07-25-2008
|
#1
|
sudenaz
|
Ahlaklı Olmak Zorundayız
Ahlaklı Olmak Zorundayız
Ahlak, insan olarak ihmal edemeyeceğimiz kavramların başında geliyor Yaşadığımız sokağı, şehri, dünyayı yaşanılır kılmak ve mamur hale getirmek için asla vazgeçemeyeceğimiz bize ait bir kavram Yani insan olarak dünyaya geldiğimiz ilk günden itibaren iç dünyamızda varlığını/ağırlığını hissettiren bir kavramdır ahlak Ahlak bir anlamda insanın yaratılış üzerinde kalması, fıtratının sesine kulak vermesi demektir Fıtratının sesine kulak veren ve ona uygun davranış sergileyen kişiye ahlaklı insan diyoruz Ama pek çok olumsuz faktörün bir araya gelmesinden dolayı fıtratı/yaratılışı bozulan ve uygunsuz hareket eden kişiye de ahlaksız insan diyoruz Onun için aslolan ahlak insanı olmaktır İnsanın günah işlemesi ya da hata yapması bu gerçeği değiştirmez
İnsanoğlu çok boyutlu komplike bir varlıktır Onun önemli boyutlarından birisi üreten bir varlık olmasıdır Öyle ya içinde bulunduğumuz dünyayı yaşanılır kılmak, anlamlı hale getirmek insan olmamızın gereğidir En çok da bu yönümüzle içinde bulunduğumuz gezegeni yaşanılır veya yaşanmaz hale getiriyoruz Yaşanılır hale getirenler insanlığa pek çok kültür ve medeniyet sunarken; yaşanmaz hale getirenler kan, gözyaşı, ölüm ve tahribattan başka bir şey sunmadılar Bir tarafta insanlığın iftihar tablosu öbür yandaysa utanç vesilesi Fıtratının sesini dinleyen hiç kimse utanç tablosunu savunmak istemediği gibi içinde yer almak istemez Çünkü orada iyilik, güzellik adına bir şey yoktur Çirkinlikse alabildiğine göze batmaktadır İnsan nötr bir varlık olamayacağına göre bir tercihte bulunmak zorundadır Ya iyinin yanındadır ya da çirkin yanındadır
İnsanlık tarihi boyunca ortaya çıkan medeniyetler insanoğlunun üretken bir varlık olduğunu gösterir Ama üretkenlik/üretim yalnız başına hayatı anlamlı kılmaya yetmez Belki hayatı daha çok kolaylaştırır Üretim adına ortaya konulan icatların, buluşların insanlığa bir de faydalı olması gerekir Üretimin faydasından bahsettiğimiz anda karşımıza ahlak kavramı çıkar Ahlak burada bir mikyas/mihenk taşıdır Yani insanlık adına ortaya konulan yeni buluşlara, icatlara o açıdan bakmak zorundayız Ama bazıları şöyle bir itirazda bulunabilir: Ahlak alanı oldukça rahat at oynatılan, içerik olarak oldukça soyut ve kişiye/topluma göre değişkenlik arz eden bir kavramdır Eğer ahlak kavramını dinden ayırırsak yani kaynağını dinden almayan bir ahlak anlayışından bahsedersek doğrudur Referansını dinden almayan bir ahlak sistemi izafidir Böyle bir ahlak anlayışı kişiye, topluma, zaman ve zemine göre değişkenlik arz eder Böylesi bir ahlak sistemi ancak pragmatist anlayışta insanlar ortaya çıkarır Pragmatist insansa bencil olduğu için dünya kaynaklarını başkalarıyla paylaşmak şöyle dursun her şeye sahip olmak ister Bunu yaparken kendi ahlak sistemine dayanır Onun ahlak sistemi kendi rahatı/zevki için her şeyi mubah görür Bunun şu an ki tipik örneğini Amerika’da görmekteyiz Özellikle Amerika’nın dış politikasını bu ahlak sistemi belirlediği için hep pragmatist bir anlayışla hareket ettiğini görmekteyiz Bizim için çok kötü, çirkin olan bir şey onlar için pekala güzel olabilir Ve onu yapmakta bir beis görmezler
Oysa kaynağı/referansı din olan ahlak sistemi asla değişken bir yapıya sahip değildir Onun değişkenlerinden değil ancak sabitelerinden bahsedebiliriz Kişiye, topluma, zamana, zemine göre değişmediği için üzerinden asırlar geçse de değerinden hiçbir şey kaybetmez Ahlaki yozlaşmanın dibe vurduğu, ayyuka çıktığı günümüzde kaynağını dinden alan bir ahlak anlayışına ihtiyacımız vardır Ahlaki yozlaşmaya dur demek için ahlaklı olmak zorundayız en başta
Yaptığımız siyasetin ilkeli olması için ahlaklı olmak zorundayız Siyasetin belli çevrelere rant sağlayan ya da toplumun belli bir kesimini memnun eden aygıta dönüşmemesi için ahlaklı olmak zorundayız Ahlakı esas almayan bir siyasetin hayatımıza anlam kattığını söylemek oldukça zordur
Sanat adına ortaya koyduğumuz ürünlerin anlamlı olması için ahlaklı olmak zorundayız Sanatı temsil etme iddiasında bulunanların ahlakı göz ardı etmeleri sanat adına çirkinliklerin yaygınlaşmasına sebep olur Öyle ki çirkinlik sanat diye pazarlanır Bu da sanatın amacının dışına çıkmasına sebep olur Böylesi bir sanat anlayışı toplumun kendine yabancılaşmasından başka bir şey getirmez
Ve tabi ki ticaretimizde ahlaklı olmak zorundayız Sahtekarlığın, aldatmacanın bir yaşam tarzı olmaması için ahlaklı olmak zorundayız Ticareti başkalarını aldatmak için bir vasıta olarak gören zihniyetin ahlakla ilgisi olamaz
Sonuçta hayatı daha anlamlı ve insani kılmak için ahlaklı olmak zorundayız Bunun tersini düşünmek bile mümkün değil Çünkü dinden kaynaklanan ahlak her türlü uğraşımızın bir boyutunu oluşturur Yani siyasetten ekonomiye, hukuktan sanata varıncaya kadar hayatın tüm alanları ahlaktan beslenmek zorundadır Sami DEMİR
Alıntıdır 
|
|
|