|
|||||||
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| antlaşmalar, savaşlar, seferler, tarihindeki, türk |
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#91 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...Zenta Savaşı (Bozgunu) Osmanlı ve Avusturya orduları arasında 11 Eylül 1697’de Tisa Irmağı kıyısındaki Zenta’da yapılan ve Osmanlıların yenilgisiyle sonuçlanan savaş Avusturya ile harpler 1683 yılında başladı Sultan Dördüncü Mehmed Han (1648-1687) Sultan İkinci Süleyman Han (1687-1691) Sultan İkinci Ahmed Han (1691-1695) zamanlarında devam eden Avusturya harplerine İkinci Mustafa Han (1695-1703) son vermek istiyordu Bu gayeyle 1695 ve 1696 yıllarında iki defa sefere çıkılıp Lipve ve Lügoş geri alındı 27 Ağustos 1696’da Ulaş Zaferi kazanıldı 1697 yılında üçüncü sefere çıkıldı![]() Harp Meclisi Belgrad’da 10 Ağustosta toplandı Müzakereler sonunda Temeşvar’a gidilmeye karar verildi Tuna Temş ve bir nehir daha geçildikten sonra Tisa Nehri kenarına gelindi Avusturya ordusundan Mareşal Prens Öjen de Savua’nın kuvvetlerinin büyük kısmı da Tisa Nehri yakınında bulunuyordu Osmanlı ordusu Tisa’yı geçip Erdel’e taarruz etmek istiyordu Osmanlı donanmasının Tisa Nehri ağzına gelmesi istendi Prens Öjen Osmanlı harekât planını casuslar vasıtası ile öğrendi Avusturyalılar Osmanlı ordusunun Tisa’yı geçmesinden önce oraya yetişmek istedi Avusturya öncüleri ve Prens Öjen kuvvetleri Osmanlı ordusu Zenta mevkiinde nehri geçerken yetişti Osmanlı ordusu sefer planı gereği Tisa Nehri üzerinde köprü kurarken düşmanın gelmesi üzerine âni tedbirlere başvuruldu Boşnak Cafer Paşa bir miktar kuvvetle düşmanın baskınına mâni olmak için karşıya geçirildi Cafer Paşa karakol vazifesi yapacaktı Düşmanın fazlalığı karşısında karakol birliği geri çekildi Boşnak Cafer Paşa dönerken atı yuvarlanıp esir düştü Prens Öjen Osmanlıların daha bütünüyle karşıya geçmemesinden faydalanarak 11 Eylül 1697’de taarruzu başlattı Veziriâzam Elmas Mehmed Paşa düşmanın taarruzu üzerine Zenta’ya doğru çekildi Zenta’dan Temeşvar’a 7000 asker geçmişti Veziriâzam düşmanın taarruzuna mâni olmak için karşıya geçişin tamamlanmasını istedi Yeniçeri Ağası Mahmud Paşa bu teklife karşı çıktı Köprü başında metris alındı Metris alınınca müdafaa hattı daraldı Askerlerin son değişiklikten haberi olmadığından baskın zannıyla panik başladı Elmas Mehmed Paşa panik ve geri çekilmenin önüne geçmek için yalın kılıç köprüyü tuttu Veziriâzamı kaçan askerler şehit ettiler Düşman köprüyü zapt edip top atışlarıyla yıktı Temeşvar muhafızı olup Serhad kurtlarından Koca Cafer Paşa Anadolu Beylerbeyi Mıcırlıoğlu İbrahim Paşa Rumeli Beylerbeyi Küçük Cafer Paşa Yeniçeri Ağası Mahmud Paşa Diyarbekir Valisi Kavukçu İbrahim Paşa Adana Valisi Fazlı Paşayla pek çok sancakbeyi ocak ağaları alaybeyleri ve ordunun sekizde biri faciada kayboldu Harp malzemeleri pek çok araba silâh mühimmat ordu hazinesi düşmanın eline geçti Nehrin karşı tarafında bulunan Osmanlı ordusu geçiş olmadığından yardımda bulunamadı Sultan İkinci Mustafa Han ve ordunun geri kalanı Temeşvar’a çekildi Avusturyalılar da çok kayba uğradığından Sultanın yanındaki Osmanlı kuvvetlerine taarruz edemedi![]() Sultan Mustafa Han Temeşvar’ı takviye edip Belgrad’a gelerek Edirne’ye döndü Orduda serhad boyları ve vefat edenlerin yerine tayinlerde bulunuldu Zenta Savaşının Osmanlılara çok tesiri oldu Bu arada Rusya’nın da Azak’ı işgal etmesiyle İkinci Mustafa Han 1699’da Karlofça Antlaşmasını imzalamak zorunda kaldı![]() |
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#92 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...Viyana Kuşatmaları Birinci Viyana Kuşatması (1529)Kanunî Sultan Süleyman kumandasındaki Osmanlı ordusunun Viyana’yı kuşatması ![]() 1526′da Macar kralı Lajos II’nin Mohaç‘ta ölmesinden sonra bazı Macar beyleri Osmanlılar‘ın da desteklediği Erdel voyvodası Janos Zapolya’yı kral seçtiler ve Osmanlı ordusu bu yeni kralın tahta geçmesinden sonra Macaristan’dan çekildi Fakat Janos’a rakip olan Macar beyleri Alman imparatoru Karl V’in (Şarlken) kardeşi Ferdinand’ı kral seçtiler Aynı zamanda Bohemya kralı ve Avusturya dükü bulunan Ferdinand ölen kral Lajos ile akraba olduğundan Macar krallık tacı üstünde miras yoluyla hak iddia ediyordu Şarlken de Ferdinand’ı gerçek Macar kralı olarak tanıdı ve Janos’u âsî ve din düşmanı ilan etti Osmanlı ordusunun Macaristan’dan geri dönmesinden sonra Ferdinand Budin üstüne yürüyerek kaleyi ele geçirdi yenilgiye uğrayan Janos kaçarak kayınbabası olan Leh kralına sığındı![]() Ferdinand Kanunî Sultan Süleyman‘a başvurarak Belgrad Sirem (Srem) ve Bosna’nın bir kısmını içine almak üzere Macaristan’ın bazı bölgelerinin vergi vermek şartıyla kendisine bırakılmasını teklif etti Osmanlı hükümeti bu teklifi kabul etmedi ve Budin’in Janos’a geri verilmesini istedi Kanunî Sultan Süleyman Macaristan’ın korunması ve Almanya’nın baskı altında tutulabilmesi için Viyana’nın ele geçirilmesi gerektiğini anladı ve Viyana üstüne yürümeğe karar verdi Osmanlı ordusu 10 Mayıs 1529′da İstanbul’dan hareket etti Edirne’de Anadolu beylerbeyi Behram Paşa Anadolu eyaleti askerleriyle birlikte orduya katıldı Sofya’daki Serasker İbrahim Paşa ve emrindeki Rumeli eyaleti askerleri öncü tayin edildi Ordu Niş - Alacahisar - Belgrad - Sirem yoluyla 5 Ağustos 1529′da Eszek’e vardı Mohaç’a giren ordu 5 Eylül’de Budin kalesi önüne geldi Kaledeki Avusturya kuvvetleri 5 Eylül’de kaleyi teslim etiiler Kanunî Sultan Süleyman 12 Eylül’de kral Janos’u tekrar tahta geçirdi Osmanlı ordusu ileri yürüyüşüne devam ederek 26 Eylül’de Viyana’yı kuşatmağa başladı Ferdinand Osmanlı ordusuna karşı koyabilmek için Viyana’yı tahkim etmiş ve komşu devletlerden yardım istemişti Kanunî Sultan Süleyman kale kumandanı Niklas Zalem’e haber göndererek kalenin teslimini teklif etti Kale kumandanı bunu kabul etmeyerek bütün kuvvetleriyle kale gerisinde savunma düzenine geçti Bu arada Tuna yolundan gemilerle Viyana’ya gönderilen 12 bölük kadar bir Avusturya yardımcı kuvveti 25 Eylül’de sisten yaralanarak kaleye girdi Avusturyalılar kuşatma süresince 30 000 kişilik kuvvetlerle kaleden yaptıkları karşı saldırılar ve baskınlarla savunmayı aktif olarak yürütmek istedilerse de büyük kayıplara uğradılar Viyana kalesine karşı şiddetli savaşların verildiği sırada Mehmed Bey kumandasındaki Osmanlı akıncıları Bavyera’da Regensburg Çekoslovakya’da Brün şehirlerine kadar akınlar yaptılar![]() Yolların elverişsizliği ve mevsim şartlarının erken bozulması yüzünden ağır kuşatma topları yollarda kalmış ve kale önüne getirilememişti Bu yüzden Viyana kalesi yeteri kadar tahrip edilemedi Bu elverişsiz şartlara rağmen 11 Ekim’de Viyana kalesine büyük bir saldırı yapıldı; fakat kesin sonuç alınamadı Daha sonra yapılan ikinci saldırı da sonuç vermedi Kışın şiddetlenmesi ve yiyecek sıkıntısının başlaması ordunun moralini bozdu Askere büyük ödüller vaat edilerek 13 ve 14 Ekim’de yapılan saldırılardan da sonuç alınamayınca Kanunî Sultan Süleyman 15 Ekim’de kuşatmayı kaldırarak dönüşe karar verdi Kuşatmanın kaldırılmasından sonra Sadrazam İbrahim Paşa Viyana kalesinin güneyinde gereken güvenlik tedbirlerini aldı ve böylece kaleden yapılacak düşman çıkış harekâtını ve saldırılarını önledi Ayrıca Kasım Bey kumandasında 12 000 kişilik akıncı kuvveti de düşman baskısını önlemek amacıyla Almanya’ya ve Steiermark’a akınlar yapmakla görevlendirildi Osmanlı ordusu Estergon üzerinden Tuna yoluyla 25 Ekim’de Budin’e geldi ve Kral Janos tarafından karşılandı Buradan Tuna üzerine kurulan köprüyle Peşte’ye geçildi ve 29 Ekim’de Tuna’nın doğu kıyısı takip edilerek İstanbul’a dönüş yürüyüşüne başlandı![]() |
