![]() |
Hz. Hafsa (R.Anha)
HZ. HAFSA (r.anha)
Hazret-i Hafsa radıyallahu anhâ Hz. Ömer (r.a)in kızı... Bilgili ve kültürlü, irâdesi kuvvetli, sadakat sahibi bir islâm hanımefendisi... O devirde okuma-yazma bilen pek ender, kültürlü kadınlardan... Üçüncü hicri yılda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin aileleri arasına katılarak müminlerin annesi olma şerefini elde eden bahtiyarlardan... O, Mekkede Peygamberlik gelmezden (Bisetten) beş sene önce doğdu. Babası, islâm tarihinde adâletiyle ün salan, ikinci halife Hz. Ömer (r.a)dir. Annesi Zeynep, Osman İbni Mazûn (r.a)ın kız kardeşidir. Babası ile birlikte Mekkede müslüman oldu. Ashabtan Huneys İbni Huzâfe (r.a) ile evlendi. ilk müslümanların safında yer alan bu bahtiyar karı-koca birlikte önce Habeşistana, daha sonra Medineye hicret etti. Huneys (r.a), Abdullah İbni Huzâfe (r.a)ın kardeşidir. Bedir ve Uhud gazvelerine iştirak etmiştir. Her iki gazvede de kahramanca çarpıştı. Uhud savaşında ciddi şekilde yaralandı. Medineye dönüldüğünde şehadet şerbetini içti. Hazreti Hafsa (r.anhâ) genç yaşta dul kaldı.Hz. Ömer (r.a) kızının dul olarak kalmasına gönlü râzı değildi. Biran önce onu evlendirmeliydi. O devirde iddetini tamamlayan kadınların fazla beklemeden evlenmesi daha uygun görülüyordu. Bir baba olarak Hz. Ömer (r.a) da kızının iyi bir kimse ile evlenmesini arzu ediyordu. Bunun için düşündü, taşındı ve onu Hz. Osman (r.a)a nikâhlamaya karar verdi. Hz. Osman da o sırada dul kalmıştı. Hanımı Peygamberimizin kızı Rukiyye (r.anhâ) vefat etmişti. Rahatlıkla teklif yapılabilirdi. Vakit kaybetmeden Osmana gitti. Kızı Hafsayı nikâhlıyabileceğini söyledi. Bu konudaki görüşmeleri Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ bizzat babasından şöyle nakletmektedir : Osman İbni Affana gittim. Onu hüzünlü gördüm. Üzüntüsünü gidermek ve teselli etmek için ona Hafsadan bahsettim. İstersen Hafsayı sana nikâhlıyayım dedim. Osman birden cevap veremedi. Hemen evet diyemedi. Biraz düşünmek için zaman istedi ve Hele bir düşüneyim dedi. Aradan bir kaç gün geçtikten sonra karşılaştığımızda, şimdilik evlenemiyeceğim diye özür diledi. Hz. Ömer aynı teklifi Hz. Ebûbekir (r.a)a yapmayı düşündü. Onunla karşılaştığında: istersen sana kızım Hafsayı nikahlıyayım dedi. Hz. Ebûbekir de sustu. Ağzını açıp da bir söz söylemedi. Hiçbir cevap vermedi. Bu sebeple ona, Osmana gücendiğinden daha fazla kızdı. Hz. Ömer (r.a) iki samimi arkadaşından müsbet bir cevap alamayınca canı sıkıldı, içerledi. Üzüntülü bir şekilde Rasûlullah (s.a)in huzuruna girdi ve şöyle dedi: Yâ Rasûlallah! Ben Osmana şaşıyorum. Hafsayı ona nikâhlamak istedim de yanaşmadı. Ebûbekir de öyle... İki Cihan Güneşi Efendimiz Ömere tebessüm ederek: Yâ Ömer! Hafsa, Osmandan, Osman