![]() |
Davraniş |
![]() |
![]() |
#1 |
Prof. Dr. Sinsi
|
![]() DavranişDAVRANIŞ Davranışlar, insanların veya hayvanların, anlamlı ve yorumlayabilir faaliyetlerini kapsar ![]() için, insan davranışlarını inceleyeceğimiz için, insan davranışlarını tanımlayan temel noktaları belirleyelim ![]() (1) Esas itibarıyla bir nedene dayanır (2) Bir hedefe ve amaca yöneliktir ![]() (3) Bu davranışa yol açan bir ( ihtiyaçtan kaynaklanan) güdü yada etki vardır ![]() İnsan davranışının kendine özgü bir mantığı ve çoğunlukla, diğer insan davranışlarıyla bütünleşmiş sosyal (Toplumsal) bir yönü vardır ![]() görülen bir çok davranış biçimi, aslında sosyal bir davranış biçimidir ![]() toplumsal, grupsal, örgütsel çevrede, diğer insanlarla birlikte yaşar ![]() bilgisayarının ekranına bakan kişi, tek başına olmasına rağmen, aslında, örgütsel iş bölümü içinde kendine düşen görevi yerine getirmektedir ![]() rolünü oluşturan mesleğini icra etmektedir ![]() davranış, her iş, her görevi her rol, toplumsal iş bölümünün ve gerekliliklerin bir sonucudur ![]() Davranışın “Ne denli, hedefe yönelik ve güdülü” olduğu var sayımı, rasgeleliği ve nedensizliği ortadan kaldırır; oluşan her davranışın bir dış uyaranı vardır ![]() “Organizmayı harekete geçiren içsel bir dürtü veya güç” anlamına gelir; ve genellikle insanın ihtiyaçlarına dayanır ![]() bulunduğundan, davranış rasgele değildir ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Davraniş |
![]() |
![]() |
#2 |
Prof. Dr. Sinsi
|
![]() DavranişDAVRANIŞ BİLİMLERİ Toplum ne grup ilişkilerinin incelenmesinde, davranışsal ve durumsal yaklaşımın geçerli olması, davranış bilimleri adı verilen bir bilim dalı oluşmasına yol açmıştır ![]() bilimlerini oluşturan bilim alt – disiplinleri yeni birer uygulama alanları oluşturmazlar; fakat, bunların birbirleriyle ilişkisinin kurulması ve günlük yaşantının analizinde bunlardan daha etkin biçimde yararlanılması oldukça yendir ![]() Davranış bilimlerini meydana getiren alt – disiplinlerin başlangıcını, MÖ IV ![]() ![]() eski Yunanistan’da yaşayan Aristotle’a kadar götürmek mümkündür ![]() ![]() “Sosyoloji” terimini ortaya atarak, davranış bilimlerinin özünü oluşturmaya yardımcı olan disiplinin ana hatlarını kurmaya başlamıştır ![]() bilimlerinin de gene, 1800’lerin sonlarında, 1900’lerin başlarında ortaya çıktığını söyleyebiliriz ![]() Wilhel Wundt’un deney laboratuarında başlamıştır ![]() antropoloji alanında önemli çalışmalar görülür ![]() geliştirilmiş bir deyim olup, ABD’de Ford Vakfı’nın insan davranışlarıyla ilgili bir araştırma programının sınırlarını çizmek amacıyla ortaya atılmıştır ![]() Bilimlerden Biyoloji ve Fizyoloji Bilimleri’ne kadar, insanla ilgili bilimlerin, insan davranışları arasından bulgularını organik bir bütünlüğe kavuşturmaktır ![]() beklenen amaç, insan davranışlarını yöneten evrensel kuralların anlaşılmasıyla, dünyada, ekonomi, devlet yönetimi, uluslar arası ilişkiler, yöneticilik vb ![]() esenliğin sağlanmasına daha etkili bir katkıda bulunma umuduydu ![]() Davranış bilimlerini oluşturan alt – disiplinler, sosyoloji, antropoloji ve psikoloji (Sosyal Psikoloji dahil) temel olmak üzere, ekonomi (pazarlama dahil), siyasal bilimler, eğitim, tarih ve en yeni olarak da iletişimdir ![]() düzenlenmiş bir şemayla gösterirsek, şöyle bir görünün ortaya çikar ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Davraniş |