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#93 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...İnebahtı (Lepanto) Deniz Savaşı Osmanlı - Haçlı donanmaları arasında Korinthos körfezinde İnebahtı yakınlarında yapılan deniz savaşı (7 Ekim 1571) Osmanlı kaynakları bu savaşın adını “Sıngın” olarak yazar![]() O dönemde Kıbrıs oldukça hareketli Mısır-İstanbul deniz ticaret yolu üzerinde önemli bir engeldi Burası Venediklilerin elinde bulunuyor adada yuvalanan Venedik desteğindeki Hıristiyan korsanlar sık sık ticaret ve hac gemilerini vuruyorlardı Kıbrıs’ın vaktiyle bir Müslüman ülke olduğu gerekçesiyle fetva alınıp savaş açıldı Kıbrıs’ın önemli merkezleri Lefkoşe ve Magosa zorlu mücadelelerden sonra zaptedildi ve fethi tamamlandıktan sonra Kıbrıs beylerbeylik haline getirildi (1570-1571)![]() Osmanlılar‘ın Kıbrıs adasını almaları Avrupa’da büyük tepkilere yol açtı Bunun sonucu olarak Papa İspanya kralı ve Venedik dukası Osmanlılara karşı birleştiler Bu birleşmeyi imza ile de onayladılar (15 Mayıs 1571) Kutsal ittifak adı verilen bu antlaşmayı Osmanlılar gizlice öğrendiler Osmanlı Dîvanı‘nda bu tarihlerde bazı görüş ayrılıkları yüzünden anlaşmazlık vardı Bu durum alınacak tedbirleri durduruyor Donanmayı Hümayun amiralliğinin Preveze’den yazdığı yardım isteklerini cevapsız bırakıyordu Sonunda Dîvan Avrupa karşısına güçlü bir donanma ile çıkma konusunda karara vardı Ancak Dîvandaki anlaşmazlık yüzünden Osmanlı donanmasının başına bir kara ordusu kumandanı olan Müezzinzâde Ali Paşa getirildi İstanbul’a gelen ikinci bir haber Türk sularına gelmekte olan Haçlı donanması ile ilgiliydi Sokullu bu donanmayı durdurmak görevini de gene bir kara ordusu kumandanı olan Pertev Paşa’ya verdi![]() Osmanlı donanmasında bir vezir dört paşa 15 beylerbeyi vardı Ayrıca Uluç Ali Paşa Cafer Paşa Barbaroszâde Hasan Paşa Barbaroszâde Mehmed Paşa ve Salihpaşazâde Mehmed Bey gibi ünlü Türk denizcileri de bulunuyordu![]() Osmanlılara karşı meydana getirilen Haçlı donanmasının başına Karl V’in evlilik dışı oğlu Hollanda genel valisi Don Juan (Avusturyalı Johann) getirildi Venedik donanmasının başında Vaniero Cenevizlilerinkinde Giovanni - Andrea Doria Papalık donanmasında da dük Marco Antonio Collonna vardı Ayrıca Avrupa’nın en ünlü prens asilzâde amiral ve generalleri Haçlı donanmasında görev almıştı![]() Müezzinzâde Ali Paşa ile Pertev Paşa’nın yanlış tutumları ünlü Türk denizcilerinin karşı koymalarına sebep oldu ancak yapılan tartışmalar sonunda Kaptan-ı deryanın görüşü uygulandı ![]() İki donanma dünya tarihinin en büyük savaşlarından birine başladı Türk donanması bozuldu 142 gemi yok oldu 20 bin Türk askeri şehid oldu Ölenler arasında Müezzinzâde Ali Paşa başta olmak üzere birçok Osmanlı paşası ve beylerbeyi de vardı Bu arada yalnız Uluç Ali Paşa’nın kumandasındaki Türk sağ cenahı başarı gösterdi 42 Türk gemisinden kurulu olan bu cenah gemilerini kaybetmedi Haçlı sağ cenahını bozarak savaş alanından ayrıldı Uluç Ali Paşa bu başarısından sonra Kaptan-ı deryalığa getirildi ve “Kılıç Ali Paşa” diye anıldı![]() Sokullu Mehmed Paşa yeni bir donanma hazırlamasını istedi Bunun için çok sayıda malzemeye ihtiyaç olduğunu kısa süre içinde böyle bir donanmanın hazırlanmasının zor olacağını söyleyen Uluç Ali Paşa’ya Sokullu; “Bütün donanmanın demirlerini gümüşten halatlarını ibrişimden yelkenlerini atlastan yapabiliriz Hangi geminin malzemesi yetişmezse gel benden al” demiştir ki Osmanlı Devletinin o dönemdeki gücünü göstermesi açısından önemlidir Sokullu Mehmed Paşa gönderilen Venedik elçisine de İnebahtı Deniz Savaşıyla ilgili olarak “Biz Kıbrıs’ı almakla sizin kolunuzu kestik siz İnebahtı’da bizi yenmekle sakalımızı tıraş ettiniz Kesilen kolun yerine yenisi gelmez fakat kesilen sakalın yerine daha gür çıkar” diye cevap vermiştir![]() Bununla beraber İnebahtı faciasından sonra kaybedilen binlerce denizciyi yerine getirmek kolay olmamış ve tecrübesiz leventlerden teşkil edilen yeni donanma devlete Akdeniz’deki eski kudretini kazandıramamıştır Artık Avrupa siyasetini yönlendirecek ve ticaret yollarını hakimiyet altına alacak Hint Seferleri gibi büyük projelere de tevessül edilememiştir![]() |
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#94 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...Haçova Savaşı (Haçova Zaferi) Sultan Üçüncü Mehmed Han kumandasındaki Osmanlı ordusunun Avusturya Arşidükü Maksimilyan’ın kumanda ettiği Alman Macar İspanyol Leh Çek Slovak İtalyan Hollanda ve Belçika ordularına karşı kazandığı kesin zafer 1595 yılında Sultan Üçüncü Mehmed Han (1595-1603) tahta geçtiği zaman Osmanlı kuvvetleri Avusturya ve Alman kuvvetleri karşısında arka arkaya mağlubiyetler alıyordu Bilhassa Estergon’un düşman eline düşmesi bütün yurtta derin bir üzüntüye yol açmıştı Boğdan ve Eflâk’ta durum tamamen Osmanlılar aleyhine olduğu gibi Osmanlılara ait olan İbrahil Kili Silistre Yergöği Rusçuk Akkirman ve Varna da elden gitmek üzereydi Bu sebeple Sultan Üçüncü Mehmed Han hocası Sâdeddin Efendinin de tavsiyesiyle bizzat Avusturya seferine çıktı Kanunî Sultan Süleyman Hanın ölümünden 30 yıl geçtiği halde hiçbir padişah ordusuna bizzat başkomutanlık etmemişti![]() 21 Haziran 1596’da kapıkulu ocaklarıyla beraber hareket eden Sultan Üçüncü Mehmed Han 11 Ekim 1596’da Eğri Kalesini teslim aldı Kale muhafazasına Anadolu Beylerbeyi Lala Mehmed Paşa‘yı bırakarak kendisi Macarların Kereşdeş dedikleri Haçova’ya geldi Osmanlı ordusu Haçova’ya geldiği zaman burada imparatorun kardeşi Arşidük Maksimilyan’ın kuvvetleriyle karşılaştı Arşidük’ün kumandası altında gerek Alman Macar ve gerekse diğer devlet ve milletlerden toplanmış büyük bir ordu vardı Kırım Hanı Gazi Giray’ın biraderi Fetih Giray ile gönderdiği Tatar kuvvetlerinin de birlikte bulunduğu Osmanlı ordusu 100 000 kişi civarındayken düşman ordusu 300 000 kişiye yaklaşıyordu Düşman kuvvetlerinin Osmanlı ordusuna âni baskın yapmasından endişe edildiğinden Cafer Paşa kumandasında on beş bin kişilik bir öncü kuvveti gönderildi Cafer Paşa bu kuvvetin azlığından bahisle sonucun kötü olabileceğini bildirdi Fakat Sadrazam İbrahim Paşaya dinletemedi Aslında düşman Cafer Paşanın tahmininden de çoktu![]() Cafer Paşa aldığı emri yerine getirmek için düşman üzerine korkusuzca baskın yaptı Ancak elindeki 15 000 kişilik kuvvet muazzam düşman kuvveti karşısında eriyordu Cafer Paşa; “Alnımızın yazısı bu imiş” diyerek korkusuzca ve yüz döndürmeden çarpışıyordu Rumeli Beylerbeyi kuvvetleriyle geri çekildi Muharebeden çekilmeyen Cafer Paşayı ise yanındaki tecrübeli hudut komutanları zorlukla savaş alanından uzaklaştırdılar Bütün ağırlık ve toplar düşman eline geçti![]() Karşılaşılan bu hezimet dolayısıyla son derece üzülen Sultan Üçüncü Mehmed Han derhal harp meclisini topladı ve ne suretle hareket edeceğine dair ordu görüşmesi yapıldı Padişahın kumandayı veziriâzama bırakıp geri çekilmesinin uygun olacağı düşüncesine karşı Hoca Sâdeddin Efendi:“Bu büyük bir iştir Hasan Paşa İbrahim Paşa ve gayrisi ile olur biter iş değildir; bizzat saadetlü padişahın askere baş olup gitmesi lâzımdır” dedi![]() Ertesi sabah (26 Ekim) iki tarafın kuvvetleri harp vaziyeti alıp birbirine yanaştı Osmanlı ordusunun merkezinde Üçüncü Sultan Mehmed Han vardı Başının üzerinde sancak-ı şerîf dalgalanıyordu Padişahın sağında vezirler solunda kadıaskerler (kazaskerler) ile Hocası Sâdeddin Efendi bulunmakta idi Sol kolda Anadolu Karaman Halep Maraş eyaletleri ve sağ kolda Rumeli ve Temeşvar beylerbeyleri kuvvetleri vardı![]() Muharebenin başlamasıyla birlikte düşman birlikleri Padişahın bulunduğu merkez kısmını sardılar Düşman ateşi tehlikesine düşen Padişah otağına çekilerek sırtına Peygamber efendimizin hırka-i şerîfini giyip eline mızrağını aldı Sağ koldaki Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşanın kuvvetleri dağıldı Böylece düşman kuvveti ordunun içine daldı Yağmaya başladı Düşman Türk cephane sandıklarının üzerine çıkmış dans ediyordu Vaziyet tehlikeli bir hâl almıştı Yerinden kıpırdamadığı halde bu durumu bizzat gören Sultan Mehmed Han yanında bulunan hocası