da Hafsadan daha hayırlı birisiyle evlenecektir. buyurdu. Hz. Ömer büsbütün merak içerisinde kalmıştı. Osmandan daha hayırlı damât kim olabilirdi? Merak içerisinde aradan yine birkaç gün geçti. Nebiyy-i Ekrem (s.a) Efendimiz Hafsaya tâlib oldu. Hz. Ömer (r.a)a: Sen kızın Hafsayı bana nikâhlarsın. Ben de kızım Ümmü Gülsümü Osmana nikâhlarım, buyurdu. Hz. Ömer bu müjdeye çok sevindi. İki Cihan Güneşi Efendimiz bu haberle Hafsayı kendisine Allahın nikâhladığını anlatmak istiyordu. Bunun üzerine kısa zamanda düğün hazırlıkları tamamlandı. Hicretin üçüncü yılında şaban ayı içerisinde Hz. Hafsa, Resûl-i Ekrem (s.a) Efendimizle nikâhlanarak müminlerin annesi olma şerefine erdi. Fahr-i Kâinat (s.a) efendimiz bu nâzikâne teşebbüsü ile üç büyük sahâbîsi arasındaki dostluğu, kardeşliği, din bağını hısımlıkla, akrabalıkla daha da kuvvetlendirmiş oldu. Âişeyi nikahlayarak Hz. Ebûbekir (r.a)i Hafsayı nikahlayarak da Hz. Ömer (r.a)i taltif etti. Onları kendine kayınpeder, kızlarını da müminlerin anneleri olma bahtiyarlığına kavuşturdu. Hz. Ebûbekir (r.a) kendine teklifte bulunan Hz. Ömere müsbet-menfi bir cevap veremediği için üzülüyordu. Fakat başka çaresi de yoktu. Çünki bir sırrı muhafaza etmesi gerekiyordu. Hz. Hafsa ile Fahr-i Kâinat (s.a)in evleneceğini biliyordu. Bunu söylemek emanete hıyanet olacaktı. Bu sebepten sükût etti. Nikâh kıyıldıktan sonra Hz. Ömer (r.a)a gelerek özür diledi ve durumu şöyle izah etti: Hafsayla evlenmemi istediğin, benim de sana cevap vermediğim zaman herhalde bana gücenmişsindir. dedi. Hz. Ömer de: Evet diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebûbekir (r.a) şunları söyledi: Bana bu konuyu açtığında sana bir cevap vermeyişimin sebebi, Rasûlullah (s.a)in Hafsa ile evlenmekten söz etmesidir. Elbette onun sırrını ifşâ edemezdim, şayet Nebiyy-i Muhterem, Hafsa ile evlenmekten vazgeçseydi, elbette onunla evlenirdim diyerek onu teselli etti. Ne nezâket!.. Ne edeb!.. Ne sır saklayıcılık!.. İşte islâm edebi!... Emanet bir sır... Sükût bir hazinedir... Emanete riâyet ve sükûtu ihtiyar etmek ise insanın emniyeti ve süsüdür... Hz. Hafsa (r.anhâ), Rasûlullah (s.a)ın evine Sevde ve Aişe (r.anhümâ) annelerimiz varken gelin olarak geldi. O, İki Cihan Güneşi Efendimizin saâdethânelerine geldiğinde yirmi yaşlarındaydı. Sevde (r.anhâ) annemiz Âişe (r.anhâ) gibi onu da büyük bir gönül rahatlığı içinde karşıladı. Her ikisine de hizmet etti. Hafsa (r.anha) da gençti. Bilgili ve onurluydu. Özü sözü birdi, iradesi kuvvetliydi. Hâne-i seâdette iki genç annemiz olmuştu, ikisi de Efendimize hizmet etme yarısında gayretlerini esirgemiyorlardı. Son derece nâzik davranıyorlardı. Sevgi ve hürmette kusur etmemeye çalışıyorlardı. Fahr-i Kâinat (s.a) efendimiz de iki