![]() |
![]() |
#3 |
Prof. Dr. Sinsi
|
![]() DavranişDiğer sosyal bilimler ile davranış bilimleri arasında ne fark vardır ? diye sorulursa, ana farkın, bilgi toplamada kullanılan metodolojide olduğunu söyleyebiliriz ![]() bilimlerinde veri toplamada, orijinal ve doğrudan gözleme dayanan bilimsel yöntemler kullanılırken; örneğin, ekonomi, tarih vb ![]() hakkında bilgi toplamak, dökümanlara inmek zorunda kalmaktadır ![]() içinde yer aldığını belirttiğimiz “Bu alt – disiplinler ne zaman ve hangi durumda” “davranış bilimi” olarak tanımlanırlar? Diye sorulursa, “bunların insan davranışlarını gözlem ve araştırma yoluyla inceledikleri bölümleri” davranış bilimleri kapsamına sokulmalıdır ![]() Örneğin, arkeolojide eski çanakların salt biçimlerine duyulan ilgi, antropolojinin bu alt bölümünün davranış bölümlerinin kapsamına girmesi için yeterli değildir ![]() kurumlarının yapısını hukuksal açıdan inceleyen bir siyasal birim çalışması da bu kapsama sokulamaz; ama seçmenlerin oy kullanma davranışına ilişkin bir inceleme, bir davranış bilimi çalışmasıdır ![]() olduğu gibi, bu bilimlerin kendi içlerinde alt – disiplinlere ayrılması da (Bunların birbiri ile çok yakın bağıntısı nedeni ile) yapay ve akademik bir amaç taşır ![]() uygulamada, çeşitli bilim disiplinlerini kapsayan bütüncül ve birleştirici yaklaşımı, bu yapay bölünmeyi bir ölçüde ortadan kaldırmaktadır ![]() Davranış bilimlerini oluşturan alt – disiplinleri tek tek kısaca gözden geçirmemiz bunların, davranış bilimleri yaklaşımına katkılarını daha iyi anlamamızı sağlayacaktır ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Davraniş |
![]() |
![]() |
#4 |
Prof. Dr. Sinsi
|
![]() DavranişSOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) Sosyolojinin ilgi alanı, esas itibarıyla, insan – insan ilişkileri ve bu ilişkiler doğrultusunda oluşan sosyal grupların sebep ve sonucunu tartışmak olduğuna; ve sosyolojik incelemelerde, tarihsel ekonomik ve politik analizlerde bulunduğuna göre, sosyoloji bilimini “İnsanla ilgili tüm sosyal ilişkilerin sentezini yapan ve genelleyen bilim dalı” olarak tanımlamak mümkündür ![]() yaklaşımdır ![]() bilimsel açıdan incelenmesini olanaklı kılmaktadır ![]() değil, insan “birlikteliği” gerçeği üzerine odaklaşarak, toplumun her yerinde var olan sosyal etkileşimin örüntüleşmiş düzenliliklerini inceler ![]() Psikolojinin konusu, insan ve insana yakın hayvanların (Lower Animal) davranışlarıdır ![]() gözlenebilir yada geliştirilen bir aygıt aracılığıyla ölçülebilir ![]() karmaşıklığı yukarıda vurgulanmıştı ![]() davranışını farklı form ve şiddetlerde sergileyebilir ![]() faktörlere göre değişir ?” sorusunun yanıtlanması, uzun bir çabayı gerektireceği halde, yinede verilecek yanıt geçersiz kalacaktır ![]() özellikleri, sağlık düzeyi, ait olduğu alt kültür, kullandığı araçlar, daha önceden öğrenmiş olduğu şeylerin gösterdiği davranış açısından kullanılabilirliği, güdülenme düzeyi, değer yargıları, konu ile ilgili daha önceki deneyimleri, genel yaşam amacı, vb ![]() özelliklerinin bilinmiş olmasına karşın, yinede yargısal düzeyde davranışının anlaşılabilmesi güçtür ![]() devamlılık göstermesi, bir handikap olarak değil, insan davranışını zenginleştirici bir özellik olarak değerlendirilmelidir ![]() Toplumsal yapı içerisinde yaşamını sürdüren insanın davranışları, davranışına anlam vermeyi kolaylaştırmak amacıyla göreli olarak farklı biçimlerde sınıflanabilir ![]() sosyal, sanatsal, askeri, siyasal, dini, vb ![]() davranış, davranışın yöneldiği objeye göre de sınıflanabilir ![]() diğer insanlara yönelik davranışlarımız gibi ![]() olması, tanıdıklık düzeyi, çekiciliği vb ![]() ![]() Yukarıda belirtilenler dışında, insanın fizyolojik yapısının sonucu gösterdiği davranışları da vardır ![]() boyutunda sınıflanabilir ![]() alanlarını oluşturan bu tür davranışlar psikoloji açısından da önemlidir ![]() açısından dolaşım sisteminin nöro – fizyolojik yapı ve fonksiyonu değil, örneğin stres vericilerin bu sistemin işleyişine olan etkilerini çalışmak önemlidir ![]() fizyolojik yapının özellikleri ve işleyişi, doğrudan psiko – sosyal davranışların form ve şiddetini etkileyecektir ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Davraniş |
![]() |
![]() |
#5 |
Prof. Dr. Sinsi
|
![]() DavranişDAVRANIŞIN ÜÇ BOYUTU Davranış, gözlenebilen ve geliştirilen bir aygıt aracılığı ile ölçülebilen bir eylem olarak tanımlanır ![]() ![]() yalın anlamıyla yorumlandığında, psikolojinin çalışma alanını daraltır, psikolojik olay olgularını açıklama çabalarını kısırlaştırır ![]() kavramının kapsamını genişletmiş, anlamca zenginleştirmiş, insan davranışları için gözlenebilir, ölçülebilir olma koşullarına daha geniş, yeni anlamlar yüklemiştir ![]() literatüründe yer alan davranış = tepki formülü, artık yeteri kadar açıklayıcı değildir ![]() literatürde, insan davranışının potansiyel yada eylemde üç boyutlu olabileceği görüşü giderek kabul görmektedir ![]() DEVİMSEL (Motor) niteliklerden birinin ön planda olup, diğerlerinin fonda yer aldığı bir özellik gösterir ![]() davranışlarından söz ederken, onun kalemiyle deftere işaretler koymasından değil, (bu eylem fon özelliği gösterir) zihinsel eylemlerinden söz etmekteyizdir ![]() duygusal bir tonun hakim olduğu hatırlanırsa, duygusal boyut ile zihinsel boyutun birbirleriyle yakından ilişkili olduğu, birbirlerinin oluşumunu etkiledikleri kolayca anlaşılabilir ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Davraniş |
![]() |
![]() |
#6 |
Prof. Dr. Sinsi
|
![]() DavranişDAVRANIŞ AÇISINDAN İNSANIN DONANIMI Psikolojik olay ve olgu kavramını daha iyi anlayabilmek için, insanın davranışsal kapasitesinin zenginliğine dikkat çekilmelidir ![]() ![]() İster eylem biçiminde, isterse zihinsel – emosyonel biçimde olsun her davranışın vücutta nörofizyolojik öncülleri ve sonuçları vardır ![]() hayvanlara göre, davranış bakımından daha zengin duruma getirir ![]() gelişmemiş insanlardaki davranış sınırlılığı bu yargıyı doğrular niteliktedir ![]() İnsan, iki özelliğinin ürünü olarak zengin bir davranış potansiyeline sahiptir ![]() 1 ![]() ![]() hatırlama, olay ve olgular arasında ilişkiler kurabilme, olay ve olguların seyrini değerlendirerek tahminlerde bulunabilme ve gelecekteki davranışlarını planlayabilme olanağı verir ![]() 2 ![]() manipülasyon yeteneğine sahiptir ![]() hayvanlardan çok üstündür (Lane, 1964, S ![]() ![]() dayanarak bir çok materyali, (Zihinsel gücünün de yardımıyla) kullanarak çevresini düzenleyebilir ![]() medeniyetler anılan iki özelliğin etkileşiminin ürünüdür ![]() yapıdaki yeni