Sâdeddin Efendiye; “Efendi şimdiden sonra ne yapmamız gerek?” diye sorunca metanetini kaybetmeyen Hoca Efendi:“Pâdişâhım lâzım olan yerinizde sebat ve karar etmektir Cengin hâli budur Ecdâdınız zamanında olan tabur muhârebeleri çoğunlukla böyle vâki olmuştur Mûcizât-ı Muhammedî ile inşâallahü teâlâ fırsat ve nusret ehl-i İslâmındır Hâtırınızı hoş tutun” dedi![]() Artık panik başlamış ve düşman kuvvetleri çadırlar arasına kadar girmiş ordugâhı zaptetmişlerdi Düşmanın böyle çadırlar arasına girdiğini gören at oğlanı (yani seyis) aşçı deveci katırcı karakollukçu denilen hademe grubu bu çadırları zapteden düşman üzerine kazma kürek balta ve odun gibi şeylerle hücuma geçerken aynı zamanda “Düşman kaçıyor!” diye bağırarak askerleri geri döndürmeyi başardılar Bu sırada ön kol kumandanı Cağalazâde de gizlendiği pusudan çıkarak süvarileriyle hücuma geçti ve Osmanlı ordusunun sağ kolunu bozmuş olan yirmi bin düşmanı bataklıklara sokarak imha etti Bu hengâmede Sultan Üçüncü Mehmed Hanı dimdik atının üzerinde Hoca Efendiyi de onun yanıbaşında atının gemlerini tutmuş gören akıncılar ve Kırım atlıları zaferi kazandığını sanan düşmana dehşetli bir darbe indirdiler Düşmanın elli bin kadarı öldürüldü Böylece kaybolmuş sayılan Haçova Savaşı büyük bir zaferle neticelendi On bin duka altın ile beraber en güzel Alman toplarının yüzde doksan beşi ele geçti![]() Haçova Meydan Muharebesinde Osmanlı ordusu Mohaç’tan sonra en büyük imha hareketini gerçekleştirmiştir Tarihçi Hammer bu savaş için; “Hoca Sâdeddin’in cesaret ve tesiriyle kazanılan Mohaç ve Çaldıran’la mukayese edilen parlak zafer…” diye bahsetmektedir Sultan Üçüncü Mehmed Han bu seferin sonunda “Eğri Fatihi” unvanını almıştır![]() |
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#95 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...Hotin Seferi Lehistan (Polonya) üzerine yapılan Osmanlı seferi (1621) Leh kumandanları Zolkiewski ve Koniecpolsk Hotin kalesinde Dalmaçyalı Boğdan voyvodası Gaspar Gratiani’ye bağlı kuvvetlerle birleşerek Tuna’ya inmeğe başladılar Ancak Kantemir Mirza’nın adamları Eflaklılar ve Erdellilerce desteklenen Özi valisi İskender Paşa’ya Prut üzerinde Tutora’da (Çuçora) yenildiler (1620) Bu başarı üzerine II Osman Han (Genç Osman) Lehistan seferine çıkmağa karar verdi İranlılar tarafından kuşatılan Bağdat’ın geri alınması bile ikinci plana bırakılarak büyük hazırlık yapıldı II Osman Han savaş makineleri deve ve filler bulunan 200 000 kişilik Osmanlı ordusunun başında İstanbul’dan hareket etti (21 Mayıs 1621) Ordudaki 12 000 kadar yeniçeri genç padişahtan memnun değildi Polonyalıların elindeki Hotin kalesini Leh kumandanı Kalinowski koruyordu Kırım Hanı Canibek’in de katıldığı Osmanlı ordusu Hotin önlerine geldi (21 Ağustos 1621) ve kaleyi kuşattı Dniester üzerine kurulan köprüler bağlantıyı kolaylaştırdı Nureddin kumandasındaki Tatarlar Kamaniçe’ye (Kamieniec) ve daha ötelere akınlar yaparak Hotin’in çevresiyle ilgisini kestiler![]() Hotin önündeki vuruşmalar çok kanlı oldu Fakat bir sonuç alınamadı Dördüncü hücumda Budin beylerbeyi Karakaş Mehmed Paşa şehit oldu; onu Doğancı Ali Paşa takip etti Bu arada sadrazam Hüseyin Paşa görevinden alınarak yerine Diyarbekir valisi Dilaver Paşa getirildi Beşinci ve altıncı saldırılar da başarı kazanamayınca toplanan dîvan kışı da Hotin önlerinde geçirmek isteyen Genç Osman’a rağmen barışa karar verdi Osmanlılarca aracı seçilen Eflak voyvodası Radu Mihnea ile Polonyalılarca tam yetkili olarak görevlendirilen Zielenski barış antlaşmasını yaptılar (9 Ekim 1621) Antlaşmaya göre Kazak ve Tatar akınları yasaklanıyor Hotin Boğdan’a veriliyordu Sefer dönüşü II Osman Han yenilginin acısını gidermek için Boğdan topraklarından merkezi Reni şehri olan bazı parçalar aldı![]() Sonuç itibariyle bu seferde yeniçerilerin gayretsizliği yüzünden askerî bir başarı sağlanamadı fakat Boğdan’ın emniyeti sağlanmış oldu
|
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#96 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...Estergon’un Fethi 10 Ağustos 1543’te Macar Krallığının en önemli şehrinin Osmanlılar tarafından zaptı Estergon şehri Budin’in 45 km kuzeybatısında Tuna kıyısında Vaç dirseğinin kuzeyinde yer almaktadır Onuncu yüzyılın sonlarında Hıristiyanlığı benimseyen Macar Krallığının başkenti oldu (996) Dördüncü Kral Bela 12 yüzyılın ortalarında başkenti Budin’e taşıdı ise de şehir dînî merkez olma hüviyetini devam ettirdi Taç giyme merasimleri yine burada yapıldı Estergon’u ilk fetheden Osmanlı hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman‘dır Budin’i fethettikten sonra 1529’da Viyana’yı kuşatmak üzere Avrupa’ya hareket eden padişah Semendire Sancakbeyi Yahya Paşazâde Mehmed Beye öncü birlikleriyle ilerlemesini söyledi Mehmed Bey ve emrindeki kuvvetler yolları üzerindeki Estergon Kalesini kuşattılar Kale müdafîleri karşılarında Osmanlı askerini görünce silah atmaksızın kaleyi teslim ettilerse de bu hal kısa sürdü ve 1531’de elimizden çıktı![]() Estergon’un kesin olarak Osmanlı hakimiyetine girmesi Kanunî Sultan Süleyman Hanın 1543’te Avrupa’ya yaptığı Estergon Sefer-i Hümayûnu adıyla meşhur onuncu seferinde gerçekleşti ![]() Kanunî Sultan Süleyman Han Estergon’un fethi için muhteşem ordusu ile 1543 yılı Nisan ayının sonlarında Edirne’den yola çıktı ve Temmuz sonlarında Estergon’a geldi 29 Temmuz’da kaleyi muhasara etti Avusturyalılar Budin’i kaybettikten sonra Estergon’a önem vermişler büyük ölçüde tahkim etmişlerdi Sultan bu pek muhkem olan kaleye fetihten önce bir elçi heyeti gönderip onları İslam’a davet etti Teklifi reddedilince cizye vermelerini yoksa kan döküleceğini bildirdi Bu teklifin de reddedilmesi üzerine muhasara başladı 6 Ağustostan sonra daha da şiddetlendi On iki günlük bir kuşatmadan sonra düşman emân dileyerek 10 Ağustos 1543’te teslim oldu Camiye çevrilen büyük kilisede ilk Cuma namazını kılan Sultan kaleyi yeniden tahkim ettirdi Estergon’u sancakbeyliği hâline getirerek Budin Beylerbeyliğine bağladı Bundan sonraki tarihlerde Estergon serhat kalelerimizin en mühimlerinden olmuştur 140 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kalan Estergon şehri 1683 Avusturya Savaşı sırasında kesin olarak kaybedildi |
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#97 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...Gümrü Antlaşması İstiklâl Savaşında TBMM Hükümetiyle Ermenistan arasında 2 Aralık 1920’de imzâlanan ve Ermenistan’la Türkiye arasındaki savaşı sona erdiren antlaşma Bu antlaşma Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin imzaladığı ilk milletlerarası antlaşma olması bakımından önemlidir Birinci Dünya Savaşı sırasında Ekim 1917 Devrimi üzerine Kafkas Cephesindeki Rus orduları işgâl ettikleri doğu vilâyetlerinden çekilince Ermeniler merkezi Erivan’da olan bir Cumhûriyet kurup yaklaşık 50 000 kişilik bir Ermeni kuvvetiyle Rusların yerini aldılar Doğu vilayetlerimizde yaşayan Müslüman-Türklere zulüm yaptılar Şehirleri ve köyleri yakıp yıktılar Savunmasız ve mâsum insanları hunharca katlettiler Bu zulmü ve işgali önlemek için harekete geçen Osmanlı ordusu Erzurum Trabzon ve Van vilâyetlerini kurtardıktan sonra Osmanlı-Rus sınırını geçerek Güney Kafkasya doğrultusunda ilerledi Kars’tan sonra Gümrü’ye giren Osmanlı ordusu Ermenileri geri püskürttü Ermenileri kesin yenilgiye uğrattıktan sonra Ağrı’yı da ele geçirdi Ermenilerin isteği üzerine 31 Mayıs 1918’de Batum antlaşması imzalandı 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında kaybedilen topraklar yeniden Osmanlı Devletinin hâkimiyeti altına girdi![]() Birinci Dünya Savaşı sonunda 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütârekesi‘nden sonra Osmanlı Devleti Kafkasya Cephesindeki kuvvetlerini geri çekmek zorunda kaldı Önce Kafkasya ve Azerbaycan’ı boşaltarak Kars Ardahan Batum’a çekildi Ancak İngilizler buranın da boşaltılmasında