aziz arkadaşlarının kızları olmaları sebebiyle gücünün yettiğince onlara müsâmaha ile davranıyordu. Kadınlık zaafiyetlerini, gençliklerini göz önüne alarak daha merhametli, daha şefkatli muâmele ediyordu. Fakat beşer olarak sıkıntılı zamanlar da geçiriyordu, şöyle ki: Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a) efendimiz Zeynep binti Cahş (r.anhâ) annemizin evinde bal şerbeti içmişti. Biraz da yanında fazla kalmıştı. Bu durum iki genç annemizin dikkatlerini çekti ve aralarında anlaşarak. Efendimizin yanına vardıkları zaman kendisinden megâfir kokusu geldiğini söylediler. Efendimiz megâfir yemediğini, bal şerbeti, içtiğini söyledi ve : Demek ki balı yapan arı megâfir yalamış diyerek bir daha bal şerbeti içmemeğe yemin etti. Bunun üzerine Allah Teâlâ Tahrim sûresini nâzil buyurdu. Meâli şöyledir: Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allahın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir. Fahr-i Kâinat (s.a) efendimiz bir ara hanımlarından ayrılarak uzlete çekilmişti. Genç ailelerini eğitmek istiyordu. Ashab arasında bu durum, Rasûlullah hanımlarını boşadı, diye yayıldı. Hz. Ömer (r.a) bu haberi işitince doğruca Efendimizin odasına yöneldi. Kızı Hafsanın bir hatası olabileceğini düşünerek Efendimizden içeri girmeye izin istedi ve huzura girerek Efendimizin gönlünü rahatlatacak şu sözleri söyledi : Ya Rasûlallah! Kadınlardan dolayı ne kadar sıkıntı çekiyorsun, şayet onları boşarsan Allah da melekleri de seninle beraberdir. Ben de, Ebûbekir de, müminler de seninle beraberiz... dedi. İki Cihan Güneşi Efendimiz tebessüm etti. Gül yüzünden nurlar saçıldı. Ömerin kalbine huzur verecek ve müminleri sevindirecek şu cevabı verdi. Hanımlarını boşamadığını, sadece uzlete çekildiğini söyledi. Hz. Ömer mescide geldi ve durumu müslümanlara izah etti. Hz. Hafsa (r.anhâ) yaratılış icâbı biraz celâlli idi. Hz. Âişe (r.anhâ) annemiz onu şöyle tavsif ediyor: Hafsa tam manasıyla babasının kızıdır. Kuvvetli bir iradesi vardır. Özü sözü birdir. Birgün Resûl-i Ekrem (s.a) Efendimiz Hafsa annemizin yanında Hudeybiyede biat eden ashabını anarak: inşaallah, Hudeybiyede biat eden ashâbım Cehenneme girmez, buyurdu. Hafsa (r.anhâ) da : içinizden oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür. (Meryem sûresi; 71) âyetini okuyarak hatırlatmada bulundu. Efendimiz de ona: Sonra, biz Allahtan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız. (Meryem sûresi; 72) ayetini okuyarak cevap verdi. Hz. Hafsa (r.anhâ) annemiz ibadete düşkündü. Çok namaz kılar, çokca nâfile oruç tutardı. Onun hayatı da diğer annelerimiz gibi fakirlik içinde geçti. Yatak olarak kullandığı bir şiltesi vardı. Yazın onu altına sererdi. Kışın da bir tarafını altına serip, bir tarafını da üzerine