Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Sinsi Eğlence > Bir Tutam Hikaye

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
göl, mutsuz

Mutsuz Göl

Eski 07-10-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Mutsuz Göl



Mutsuz Göl Hikayesi - Göl Hikayeleri - Aynur Engindeniz - Aynur Engindeniz Yazıları

Çok eski zamanlarda, ovaların birinde küçük bir göl varmış Yakınlarında konuşup dertleşeceği kendi gibi bir göl olmadığı için çok yalnız ve mutsuzmuşEn büyük hayali göçmen kuşlardan duyduğu büyük denizlere, okyanuslara kavuşmakmış Ama ne yazık ki çok yıllar geçmesine rağmen kolları bir türlü denize ulaşamıyormuş


Bu durum onu gittikçe sinirli ve huysuz yapmış Etrafındaki kalabalık ağaçlara, içinde yüzen sürü balıklara, su içmeye gelen kuşlara öfkeyle bakar olmuş�Hepsinin arkadaşı var, ama ben çok yalnızım � diye söylenip dururmuş


Her yağmurdan sonra, kolları olan nehirlerin denize kadar uzayıp uzamadığına bakar, küçük derelerin hala aynı yerlerinde olduğunu görünce , sinirinden titrer, sularını bulandırırmış


Etrafında yaşayan canlılar, derelerinden su alan köylüler bu durumdan çok şikayetçiymiş Kimse derdini bilmediği için bu bulanıklığın sebebini de anlayamıyor, �yağan yağmurdan galiba� deyip geçiyorlarmış


Sonunda balıklar bu duruma dayanamayıp toplanmışlar Son zamanlarda göle ne olmuş olabileceğini anlamak için tartışmaya başlamışlar Uzun süren tartışmalardan sonra hiç biri mantıklı bir açıklama bulamamış, aralarından birini seçerek gölle konuşmaya göndermeye karar vermişler Olanları onun kendi ağzından duymak en akıllıca iş gibi görünüyormuş


Balıklardan ağzı iyi laf yapan Sazanı konuşmacı olarak seçmişler Sazan kısa bir müddet yüzerek gölün ortasına varmış O sırada göl leylekle konuşuyormuş Sazan bir yosunun arkasına gizlenip burnunu hafifçe sudan çıkararak onları dinlemeye başlamış Sol taraftaki sazlığa baktığında kurbağanın da onları dinlediğini fark etmiş � Anlaşılan rahatsız olan sadece biz değilmişiz� diye mırıldanmış Ağzından çıkan baloncuklar fark edilecek diye de tedirginmiş Tekrar yüzünü leyleğe çevirmiş, dinlemeye başlamış


Göl üzgün bir sesle ;

_ Leylek kardeş, haydi yeniden anlat, denizler ne kadar büyük? Kocaman dalgaları var mı? Ucu bucağı görünmüyormuş doğru mu?

Leylek;

_Off! Daha kaç kere soracaksın küçük göl Biraz zamanım varİçirdiğin suyun hatırına anlatayım bari Çok uzun anlatamam sürüye yetişeceğim Sonra geri kalırsam yolumu bulamam

Biz göç zamanı dağların, tepelerin, ovaların , denizlerin, bazen de okyanusların üzerinden geçerizGörmediğimiz bilmediğimiz yoktur


Denizlerin üzerinden geçerken çok yoruluruz Bazen o kadar büyük olurlar ki konup dinlenecek bir kaya bulmak için saatlerce, hatta günlerce uçarız


Pırıl pırıl kumsalları vardır, yaz aylarında insanlar çoluk çocuk yüzer , güneşlenir eğlenirler Hışırtılı dalgaları vardır Hele okyanusların dalgaları o kadar büyüktür ki, insanlar üzerinde bir tahta parçasıyla oradan oraya savrulmaya bayılırlar

Üzerlerinde koca gemiler yüzer Bir ülkeden bir ülkeye yük taşır o gemiler O kadar büyüktür denizler ve okyanuslar�


Küçük göl bir masal dinler gibi dinliyormuş Leyleği Anlattıklarını hayalinde canlandırıyor, içinde denize kavuşmak için büyük bir istek duyuyormuş


Onun hiçbir zaman üzerinde bir tahtayla sağa sola savrulacak kadar büyük dalgaları, upuzun, pırıl pırıl kumsalları olamayacaktıBu düşünce onu yeniden sinirlendirmiş Sularında garip bir kıpırdı başlayınca Sazan, Leylek ve Kurbağa korkmuş


Leylek az ilerde bir dala konmuş Kurbağa �long� diye göle dalmışBu sırada Sazanla burun buruna gelmişler


Sazan telaşlı bir sesle sormuş;

_Kurbağa kardeş, ne yapıyordun orada?