ısrar ettiler Elviye-i Selâse adı verilen Kars Ardahan ve Batum da 31 Ocak 1919’da boşaltıldı Bu arada Kars’ta “Güney-Batı Kafkas Millî Şûrâ Hükümeti” kuruldu 13 Mart 1919’da Kars’ı işgal eden İngilizler Millî Şûrâ Hükümetini dağıtarak idâresinde Taşnak Komitelerinin hâkim olduğu şehri Ermenistan Cumhuriyeti askerlerine teslim ettiler 20 Nisanda da Gürcistan Cumhuriyeti Ardahan’ı işgal etti![]() İngilizlerin teşvik ve desteğiyle Doğu Anadolu’daki bâzı bölgeleri işgal eden Ermeniler Müslüman halka akla gelmedik işkence ve zulümleri yaptılar Şehirleri köyleri ve kasabaları yağmaladılar Pek çok kimse şehid oldu İşgalcilere karşı milis kuvvetleri vâsıtasıyla mücâdele eden Doğu Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir 26 Nisan 1920’de TBMM Hükümetine başvurarak askerî bir harekât için izin verilmesini istedi Fakat Ankara Hükümeti İtilaf Devletlerinin San Remo’daki toplantılarını öne sürerek böyle bir harekâtın siyâsî açıdan doğru olmayacağını belirtti Ermenilere karşı mücâdelenin Kars Batum ve Ardahan’daki (elviye-i selâse) milis çetelerinin güçlendirilerek yürütülmesi isteğini de Sovyet Hükümetiyle yeni münâsebet kurulmakta olduğunu ileri sürerek erteledi Daha sonra TBMM Hükümeti tarafından Doğu Cephesinde askerî harekâta başlanmasını kararlaştırdı Kâzım Karabekir Paşanın komuta ettiği Doğu Cephesi kuvvetleri 28 Eylül 1920’de ileri harekâta başladı 29 Eylül’de Sarıkamış 30 Ekim’de Kars geri alındı Ermenistan Cumhuriyetini barışa zorlamak için Gümrü yönünde ileri harekâtı sürdüren Türk birlikleri Ermenileri geri atarak Şahnalar’ı ele geçirdi ve Ermeni askerlerini Arpaçay’ın batı sırtlarına kadar sürdü Türk birliklerinin ilerlemesi üzerine Ermenistan Cumhuriyeti ateşkes istedi Kâzım Karabekir Paşanın ateşkes şartları kabul edilmeyince Doğu Cephesi kuvvetleri Arpaçay’ı geçerek 7 Kasım 1920’de Gümrü’yü aldı Gümrü’nün doğusunda bir hattı tutan Ermeni kuvvetleri yeniden bozguna uğratıldı Ateşkes şartlarını kabul etmek zorunda kalan Ermenistan Cumhuriyetiyle 22 Kasımda Gümrü’de barış görüşmelerine başlandı![]() 28 Kasım’da imzalanan ateşkes antlaşması uyarınca Ermeni kuvvetleri Arpaçay’ın 15 km doğusundan geçen hattın gerisine çekildiler ![]() Ermenistan Taşnak Hükümeti ile TBMM Hükümeti arasında sürdürülen barış görüşmeleri neticesinde 2 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması imzâlandı TBMM Hükümetinin imzaladığı ilk milletlerarası antlaşma olan Gümrü Antlaşmasına göre; Türkiye ile Ermenistan Cumhuriyeti arasında savaş durumu sona eriyor Ermeni işgâli altındaki Iğdır Tuzluca Kars geri alınıyordu Sınır; Karasu’nun döküldüğü yerden başlayarak Aras Irmağı Kekaç kuzeyine kadar Arpaçay-Karahan Deresi Tiğnis batısı-Büyük Kımlı doğusu-Kızıltaş-Büyük Akbaba Dağı çizgisinden geçiyordu Ermenistan Cumhûriyetinin güneyindeki Nahcivan Şahtahtı Şarur bölgeleri ileride yapılacak bir plebisitle (halk oylaması ile) idâre biçimi tespit edilmek üzere Türkiye Cumhuriyeti himâyesinde bir mahallî idâreye bağlanacaktı (Bu yöre daha sonra Moskova Antlaşmasıyla Âzerbaycan’a verildi)Antlaşmanın üçüncü maddesinde Türkiye’nin vaktiyle Osmanlı sınırları içinde bulunup antlaşma uyarınca Türkiye’de kalacak olan ve üzerinde Türkiye ile târihî etnik ve hukûkî münâsebeti olan toprakların hukûkî durumu konusunda Ermenistan Cumhuriyeti istediği takdirde antlaşmanın onayından sonra üç yıl geçince plebisite başvurmayı kabul edeceği belirtiliyordu Dördüncü maddesinde: Ermenistan Cumhuriyeti; emperyalist devletlerin kışkırtmalarıyla düzen ve güvenliği bozucu hareketlere girişilmesini önlemek için 1500’den fazla asker bulundurmamayı silahların sayısını sınırlandırmayı kabul ediyordu Bu konular Erivan’da bulunacak Türk temsilcisi tarafından denetlenebilecekti![]() Antlaşmaya göre; Birinci Dünya Savaşı sırasında düşman ordularına katılan veya işgal altındaki topraklarda kıyıma katılmış olanlar dışındaki göçmenlerin eski sınırlar içindeki yurtlarına dönmelerine izin veriliyordu Göçmenler bu haklarını bir yıl içinde kullanabilecekler bu süre içinde dönmeyenler hiçbir hak iddia edemeyeceklerdi![]() Taraflar Birinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıkan karşılıklı zarardan aklanıyorlardı Antlaşmanın 10 maddesine göre; Erivan Hükümeti Sevr Antlaşması‘nı geçersiz sayacağını emperyalist ülkelerde bir kışkırtma vâsıtası olan temsilci heyetlerini geri çağırmayı kabul ediyordu Ayrıca Türk Devleti bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü tehdit edebilecek saldırılara karşı Erivan Hükümetine antlaşmayla sağlanan haklara zarar vermemek şartıyla Ermenistan içinde geçici olarak askerî tedbirler alabilecekti![]() Antlaşmanın 18 maddesine göre antlaşma hükümleri TBMM ve Ermenistan Taşnak hükümetlerince onaylanacaktı Fakat antlaşmanın imzâlanmasından bir gün sonra Ermenistan Kızıl Ordunun denetimine girdiği için Gümrü Antlaşması onaylanamadı Ancak Türk ordusu elverişli konumda olduğu için 16 Mart 1921’de Sovyetler Birliğiyle imzâlanan Moskova Antlaşmasında Gümrü Antlaşmasının sağladığı durum korundu Antlaşmanın kararları büyük ölçüde Moskova Antlaşmasında yer aldı 13 Ekim 1921’de Ermenistan Âzerbaycan ve Gürcistan Sovyet hükümetleriyle imzalanan Kars Antlaşmasının temelini de Gümrü Antlaşması teşkil etmiştir![]() |
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#98 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...Cerbe Deniz Savaşı 1560’ta vuku bulan ve Haçlı donanmasının hezimetiyle sonuçlanan deniz savaşı Preveze yenilgisinin izlerini silmek isteyen Avrupalılar Türkleri Batı Akdeniz’den çıkarabilmek için Turgut Reis‘i Cerbe’de vurup askerini imha etmek gayesindeydiler Ancak bu sayede Tunus ve Trablus İspanya’nın eline geçerdi Türklerin burayı yeniden ele geçirmeleri ise yılları alırdı![]() Mehdiye Kalesinin yıkılmasından sonra Turgut Paşanın elindeki en müstahkem kale Cerbe Kalesiydi Turgut Paşa bilhassa son yıllarda burasını iyice tahkim etmişti Cerbe Adası Trablus’la Tunus’un arasında bulunduğundan buradan her iki ülkenin de kontrolü kolay oluyordu Bunun içindir ki Haçlılar‘ın ilk saldırı noktası Cerbe Adası idi Cerbe’de yenilen Türklerin Trablus’u savunmaları zor olacaktı Cerbe’de bin kişilik bir Türk kuvveti vardı Turgut Paşa’nın esas kuvvetleri Trablus’ta bulunuyordu ve bunların güçlü Haçlı donanmasına bir şey yapamayacakları meydandaydı![]() Nitekim Haçlıların Osmanlılar‘a karşı hazırlanmış ve kesin bir zafer kazanmayı aklına koymuş olan iki yüz parçadan mürekkep müttefik donanması ihtiyat olduğundan epey zamandır sefere çıkmayan Jan Andrea Doria kumandasında Cerbe önüne geldi Turgut Paşa bu muazzam kuvvete karşı koyamayacağını anlayarak Trablus’a çekilirken acele olarak Mora sancakbeyi vasıtasıyla durumu İstanbul’a bildirdi![]() Cerbe’yi almaya muvaffak olan İspanyol ve müttefikleri Osmanlı donanmasına karşı acele orayı tahkim ettiler Buna karşı Piyâle Paşa kumandasındaki Osmanlı donanması Cerbe Adası önüne geldi ve işte burada tarihte meşhur Cerbe Muharebesi yapıldı![]() Haçlı donanmasının başında başkumandan Andrea Doria bulunuyordu Donanma iki yüz gemiden müteşekkil olup buna 30 bin asker yüklenmişti 22 yıldan beri Preveze’den sonra Hıristiyan âlemi böyle bir armadayı bir arada görmemişti![]() Kaptan-ı Deryâ Piyâle Paşa komutasındaki Türk donanmasında ise Uluç Ali Reis Seydi Ali Reis ve Turgut Paşa (Reis) gibi tecrübeli kaptanlar bulunuyordu Donanma 120 parçadan müteşekkildi Bu tecrübeli deniz serdarları yaptıkları harp dîvânında düşmanı imha için Preveze’de kullanılan taktiği uygulamaya karar verdiler![]() Piyâle Paşa ve tecrübeli komutanları Haçlı armadasını 14 Mayıs 1560 sabahı pek az bir zayiatla birkaç saatte perişan ettiler Düşman askerinin 20 bini imha edildi Bu muharebe Andrea Doria’nın Preveze’de Barbaros’tan yediği silleden sonra müttefiklere vurulmuş ağır bir darbe oldu Müttefik kuvvetlerin 60 büyük gemisi batırıldı Büyükamiral Andrea Doria yaralı ve perişan bir halde alelade bir kayıkla hayatını zor kurtardı![]() Zaferi müteakip muhasara edilen Cerbe Kalesi kısa sürede tekrar fethedildi Kaledeki İspanyol Generali Alvaro bir gemiye atlayarak kaçmışsa da Turgut Paşa tarafından takip edilerek esir alındı Adanın idaresi Turgut Paşaya verildi![]() Cerbe’de Türk zayiatı Preveze’de olduğu gibi hayrete değer derecede az olmuştur Ancak birkaç küçük Türk gemisi batmış ve şehitlerin sayısı bini bulmamıştır
