Kuran Ayetleri İle Allah'a Teslim Olmak |
08-04-2012 | #1 |
Prof. Dr. Sinsi
|
Kuran Ayetleri İle Allah'a Teslim OlmakKURAN AYETLERİ İLE ALLAH'A TESLİM OLMAK İSPATI ALLAH’A TESLİM OLMA KURAN AYETLERİLE İSPATI 1- Ruhun teslimi 2- Fizik vücudun teslimi 3- Nefsin teslimi 4- İradenin teslimi 40/MU'MİN-15: Refîud derecâti zul arş(arşi), yulkır rûha min emrihî alâ men yeşâu min ıbâdihî li yunzire yevmet telâk(telâkı) Dereceleri yükselten ve arşın sahibi olan ALLAH, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin (ALLAH’a ulaşmayı dilediği için ALLAH’ın da Kendisine ulaştırmayı dilediği kişinin) üzerine (başının üzerine) ALLAH’a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (ALLAH’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır 30/RUM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne) O’na (ALLAH’a) yönelin (ALLAH’a ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun Ve namazı ikame edin (namaz kılın) Ve (böylece) müşriklerden olmayın 31/LOKMAN-15: Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy (ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn (ta’melûne) Bilgin olmayan bir şey hakkında, şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse, ikisine de itaat etme! Ve dünyada onlara güzellikle sahip ol Bana yönelenlerin (ruhunu Bana ulaştırmak üzere yola çıkaranların) yoluna tâbî ol Sonra dönüşünüz Banadır O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim 39/ZUMER-54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne) Ve Rabbinize (ALLAH’a) yönelin (ruhunuzu ALLAH’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (ALLAH’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi ALLAH’a teslim edin) Sonra yardım olunmazsınız 8/ENFAL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi) Ey âmenû olanlar, ALLAH’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir) Ve ALLAH, büyük fazl sahibidir 6/EN'AM-125: Fe men yuridillâhu en yehdiyehu yeşrah sadrehu lil islâm(islâmi), ve men yurid en yudıllehu yec’al sadrehu dayyikan haracen, ke ennemâ yassa’adu fîs semâi, kezâlike yec’alûllâhur ricse alâllezîne lâ yu’minûn(yu’minûne) Öyleyse ALLAH kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (ALLAH’a) teslime (İslâm’a) açar Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar Böylece ALLAH, mü’min olmayanların üzerine pislik (azap, darlık, güçlük) verir 57/HADİD-16: E lem ye’ni lillezîne âmenû en tahşea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakkı ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fe tâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne) Âmenû olanların kalplerinde, ALLAH’ın zikri ile (ve bu zikirle) Hakk’tan inen şeyle (nurla) huşûya ulaşmak (huşû sahibi olmak) zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilen ve sonra aradan uzun zaman geçen kalpleri kasiyet bağlayan (kalpleri zikirsizlikten veya zikirden kararan ve sertleşen ve hastalanan) kimseler gibi olmasınlar Onların çoğu fasıklardır 12/YUSUF-53: Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun) Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam) Çünkü nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir) Rahîm’dir (rahmet nurunu gönderen, rahmetiyle nefsleri tezkiye ve tasfiye edendir) 75/KIYAME-2: Ve lâ uksimu bin nefsil levvâmeh(levvâmeti) Ve hayır, o levvame (kınanan, suçlanan) nefse yemin ederim 91/ŞEMS-7: Ve nefsin ve mâ sevvâhâ Yemin ederim ki; o nefs, sevva edildi (7 kademede) 89/FECR-27: Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu) Ey mutmain olan nefs! 13/RAD-28: Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu) Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, ALLAH’ı zikretmekle mutmain olmuştur Kalpler ancak; ALLAH’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi? 89/FECR-27: Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu) Ey mutmain olan nefs! 89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten) ALLAH’tan razı ol ve ALLAH’ın rızasını kazan (Ey ruh!) ALLAH’a (Rabbine) geri dönerek ulaş 89/FECR-29: Fedhulî fî ibâdî (Ey fizik vücut!) O zaman, (nefsini tezkiye ettiğin ve ruhunu ALLAH’a ulaştırdığın zaman), (Bana kul olursun) kullarımın arasına gir 89/FECR-30: Vedhulî cennetî Ve cennetime gir 78/NEBE-39: Zâlikel yevmul hakk(hakku), femen şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben) İşte o gün (mürşidin eli Hakk'a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür Dileyen (ALLAH'a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisini Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm'i) yol ittihaz eder (edinir) (ALLAH'a ulaşan kişiye ALLAH), meab (sığınak, melce) olur 6/EN'AM-127: Lehum dârus selâmi inde rabbihim ve huve veliyyuhum bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne) Rab’lerinin katında onlar için selâm yurdu (teslim yurdu) vardır Yapmış olduklarından