örterdi. Çoğu zaman yemek için ekmek bulamazdı. Buna rağmen şikâyetçi olmadı. Hep haline şükretti. O, Resûl-i Ekrem (s.a) efendimize son derece sadakat ve muhabbetle bağlıydı. Kendisine hediye edilen şeyleri yemez içmez, Resûlullaha ikram ederdi. Onu daima nefsine tercih ederdi. Bir defasında kendisine bir tulum bal hediye etmişlerdi. Resûl-i Ekrem (s.a) efendimiz odasına uğradığında ondan şerbet yapar ve ikram ederdi. Hz. Hafsa (r.anha) Fahr-i Kâinat (s.a) efendimizin dâr-ı bekâya irtihalinden sonra da önemli hizmetlerde bulundu. Hz. Ebûbekir (r.a) devrinde Kurân âyetleri bir araya toplanarak Mushaf haline getirilmişti. Bu tek nüsha idi. Hz. Ebûbekir (r.a)in nezdinde kalıyordu. Vefatından sonra Hz. Ömer (r.a)in nezaretine verildi. Hz. Ömer (r.a) da yaralanıp şehid olacağı zaman kızı Hz. Hafsa (r.anhâ) annemize teslim etti. O da itina ile muhafaza etti. Hz. Osman (r.a) devrinde bu nüshadan çoğaltıldı. Hz. Hafsa (r.anhâ) vâlidemiz 60a yakın hadis-i şerif rivayet etti. Bir tanesi şudur. Rasûlullah (s.a) yatağına girdiğinde sağ elini başının altına koyar şöyle duâ ederdi: Yâ Rabbi! Kullarını dirilttiğin gün beni azabından koru. Bunu üç defa tekrar ederdi. Hicretin 45. yılında Hz. Muaviyenin halifeliği döneminde altmış yaşında iken vefat eden Hz. Hafsa (r.anhâ) annemizin cenâze namazını Medine valisi Mervan İbni Hakem kıldırdı. Cennet-i Bakîada müminlerin annelerinin yanına; ebedî istirahatgâhına tevdi edildi. Cenab-ı haktan şefaatlerini niyaz ederiz. Amin. |
Hz. Hafsa (R.Anha)
Hz.Hafsa Binti Ömer (radiyallahu anha ) ( peygamber Efendimizin Eşlerinden )
Hz. Ömer´in Kızı Hafsa (R.Anhâ) Kızım, güzelliği olan ve Rasûlüllah (S.A.V)´in kendisine sevgi duyduğu şu kadın (Aîşe)´nin durumu seni aldat*masın. Vallahi, biliyorsun ki Allah´ın Rasûiü seni (onun kadar) sevmez. Ben olmasaydım, seni başardı.»[1] Bu Ömer İbnu´l-Hattab´ın kızı Hafsa´dır. Abdullah İbn Ömer, onun ana baba bir erkek kardeşidir. Hafsa, Peygamber´e peygamberlik gel1 meden beş sene önce Kureyş Kâ´be´yi yeniden yaparlarken doğmuş*tur. Müslüman olan ve ilk defa Habeşistan´a hicret eden Huneys İbn Huzafe ile evlenmiştir. Hafsa kocasıyla birlikte Medîneye de hicret etmiştir. Karı koca her ikisi de Bedir´e iştirak etmişlerdir. Huneys Uhud´a çıkmış ve yaralanmış, daha sonra ölmüştür. Geride Hafsa Bint Ömer İbnu´l-Hattab´ı dul bırakmıştır. Ömrünün baharı sayılan on sekiz yaşında dui kalan kızının duru*mu Hz. Ömer´i ziyadesiyle üzdü. Kızının gençliğini alıp gücünü tüketen, çocukluğunu yok eden dulluğunu gördükçe derdi artıyor, evine her girdikçe elem verici bir tutukluğa kapılmaya başladığını hissediyordu. Uzun uzun düşündük*ten sonra, yas tuttuğu altı küsur ay süresince kaybettiği şeyleri ona verecek ve yakınlığından rahatlık