|
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#99 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...Rodos’un Fethi Kanunî Sultan Süleyman Hanın Rodos şövalyelerinin elindeki Rodos ada ve şehrini 29 Aralık 1522’de ele geçirmesi Anadolu’nun güneybatısında bulunan Rodos Adası ilk olarak 672′de Emevîler zamanında Bizanslılardan alındı Ada 680’de tekrar Bizanslılara geçti Daha sonra Akka’dan kovulan Hospitalier şövalyeleri buraya yerleştiler (1291) Hıristiyanların en kuvvetli ileri karakolu oldu Anadolu ve Mısır’a yönelik Haçlı seferlerinde üs olarak kullanıldı Fethi için birçok seferler düzenlendiyse de muvaffak olunamadı Fatih Sultan Mehmed Han zamanında fethe yaklaşıldı ise de yine muvaffak olunamadı (1480) Cem Sultan’ın Rodos şövalyelerinin eline geçmesi onları daha da azgınlaştırdı Bayezid Han‘dan sonra tahta geçen Yavuz Sultan Selim Hanın Mısır’ı fethetmesiyle Rodos’un önemi daha da arttı Anadolu’dan Mısır’a giden deniz yollarının emniyetinin tam olarak temin edilmesi artık katî bir zaruret hâlini almıştı Yavuz Selim Han bu maksatla hazırlıklara girişilmesini emretti Ömrünün vefa etmemesi yüzünden Rodos’un fethi oğlu Kanunî Sultan Süleyman Hana kaldı![]() Kanunî Belgrad’ı fethettikten sonra Avrupalıların kendi içişleriyle uğraşmalarından da istifade ederek Rodos’u fethetmeye karar verdi ![]() Kanunî’nin bu niyetini öğrenen şövalyelerin başı Vilye dö Lil Adam hazırlık yaparak şövalyeleri topladı ve yiyecek stoku yaptı ![]() Seferin serdarlığına İkinci Vezir Mustafa Paşa tayin edildi 300 harp ve 400 nakliye gemisinden meydana gelen donanmanın sevk ve idaresi ise Barbaros Hayreddin Paşa‘nın yanında yetişen meşhur amiral Kurdoğlu Muslihiddin Reis’e verildi 4 Haziran 1522’de İstanbul’dan donanmayla harekete geçen Mustafa Paşa 24 Haziran’da Rodos’a geldi Kanunî Sultan Süleyman ise 16 Haziran’da kapıkulu ve eyalet askerleriyle birlikte İstanbul’dan kara yoluyla harekete geçti![]() Mustafa Paşa Rodos’a gelince gemi kaptanlarıyla ve Kurdoğlu Muslihiddin Reis’le görüşerek adanın yardımına gelmesi muhtemel Avrupa gemilerine karşı limanın icap eden yerlerine muhafaza gemileri koyduktan sonra Öküzburnu mevkiinden karaya asker çıkardı Rodos şehrinin etrafına metrisler kazılıp getirilen büyük muhasara topları yerleştirildi![]() Kanunî Kütahya yoluyla Marmaris’e oradan da gemilerle Rodos’a çıktı (28 Temmuz) Teslim teklifinin şövalyeler tarafından reddi üzerine Ağustosun birinci günü kale dövülmeye başlandı![]() Bütün Ağustos ayı karşılıklı top ateşi ve yine karşılıklı lağım açmakla geçti Açılan top ateşiyle kalede mühim tahribat yapılmasına rağmen bu tahribat kısa zamanda düşman tarafından kapatılıyordu Türk lağımcılarının devamlı Rodos burçlarının altına açtıkları lağımlar Avrupa’nın en meşhur mühendisi olup şövalyelere yardıma gelen Gariele Martinengo’nun mukabil lağımlarıyla karşılaşıyor ve yer altında korkunç boğuşmalar oluyordu![]() Bu sırada 4 Eylül günü İleki Adasının da Kara Mahmud Reis tarafından zaptı haberi geldi Kahraman Reis kendisi de ön saflarda çarpışırken şehit olmuş fakat ada ele geçirilmişti 6 Eylülde ise Rodos’un kuzeybatısında bulunan İncirli Adası teslim oldu![]() Mısır Beylerbeyliğine tayin edilen Mustafa Paşanın yerine Ahmed Paşa serdar oldu ![]() Bu günlerde Rodos Kalesinin İngiliz Burcunun güney kısmı başarılı bir Türk lağımı ile havaya uçuruldu Şövalyelerin topçu generaliyle Üstad-ı âzamın (Rodos şövalyelerinin başı) alemdarı da ölüler arasındaydı Eylülün 12’sinde yapılan bir hücumda bu burca beş zafer bayrağı dikildi 24 Eylülde yapılan umumî hücumda Yeniçeri Ağası Bâli Ağa İspanyol Burcuna girip Türk bayrağını burcun tepesine diktiyse de netice alınamadı![]() 10 Aralığa kadar şiddetli top atışları lağımlar ve sık sık tekrarlanan umumî hücumlarla kale iyice yıpratıldı 18 Aralıkta yapılan bir umumî hücumda şövalyeler şehir içindeki istihkam ve hendeklerin arkasına çekilmeye mecbur kaldılar ve artık mukavemet etmenin imkânsızlığını da anladıklarından kaleyi teslim etmeyi kabul ettiler (20 Aralık 1522)![]() Teslim şartları arasında; şövalyelerin eşya ve top dışındaki silahlarını alıp on gün içinde Rodos’tan ayrılmaları; bu günler zarfında şehirdeki istihkâmların 4000 yeniçeri tarafından emniyete alınması ve asıl kuvvetlerin iki kilometre mesafede beklemesi yer alıyordu Kalenin boşaltma işlemlerinden sonra şövalyeler Üstâd-ı âzam gemilerine binip gittiler Rodos Kalesiyle beraber Oniki Adanın tamamı ve şövalyelere ait olan Bodrum da Osmanlı Devletine bırakılmıştı Osmanlı Devletine 20 000’den fazla şehide mâl olan bu fetihten sonra Kanunî Sultan Süleyman Han 29 Aralıkta şehre girip kaleyi gezdi 2 Ocak Cuma günü ise camiye çevrilen Saint Jean Kilisesinde Cuma namazını kıldı Nâmına okunan hutbeyi dinledi Aynı gün adadan ayrılıp Marmaris’e geçti![]() 3 Ocak günü Aydın Midilli Karasi Menteşe Saruhan sancakbeylerine Anadolu Beylerbeyi Kasım Paşanın nezaretinde Rodos’taki inşaat imar ve iskân işleri bitinceye kadar adada kalmalarını emredip İstanbul’a döndü Rodos’a derhal Türk göçmenleri yerleştirilmeye başlandı Ada bir sancak yapılıp Cezâyir-i Bahr-i Sefîd eyaletine bağlandı Sancakbeyi olarak Mehmed Bey tayin edildi Bundan sonra birçok cami imaret mektep medrese ve yol yapılıp ada imar edildi![]() |
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#100 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...Uyvar Seferi Osmanlı Devletinin Avusturya imparatorluğuna karşı yaptığı sefer (26 Mart - 13 Eylül 1663) Osmanlı Devleti ile Avusturya arasındaki Erdel meselesi sürekli bir anlaşmazlık konusuydu Erdel sınırındaki sancakbeyi ve valilerin devamlı şikâyeti ve Avusturya kuvvetlerinin sınır boyundaki saldırıları Avusturya’ya savaş açılmasına sebep oldu Fazıl Ahmed Paşa Serdar-ı ekremliğe tayin edildi Kırım Hanı Mehmed Giray da sefere çağırıldı Ordu İstanbul’dan Edirne yoluyla Belgrad’a geldi Belgrad’da Avusturya elçileri Reninger ve Baron de Goes imparatorlarının barış isteğini bildirdiler Fakat Osmanlı Devletinin barış için ileri sürdüğü şartlar kabul edilmeyince Sultan IV Mehmed Han sefere devam edilmesini emretti Fazıl Ahmed Paşa Avusturya başvekiline bir mektup göndererek Kanije karşısında yeni yapılan kalelerin yıkılmasını Erdel’den Avusturya askerinin çekilmesini istedi Osmanlı ordusu başvekilin cevabını beklemeden Zemlin tarafına geçti Cephane ve diğer malzemenin bir kısmı ince donanma ile yola çıkarıldı Ordu Drava ırmağı kıyısındaki Osijek (Eszek) kasabasına vardığında Avusturya başvekilinin cevabı geldi Mektupta Osmanlıların yanına gönderilen elçilerin barış yapmağa yetkili oldukları bildiriliyordu Elçiler bunun üzerine Fazıl Ahmed Paşa ile tekrar görüştüler Ancak bir anlaşmaya varılamadı![]() Avusturya imparatoru Leopold İsveç’ten yardım istedi Osmanlılar hemen harekete geçtiler Budin valisi Sarı Hüseyin Paşa Vezsprem taraflarına akın yaparak çok sayıda esir ve ganimet elde etti Ordu Budin’e geldiği zaman Ahmed Giray kumandasındaki Kırım süvarileri Osmanlı kuvvetlerine katıldı 16 Temmuz 1663′te Budin’de toplanan savaş meclisinde Uyvar üstüne yürünmesi uygun görüldü 30 Temmuz 1663′te Osmanlı ordusu Budin’den hareket ederek Tuna’nın sol kıyısındaki Ciğerdelen sahrasına geçti Avusturyalılar Osmanlı ordugâhına baskın yapmak istedilerse de başarılı olamadılar; 6000 ölü ve 1000 kadar esir vererek kaleye çekilmek zorunda kaldılar Ciğerdelen’den hareket eden Osmanlı ordusu 15 Ağustos 1633′te Uyvar kalesini kuşattı Kalenin teslimi istendi; fakat olumlu karşılık alınamadı Avusturyalı general Montecuccoli’nin Uyvar’a yardıma geldiği öğrenildi; Kaplan Mustafa Paşa kumandasında Tatar Kazak Eflak ve Boğdanlılardan meydana gelen 80 000 kişilik bir kuvvet bunları yenilgiye uğrattı Kuşatmanın 38 gününde (13 Eylül 1663) kale kumandanı bir elçi yollayarak teslim olacaklarını bildirdi![]() Avusturyalıların teslim şartları şunlardı: 1 Mal ve canlarına zarar gelmeyecek; 2 Ağırlıklarının taşınması için araba verilecek; 3 Osmanlı ordusunun içinden geçilmeyecek; 4 Kaleyi iyi savunduklarına dair ellerine mektup verilecek; 5 Yanlarında yiyecek bulundurulacak; 6 Yaralılara bakılarak iyileşenler geri yollanacak; 7 Kaleden bayrak açıp trampet çalınarak çıkılacaktı Teslim şartları uygun bulundu Kaplan Mustafa Paşa kaledekileri Komarno adasına götürdü Yerli halka aman verildi Kale iyice onarılarak içine yeteri kadar asker ve malzeme konuldu![]() |