düzenlemeler, vb ![]() göstergeleridir ![]() Günümüzde insanın el davranışlarının yerini, zihin manipülasyonlarının ürünü olan, bilgi işlem makineleriyle donatılmış aygıtların aldığı gözlenmektedir ![]() yaygınlaşmasının, insanın genel anlamda, vücut ve el becerilerinin önemini azaltacağını ön görmek gerçekçi bir yargı olamaz ![]() kaynağından ikisini de birlikte kullanma ihtiyacı duyacaktır ![]() İnsan davranışlarının bazı özelliklerini hatırlamamız, onu daha iyi anlayabilmemize yardımcı olacaktır ![]() ![]() önce gerçekleşmiş olan tüm oluşumların ürünüyüzdür ![]() getirdiğimiz kalıtsal özelliklerimiz ile, içinde yaşadığımız çevresel koşulların bize sunduğu olanakların ürünüdür ![]() öğrenme düzeyine bağlı olacaktır ![]() birisine verilecek aşırı önem, doğal olarak diğer faktörü unutturacaktır ![]() kaynaktan gelen faktörlerin önemi gösterilmeye çalışılırken diğer kaynaktan gelebilecek faktörler göz ardı edilmemelidir ![]() çalışırken, bireyin IQ’sunun kalıtsal faktörler ile de ilişkili olduğunu, psikoloji literatür bilgilerimize dayalı olarak hatırlamalıyız ![]() Canlı ve etkin bir varlık olan (irade gücüne sahip) insanın davranışları için ortaya konulacak nedenlerin sabit (Statik, değişmez) olamayacağı açıktır ![]() ederken insan da sürekli olarak birbirleriyle etkileşen, değişen nedenlere bağlı olarak davranışlarını yeniden yorumlamakta, değerlendirmekte, yapılandırmakta ve sonuçta değiştirmektedir ![]() Davranışın iki kaynağı Kalıtsal Çevresel Davranış = Özellikler Koşullar Davranışın nedenleri o kadar birbirine geçmiş ve birbirine bağımlıdır ki, bu nedenle psikolojide tek determinanta dayalı açıklamaların doğru olabilmesi, yalnızca bir şans olacaktır ![]() Psikolojik Olaylarda Neden – Sonuç İlişkisi Ara değişkenler ![]() (sabit tutulmaya çalışılmalıdır) Bağımsız ![]() ![]() ![]() Değişken Değişken (Değişkenler Kombinezonu) Isı 0°C …………………… Buz 30°C …………………… Ilık 100°C …………………… Buhar 30 IQ …………………… Öğrenemez 75 IQ …………………… Zor Öğrenir 110 IQ …………………… Öğrenir Örneğin, çocuğun okuldaki başarısını yalnızca IQ’ ne bağlayarak bir tek belirleyici ile açıklamaya çalışmak problemi yalınlaştırmak gibi görünebilir ![]() determinantın olgunun ortaya çıkmasını sağlayanların en önemlisi olduğunu söyleyebiliriz ![]() Yine de okul başarı – başarısızlığının nedenlerini doğru olarak tanıyıp, problemin göreli çözümüne ulaşılmak isteniyorsa, belirleyici etkilerinin ölçümü yapılmalı, sabit değerler olarak tutulmaları güç de olsa, tüm determinantlar ( IQ, ailenin sosyo – ekonomik düzeyi, çocuğun güdülenme düzeyi, okulun sosyal yapısı, öğretmen yeterliliği, arkadaş grubunun etkisi, TV’nin etkisi vb ![]() ![]() açıklamalardan sonra, bireyin yargılamak durumunda olduğumuz davranışlarının çok nedenli ve çok boyutlu nitelikte olduğu sürekli hatırlanmalıdır ![]() ilkesinin, söz konusu davranışın her bir nedeni ( determinant ) için de geçerli olduğu açıktır ![]() Davranışlarımız doğrudan yada dolaylı olarak çevreye yöneliktir ![]() çevremize yönelik davranışlarımızı karşılaştıracak olursak, fiziki çevremizi düzenlemeye yönelik davranışlarımızın sanıldığı kadar büyük boyutlarda olmadığı, çabalarımızın daha çok ( fiziki çevremizdeki yapıyı değiştirmeye yönelik çabalarımızın çoğunu da kapsayacak biçimde ) doğrudan diğer insanları yada ilişkitlerini hedef