseldiği anlamı çıkarılmıştır. Diğer yandan en yüceye mertebeye yükselen peygambere kul sıfatının verilmesi; insanın ne kadar yücelirse yücelsin insan olarak kalacağına Rabbin ise hep Rab olduğuna en açık delildir. Burada biri insanı Allah'la eşitleyen (insanı ilahlaştıran), diğeri ise Allah'ı insan mertebesine indiren (Tanrı'yı kullaştıran) iki dine ciddi uyarı vardır. İslam ise kulu kul olarak bırakmış, Allah'ın yüceliğini ise o yüce makamda her daim öyle kabul etmiştir.

Miraç yolculuğunun Mekke'den Kudüs'e kadar olan bölümüne İsra (gece yürüyüşü), Kudüs'ten göğe yükselişine ise Miraç deriz. Hz. Peygamber o gece Mekke-Kudüs- Sema (gök) üçgenini aşarak tüm peygamberlerin kendinde topladığını ilan etmiştir. İlahi irade peygamberine yüklediği bu misyonu yerdekilere Sevgili Peygamberimiz tüm peygamberlere imamlık yaparak son peygamber olduğunu, mahşer gününde şefaatçisi olduğunu deklare etmiştir.

Göğün tabakalarında peygamberlerle görüşmüştür, sonra da Sidretül Münteha denilen ve yaratılmışların çıkabileceği ve kaderi yazan kalemlerin sesinin duyulacağı noktaya gelmiş, orada kendisini nurların ve ilahi yansımalarının içinde bulmuştur. Bu noktada neler olduğunu söyleyebilmek çok zordur, belki imkansızdır. Peygamberimizin; 'Ben orada Cebrail'in yere kapaklandığını görünce benden daha çok şey bildiğini anladım' sözü her şeyi özetliyor. Orada Peygamberimize cennet ve cehennemin halinden kesitler sunulmuştur.

Miracın şüphesiz en büyük hediyesi ise beş vakit namaz olmuştur. O yüzden Peygamberimiz 'Namaz müminin miracıdır' buyurur. Tabii ki namaz kişiyi olgunlaştırır ve kötülüklerden korursa gerçek namaz olur ve insanı miracın ufkuna taşıyabilir. Yerden göğe yükselen, orada daha da yücelen ve sonra yere inip insanlar içinde yaşamaya devam eden miracın nebisine sonsuz selam olsun...


http://papecami.com/hutbe.php?hutbe=471


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.