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#101 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...Hint (Hind) Seferleri Osmanlıların Hint Denizindeki Portekiz hakimiyetini kırmak için giriştikleri deniz seferleri On beşinci asrın son yıllarında Portekizliler Ümit Burnunu geçip Hindistan kıyılarına ulaşan deniz yolunu keşfettiler Bu durum Hindistan ticaretinin yolunu değiştirdi O zamana kadar Hindistan’dan yüklenen mallar Basra Körfezi ve Kızıldeniz yoluyla İskenderiye veya Suriye limanlarına geliyor Venedik gemileri ile Avrupa’ya ulaşıyordu Hint ticaretinin Portekizlilerin eline geçmesi Memlûklar‘ın ekonomisini sarstı Ancak Portekizlilerin hakimiyetinin kırılması için yaptıkları çalışmalar donanmaların güçsüz olması sebebiyle yetersiz kaldı Mısır ve Suriye Osmanlılar‘ın eline geçince (1517) Kızıldeniz ve Basra Körfezi ağızlarının Portekizlilerde bulunması siyasî ve iktisadî yönden mahzurluydu Mısır Beylerbeyi Hadım Süleyman Paşanın teklifi ile 1530’da Süveyş’te bir donanma inşasına başlandı Süleyman Paşa donanmayı 1532 yılı başlarında sefere çıkacak hâle getirdi Ancak Süleyman Paşa Alman ve Irakeyn seferlerine katılmak emri aldığı için Hindistan Seferi gecikti 1535’te Gücerât Hükümdarı Bahadır Şah İstanbul’a gönderdiği elçi ile padişahtan Portekizlilere karşı yardım istedi Mısır Beylerbeyi Hadım Süleyman Paşa Hindistan sularına kuvvetli bir sefer yapmakla görevlendirildi![]() Hadım Süleyman Paşanın komutasındaki Osmanlı donanması 1538 Haziranında hareket etti İlk olarak Kızıldeniz’in kapısı olan Aden’i zaptetti Süleyman Paşa Hindistan’a Diyu şehrine ulaştığında Bahadır Şah Portekizlilerce öldürülmüş ve yerine yeğeni Üçüncü Mahmud geçirilmişti Mahmud Portekizlileri tutuyordu Süleyman Paşa Diyu şehrini muhasara etti Fakat yirmi gün sonra Portekiz donanmasının yardıma gelme tehlikesi üzerine kuşatmayı kaldırıp geri döndü Yemen’de Zebîd’i ele geçirdi Yemen Beylerbeyliği kuruldu (1540) Bu sefer neticesinde Hint Okyanusundaki Portekiz üslerine kuvvetli bir korku verilmiş oldu![]() Portekizliler Osmanlıların Hint sularında güçlü bir donanma ile görünmesini iktisadî ve dinî vaziyetleri için çok tehlikeli gördüler Portekiz’in yeni genel valisi 1541 yılı başlarında güçlü bir donanma ile Kızıldeniz’deki Osmanlı donanmasını yok etmek üzere yola çıktı Ancak bu sefer bir miktar coğrafya bilgisi öğrenmenin yanında Kızıldeniz’de Osmanlı tahkimatının artmasından başka bir işe yaramadı Portekizlilerin bu seferden sonra başlayan barış teşebbüsleri Osmanlıların işlerine yaradı Doğu Afrika ve Güney Arabistan limanları Portekiz baskısından kurtuldu Osmanlı gemileri huzuru temin etti 1500’lü yılların başından beri Portekiz baskısıyla aksamış olan Mısır-Hindistan ticareti Osmanlıların Kızıldeniz ve Hind Okyanusunda güçlenmeye başlaması üzerine tekrar canlandı Ayrıca Osmanlılar Hint Okyanusuna Basra Körfezinden de yeni bir yol açmayı planlıyorlardı Bu arada Aden Portekiz taraftarı yerli bir emîrin eline geçti ise de Yemen Beylerbeyi Ferhad Paşa tarafından geri alındı (1548) Osmanlıların Kızıldeniz’den sonra Basra Körfezinden Portekizlileri atma çalışmaları iki devletin arasını açtı Osmanlılar bir Hint Seferine karar verdiler Pîrî Reis Hint Kaptanlığına tayin edildi Basra Beylerbeyi Kubad Paşaya da 15 000 asker ve gemilerle hazır bulunması emredildi Pîrî Reis Maskat’ı vurduktan sonra Hürmüz’ü kuşattı (1552) Ancak Basra’dan kuvvet almadan bu işe girişmesi başarısız kalmasına sebep oldu Üç kadırga dışında askerlerini Basra’da bırakıp Süveyş limanına döndü Hürmüz kuşatmasındaki tedbirsizliği Pîrî Reis’in idamına sebep oldu![]() Pîrî Reis’in idamından sonra Hint Kaptanlığına Katif Sancak beyi Murat Reis atandı (1552) Pîrî Reis’in başlattığı seferi sonuçlandırmak ve Basra’dan aldığı donanmayı Süveyş’e götürmek için yola çıktı Ancak Hürmüz Boğazında Portekiz donanması ile yaptığı mücadelede çok zayiat verip Basra’ya geri döndü![]() Basra’da yeniden hazırlanan Osmanlı donanması Seydi Ali Reis’in komutasında yola çıktı (1554) Hürmüz Boğazını geçtikten sonra Umman kıyılarında karşılaştığı Portekiz donanmasını bozguna uğrattı Üslerine yakın olan Portekizliler hazırlanıp yeniden saldırdılar Yapılan savaşta her iki taraf da çok zayiat verdi Portekizlilerin yanında dalgalar ve fırtınalarla da uğraşan Seydi Ali Reis elinde kalan dokuz gemi ile Gücerat Sultanına sığındı Yorucu bir yolculuktan sonra İstanbul’a döndü (1556) Bu hadiselerden sonra küçük çapta bazı çarpışmalar olduğu görülmektedir Açe Sultanı Alâeddin’in isteğiyle (1565) yola çıkarılan Kurdoğlu Hızır Reis komutasındaki donanma Yemen’de çıkan isyan üzerine bir yıl tehir edilip bilâhare Seyyid Kemal Reis komutasında Açe’ye yardım gönderildi![]() Hint Seferleri sonunda önceden Portekiz denetiminde olan Kızıldeniz Basra Körfezi ve Hint Okyanusu sularında artık Osmanlıların mevcudiyeti tartışılmaz hâle geldi Bilhassa bölgedeki Portekiz idaresinin sarsılmaya başlaması tutumlarının yumuşamasına yol açtı ve Osmanlı ile Portekizli idareciler anlaşma zemini aramaya başladılar Nitekim 1560-1566 yılları arasında Akdeniz’de ticarî faaliyetler canlandı; Kızıldeniz ve Basra Körfezi de daha işlek hâle geldi Bu düzen on yedinci yüzyılın başlarına kadar devam etti![]() |
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#102 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...Preveze Deniz Savaşı (Preveze Zaferi) Kaptan-ı deryâ Barbaros Hayreddin Paşanın Andrea Doria komutasındaki Haçlı donanması ile yaptığı deniz savaşı 27 Eylül 1538’de Adriyatik Denizinin Arta Körfezi kıyısında Preveze Kalesi önündeki açık sularda yapılmış ve Osmanlı donanmasının zaferiyle sonuçlanmıştır Başlangıçta Osmanlı Devleti‘nin emrinde olmayan Barbaros Hayreddin Paşa ve arkadaşlarının Akdeniz hâkimiyetinde rolü çok büyüktür Bu kahraman Türk denizcileri Cezayir ve Tunus’ta yerleşmeye çalışan Avrupalıları oralardan söktüler ve denizlerin arslanı oldular Yavuz Sultan Selim bu kahramanlara asker ve top göndererek yardım etti Kanunî Sultan Süleyman Macaristan’da zaferler kazanırken onlar da aynı yılda yani 1525’te Akdeniz’in kuzey sahillerini vuruyor Hıristiyan donanmalarını zapt ediyorlardı İmparator Şarlken’in Barbaros’a karşı gönderdiği Kaptan Andrea Doria mağlup olarak Septe Boğazını aştı Türk denizcileri İspanyolların zulmüne uğrayan yetmiş bin Endülüslü Müslümanı Kuzey Afrika sahiline çıkardı Bu büyük zafer üzerine Kanunî Barbaros’u 1533’te İstanbul’a davet etti Barbaros gelirken birçok zafer daha kazandı Padişah onu merasimle karşılattı Kendisini ve devletini Padişahın emrine veren büyük denizci Kanunî tarafından Cezayir Beylerbeyliğine tayin olundu![]() Diğer taraftan Almanya İmparatorluğu ve İspanya Krallığı Papalık ve Venedik hükümetleri Müslüman Türkleri Akdeniz’den atmak için Osmanlı Devletine karşı ittifak kurdular Bunun üzerine Kanunî 1537-38 kışında yeni bir donanma hazırlanmasını