_Hiç ! GüneşleniyordumSen ne yapıyordun?

_Hiç! Geziyordum,yosuna takıldım, demiş balıkİkisi de bir an durmuşlar, yalan söyledikleri için birbirilerinin yüzüne bakamamışlarÖnce balık doğruyu söylemeye karar vermiş

_Kurbağa kardeş, aslında ben buraya gölle konuşmaya gelmiştimBaktım Leylekle konuşuyor , bir yosunun arkasına saklanıp dinlemeye başladımKötü niyetle değil, belki göle sormama gerek kalmadan neler olduğunu anlarım diye�

Kurbağa ağzına doldurduğu suları tekrar geri bırakarak;

_Neden sürekli titrediğini ve bulandığını mı soracaktın? Aslın da ben de onun için buradayım

_Peki anlayabildin mi derdini?

_Evet galiba denize kavuşmak istiyor Artık buralardan çok sıkılmışMacera istiyor galiba�

_Ama biz onu çok seviyoruz O olmasa halimiz ne olur?


Kurbağa tekrar bir taşın üzerine çıkmış Etrafı kolaçan etmişSonra yeniden suya dalıp balığın yanına dönmüş

_Sazan kardeş ortalıklarda kimse yokGölle konuşmanın tam zamanıdır

_Tamam öyleyse, haydi gidelim


Kurbağa taşın üzerine zıplamışBalık sudan çıkamadığı için taşın dibinde kalmışHafifçe burnunu dışarı çıkarıp beklemeye başlamışSöze ilk başlayan kurbağa olmuş

_Gölcüğüm, kaç zamandır bir gariplik var sendeDurup durup bulanıyorsun, dalgalanıp köpürüyorsunBu durumdan hem üzülüyoruz hem de rahatsız oluyoruzİnsanlar içmeye su bulamıyorlar sen bulanıncaSöyle bize nedir bu halin?

_Siz de kimsiniz? Demiş göl �Ne diyorsun anlamıyorumYok benim derdim falanMemnun değilseniz çıkın gidinİnsanlar da başka göllerden alsınlar sularınıNe de olsa benim gibi ayaksız değilsinizSeçme şansınız var

Kurbağa biraz düşünmüş, sonra karnını gere gere konuşmaya devam etmiş

_Bak gölcüğüm, sen olmazsan bu çevrede pek çok canlı yaşam ortamı bulamazTabiatta gereksiz hiçbir yaratılmış yokturHer şeyin bir görevi vardır Ağaçların görevi havayı temizlemek,erozyonu önlemek, canlılara yuva olmak gibi şeylerdirSen olmazsan bu çevrede ağaç olmazBalıklar olmazKöylüler içecek su bulamaz Hastalıklar baş gösterir, sonra da ölümler Göçmen kuşlar su içmek için daha uzun yol kat etmek zorunda kalırlarBelki de bir çoğu suya varamadan ölür

Bütün bunları göze alarak denize gitmeye razı mısın? Eline geçecek kazanç ne olacak�Bir kere sen denizle bir değilsinSana denizi anlatan bunu neden anlatmadıDeniz tuzludur, oysa sen tatlı susunDenize döküldüğün yerde artık tatlı olamazsınDile değdiğinde yüz ekşittiren tuzlu bir su olursunBunu ister misin?