ve ülfet duyacak bir koca seçmeye karar verdi, Hz. Ömer Hafsa´nın dul kaldığını görünce Osman İbn Affan´a gi*dip kızını ona teklif etti. Osman ; Benim evlenmeye niyetim yok diye cevap verdi. Ömer İbnu´l-Hattab, Ebû Bekr es-Sıddîk´a gitti. Kızını ona teklif etti. O da cevap vermedi. Ömer Ebû Bekr´e danldı. Daha sonra Ra-sûlüilah´a (S.A.V) gitti. Osman İbn Affan´ı ona şikâyet etti. Ebû Bekr İbn Ebî Kuhafe´nin yaptığını da anlattı. RasûlüÜab {S.A.V) gülümse*yip : Hafsa´yı Osman´dan daha hayırlısı alacak Osman da Hafsa´-dan daha hayırlısıyla evlenecek. Ömer, Osman´dan ve kızı Hafsa´dan daha hayırlı kimler olabilir diye şaşırdı. Rasûlüllah (S.A.V) Hafsa Bint Ömer´le nişanlandı..Ebû Bekr Ömer İbnu´l-Hattab´a gidip: Artık bana kızma! RasulülTafr(S.A.V) bana Hafsa´dan bahşet misti. Rasûlüllah´ın sırrını açığa vurmak istemedim. Ama eğer onu al*masaydı ben evlenecektim, dedi. Osman İbn Affan Rasûlüliah´ın (S.A.V) kızı Ummu Kuisum´la ev*lendi. Hicretin üçüncü senesinde de Rasûiüllah [S.A.V} Hafsa Bint Ömer´le evlendi. Rasûlüllah (S.A.V} Osman´dan.daha hayırlıydı. Um*mu Kulsum´da Hafsa´dan daha hayırlıydı. Medîne, Hz. Ömer´i şereflendirmek, Hafsa´nın. yarasını- sarmak için Rasûlüllah´ın mübarek elini öpmekte yarıştı. Rasûlüllah´ın evinde Sevde ve Aîşe varken Hafsa gelin olarak geldi. Bir gece Rasûiüllah {S.A.V) Hafsa´nın evine gitti. Hafsa Aîşe´yi ziyaret etmek için izin istedi. Rasûiüllah ona izin verdi. Peygamber (S.A.V) Mariye´ye yanına gelmesi için haber gönder*di ve Mariye´yi Hafsa´nın odasına aldı. Ömer´in kızı dönünce Mari- ye´yi RasölOlîah´Sa birlikte kendi odasında buldu. Mariye çıkıncaya kadar içeri girmedi. Daha sonra içeri girip Peygamber´e (S,A,V) : Evde birisinin seninle birlikte olduğunu gördüm, dodi. Ağladı ve öfkeyle,: Ya Rasûlallahl Hanımlarından hiçbirine yapmadığın birşeyi benim nöbetimde, benim odamda ve benim yatağımda bana yaptın, dedi. Rasûlüilah (S.A.V) onu razı etmek için yanma geldi ve : Onu kendime haram kılıp asla ona yaklaşmamama razı olmaz mısın Hafsa Bint Ömer: Tamam razı olurum, dedi. Rasûlüllah (S.A.V) ona yaklaşmamaya yemin etti,.: Daha sonra ds Hafsa´ya: Bunu benim için gizle dedi. Fakat Hafsa Hz. Peygamber´in sırrını gizlemedi. Aksine Aîşe´ye gitti. Kumasına ve onun arkadaşına : . Allah bizi Mariye !den kurtardı. Çünkü Rasûlüllah (S.A.V) onu kendisine haram kıldı, dedi. Rasûlüllah (S.A.V) Hafsa´nın; Rasûlüllah´ın sırrını saklamadığını Öğrendi, Aîşe, Mariye meselesini anlattı. Ömer´in kızının gizlediği ba*zı şeyleri de Rasûlüllah Aîşe´ye haber verince Aîşe: Bunu sana kim haber verdi diye sordu. Rasûlüllah [S.A.V): Bana Alîm ve Habîr olan Allah haber verdi diye cevap verdi, Haber Rasûlöllah´ın hanımları arasında yayıids. Çeşitli sözler söy*leyerek