10-09-2012
|
#1
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Kendinle Empati Kuruyor Musun?
Empati kavramı, yirminci yüzyılın güzel armağanlarından biri olarak, yaşamımızdaki yerini hızla almıştır Empati, kendimizi başka birinin, başka bir varlığın yerine koyarak, olan bitene onun dünyasından, duygusundan bakabilme ve bu “başka varlığın” yaşadığı acıları, sevinçleri yüreğinde hissedebilme durumudur Uygulayıcısına ve uygulayıcısının algı sınırına kattıkları ile insan olmanın tepe noktasını yükseltmekte; ben ve öteki arasındaki uzaklığı yakınlaştırmakta ve kendimize, dünyamıza yabancı düşmemizi engellemektedir
Bazılarımız empati yeteneği ile doğarız Kendimiz dışındakileri, duygu ve düşüncelerini zahmete girmeden anlayabiliriz Bazılarımız ise bunu öğreniriz Büyük çabalar ve bedellerle bu anahtarı elde ederiz İster öğrenerek, ister doğuştan getirerek olsun; empatik bakış gülümser, kucaklar ve anlar Bu, farkında olarak veya olmayarak her yerde aradığımız bir limandır
Empatik bağ geliştirme her insan için istenilen veya ihtiyaç duyulan bir şey değildir Yanlış uygulanması veya yanlış anlaşılması da sıkça karşılaştığımız bir durumdur Kimileri, başkaları yerine düşünmeyi, empati kurmakla karıştırabilir Sanılarının, şüpheci düşüncelerinin yarattığı dayanılmaz acılar içinde boğulurlar Kimileri ise içindeki ben’e tutsak olur Kendini bu ben’in efendisi sanarak hem de Kendi denizinde çırpınıp durmaktan dışarıda neler olduğunu bilmeden bir ömür tüketir Dünyayı, insanı anlamayı bırakın, kendisi ile yaptığı kavganın sorgulamasına bile uzak kalır
Oysaki empati, evladını kaybeden anaların, binlerce yıldır aynı acıları yaşadığını; atların, otların, kuşların, taşların sadece at, kuş, ot, taş olmadığını; dünyamızın sınırlarını genişlettikçe, “ötekilerin” çoğalacağını; kendimiz dışındakilerin duyumsadıklarını, yaşadıkları duyguları anlamamızın bizi daha çok insan yaptığını kavradığımız ilk noktadan beri bizimle birlikte Onunla yanan ağaç, anasız çocuk olabildik Sadece bir insan olarak, bütün dünyayla bütünleşebildik
Başkasını anlamaya çalışmak, kişisel gelişimin önemli bir ayrıcalığıdır Kişi kendi dünyasından, dış dünyaya bir pencere açar Kendinden yola çıkarak bunu yapar Buradaki en önemli nokta, başkalarını anlamak adına açılan bu pencerenin kişinin kendinden uzaklaşmasına neden olmamasını sağlamaktır Öteki ile kurulan bağın bedeli; benliğin incinmesi olmamalıdır
Her bir insanın kendine özgülüğü, biricikliği ile ilgili bir farklılığı vardır Bu başkalık her birimizi dünyada tek yapan, dünyadaki varlığımızı benzersiz kılan ve ta içerimizde kök bulan bir başkalıktır Bu özümüzdür Bu; kaçmamamız ve çok iyi tanımamız gereken esas “ben”dir Bizimle ilgili doğru bilginin kaynağı olmakla kalmaz; aynı zamanda kendimize özgülüğümüzün, varoluşumuzun en kuvvetli kalesi olmasını da sağlar İşte bu nedenle empatik bağ kurma becerisini sadece ötekilere yönelik geliştirmek ve kendine dönememek; benliğimiz adına büyük bir ihmaldir
Ötekine doğru attığımız her adım; benliğimizdeki değişimleri anlamak adına bir kaynaktır Bu kaynak, bizi kendimize daha çok yaklaştırdığında, kendimizi ve bizde olanları daha iyi anlamaya başladığımızda, kendimizden daha memnun kaldığımızda empatik bağ kurmayı başardık demektir Bu; dünyaya ve kendimize yabancılaşmamak için de gereklidir
Ayla Kahraman
|
|
|