dolayı, O (ALLAH), onların dostudur 39/ZUMER-17: Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi) Onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar) Çünkü ALLAH’a yöneldiler (ALLAH’a ulaşmayı dilediler) Onlara müjdeler vardır Öyleyse kullarımı müjdele! /MAİDE-35: Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne) Ey âmenû olanlar (ALLAH’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler)! ALLAH’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin Ve O’nun yolunda cihad edin Umulur ki; siz felâha erersiniz 48/FETİH-10: İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsih(nefsihî), ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen) Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman ALLAH’a tâbî olurlar Onların ellerinin üzerinde (ALLAH senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) ALLAH’ın eli vardır Bundan sonra kim (tâbiiyetini) bozarsa o taktirde, sadece kendi nefsi aleyhine bozar (ALLAH’a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür) Ve kim de ALLAH’a olan ahdlerine vefa ederse (yeminini, misakini ve ahdini yerine getirirse), o zaman ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir 89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten) ALLAH’tan razı ol ve ALLAH’ın rızasını kazan (Ey ruh!) ALLAH’a (Rabbine) geri dönerek ulaş 73/MUZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen) Rabbinin (ALLAH’ın) ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek O’na (ALLAH’a) dön (ulaş, vasıl ol) 13/RAD-21: Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb(hisâbi) Ve onlar ALLAH’ın (ölümden evvel), ALLAH’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (ALLAH’a) ulaştırırlar Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar 39/ZUMER-18: Ellezîne yestemiûnel kavle fe yettebiûne ahseneh(ahsenehu), ulâikellezîne hedâhumullâhu ve ulâike hum ulûl elbâb(elbâbi) Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen olanına tâbî olurlar İşte onlar, ALLAH’ın hidayete erdirdikleridir Ve işte onlar; onlar ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleri) 3/AL-İ İMRAN-73: Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâ’(yeşâu), vallâhu vâsiun alîm(alîmun) Ve sizin dîninize tâbî olandan başka kimseye inanmayın (Habibim) de ki: “Hiç şüphesiz HİDAYET, ALLAH’ın (Kendisine) ulaştırmasıdır (İnsan ruhunun ölümden evvel ALLAH’a ulaşmasıdır) Size verilenin bir benzerinin başka birine verilmesi (sebebiyle mi) veya Rabbinizin katında (sizlerle) tartışacakları için mi (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Hiç şüphesiz fazl, ALLAH’ın elindedir Onu dilediğine verir” Ve ALLAH, Vâsi’un Alîm’dir (ALLAH herşeyi kuşatan ve herşeyi bilendir) 2/BAKARA-120: Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin) Sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden (asla) razı olmazlar De ki: “Muhakkak ki ALLAH’a ulaşmak (var ya) işte o, hidayettir” Sana gelen bunca ilimden sonra eğer onların hevalarına uyarsan andolsun ki; ALLAH’tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olur 18/KEHF-17: Ve tereş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minh(minhu), zâlike min âyâtillâh(âyâtillâhi), men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden) Ve güneşin doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün Ve onlar, onun (mağaranın) geniş sahası içinde bulunuyorlardı İşte bu, ALLAH’ın âyetlerinden (mucizelerinden)dir ALLAH, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim ALLAH’a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz 36/YASİN-60: E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun) Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır 36/YASİN-61: Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun) Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır 3/AL-İ İMRAN-20: Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebean(menittebeani), ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleykel belâg(belâgu), vallâhu basîrun bil ibâd(ibâdi) Eğer seninle tartışmaya kalkarlarsa, o zaman de ki: “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) ALLAH’a teslim ettik” O kitap verilenlere ve ÜMMÎ’lere de ki: “Siz de (fizik vücudunuzu ALLAH’a) teslim ettiniz mi?” Eğer teslim ettilerse o zaman (onlar) andolsun ki; hidayete ermişlerdir Eğer yüz çevirirlerse, o zaman sana düşen (görev) ancak tebliğdir ALLAH kullarını BASÎR’dir (görendir) 3/AL-İ İMRAN-191: Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı) O (Ulûl’elbab) ki; (lübblerin, ALLAH’ın sır hazinelerinin sahipleri), onlar ayakta iken, otururken ve yan üstü yatarken (hep) ALLAH’ı zikrederler Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (Ve derler ki): “Ey Rabbimiz! Sen, bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın Seni tesbih (tenzih) ederiz Bizi, ateşin azabından koru |
|