geldiler. Peygamber (S.A.V) onlarla bir ay görüşmemeye ye-mÎR etti ve bir hurma kütüğü vasıtasıyle üzerine çıkılan kiler´e çekil*di. Rasûlüliah´ın hizmetçisi Rabah da hurma kütüğünün üstüne çıkıp Müslümanlar arasında Rasûlüiîah´in hanımlarını boşadiğ; dediko*dusu yayiEdı. Üzgün ve pişman bir halde odalarında büzülüp kaldılar. Durum beklemedikleri bir şekilde gelişti. . Ömer İbnu´I-Hattab meseleyi haber alınca Ebû Bekr´in kızının ya*nma gitti ve ona: Ebû Bekr´în kızı! Senin Rasûiüllah´ı incittiğini duydum, dedi. Aîşe : Ey Hattab oğlu! Bana ve sana ne oluyor Sen kendi kusuruna bak, diye" cevap verdi. ,Ömer kızı Hafsa´nın yanına gitti ve ona : Hafsa sizden biriniz Rasûlüilah´] (S.A.V)´mı kızdırdı diye sordu. Hafsa : Evet, dedi. Ömer İbnu´I-Hattab : Kahrolasıcalar! Rasûlünü kızdırmakla Allah´ı kızdırıp mahvol-madığınızdan emin misiniz. Rasûlüilah´a karşı çok konuşmarbirşey hakkında onunla münaka*şa etme, onu terkedip gitme. Aklına gelen şeyi bana sor. Komşunun (Aîşe´ninj senden daha güzel olması ve Rasûlüllah´ın onu daha çok sevmesi seni aldatmasın, dedi. Buhari ve Müslim´deki bir hadiste Hz. Ömer´in İbni Abbas´a. naklettiğine göre, o Mescid-i Nebî´ye geldi. Orada Müslümanları., başlarını eğmiş olarak çakılları karıştırırken : «Rasûlüllah (S.A.V) hanımlarını boşadı» derlerken buldu. Rasûlüllah (S.A.V) hanımlarından uzlete çekildiğinin az öncesin*den beri kimse onlar hakkında Allah´ın Rasûlü´ne bir şey demeye ce*saret edemiyordu. Ancak Ömer, kızı da olaya sebep olunca, buna da*yanamadı. Rasûlüllah (S.A.V)´in içinde uzlete çekildiği hücreye yö*neldi. Rasûlüllah (S.A.V)´in kölesi Rebah hücresinin eşiğinde ayakte bekliyordu. Ömer, Rasûlüilah (SAV)´in yanına girmek için izin iste*di. Tekrar izin istedi. Rebah cevap vermedi. Bunun üzerine Ömer yalvarırcasına bağırdı: «Ey Rebah! Benim İçin Rasûlüllafı´tan izin iste. Ben zannediyo*rum ki, Rasûlülllah benim Hafsa için geldiğimi zannetti... Vallahi, Hafsa´nın boynunu vurmamı emrederse, hiç acımaz boynunu vuru*rum!» Onun sesi Fahr-i Kâinât´ın kulağına ulaştı ve onu müteessir etti. Ömer´e izin verince o da girdi. Ömer´odanın sağına soluna bakıp ağ*ladı. Rasûlüliah (S.A.V) : «Seni ağlatan nedir, ey Hattab´ın oğlu .» diye sordu. Ömer, Rasûlüllah (S.A.V)´in üzerinde yatipta vücûdunda iz bıra*kan hasıra, bir avuç arpayla, bir o kadar da sebzeye işaret etti. Bu bir avuç arpa ve sebze odadaki yiyeceğin hepsi idi. Sonra gözyaşlarını tutarak : «Ey Allah´ın Rasûlü! Kadınlardan dolayı ne kadar sıkıntı çekiyor*sun. Şayet onları boşarsan Allah da, melekleri de, Cebrail de, Mikâil de seninle beraberdirler. Ben de, Ebû/Bekir de, mü´minler de seninle beraberiz...» dedi. Rasûlüllah [S.A.VJ´in güzel yüzünde tebessüm gül gül açıldı. Ona kalb ´huzuru verecek cevabı