ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Bir Tutam Hikaye (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=456)
-   -   Güneş Doğsa Ne Yazar (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=201995)

Prof. Dr. Sinsi 07-10-2012 07:57 PM

Güneş Doğsa Ne Yazar
 
Güneş Doğsa Ne Yazar Yazısı - Güneş Doğsa Ne Yazar İclal Aydın - İclal Aydın Yazıları

Benim yazım size ulaşana kadar hayli zaman geçmiş olacak...

Bazen uzaklaşmak iyidir...

İki adım geriye çekilmek ya da durmak... Koşanlar bir koşsun bakayım, iki soluklanayım,

nasılsa yetişirim diyerek yalnız kalmak iyidir...

Bir durdum bu ara. Dolayısıyla tüm olup bitenleri geriden takip ediyorum. Hoş; durmasam, kalabalığın ortasında hatta bazen olayların ta içinde yer alsam bile gerçeği, olup biteni tüm çıplaklığı görebilmem imkâ nsız oluyor bazen...

Pek çoğumuzun başına geldiği gibi...

Pek çoğunuzun zaman zaman yaşadığı gibi..

Ama bazen bazı ağıtları erken yakıyoruz...

“Ne oldu şimdi” diyorlar... Çünkü biliyoruz...

Çünkü biliyorum... Ben mesela daha o ilk hamlede görüyorum bir sonrakinde neler olacak... Ama korkunun ecele faydası var mı? Yok!

Korktuğumuz başa geliyor mu? Geliyor...

Adaletin bile zaman aşımı varmış bakın...

“Senin yürek aşımından haberin var mı” diye sormuştum geçen hafta...

Varmış... Gidişatı görüyor muyduk? Görüyorduk...

Ya düşerse diyorduk.. Sivas katliamı davası zaman aşımından düştü... Göz göre göre düştü...


***


Benim yazım size ulaşana kadar Nedim Şener kızını bir kez daha okula götürmüş olacak... Baba kızın o el ele fotoğrafını gördüğümde boğazımda takılı kalmış kılçık gibi duran bir acı çıktı dışarı...

Tek kişilik oyunum

Emanetçi’de anlattığım bir

dönemdir seksenli yıllar...

Yaşamımda büyük bir izi olan yıllar...

Benim babamın avcılık hikâyeleri yoktu. Benim babamın ve babamın arkadaşlarının hapishane ve gözaltı hikâyeleri vardı...

Biz babalarını bekleyen çocuklar bu bekleme işinden arkadaştık. Parmak hesabıyla “seninki şu kadar mı kaldı, benim babamın gelmesine bu kadar var” diye beklerdik. O yıllar anne ve babaların götürüldüğü ve bir kısmının dönmediği yıllardı...

Karnelerimizi alır, boy atar ve onların döneceği günü beklerdik. Babamın beni okula götürebildiği günler bu yüzden pek azdır ve

Nedim Şener’le

kızının fotoğrafı çok yürekten çarptı beni...

Özgürlüğün, barışın, sıradan küçük mutluluğun fotoğrafıdır bu işte...

Yürek aşımına biraz olsun iyi gelen...

Teselli mi

demeliyiz adına?


***


Benim yazım size ulaşana dek belki hava bahara dönecek ama...

Bugün sabah uyandığımda gözümü açmadan “güneş olmasa” dışarıda diye düşündüm...

Bazen güneş fena yakıyor insanın canını...

Gözlerimi açtım..

Güneş yoktu...

“İyi” dedim kendi kendime...

“Güneş bugün ne yapacağını biliyor.”

Çocuklar babalarının geleceği günü beklerler... Çocuklar mutlu sona inanır. Çocuklar babalarının haklı olduğuna, adaletin bir gün mutlaka yerini bulacağına inanır. Nedim Şener’in kızı pembe montunu giyimiş, babasının elini tutmuş, sabırla beklediği o kara günlerin sonunda mutlu mutlu okula giderken... O minicik mutluluğa tebessüm eden kalbim güneşi istemez bugün...

Bir başka babanın kızı beklediği adaleti kaybetmişken...

Yani Metin Altıok’un kızı... Yani Zeynep Altıok.

Ya da bir başka babanın

oğlu...

Nesimi Çimen’in evladı

Mazlum Çimen...

Onların elini adalet tutmayacaksa kim tutacak?

Güneş doğsa ne yazar

bugün...



İclal Aydın


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.