emretti Dört elle işe başlayan Kaptan-ı deryâ Barbaros Hayreddin Paşa daha hazırlıklarını bitirmeden Mısır’dan yola çıkan hazinenin muhafazası için kırk gemiyle denize açılmak mecburiyetinde kaldı Mısır’dan gelecek gemileri vurmak için Girit sularında kırk gemiyle pusuya yattığı haber alınan Andrea Doria Barbaros’un geldiğini duyunca kaçtı Fakat Osmanlı donanması geri dönmeyip Şira Patnos Naksos vs adalarını aldı Bu esnada tamamlanan doksan gemi de donanmaya katıldı Mısır’dan gelen Salih Reis komutasındaki yirmi parça gemi de Barbaros’un gemileri arasına katıldı Gemi sayısı yüz elliye ulaştı![]() Girit Adası kalelerini zorlayıp bir hayli ganimet alan Barbaros Hayreddin Paşa kürekçi ve asker ikmali yaptı Barbaros komutasındaki Osmanlı donanması İstanköy Adasında ikmal ve istirahatla meşgulken Hıristiyan ittifakı da gittikçe güçlendi Barbaros’un korkusundan Akdeniz kıyılarındaki koylara hapsedilmiş bir vaziyete giren Haçlı devletleri Osmanlılara karşı sıkı birlik kurdular İrili ufaklı filolardan muazzam bir Haçlı donanması meydana getirdiler![]() Bu Haçlı donanmasının başına getirilen ünlü Cenevizli amiral Andrea Doria Osmanlıya tâbi Mora Yarımadası kıyısındaki Preveze’ye taarruz ederek kaleyi kuşattı Haberi alan Barbaros Turgut Reis komutasında yirmi gemilik bir gönüllü filosu gönderdi Zanta sularında kırk gemilik düşman karakol filosuna rastlayan Turgut Reis hemen dönüp Barbaros’u haberdar etti Zanta’daki düşman filosu da Andrea Doria’ya Osmanlı donanmasının yaklaşmakta olduğunu haber verdi Barbaros’un yaklaştığını öğrenen Andrea Doria Preveze muhasarasını kaldırıp donanmasını toplamak üzere kuzeye çekildi Venedik’e ait Kefalonya Adasını bombardıman eden Hayreddin Paşa Preveze’ye varıp kaleyi tamir ettirdi ve sağlamlaştırdı![]() Denizlerdeki Müslüman hakimiyetini ortadan kaldırmak için bir araya gelmiş olan müttefik Haçlı donanması Korfu civarında toplanarak Osmanlı donanmasını nasıl yeneceklerini tartıştılar Kara harekâtı teklifine karşı olan Andrea Doria’nın isteği kabul edildi Haçlı donanmasının mevcudu 162 kadırga ve 140 bârça olup tamamı 302 idi Bu gemilerde 2500 top ve 60 000 asker vardı Türk donanması ise kürekli yani çektiri sınıfından olarak 122 parçadan ibaretti Gemilerin baş tarafında üçer adet uzun menzilli 166 adet top bulunuyordu Ayrıca donanmada gemi mürettebatı yanında yeniçeri ve tımarlı sipahilerden olmak üzere toplam 20 000 asker bulunuyordu Görüldüğü gibi Türk donanması adet itibariyle düşmana nazaran üçte bir ve top itibariyle on altıda birdi Bundan başka Türk donanmasında sekiz bin cenkçi askere karşı müttefiklerin gemilerinde altmış bin silahlı asker bulunuyordu![]() Müttefik donanması henüz Preveze önüne gelmeden evvel Barbaros kumandanları toplayarak görüştü Kumandanlardan Sinan Reis ile sancakbeyleri düşman donanmasının Akceom Burnuna asker çıkarma tehlikesine karşı orasının tahkim edilmesini söyledilerse de Barbaros buna lüzum olmadığını beyan etti Fakat kumandanların ısrarı üzerine teklife muvafakat ederek oraya bir miktar asker çıkardı Kendisi gemi kaptanlarına lâzım gelen talimatı verdi![]() |
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#103 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...Gerçekten de Akceom’a asker çıkarılması çok isabetli oldu Preveze önüne gelen müttefik donanması Akceom sahiline keşif müfrezeleri gönderdiyse de Türklerin tüfek atışıyla karşılaştıklarından geri döndüler![]() Nihayet 27 Eylül günü devrin iki muazzam donanması karşı karşıya geldi Osmanlı donanmasının merkezinde Kaptan-ı deryâ Barbaros Hayreddin Paşa; sağ kanadında Salih Reis; sol kanadında büyük coğrafya ve matematik âlimi meşhur denizci Seydi Ali Reis; ihtiyatta da Turgut Reis Murad Sadık Güzelce reislerle gönüllüler vardı Müttefik Haçlı donanmasının başında Avrupa’nın en meşhur amirali Andrea Doria ve Venedikli Marco Grimari ile Papalık donanma komutanı Vicent Capallo bulunuyordu Haçlılar çeşitli devlet ve milletlerden meydana geliyordu Aralarında Türk düşmanlığı hissinden ve Haçlı dayanışmasından başka birliği teşkil eden unsur yoktu Osmanlılar ise kumandanlarına son derece hürmetkâr olup maneviyatları pek yüksekti![]() Muharebe başlamadan önce Barbaros Hayreddin Paşa bütün reisleri Kaptan-ı deryâ baştardasına toplayıp gemi silâh ve sayıca fazla olan düşman donanmasının tâbiye üstünlüğünün saf dışı edileceğini anlattı Galip gelindiği takdirde Akdeniz’de mutlak bir Osmanlı hakimiyetinin tesis edileceğini ifade edip maneviyatlarını yükseltti Gemilere üçer top yerleştirip hilâl şeklinde muharebe nizamına soktu![]() Haçlı komutanı Andrea Doria’nın yaptığı harp nizamında Venedik ve Papa filoları önden gidiyor İspanya ve Ceneviz filoları onları takip ediyordu Rüzgâr Haçlı donanmasının arkasından esiyor Osmanlı donanmasına adım atma fırsatı vermiyordu Preveze önündeki limanın girişini kapatarak Osmanlı donanmasının çıkışını engellemek isteyen Haçlı donanması kuvvetli rüzgârı arkasına alıp Preveze’ye doğru hareket etti Hava çok sisliydi Rüzgârın Osmanlı donanması lehine yön değiştirmesi ve sisin dağılması ile Haçlı donanması kendisini Türklerin önünde buldu Barbaros Hayreddin Paşa kırk gemilik bir filoyla Haçlı müttefik donanmasına saldırıp onları ikiye ayırdı Andrea Doria geri çekilerek Korfu Adasına döndü Müttefik donanma amirallerinin ısrarı ile gemileri üç saf halinde tertip edip tekrar taarruza geçti Haçlı donanmasının en önünde büyük savaş gemileri olan kalyonlarla karakalar ikincisinde kadırgalar üçüncüsünde de küçük gemiler arka arkaya dizilmişti Andrea Doria birinci safı kendisine siper alıp ikinci safta savaşı idare ediyordu Her türlü manevra imkânı olan Osmanlı gemileri önünde can derdine düşen Venedik kaptanı geriden gelen Andrea Doria’dan yardım istedi Fakat Haçlı gemilerini yakalamakta usta olan Barbaros bu fırsatı kaçırmayıp bazısını batırıp kimisini de esir aldı Geri kalanlar kaçtı Andrea Doria durumun kötüye gittiğini görünce müttefiklerinin imdat istemelerine bakmayarak selâmeti kaçmakta buldu Barbaros Hayreddin Paşa batırdıklarından başka yirmi dokuz gemi ve üç bine yakın Haçlı askerini esir aldı Osmanlılar ise dört yüz şehit ve sekiz yüz yaralı verdi Bir Osmanlı gemisi de hasar görmüştü![]() Aldığı gemileri tamir edip yaraları sardıktan sonra kaçan düşmanı aramak için yola çıkan Barbaros Korfu Adasına sonra Avlonya’ya gitti Fakat Haçlıları yakalayamadı Kışın yaklaşması üzerine Preveze’ye Turgut Reis’i bırakarak İstanbul’a döndü![]() Preveze Zaferi Boğdan Seferinden dönüşte Barbaros’un oğlu başkanlığında gönderilen bir heyet vasıtasıyla Yanbolu’da iken Sultan Süleyman Hana arz edildi Bu zafer haberine çok sevinen Sultan Süleyman Han Barbaros ve arkadaşlarına duadan sonra kaptan paşa haslarına yüz bin akçe zam yaptı ve bütün ülkelere fetihnâmeler gönderdi![]() Preveze Zaferinden sonra Akdeniz Türk gölü hâline geldi Her biri birer deniz kurdu olan Osmanlı leventlerine denizler dar gelip okyanuslara açıldılar Avrupa krallarının desteğindeki deniz korsanlığının önüne geçilip deniz seyahati ticareti ve sahildeki halkın emniyet ve huzuru sağlandı Kuzey Afrika’daki İslâm devletleri Avrupa devletlerinin tecavüzlerinden korundu Denizden hac yolu emniyet altına alınarak hacılar korsan taarruzundan emin olarak hac yaptılar![]() |