verdi. Hanımlarını boşamamış, sadece onlardan bir ay uzlete çekilmişti. Sanki Ömer´e yeniden can bağışlanmış gibi oldu. İzin İsteyip mescide çıktı ve müslümanlara şu müjdeyi verdi : «Rasûlüllah (S.A.V) hanımlarını boşamadı.» Rasûlüllah [S.A.V) Mescid´e gittiğinde, Cenâb-ı Hakk´in şu âyet*lerini cemaate okudu : «Ey Peygamber, eşlerinin rızasını arayarak Alllah´in sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine harem ediyorsun Allah çok bağışla*yan, çok esirgeyendir.» «Allah size, yeminlerinizi (keffaretle) çözmeyi meşru kılmıştır. Allah sîzin sahibinizdir. O (size uygun olanı) bilendir, (herşeyi) hik*metle yönetendir. «Peygamber eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü (gizli tutmadı, başkasına) haber verip, Allah da onun bu dav*ranışını ona açıklayınca [Peygamber, hanımına] bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. (Peygamber) bunu ona haber verince eşi : ´Bunu sana kim söyledi ´ dedi. (Peygamber) ; ´Her şayi bifen, haber alan Allah bana söyledi´ dedi. «Eğer ikiniz Allah´a tevbe ederseniz, kalbiniz gerçekten (tevbenin gereğine) yönelmişti. Ve eğer peygambere karşı birbirinize arka olur*sanız (bilin ki) onun dostu ve yardımcısı Allah, Cebrail ve mü´minte-rîn iyileridir. Bunun ardından melekler de ona arkadır.» «O sizi boşarsa belki de Rabbi ona, sizden daha hayırlı, kendisi*ni Allah´a teslim eden, inanan, gönülden itaat eden, tevbe eden, ibâ*det eden (oruç tutarak dünya lezzetlerinden geçip, manâ âlemlerine) seyahat eden dul ve bakire eşler verir.» Rasûlüllah´ın hanımları olaydan ders aldılar, Hafsa, pişmanlıktan helak olacak hale gelmişken sükûnete kavuştu. Mü´minlerin annesi Hafsa Bint Ömer şöyie der : Rasûlüllah´ın nafile namazında oturarak sûreyi okuduğunu gördüm. Sûreyi öyle yavaş okuyordu ki sûre ondan uzun olandan da*ha uzun hale geliyordu. Yine o şöyle der: Rasûlüllah (S.A.V) müezzin sabah ezanını bitirdiğinde namaz kılınmadan önce kısa iki rekât namaz kılardı. Bir gece Medine´de dolaşmak için mü´minlerin emîrî Ömer İbnu´l-Hattab dışarı çıktı. Zaten bunu sık sık yapardı. Dolaşırken ka*pısını üzerine kapatmış, kocasına olan özlemini dile getiren şiirler söyleyen bir Arap kadınıyla karşılaştı. Mü´minlerin emîriömer: Neyin var diye sordu. Kadın : . Kocam birkaç aydanberi- savaştadır. Onu özledim diye cevap Ömer İbnu´l-Hattab : Kötü birşey arzu ettin mî Kadın : Allah korusun diye cevap verdi. Mü´minlerin emîri Ömer:" Sen kendini koru. Ona posta gitmektedir, dedi. Mü´minlerin emîri Ömer İbnu´l-Hattab, onun kocasına haber gön*derdikten sonra mü´minlerin annesi Hafsa Bint Ömer´in yanma gitti ve ona sordu : Sana benim için çok önemli olan bir meseleyi soracağım. Be*ni o konuda rahatlat. Kadın kocasını ne kadar sürede özler Hafsa utanıp