aldığı söylenebilir ![]() yetiştiren birey, bu davranışıyla fiziki anlamda sadece çiçek yetiştirmeyi değil, psiko – sosyal farklılığının bir göstergesi olarak, psikolojik düzeyde estetik beğenisini çevresindeki diğer insanlara gösterme, yetiştirdiği çiçeklerle bir eser, değer oluşturma duygusunu yaşamayı da amaçlayabilir ![]() söylenebilmesi güçtür ![]() dinamiğini açıklamaya yönelik çabalar bilimsel bir yaklaşımın ifadesi olmadığı, yanılgılara da son derece açıktır ![]() Bireyin gösterdiği davranışlarının önemli nedenlerinden biriside içinde bulunduğu sosyo – ekonomik ve kültürel yapıdır ![]() sistemini, ideolojik görüşünü, geleceğe yönelik umutlarını vb ![]() anlamlandırabilmek olanaksızdır ![]() olarak kazanılmıştır ![]() özelliklerin etkili olmadığı gibi bir sonuç çıkarmak yanlış olur ![]() bireyin içinde yaşadığı kültürel yapının da davranışın oluşumunda önemli etkiye sahip olduğudur ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Davraniş |
![]() |
![]() |
#7 |
Prof. Dr. Sinsi
|
![]() Davranişİnsan organizması, dış dünyadan gelen uyarıcıları pasif olarak kodlayan ve gelen mesajlara aynı anlamları veren otomatik aygıtlar değildir ![]() anlamları, bireylerin deneyimine, kronolojik yaşına toplumsal statüsüne vb ![]() kadar, temel belirleyici, söz konusu anılan determinantların ürünü de olsa, bireyin özgün zihinsel yapısıdır (Lane, 1964, S ![]() Algı psikolojisi, günlük yaşamın her anında, sürekli olarak uyaran bombardımanı altında olduğumuzu uyarıcıdan gelen özellikler ve kendi özelliklerimize göre söz konusu uyaranları seçip, algıladığımızı bildirmektedir ![]() kaçınılmazlığı bir yana, özellikle kültürel niteliklerimiz, algısal yapılandırmamızı doğrudan göstereceğimiz tepkileri ise dolaylı olarak belirler ![]() arasından, niçin özellikle bazılarına ilgiliyiz ? Bu olgunun bir nedeni içinde bulunulan kültürel yapının özellikleri ise diğer bir nedeni, bireyin bir biçimde oluşturduğu, büyük oranda öğrenmelerinin ürünü olan, sistemli yargılar bütünü; “Felsefi görüşü”dür ![]() yapısı” olarak adlandırılan değer temelli bu mantık sistemi, kendi içinde şu yada bu düzeyde tutarlıdır (Lane, 1964, S ![]() ![]() inançlar, değer yargıları) bireyin özgün değerlendirmesiyle, birbirleriyle ilişkisiz görülerek tutarlı mantık sistemi korunmaya çalışılır ![]() Hem nedenlerde, hem de nedenin gelişim sürecinde, davranışların çok boyutlu ve sürekli bir değişim halinde olduğu hatırlanmalıdır ![]() (Mutlaklık ve değişmezliğe inanmayarak), madde ve olgular için değişim ve ardıllığın esas olduğuna inanıyorsak, söz konusu çoklu nedensellik ve değişim süreci içerisinde insan davranışlarını verilendirip yargılayabilir ![]() psikolojide de özgün araştırma yöntemleri geliştirilmiştir ![]() Bilimsel çalışma dinamik olduğu kadar şaşırtıcı, bazen de çelişkili bir eylemdir ![]() Gözlem, açıklama ve anlama arasında sürekli bir etkileşim söz konusudur ![]() defaya özgü değerlendirme, olgunun bilimsel açıklaması için yeterli değildir ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Davraniş |
![]() |
![]() |
#8 |
Prof. Dr. Sinsi
|