Senin yerin burasıAllah seni buraya layık görmüşse sebepsiz değildirSızlanmak şikayet etmek hiç yakışmıyor sana

Küçük göl öfkeli bir sesle;

_Eee! Söylediklerin çok saçmaÇok kolaysa sen ömrün boyunca o kaya üzerinde dur bakalımSize göre her şey hoşBir de bana sorunSenin vıraklamalarından bıktımKorondan bıktım Hep aynı kuşların hep aynı şarkıları söylemesinden, ağaçların aralarındaki sohbeti dinlemekten, her şeyden bıktım Artık kurtulmak istiyorum sizden


Kurbağa sinirlenerek suya atlamış

_Benden söylemesi�Gerisi sana kalmışSen denize ulaşamazsın Ancak hem kendine hem etrafındaki canlılara zarar verirsin bu düşüncenleVar gerisini sen düşün, demişBalıkla beraber oradan uzaklaşmış


Göl aslında etrafındaki bütün canlıları çok seviyormuşAma denize kavuşma arzusu her şeyden daha önemliymiş onun için


Hava kararmışYıldızlar gökyüzünde yerini almışKüçük göl Gökyüzünü seyrederken uykuya dalmışRüyasında bir ses O�na � Küçük göl, haydi buharlaş ve göğe çıkSeni denize götüreceğiz� DemişKüçük göl buharlaşıp gökyüzünde koca bir bulut olmuşYükselmiş, yükselmiş�Bulunduğu yerden buharlaştığı yere bakmışO da ne? Yüzlerce balık kurbağa ve türlü canlılar göl yatağında tepinmeye başlamışlarSu olmadığı için ızdırap içinde kendilerini oradan oraya atıyorlarmış Kenarlardaki sazlar aniden kuruyup yok olmuş Göl yatağının etrafı susuzluktan ölen balıklar kurbağalar ve kuşlarla dolmuşYan taraftaki ormandaki ağaçlar ve diğer bitkiler birer birer kurumaya başlamışlarİçindeki canlıların feryatları göğe kadar yükseliyormuşKendinden beslenen dereler kuruyunca, göl yatağındaki ölümler dere boylarında da yaşanmışKöylüler içecek su bulamayınca türlü hastalıklara kapılmışlarÖyle ki ölüleri yıkamak için bile bir damla su bulamıyorlarmış


Ölmüş canlıların kokuları ta gökyüzüne kadar gelmişO ana buluta dönüşen göl, yere inmek için yalvarmışAğlamış, ama nafileÇaresiz rüzgara uyup denize doğru yola çıkmışAma bir türlü göl yatağındaki canlıların, yıllarca beraber yaşadığı dostlarının tepine tepine can vermeleri gözünün önünden gitmiyormuş Sonunda denize varmış Yine o esrarengiz sesi duymuş;

_Haydi dökül denize�

Göl yağmur olup denize dökülmüş Ama daha ilk damlasında acıyla irkilmişTuzlu su damla damla her zerresini yakmışBağırmış, ağlamış�Koca dalgalar bir o tarafa bir bu tarafa savurmuş sularını �Ah ben ne yaptım� diye feryat ettikçe aklına onun yüzünden yok olan koca ova geliyormuş

Tanımadığı balık türleri köpekbalıkları, ahtapotlar, deniz anaları, mürekkep balıkları, dev yengeçlerden o kadar korkmuş ki, sağa sola bakamaz olmuşBu denizdeki canlıların hiç birini kendi sularındaki sevimli sazanlara, alabalıklara benzetememiş Denizin derinleri çok karanlıkmışKorkunçmuşOysa o öyle miydi? Güneş sığ sularının dibindeki kumları ve çamurları bile pırıl pırıl parlatırdı onun

Gözlerinde son derece parlak bir ışık hissetmiş Işık yaklaştı, yaklaşmışGözleri kamaşmış�Gözlerini usulca açtığında bir an nerede olduğunu kestiremediSonra sağa sola bakmışAğaç dostları ,dereleri, sazları, sularında oynaşan küçük balıkları, su için kuşları, kenarındaki taşlarda koro halinde şarkı söyleyen kurbağaları , hepsi yerli yerindeymiş �Çok şükür hepsi rüyaymış�, diye sevinmiş

Hayran hayran akşama kadar onları seyretmişO günden sonra da bir daha denize kavuşmak fikrini aklına bile getirmemiş


Kendini olduğu gibi kabul etmesi gerektiğini , başına daha kötü felaketler gelmeden anlayabildiği için, Allah�a ömrü boyunca şükretmiş



Aynur Engindeniz

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.