başını önüne eğdi. Mü´minlerin annesi Hafsa parmaklarıyla üç ay, en fazla dört ay diye işaret etti. Mü´minlerin emîri Ömer İbnu´l-Hattab savaştaki görevlilere, bir kimsenin dört aydan fazla hanımından ayrı bırakılmamasını yazdı. RasûlüISah (S.A.V), fîabbinin yüce katına göç ettikten sonra Hz. Hafsa, içinde Hz. Âîşe´nin de bulunduğu bütün Rasûlüllah, hanımları arasından, Hz. Ebû Bekr tarafından bir araya toplanan Kur´an nüsha*sını saklama görevine seçilmiştir Bu şöyle olmuştur. Hz. Ömer fr.a} haikjn elinde değişik kıraatleri ihtiva eden Kur´-an-ı Kerîm´Ieri, Kur´ân´ın iniş günleri uzaklaşmadan ve çeşitli harb-lerde bizzat Kur´ân´ı Rasûiüllah´in ağzından işiterek ezberleyen hafız*lardan yüztercesînin şehîd olması sebebiyle tek mushaf hafinde top*lamasını ilk haiîfe Hz. Ebû Bekr´den istedi. Hz. Ebû Bekr bu isteğe, biraz tereddüd, istişare ve istihareden sonra olumlu cevap verdi. Müstafi cem´etti ve onu mü´minlerin annesi Hz. Hafsa Binti Ömer´e emânet etti. Zeyd İbn Sabit el-Ensarî anlatmaktadır: Ebû Bekr bana emredince daha önce, deri parçalan, kürek kemikleri ve hurma dallarına yazmış oiduğum Kur´ân-ı topladım. Ebû Bekr vefat edince Ömer bunu tek bir kitaba yazmıştı. O kitap da on- da duruyordu. Ömer vefat edince, kitap Rasûlüllah´ın (S.A.V) hanimi Hafsa´daydi. Daha sonra Osman İbn, Affan Hafsa´ya haber gönderip kitabı kendisine vermesini istedi. Hafsa onu verdi. Mushaf o kitapla karşılaştırıldı. Osman kitabı Hafsa´ya geri verdi. Böylece Osman´m içi rahatladı. Halka emretti onlar da mushaflan yazdılar. Zunnureyn (iki nûr sahibi) Osman İbn Affan´ın şehit edilmesin*den sonra halk mü´minlerin emîri Ali İbn Ebî Talib´e biat etti. Çıkan büyük fitnede mü´minlerin annesi Aîşe, ez-Zubeyr İbnu´l-Avvam ve Talha İbn Ubeydillah gibi biati bozup mü´minlerin emîri Ali´yle sava*şanlarla birlikteydi. Mü´minlerin annesi Hafsa da onlarla birlikte Bas*ra´ya gitmeye niyet etmişti. Fakat kardeşi Abdullah İbn pmer onu ge*ri çevirmiş ve Medîne´de birlikte kalmışlardı. Mü´minlerin annesi Hafsa ömrünü oruç ve namazla bol böl İbâ*det ederek geçirmiş, Muaviye İbn Ebî Sufyan devrinde vefat etmiştir. O gün Medine´nin valisi olan Mervan îbnu´I-Hakem cenaze namazım kıldıktan sonra Bakî´de mü´minlerin annelerinin yanma defni tamam*lanıncaya kadar beklemiştir. Kendisinden birçok hatıralarla beraber mü´minlerîn annesi olmak, emânet edilen mushaf nüshasını hem ezberlemek, hem korumak, Ra*sûlüllah (SAV)´den ve babasından birçok hadîs rivayet etmek gibi büyük, fazîletii, unutulmaz hizmetler, üstünlükler kaldı geriye... [2] Yoksulların Annesi [1] Ömer b. el-Hattab [2] Abdulaziz eş-Şennavi, Sahabe Hayatından Tablolar (Hanım Sahabiler), Uysal Kitabevi: 3/70-77. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.