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#104 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...Otranto Seferi Fatih zamanında Gedik Ahmed Paşa’nın Otranto’ya (Taranto) yaptığı sefer (1480) Aragon ve Napoli kralı olan Alfonso Akdeniz’de büyük bir imparatorluk kurmak amacıyla Osmanlı Devleti‘ne karşı düşmanca bir siyaset takip etti; Arnavutluk’ta İskender Bey’e yardım ederek Türkleri Adriyatik kıyılarından uzak tutmak istedi Yerine geçen oğlu Ferdinando I de babasının siyasetini sürdürdü Eğriboz adasının alınmasından sonra Ferdinando I Osmanlılara karşı kurulan haçlı ittifakına girdi Osmanlı Devleti de Venedik ile barış yaptığı halde (1479) Napoli krallığı ile anlaşmaya yanaşmadı Fatih Napoli krallığına karşı harekete geçti Osmanlı Devletine vergiyle bağlı olan Zenta Kefalonya ve Ayamavra adaları beyi Leonardo’nun Osmanlı Devletinin izni olmadan Napoli kralının akrabalarından bir kızla evlenmesi sebep sayılarak Napoli krallığına savaş açıldı ve Güney İtalya’nın alınmasına karar verildi Osmanlı Devletini bu sefere Napoli krallığıyla savaş halinde olan Venedik de teşvik etti Gedik Ahmed Paşa Otranto limanına asker çıkardı ve Otranto alındı (11 Ağustos 1480) Gedik Ahmed Paşa Otranto yakınındaki diğer kalelerin de ele geçirilmesiyle uğraştığı sırada Fatih öldü; oğlu II Bayezid Han Gedik Ahmed Paşa’yı geri çağırdı Gedik Ahmed Paşa yerine Hayreddin Paşa’yı bırakarak İtalya’dan ayrıldı Ferdinando I Macar kralı Matyas Corvinus’un da yardımıyla Türklerin zaptettiği kaleleri ve Otranto’yu geri aldı (10 Eylül 1481) II Bayezid Han Cem Sultan olayı yüzünden İtalya meselesiyle uğraşamadı![]() |
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar... |
|
|
#105 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...Ankara Savaşı Osmanlı sultanı Yıldırım Bayezid Han ile Timur Han’ın Ankara’da yaptıkları savaş (1402) Yıldırım Bayezid Han; Niğbolu zaferiyle Rumeli‘de Osmanlı hâkimiyetini tesis ettikten sonra Anadolu‘da birliği sağlamak için harekete geçti Bu niyetle Aydın Menteşe Karaman ve İsfendiyaroğulları beyliklerine son verdi Ancak bu beyliklerin başındaki beyler Asya’da kuvvetli bir devlet kurup batıya yönelen Timur Han‘a sığındılar Aynı şekilde Timur Han’ın hükümdarlığına son verdiği Karakoyunlu beyi Kara Yusuf ile Tebriz hükümdarı Ahmed Bey de Yıldırım Bayezid Han’a sığınmış Erzincan beyi Mutahharten de akrabalarını Yıldırım Bayezid Han’a göndererek yardım istemişti Timur Han’a sığınan Anadolu beyleri Osmanlı sultanı hakkında; Timur Han’ın önünden kaçan beyler de Yıldırım Bayezid Han’a Timur’la ilgili olmadık şeyler söyleyip kötüleyerek her iki Müslüman Türk hükümdarının arasını açtılar iki taraf da karşılıklı kendilerine sığınanları müdafaa ettiler Timur Han Yıldırım Bayezid Han’a mektup göndererek kendisine sığınanların iadesini istedi Bu mektuplarda her iki hükümdarın birbirlerine hakaret dolu sözlere yer verdikleri ilim adamları arasında kabul görmemektedir Bugün bilinen hakaret dolu mektupların sahte olduğu ispatlanmıştır Yıldırım Bayezid Han Timur Han’ın isteğini kabul etmeyince savaş kaçınılmaz oldu![]() Timur Han kuvvetli bir ordu ile Anadolu içlerine doğru harekete geçti Bunu haber alan Yıldırım Bayezid Han da İstanbul kuşatmasını kaldırarak kuvvetlerini Bursa’da toplamaya başladı Bursa’dan hareket eden Osmanlı ordusu iki koldan yürüyerek Ankara önüne geldi Bu sırada Timur Han Sivas’ı ele geçirmişti Onun Sivas’ta olduğunu haber alan Yıldırım Bayezid Han ağırlıklarının bir kısmını Ankara’da bırakarak Akdağmadeni ve Kadışehri dağlık mıntıkasında mevzi almak istedi İki ordunun öncü kuvvetleri Sivas ve Tokat bölgelerinde karşılaştılar ise de Osmanlı sultanı Sivas ile Tokat arasındaki geçitleri tuttuğundan burada muharebe yapmayı kendisi için tehlikeli gören Timur Han Kayseri’ye doğru yürüdü Timur Han Yıldırım Bayezid Han’ı kendisine doğru çekmek istediyse de duruma vâkıf olan Yıldırım Bayezid Han bu oyuna gelmedi ve yapacağı taarruzun zamanını beklediTimur Han Kırşehir üzerinden hızla Ankara önlerine gelerek kaleyi kuşattı Kale muhafızı Yakub Bey kaleyi şiddetle müdafaa etti Timur Han Osmanlı ordusunun geleceğini tahmin ettiği yolu iyice tahkim etti Osmanlı ordusu ise onun hiç beklemediği taraftan ve tahmininden çok erken Ankara önlerine geldi![]() Osmanlı ordusunun merkezinde Yıldırım Bayezid Han bulunuyordu Yanında sadrazam Çandarlı Ali Paşa şehzade İsa Mustafa ve Musa Çelebiler yer alıyordu Sağ cenahta bulunan Anadolu birliklerine vezir Timurtaş Paşa sol cenahta yer alan Rumeli birliklerine Şehzade Süleyman Şah kumanda ediyordu; ihtiyat kuvvetlerinin başında da Şehzade Mehmed Çelebi bulunuyordu Sol cenahın ihtiyat kuvvetlerini Sırbistan despotu ve Sultan’ın kayın biraderi Stefan Lazareviç’in kumandasında yirmi bine yakın zırhlı Sırp askeri meydana getiriyordu Merkez ihtiyatında Karakoyunlular sağ cenahın ihtiyatında Kara Tatarlar denilen Türkleşmiş Moğollar yer alıyordu Ayrıca Süleyman Şah’ın kumandasında akıncı kuvvetleri de vardı Osmanlı askerinin sayısı yetmiş binden fazla idi![]() Timur Han ordusunun merkezinde yer almıştı Torunu Muhammed Mirza zırhlı ve atlı olan Mâverâünnehir askeri ile ihtiyatta idi Diğer torunları Pir Muhammed ve İskender Mirza Muhammed Mirza’nın yanında yer alıyorlardı Sağ cenaha üçüncü oğlu Miranşah sol cenaha ise dördüncü oğlu Şahruh Mirza kumanda ediyordu Zırhlı otuz iki fil ordunun önünde dizilmişti İkiye ayrılmış olan merkez kuvvetlerinin sağ tarafına Timur Han’ın ikinci oğlu Ömer Şeyh Mirza sol tarafına ise Emîr Celâl İslâm kumanda ediyordu Akkoyunlu sultanı Osman Bey ile Emîr Cihan Şah’ın tümenleri sağ cenahın önünde yer almıştı Mutahharten Bey Karamanoğlu Aydınoğlu Menteşeoğlu Germiyanoğlu Saruhanoğlu ve Candaroğlu sağ cenahta yer almışlardı Çağatay sultanı Mahmud Han Timur’un yanında idi![]() Muharebe günü sabah namazından sonra Yıldırım Bayezid Han askerlerine veciz bir hitabede bulundu Fakat karşı taraf da Sünnî Müslüman ve Türk olduğu için askerin Hıristiyan ordularına karşı gösterdiği başarıyı gösteremeyeceği ortada idi![]() İki ordu Ankara’nın kuzeydoğusundaki Çubuk ovasında 28 Temmuz 1402 tarihinde karşılaştı Burada o devrin en büyük kumandanlarından ikisi arasında tarihin en büyük savaşlarından biri oldu Fil görmemiş Osmanlı atları ürktü Osmanlı ordusundaki Kara Tatarların aniden Timur tarafına geçip Rumeli sipahilerinin arkasından ok atmaya başlamaları Osmanlının taarruz gücünü kırdı Bu sırada Osmanlı ordusundaki Karaman Candar Germiyan Aydın Menteşe ve Saruhanlı sipahileri karşı tarafta bayrak açmış olan beylerini görünce Timur Han’ın tarafına geçtiler Yıldırım Bayezid Han’ın yanında az bir asker kaldı Osmanlı ordusunun bir kısmı geri çekildi Kara Timurtaş ve Firuz paşalar birlikleri tamamen bozuluncaya kadar dayandılar Yıldırım Bayezid Han gün batarken üç bin kişi ile Çataltepe’de muharebeye devam ediyordu Burada süren üç saatlik vuruşmadan sonra mağlûbiyeti anlayınca etrafındaki askerleri yararak kurtulmak istedi Yıldırım Bayezid Han’ın atı yaralanınca oğlu ile beraber Çağatay hanı Sultan Mahmud Han’ın kumanda ettiği birlik tarafından esir alındı![]() Timur Han kendisini iyi karşıladı ve tesellide bulundu Bir Osmanlı padişahına yaraşır şekilde izzet ve ikramda bulundu Timur’un Yıldırım Bayezid Han’a iyi davranmadığı iddiaları uydurmadır Ancak esaret zilletini çekemeyen Yıldırım Bayezid Han kederinden ve nefes darlığından kırk dört yaşında vefat etti Timur Han ölüm haberini alınca; “Yazık oldu büyük bir mücahid kaybettik” demekten kendini alamadı![]() Ankara Savaşı Orta Çağ’ın en büyük meydan muharebesidir İki yüz binden fazla Türk askeri birbiri ile savaşmıştır Anadolu topraklarında iki Müslüman devlet arasında yapılmış olan büyük meydan muharebelerindendir Ankara Savaşının önemli neticeleri arasında; Anadolu Türk birliğinin parçalanması Bizans ve İstanbul fethinin elli yıl daha uzaması ve Osmanlı Devleti‘nin gelişmesinin en azından yarim asırdan daha fazla gecikmesi sayılabilir![]() Timur Han Ankara Savaşında kırk bine yakın zayiat vermiştir Halbuki o bu muharebeye kadar altı binden fazla kayıp vermemişti Buna Osmanlı ordusundaki sevk ve idarenin mükemmeliyeti sebep olmuştur Bazı tarihçiler Yıldırım Bayezid Han ile savaştığı için Timur Han’ı haksız olarak kötülemekte harp sahasında olanları zulüm ve ortalığı kana boyamak şeklinde bildirmektedir Halbuki bunun iki devlet arasında bir hâkimiyet savaşı olduğu unutulmamalı bu savaş tarafsız bir şekilde ele alınıp değerlendirilmelidir
|
|
|
|