![]() DavranişBilimsel bir anlayışın gelişmesi için aşağıdaki sürecin izlenmesi gerekir ![]() 1 ![]() ![]() 2 ![]() ![]() 3 ![]() ![]() 4 ![]() ![]() 5 ![]() ![]() Bilimsel eylemin başlangıç noktası daima, bilim adamının bir gözlemidir ![]() adamları bir kaza sonucu gözledikleri olgulara dayalı olarak hipotezlerini oluştururlar ![]() Olgunun niçin ve nasıl oluştuğu sorusu, araştırmacının gözlemine dayalı olarak, geçici bir süre için yanıtlanabilir ![]() koşullarda test edilir ![]() insanlar daha fazlasını merak etmezler ![]() araştırmasını sürdürür ![]() ![]() Bilim adamının gözlemleri, gözlemlerine dayalı olguları saptaması, oluşturduğu geçici soru ve yanıtları benimsediği kuramsal yaklaşıma bağlı olduğu gibi, uygulayacağı araştırma metodu ve ulaşacağı yeni sorular da, anılan kuramsal temele bağlı olacaktır ![]() kuram, ulaşılan yeni bilginin temelini oluşturur ![]() yeni bilgilere dayalı olarak kuramlarda gelişerek daha fonksiyonel hale gelirler ![]() Psikolojik olguların çok determinantlılığı ve çok fonksiyonluluğu onları statik olarak belirleye bilmemizi olanaksızlaştırır ![]() onlara ilişkin ne kadar bilgi sahibi olunabilirse, psikolojik olgulara ilişkin o oranda anlayış geliştirilebilir ![]() yaklaşımlara rastlanır ![]() gösterdiği tepkilere önem verilmiştir ![]() anlaşılır hale getirecektir ![]() OLGU Uyaran temelli tanımlamalar Tepkisel tanımlamalar Acı verici bir durumla karşılaşma korkusu Organizmanın varlığına yönelik ciddi bir tehdit Korkutucu bir durumla karşılaşma, durumu gözleme Zaman sınırlamasında bireye yapamayacağı kadar zor görev verme STRES Fizyolojik göstergelerin ölçüm sonucu (Kalp atışı, terleme, kas gerginliği) Bireylerin kaygı, endişe ve gerginliklerini ifade etmeleri Başkalarının bireyin stres açıklayan davranışlarından anlam çıkarması Stres altında bireyin görev içeren davranışlarını (Performans) gözlemek PSİKOLOJİNİN KONUSU İnsanlar tarih boyunca kendi aralarındaki ilişkilere ve kendilerine yönelik problemleri çözümünü bulmak için çaba göstermişlerdir ![]() filozoflarına ve özelikle de Aristoteles ve Plato’na dayandırır ![]() psikolojik konusu insanın ruhsal davranışlarıdır ![]() Psikolojik sözcük anlamı, psycho = ruh, logie = bilim, iki sözcüğün birleşmesiyle, ruhbilim olarak kavramlaştırılır ![]() çoğunda rastlanabilir ![]() (Sarp, 1966,s ![]() kullanıldığını gözlemek olanaklıdır ( Öz ak pınar, 1987 ![]() ![]() ![]() olan düalist düşünce biçimi göz önüne alındığında, psikolojinin ruhsal olayları konu edinmesinin kaçınılmaz olduğu kolayca kavranılabilir ![]() ![]() eserlerinde açıkça gözlenebileceği gibi, bu düşünce biçimine göre yeryüzündeki varlıklar, idea’lar dünyasındaki varlıkların görüntüleridir (mağara benzetmesi) ![]() Eski Yunan düşünce sistemi değerlendirmeye alınırsa; bu uygarlıkta plüralist bir inanç yapısı yaygın iken, düalist bir düşüncenin hakim olduğu görülür ![]() ![]() Birincisi gerçek olan ve ideler dünyasında yer alan bölüm, ikincisi ise bu gerçek bölümün yer yüzündeki yansıması, gördüğümüz, dokunduğumuz bölüm ![]() davranışlarının bilimi olmak yerine gerçek varlıkların (ruhların)bilimidir ![]() dünyada idelere (ruhlar) ulaşmak olanaksız olduğuna göre pratikte antik Yunan medeniyetinde de psikolojik insanın davranışlarını konu edilmiştir ![]() çağrışın ilkesine dayandırması, insanların kişilik özelikleri kan renklerine bağlaması vb ![]() düşünceyi doğrulamaktadır ![]() İnsanın ruhu özü, bedeni ise ruhunun görüntüsüdür ![]() olarak, gerçek varlık olan insanın ruhu olmalıdır ![]() |
![]() |
![]() |
|